<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Sağlık</title>
         <link>https://www.canim.net/saglik/</link>
         <description>Sağlık haberleri için tıkla, son dakika sağlık haberleri ve güncel sağlık haberleri burada.</description><item>
			<title><![CDATA[Nasıl Huzurlu Olunur?]]></title>
			<description><![CDATA[Nasıl huzurlu olunur sorusuna cevap arar gibisiniz . Öncelikle huzurlu olabilmek için kendimizi tanımamız ve nelerden mutlu olacağımızı bilmemiz önem teşkil eder , mutlu olacağımız şeyleri bilmiyorsak bunları da keşfetmemiz gerekir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Nasıl Huzurlu Olunur?
Nasıl huzurlu olunur sorusuna cevap arar gibisiniz. Öncelikle huzurlu olabilmek için kendimizi tanımamız ve nelerden mutlu olacağımızı bilmemiz önem teşkil eder, mutlu olacağımız şeyleri bilmiyorsak bunları da keşfetmemiz gerekir. Sizi en çok ne tanımlar, siz aslında kimsiniz? Bu sorulara verilecek olan cevaplar bizi tanımlamaktadır, aynı zaman da konfor alanımızdaki huzurumuzda çok önemlidir. Eviniz dağınık ve kirliyse bu psikolojinizi olumsuz etkiler ve davranışlarınıza da yansır örnek verecek olursak sinirli olursunuz, eşyalarınızı kaybedebilirsiniz ve kendinizi huzur dolu hissetmeyebilirsiniz. Eviniz temiz ve düzenli olursa bu sizin psikolojinizi olumlu etkiler ve sizi bir şeyler yapmaya teşkil eder.

Huzurlu olmak ve diğer insanlar ile aramızdaki ilişki
Huzurlu olmak ve diğer insanlar ile aramızdaki ilişki psikolojimizi doğrudan etkilemektedir. Hayatımızı olumsuz etkileyen ve bizi rahatsız eden şeylerden uzak kalmamız kendimize ve bedenimiz verdiğimiz değeri yansıtır. Dedikodu yapan, sizi aşağılayan veya enerjisini size yansıtan insanlardan uzak durmanız gereklidir. Kontrol konusuna gelecek olursak sizi kontrol etmeye çalışmalarına izin vermemeniz gerekir, kendi kararlarınız ve prensipleriniz olmalıdır böylece insanlar size saygı duyarlar ve sınırlarınızı da korumuş olursunuz. Kendinize vakit ayırın ve negatif ilişkilerden olabildiğince uzak durun hem günlük yaşantınızda, hem de ikili ilişkilerde bunu uygulayın ve sonucu görün.

Huzurlu olmak , beslenme ve spor
Huzurlu olmak , beslenme ve spor konusuna değinecek olursak, bol su içmek ve mutluluk hormonu olan Serotonin hormonunu besinlerden almamız gereklidir. Bu hormon eksikliğinde depresyona girme ihtimaliniz oldukça yüksektir. Spor yapmak da bir o kadar önemlidir eğer sürekli hareketsiz kalırsanız bu vücudunuzdaki oksijen seviyesini azaltır ve vücudunuzda ağrılar şeklinde size geri döner. Hareketli bir yaşam tarzı seçen insanlara dikkat ederseniz, her sabah sporlarını yapar ve bu da onları enerjik kılar. Spor yapamayacağınızı düşünüyorsanız ufak adımlarla başlayabilir ve bir spor merkezinde yoga kursuna yazılabilirsiniz. Ücretsiz uygulamalar olan telefonumuza da herhangi bir spor uygulaması yükleyerek evde kendimizde yapabiliriz.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2022/05/nasil-huzurlu-olunur-4595_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2022/05/nasil-huzurlu-olunur-4595_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2022/05/nasil-huzurlu-olunur-4595-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2022/05/nasil-huzurlu-olunur-4595_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/nasil-huzurlu-olunur/254/</link>
			<pubDate>Mon, 16 May 2022 10:59:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Laktasyon Nedir]]></title>
			<description><![CDATA[Hamilelik boyunca çeşitli hormonların vücutta salgılanmasının etkisiyle meme bezlerinin gelişip olgunlaşması ve süt üretmesi neticesinde doğumdan hemen sonra ya da gebelikte memelerden süt gelmesidir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Laktasyon
Hamilelik boyunca çeşitli hormonların vücutta salgılanmasının etkisiyle meme bezlerinin gelişip olgunlaşması ve süt üretmesi neticesinde doğumdan hemen sonra ya da gebelikte memelerden süt gelmesidir.

Laktasyon Memelerden süt gelmesi veya vücutta süt imali. Üç ayrı yerde kullanılır:

1. Memelerde süt meydana gelişi; süt salgılanması (lohusalık devresinde).
2. Doğumu takiben memelerde süt meydana geldiği ve bebeğin emzirildiği devre; laktasyon devresi.
3. Enzime; meme verme.

Doğumdan hemen sonra östrojenlerin ve progesteronun (kadın streoit hormonlarının) aniden ortadan kalkması, bunların memelerdeki süt salgılama düzeni üzerindeki engelleyici etkisinin kaybolmasına ve hipofiz tarafından salgılanan prolaktin hormonu miktarının artmasına sebep olur.

Prolaktin ise laktasyonu meydana getiren hormondur. Bebek memeyi emdiği zaman, hissi uyarılar beyindeki hipotalamusa iletilerek oksitosin hormonunun salgılanmasına sebeb olur. Böylelikle 30 saniye içerisinde meme başından süt akmaya başlar. Bir memenin emilmesi, yalnızca o memede değil, karşı tarafta da süt salgılanmasına sebeb olmaktadır. Eğer annenin memelerinden devamlı olarak süt alınmazsa bir iki hafta içerisinde memelerin süt salgılama kabiliyeti ortadan kalkar. Eğer annenin memeleri emilmeye devam edilecek olursa, süt salgılanması senelerce devam edebilir.

Ancak gelen süt miktarı, normal olarak, yedinci-dokuzuncu aylar arasında azalır. Laktasyonun en fazla cereyan ettiği devirde günlük salgılanan süt miktarı, bir buçuk litreyi bulmaktadır.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/laktasyon-nedir-2560.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/laktasyon-nedir-2560.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/laktasyon-nedir-2560-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/laktasyon-nedir-2560.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/laktasyon-nedir/250/</link>
			<pubDate>Sat, 25 Dec 2021 11:23:16 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dahiliye Neye Bakar]]></title>
			<description><![CDATA[İç hastalıkları departmanı çocukluk çağını aşmış bireylerin içorgan sistemleri ile ilgili incelemeleri yapar. Bu sisteme ait organların fonksiyon bozukluklarıyla ilgili teşhis ve tedavi hizmetini verir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dahiliye
İç hastalıkları departmanı çocukluk çağını aşmış bireylerin içorgan sistemleri ile ilgili incelemeleri yapar. Bu sisteme ait organların fonksiyon bozukluklarıyla ilgili teşhis ve tedavi hizmetini verir. Bunun yanı sıra sağlık hizmeti verdiği her bireyi kendisini hastalıklarda koruması için alınması gereken önlemler konusunda bilinçlendirir ve yönlendirir.

Genel dahiliye tıbbın tüm klinik branşlarına temel teşkil eden bir disiplindir. Sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların büyük çoğunluğunun problemleri iç hastalıklarının ilgi alanına girmektedir.

Üst ve alt solunum yolu hastalıkları, hiper tansiyon, mide-bağırsak sistemi hastalıkları, böbrek hastalıkları, tiroid hastalıkları, şeker hastalığı, romatizmal hastalıklar gibi çok geniş bir skalayı kapsar.

İç Hastalıkları Bölümü Alt Birimleri
1. Acil Dahiliye
2. Romatoloji
3. Gastroenteroloji
4. Hematoloji
5. Nefroloji
6. Göğüs Hastalıkları
7. Endokrinoloji
8. Enfeksiyon
9. Dahili Yoğun Bakım
10. Check-up ve koruyucu hekimlik]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/dahiliye-neye-bakar-5021.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/dahiliye-neye-bakar-5021.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/dahiliye-neye-bakar-5021-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/dahiliye-neye-bakar-5021.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/dahiliye-neye-bakar/247/</link>
			<pubDate>Fri, 24 Dec 2021 14:48:18 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Plasenta Nedir]]></title>
			<description><![CDATA[Plasenta, anne vecenine ait ikidolaşım sistemini birbirinden ayıran bir organdır. Birsperm tarafından döllenen yumurta hücresi (zigot) ikiye, dörde ve sonra ...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Plasenta
Plasenta, anne vecenine ait ikidolaşım sistemini birbirinden ayıran bir organdır. Birsperm tarafından döllenen yumurta hücresi (zigot) ikiye, dörde ve sonra sekize bölünerek hızla büyümeye başlar. Bunun için yüklü miktarda besine ihtiyaç duyar. Besin maddelerini anneden alabilmek için,embriyo hücrelerinden bir kısmı plasentayı oluştururlar.

Plasenta anneyle bebek arasındaki besin, oksijen ve diğer maddelerin alışverişini sağlayan yapıdır. Plasenta yeni hücre gruplarının yani dokuların oluşması için gerekli olan besinleri ve oksijeni özenle seçer ve bunları bebeğe taşırken, atık maddeleri ayırarak onları da annenin vücuduna gönderir. Rahmin içi, cenini koruyanamniyon sıvısı ile kaplıdır. Amniyon sıvısı olmadan bir bebeğin anne karnında gelişmesi mümkün değildir. Bu sıvı sayesinde, hem anne ve çocuk birbirlerinden faydalanırlar hem de korunmuş olurlar. 12 haftalık olduğunda ceninin kendi kan dolaşım sistemi gelişmiştir. Ancakoksijen ve besinlerin alımı,karbondioksit ve atıkların gönderilmesi için halen annesine bağımlıdır. İki dolaşım sistemi arasındaki değiş tokuş kanlar karışmadan gerçekleşmelidir, yoksa sonuç ölümcül olabilir.

Plasenta anne ve cenine ait iki dolaşım sistemini kusursuzca ayırır. Gazlar, besin maddeleri ve atıklar anne ve ceninin kanları arasında değiş tokuş edilir. Fakat amniyon sıvısı ve ayrı dolaşım sisteminden oluşan bu fiziksel bariyerler bebeğin hayatta kalması için yeterli değildir. Bunlar ancak kısmen başarılı olabilir. Plasentanın yapısına daha yakından bakıldığında, bu duvarı oluşturantrofoblast hücrelerinin kan için özel olarak tasarlanmış bir bariyer oluşturdukları görülür.Embriyon|Embriyo, annenin dokularıyla çok yakın bir bağlantı içindedir. Bir yandan anneden gelen kanın içindeki maddelerle beslenirken, bir yandan da annenin savunma hücrelerinin tehtidi altındadır. Çünkü embriyo annenin vücudunda düşman kabul edilebilecek yabancı bir madde gibidir. Dolayısıyla besinlerle birlikte anne kanındaki savunma hücrelerinin embriyoya ulaşmaması son derece önemlidir.

Ancak plasenta, annenin kanında bulunan savunma hücrelerinin embriyonun tarafına geçmesini engelleyen özel bir tasarıma sahiptir. Annenin kanından alınan oksijen, besin maddeleri ve mineraller bu ince aralıklardan geçerek embriyoya ulaşır. Ama savunma hücreleri daha büyük oldukları için bu aralıklardan geçmeyi başaramazlar.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/plasenta-nedir-8915.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/plasenta-nedir-8915.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/plasenta-nedir-8915-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/plasenta-nedir-8915.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/plasenta-nedir/245/</link>
			<pubDate>Thu, 23 Dec 2021 19:42:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Fizyoloji Nedir?]]></title>
			<description><![CDATA[Fizyoloji, hayvan yada bitki, tüm canlılardaki hücre, doku ve organların işleyişini inceleyen bilim dalı. Canlının hayati fonksiyonlarını ve sistemlerinin işleyişini inceleyen bilim.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Fizyoloji Nedir?
Fizyoloji, hayvan yada bitki, tüm canlılardaki hücre, doku ve organların işleyişini inceleyen bilim dalı. Canlının hayati fonksiyonlarını ve sistemlerinin işleyişini inceleyen bilim. Fizyoloji; canlılığın, yaşamanın mekanizmalarını, en ince ayrıntılarıyla insan vücudunda veya canlılarda vuku bulan hadiselerin esasına inerek araştırır.

Bu sebeplebakteri fizyolojisi,hücre fizyolojisi,insan fizyolojisi ve daha birçokfizyoloji dalları vardır. İnsan fizyolojisi, insan vücudunda yer alan fonksiyonların her çeşidini açıklamaya çalışır. Hücrelerde meydana gelen kimyasal reaksiyonları, sinir sisteminin çalışma şekil ve prensipleri, uyarıların vücut tarafından nasıl alınıp, nasıl değerlendirildiğini, kasların çalışma mekanizmalarını, kanın damarlarda dolaşmasını, dokularda kanın kullanılma özelliklerini, kalbin ve beş duyumuzun nasıl çalıştığını, böbreklerin idrar meydana getirme kabiliyetini ve vücudun dış şartlarından nasıl etkilendiğini ve bunun gibi daha birçok vücut fonksiyonunun nasıl yapıldığını, hücresel, hatta moleküler seviyeye inerek araştırıp, gözler önüne sermeye çalışır.

Ayrıca atmosferin üst tabakaları ve uzaydaki vücud fonksiyonlarını inceleyen “hava fizyolojisi”, su altında meydana gelen değişiklikleri inceleyen “sualtı fizyolojisi” gibi daha ilginç fizyoloji dalları da kurulmuştur. İnsanoğluna yeryüzünün değişik şartlarında yaşayabilme kabiliyeti verilmiştir. O, yaşamak ve faaliyet gösterebilmek için gerekli en küçük parçalara kadar donatılmıştır. Çeşit çeşit üstünlüklerle dolu olan, sayısız kimyasal, fiziksel, elektriksel ve daha ince olayların cereyan ettiği bu muazzam yapının araştırılması, akıl sahiplerini hayret ve hayranlıkta bırakmakta ve yaratıcının kudretinin bir göstergesi olmaktadır.

Fizyopatoloji: Fizyopatoloji de fizyoloji gibi organizmada meydana gelen hadiselerin mekanizmalarını inceler. Fizyoloji normal vücudu incelerken, fizyopatoloji çeşitli hastalıkların ortaya çıkışındaki mekanizmaları inceler. Normal mekanizmanın neresinden bozulduğunda hastalığın meydana geldiğini, tamirinin nereye müdahale ile mümkün olabileceğini gösterir. Tedavi açısından oldukça kıymetli olan bu bilim dalı, hastalıkların ortaya çıkışındaki sebepleri bize en iyi şekilde izah eder.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/fizyoloji-nedir-1565.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/fizyoloji-nedir-1565.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/fizyoloji-nedir-1565-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/fizyoloji-nedir-1565.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/fizyoloji-nedir/243/</link>
			<pubDate>Tue, 21 Dec 2021 09:59:23 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kaval Kemiği Neresi]]></title>
			<description><![CDATA[Baldırın içindeki uzun iki kemikten kalın olanı. Vücutta uzunluk ve kalınlık bakımından uyluk kemiğinden (femur) sonra gelir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kaval Kemiği
Baldırın içindeki uzun iki kemikten kalın olanı. Vücutta uzunluk ve kalınlık bakımından uyluk kemiğinden (femur) sonra gelir. Yetişkinlerde kaval kemiği üç köşelidir; üç kenarı ve üç yüzü vardır. Baldırın iç ve ön tarafında bulunur; bunun dış arka tarafında kamış kemiği (fibula) yer alır.

Bu iki kemikten yalnız kaval kemiği, uyluk kemiği ile eklem yapar ve uyluk kemiği aracılığıyla iletilen gövde ağırlığı baldırda yalnız kaval kemiğine devredilir. Kaval kemiği nisbeten ince olmasına rağmen çok sağlamdır.

Bu yüzden de uyluk kemiğinden devredilen gövde ağırlığını tek başına taşıyabilecek durumdadır. Kamış kemiğinin ağırlık taşıma görevi olmadığından, kaval kemiğinden çok daha incedir.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/kaval-kemigi-neresi-8680.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/kaval-kemigi-neresi-8680.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/kaval-kemigi-neresi-8680-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/kaval-kemigi-neresi-8680.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/kaval-kemigi-neresi/241/</link>
			<pubDate>Mon, 20 Dec 2021 11:01:06 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Rehabilitasyon Nedir]]></title>
			<description><![CDATA[Fiziki hareket kusurlarını düzeltme, yeniden kazandırma. Kişinin; hastalık, kaza, hapis, bunalım gibi ruhi ve bedeni yaralanmalardan sonra karşılaştığı güçlükleri yenmesine yardım ederek, kendi kendine yeter duruma getirilmesine verilen ad.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Rehabilitasyon
Fiziki hareket kusurlarını düzeltme, yeniden kazandırma. Kişinin; hastalık, kaza, hapis, bunalım gibi ruhi ve bedeni yaralanmalardan sonra karşılaştığı güçlükleri yenmesine yardım ederek, kendi kendine yeter duruma getirilmesine verilen ad. Rehabilitasyonun gerçekleşmesinde en önemli husus; insanların birbirlerinin hak ve hukûkuna riâyet etmesi, her insanın mesût bir hayat hakkı olduğunun düşünülmesidir. Ortaçağda Avrupalılar, rehabilitasyon diye bir kelimeden habersizdiler. Çünkü insanların birbirlerinin hak ve hukûkuna riâyet etmesini ve dolayısıyla sosyal adâletin gerçekleşmesini sağlayan bir inanıştan mahrumdular. Sakatlar dilenmek mecburiyetindeydi.

Alkolikler, hırsızlar, hastalar, yurtsuzlar toplum dışına itilir, orada adâletten, doğruluktan uzak ve acılarıyla başbaşa bırakılır, müsait bir yerde çekecekleri acının birkaç katını çekerlerdi. Buna mukâbil, o zamanki İslâm devletlerinde rehabilitasyonun en güzel misâlleri veriliyordu. Gerek o zamanki İslâm devleti eliyle, gerekse fertlerin vicdanındaki inanç sebebiyle aç ve açıkta kimse kalmaz, düşkünlerin, sakatların ellerinden tutulurdu. Hastalar o zaman, faydaları şimdi dünyâca kabul edilmiş olan hastânelerde tedâvi edilirdi. İslâm devletlerinin dışa açılma siyâsetleri sâyesinde Müslümanlar gittikleri gayrimüslim devletlere de güzel ahlâk ve yaşayışlarını götürmüşler, oradaki insanlara medenîce yaşamayı öğretmişlerdir. Türkiye’de, Cumhûriyet devrinde ilk kurulan rehabilitasyon merkezi, 1952 senesinde Ankara’da açılan Körler Mektebidir.

1958’de Cüzzamla Savaş Derneği tarafından Ankara’da bir cüzzam hastânesi ve rehabilitasyon merkezi kurulmuş, daha sonra bu kuruluş Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesine aktarılmıştır. Rehabilitasyonun gâyeleri şunlardır: Fizikî yetersizliği imkân nispetinde tamâmiyle ortadan kaldırmak; giderilmesi mümkün olmayan bozuklukların tesirini mümkün olduğunca azaltmak; hastayı fizik yetersizliğinin hudutları dâhilinde çalışmaya teşvik etmek ve kâbiliyetlerinden istifâde etmesini temin etmek. Rehabilitasyon başlı başına ictimaî bir kurum olarak gelişmemiştir. Bunun, rehabilitasyonun hitap ettiği alanlara göre çeşitli sebepleri vardır. Meselâ hiçbir zaman hapisten çıkan bir kişinin bakımı, eğitimi gibi bir rehabilitasyon konusunun gerekliliği düşünülmemiştir veya düşünülmek istenmemiştir.

Gerçek cezânın hapisten çıktıktan sonra başladığı söylenebilir. Çünkü hapisten çıkanlar, yeniden topluma ve cemiyet hayâtına uyum sağlayıncaya kadar, birçok güçlüklerle karşılaşmaktadırlar. İstatistikler bâzı ülkelerde eski hükümlülerin % 40’ının tekrar suç işleyerek hapse girmesi gibi acı bir gerçeği gösterirken, rehabilitasyon merkezlerinin de bu konuda yeterli çalışmadığını ortaya çıkarmaktadır. Aynı şekilde akıl hastânelerinde tedâvi gördükten sonra topluma katılan veya herhangi bir kazâ veya ağır hastalık geçirdikten sonra toplumda yerini alan kişinin, cemiyet hayâtına ayak uydurabilmesi her zaman normal olmamaktadır. Günümüz toplumunun çeşitli problemleri, kötü yaşama şartları, inanç bozuklukları bu kişilerin bir kenara atılmasına yol açabilmekte, yalnızlık ve ümitsizlik kişiyi intihara kadar sürükleyebilmektedir. Rehabilitasyonun en faydalı olduğu durumlar; parapleji denen vücûdun belden aşağısının felci ile, hemipleji denen yarım vücut felcidir.

Eskiden paraplejik hastaların birçoğu kısa zamanda böbrek enfeksiyonlarından ve yatak yaralarına bağlı enfeksiyonlardan ölmekteydi. Rehabilitasyonun tatbiki ile bu sebeplerden olan ölümler oldukça azalmıştır. Yapılan bir araştırma, yarım vücut felcine uğradıktan sonra iyi bir rehabilitasyona tâbi tutulan 1000 felçli hastadan % 10’unun yeniden yürüyebildiğini ve günlük ihtiyaçlarını gördüğünü, hatta önemli kısmın da bir işte çalışabildiğini göstermiştir. Uyuşturucu maddelere düşkünlükleri yüzünden toplum dışına itilmiş kişileri, bu durumdan kurtarmak için dünyânın pekçok ülkesinde yoğun çalışmalar vardır. Uyuşturucu madde kullanma, hastalığın sebebi değil, bir belirtisidir. Gerçek sebep, bir zihin bozukluğu, bir rûhî bozukluktur. Bu bozukluk, kişiyi uyuşturucunun pençesine düşürmektedir. Böyle şahısları hapse atmak veya alelâde bir psikiyatri kliniğinde yatırmak tedâvi değildir. Bunlar için husûsî eğitim ve tedâvi merkezleri kurulmalıdır.

Bu merkezlerde hem fizikî, hem de rûhî yönden tedâvileri sağlanmalıdır. Rûhî tedâvide tartışma götürmez bir gerçek vardır. O da hastaların îmânı kuvvetli kişiler hâline getirilmesidir. Ancak böyle olunca hastalar aşağılık kompleksinden kurtulur, davranış bozukluklarını düzeltebilirler. Günümüzde, özellikle batı toplumlarında kânun yapıcıları, iş yerlerinde, hapishânelerden çıkmış kişilerle, sakatlar için belli bir oranda işçi çalıştırılmasını öngören kânunlar hazırlamaktadırlar. İyi bir devlet kontrol ve tâkibiyle bu kânunların işlerlik kazanacağı muhakkaktır. Bu kişilere iş sahası açmak yardımın bir bölümüdür. Ama esas yardım, böyle kişilerin inançlı insanlar olmasını sağlamaktır. Çünkü kazâ ve kadere tam inanan, tevekkül ve kanaat sâhibi olan, haram ve yasaklardan sakınan insanın sarsılması, tekrar eski kötü günlerine dönmesi pek mümkün değildir.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/rehabilitasyon-nedir-5847.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/rehabilitasyon-nedir-5847.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/rehabilitasyon-nedir-5847-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/rehabilitasyon-nedir-5847.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/rehabilitasyon-nedir/239/</link>
			<pubDate>Sun, 19 Dec 2021 10:58:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Boşaltım Sistemi Nedir]]></title>
			<description><![CDATA[Alm. Ausscheidungssystem (n), Fr. Appareil (m), excreteur, İng. Excretion. Kanın temizlenerek idrarın meydana gelmesinde, birikmesinde, iletilmesinde ve dışarı atılmasında vazife gören yapılar. İdrarın oluştuğu yer böbreklerdir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Alm. Ausscheidungssystem (n), Fr. Appareil (m), excreteur, İng. Excretion. Kanın temizlenerek idrarın meydana gelmesinde, birikmesinde, iletilmesinde ve dışarı atılmasında vazife gören yapılar. İdrarın oluştuğu yer böbreklerdir. İdrarın hasıl olmasıyla vücudun diğer organlarında meydana gelen zararlı metabolizma artıkları da vücuttan su ile atılmaktadır.

Bu şekilde dokuların iç düzeni korunmakta, vücudun tuz-su dengesi devam ettirebilmekte ve vücuttaki hidrojen iyonları konsantrasyonu sabit tutulmaktadır. İdrarın vücutta meydana gelmesi ve atılması iki safhada meydana gelmektedir. Önce, birinci idrar (Ultrafiltrat) meydana gelmekte, böbrekte nefronun borucukları boyunca, bunun büyük bir kısmı geri emilmekte, arta kalan kısım da dışarı atılmaktadır.

Proteinler dışında, ultrafiltrattaki maddeler kan ile aynı konsantrasyonda bulunur. Daha sonra su, sodyum, amino asitler, şeker vb. maddeler böbrekteki borucuklar boyunca tekrar geri emilmektedir. Bu arada üre gibi maddelerin emilmesi sınırlı olmakta ve bir kısmı da borucuklar boyunca geçen idrara salınmaktadır. Günlük meydana gelen yaklaşık 120-150 litrelik ultrafiltrattan sadece bir litresi idrar olarak dışarı atılmaktadır. Bu atılan idrara, ikinci veya esas idrar denilir. Esas idrarda vücudumuzdan zaruri olarak atılması lazım gelen maddelerin konsantrasyonu, kandaki miktarlarına nazaran çok daha yüksek bulunmaktadır. Bu maddeler arasında üre, bazı ilaçlar, kreatinin vs. sayılabilir. Böylece ortaya çıkan idrar, böbrek havuzuna atılır.

Buradan da idrar borusu vasıtasıyla mesaneye taşınır. İdrar borusunun üç yerinde bulunan darlıkları, böbrek taşlarının takılması ve ameliyat gerektirmesi bakımından önemlidir. Mesanede biriken idrar, mesaneyi belli dolgunluğa eriştirerek idrar yapma refleksi uyandırır ve idrar dışarı atılır. Mesaneden sonra gelen ve uretra denilen idrar atma borusu ile idrar yolları son bulur. Bu borucuk kadınlarda erkeklerden daha kısa olduğundan, idrar yolları ve böbrek rahatsızlıkları daha sık olmaktadır.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/bosaltim-sistemi-nedir-5943.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/bosaltim-sistemi-nedir-5943.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/bosaltim-sistemi-nedir-5943-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/bosaltim-sistemi-nedir-5943.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/bosaltim-sistemi-nedir/231/</link>
			<pubDate>Sat, 18 Dec 2021 13:01:55 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Lenfosit Nedir, Lenfosit Düşüklüğü ve Yüksekliği]]></title>
			<description><![CDATA[Lenfosit Kanda veya bağışıklık sisteminin doku ve organlarında (lenf bezi, dalak, timus gibi) bulunan, iltihabi hadiselerin olduğu bölgelere göç etme kabiliyetindeki hücre.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Lenfosit Kanda veya bağışıklık sisteminin doku ve organlarında (lenf bezi, dalak, timus gibi) bulunan, iltihabi hadiselerin olduğu bölgelere göç etme kabiliyetindeki hücre. Lenfoit dokular (lenfosit yerleşim bölgeleri) birincil (primer) ve ikincil (sekonder) lenfoit dokular olmak üzere ikiye ayrılır.

1. Primer lenfoit dokular: Kemik iliği (kuşlarda kursak kesesi) ve timustur.

2. Sekonder lenfoit dokular; dalak, lenf düğümleri ve sindirim kanalındaki epitel örtüsü altında bulunan lenfoit dokulardır.

Lenfositler primer lenfoit dokularda farklılaştıktan sonra çoğalmak üzere sekonder lenfoit dokulara göç ederler ve özel (spesifik) bağışıklık cevaplarını sekonder lenfoit dokulardan verirler. Böylece vücut, yabancı madde ve mikroplara karşı savunulur.

Lenfositler çaplarına göre büyük, orta ve küçük olarak sınıflandırılırlarsa da çapları oldukça değişkenlik gösterdiğinden bu sınıflama pek iyi değildir. Lenfositler ortalama 10 mikron çapındadırlar. Bunun yerine lenfositleri yüzey özellikleri, görevleri (fonksiyonları) ve elektron mikroskoptaki görünüşlerine göre T ve B lenfositler şeklinde sınıflamak daha uygundur. B lenfositleri antikor cevabını (salgılama şeklinde) verirler. T lenfositleri ise hücresel bağışıklık cevabında ve bütün bağışıklık cevaplarının (hücresel antikor) düzenlenmesinde rol alırlar. Her iki lenfosit türü de vazife görürken makrofajlarla yakın ilişki içindedirler. T ve B lenfositlerinin lenfoit dokularda yerleştikleri bölgeler de farklılık gösterir. Bununla beraber her iki lenfosit tipinin de aynı ana hücrelerden geliştiği son araştırmalarda bulunmuştur. Dinlenme halinde yuvarlak olan bu hücreler yabancı bir maddeyle (antijenle) uyarıldıklarında daha büyük, hızla bölünen ve çoğalan hücrelere dönüşürler. Bunlara lenfoblast denir. Böylece verdikleri bağışıklık cevabının daha şiddetli ve etkili olmasını sağlarlar.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/lenfosit-nedir-lenfosit-dusuklugu-ve-yuksekligi-1403.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/lenfosit-nedir-lenfosit-dusuklugu-ve-yuksekligi-1403.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/lenfosit-nedir-lenfosit-dusuklugu-ve-yuksekligi-1403-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/lenfosit-nedir-lenfosit-dusuklugu-ve-yuksekligi-1403.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/lenfosit-nedir-lenfosit-dusuklugu-ve-yuksekligi/230/</link>
			<pubDate>Sat, 18 Dec 2021 10:50:05 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Jinekoloji Nedir]]></title>
			<description><![CDATA[Kadın hastalıkları ile ilgili tıp dalı. Kadın üreme organlarının hastalıkları ile ilgilenen tıp dalı. Jinekoloji, tıbbın en eski dallarından biridir. Mîlâttan önce 1550 yıllarına âit belgelerden o devirlerde Mısırlı hekimlerin kadın hastalıkları konusunda çalışmalar yaptığı anlaşılmaktadır.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kadın hastalıkları ile ilgili tıp dalı. Kadın üreme organlarının hastalıkları ile ilgilenen tıp dalı. Jinekoloji, tıbbın en eski dallarından biridir. Mîlâttan önce 1550 yıllarına âit belgelerden o devirlerde Mısırlı hekimlerin kadın hastalıkları konusunda çalışmalar yaptığı anlaşılmaktadır. Hipokrat’ın da kadın hastalıkları konusunda çalışmalar yaptığı bilinir. İslâmiyetle birlikte İslâm tıp âlimleri, kadın hastalıkları ile ilgili târif ve tedâvilerden bahsederek bu alanda çığır açtılar.

Endülüs âlimi ve “cerrâhînin babası” olarak bilinen Ez-Zehrâvî (936-1013) Et-Tasrif adlı tıp ansiklopedisinde zor doğumlarda “Walker pozisyonu” olarak bilinen müdâhaleyi ve doğumdan sonra içerde kalmış eşin çıkartılması için yapılan Crede manevrasını ilk defâ târif etmiştir. Güç doğumlarda forcepsi (kaşık) kullanmıştır. Caspar Wolf’un 1566’da yazdığı Gynecia adlı kadın hastalıkları ansiklopedisi İslâm tıp âlimlerinin kaynak kitaplarından faydalanılarak hazırlanmıştır.

On yedinci yüzyılda da Herdrik Van Roonhure tarafından ilk cerrâhî kadın hastalıkları eseri yazıldı. Daha sonraki yıllarda kadın hastalıklarında bir çok gelişmeler olmuş ve ameliyatlar daha yaygın olarak yapılmaya başlanmıştır. Bu ilerlemelerde tüm cerrâhî dallarında olduğu gibi “Anestezi” ve “Antiseptikler”in bulunması en büyük rolü oynamıştır. Kadın hastalıkları ve doğum, bir uzmanlık dalı olarak gelişmiştir ve tıp öğreniminde önemli bir yeri vardır.

Doğum bilimi (Obstetrik) ayrı bir konu olup, Jinekoloji ilmi yalnızca kadınlık organlarının hastalıkları ile ilgilenir. Jinekolojik hastalıklar “tümörler”, “infeksiyonlar” ve “doğum sonrası bozuklukları” olarak üç ana bölümde incelenir. Bu çeşit rahatsızlıklar, yumurtalıkları, yumurtanın taşındığı fallop tüplerini, rahmin kendisini ve dış kadın üreme organlarını ilgilendirir. Yumurtalıkların 20 civârında selim tümörü ve 30 kadar da kanser çeşidi mevcuttur.

Yumurtalık tümörlerinde ameliyatla, yumurtalıkların biri veya her ikisi çıkarılabilir. Fallop tüblerini etkileyen iki önemli hastalık gonore (belsoğukluğu) ve tüberkülozdur. Bu iki hastalıkta tüblerin iç boşluklarının devamlılığı kaybolur ve yumurta, rahime iletilemediğinden kısırlık husûle gelir. Rahim kanserleri, meme kanserinden sonra kadınlarda en fazla rastlanan kanserdir.

Rahimde selim tümörlerine de çok rastlanır. Yine rahimde, infeksiyon hastalıklarından (mikrobik bulaşıcı hastalıklardan) mantar ve bakterilerin yaptığı birçok hastalık görülebilir. Kadının dış cinsiyet uzuvlarının iltihabı, allerjik, tümörlerle ilgili ve yaşlılığa bağlı hastalıkları da jinekoloji konuları içinde önemli yer tutar.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/jinekoloji-nedir-2341.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/jinekoloji-nedir-2341.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/jinekoloji-nedir-2341-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/jinekoloji-nedir-2341.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/jinekoloji-nedir/229/</link>
			<pubDate>Sat, 18 Dec 2021 10:39:20 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Polip Nedir, Polip Belirtileri]]></title>
			<description><![CDATA[Organların ve vücut boşluklarının iç yüzünü kapsayan mukoza adı verilen tabakadan menşeini almış, saplı iyi huylu küçük ur. Sindirim sistemi, solunum sistemi, kadın üreme sistemi, yüzey epitelinden menşeli olan iyi huylu tümörler.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Organların ve vücut boşluklarının iç yüzünü kapsayan mukoza adı verilen tabakadan menşeini almış, saplı iyi huylu küçük ur. Sindirim sistemi, solunum sistemi, kadın üreme sistemi, yüzey epitelinden menşeli olan iyi huylu tümörler. Bunlar her zaman hakîkî tümör özelliğinde değildirler. İltihâbî, allerjik hâdiseler veya uzun süreli tahriş sonucunda ortaya çıkabilirler. Dış görünüş olarak saplı veya sapsız birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar büyüklükte (çapta) olabilen şişliklerdir.

En sık, burun, gırtlak mîde, kalın barsak, rahim içi ve rahim boynunda görülürler. Birden çok olmalarına “polipozis” denir. Burun polipleri, hakîkî tümörler olmayıp, iltihâbî ve allerjik hâdiseler neticesinde teşekkül ederler. Üzerleri solunum sistemi epiteliyle örtülüdür. Ebatları ufaktır. Gırtlak polipleri, düğün, yuvarlak, saplı veya sapsız, bir santimetre çapından küçük poliplerdir.

Umûmiyetle üzerleri ülserleşmiştir. Gırtlak polipleri sesini çok kullananlarda daha sık görülür. Bunun tedâvisi polibin cerrâhi olarak tabanıyla birlikte çıkarılmasıdır. Sindirim sistemi polipleri genellikle normal mukoza yapısındadır. Çok sayıda olmaları ve sapsız olmaları tehlike işâretidir. Mide polipleri, daha çok ince barsak mukozası ile örtülüdür. Genellikle birden fazladırlar ve mide kanseriyle birlikte olmaları sıktır. Kalın barsak polipleri, daha ziyâde âilevîdir, çok sayıda ve sapsız olmaları ile tanınırlar. Âilevî polipozis denilen ve kalın barsağın poliplerle kaplı olduğu hastalıkta, kalın barsak kanseri gelişme şansı çok yüksektir.

Bu poliplerin berâberinde başka sistemlerin tümörleri de olabilir. Bir santimetreden daha büyük sindirim sistemi polipleri cerrâhî olarak çıkartılmalıdır. Âilevî, polipoziste kanserleşme oranı çok yüksek olduğu için, kalın barsağın hepsi çıkarılır ve ince barsak, karın duvarına ağızlaştırılır. Gerek üst sindirim sistemine âit gerekse kalın barsaklara âit bir veya birkaç polip (bilhassa sapsız olanları) batın ameliyatı yapılmaksızın endoskopi cihazlarıyla içerden yapılan müdâhaleler vasıtasıyla alınabilir. (Endoskopik polipektomi). Bu gibi durumlarda polipektomiyi tâkiben belli periyodlar ile endoskopik kontroller yapılır.

Rahim içi ve rahim boynu polipleri daha büyük çaplarda olabilir. Üzerleri tahriş sonucunda ülserleşir ve iltihâbî hâdiseler gelişir. Akıntılar ve âdetler arası kanamalara yol açar. Rahim içindekiler kazınarak (kürtaj ile), rahim boyundakiler ise cerrâhî olarak sapından kesilmek suretiyle çıkarılır.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/polip-nedir-polip-belirtileri-4431.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/polip-nedir-polip-belirtileri-4431.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/polip-nedir-polip-belirtileri-4431-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/polip-nedir-polip-belirtileri-4431.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/polip-nedir-polip-belirtileri/228/</link>
			<pubDate>Sat, 18 Dec 2021 10:35:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ereksiyon Nedir]]></title>
			<description><![CDATA[Ereksiyon ya da intiaz, korporal venöz sinüslerdeki venlerin kanla şişmesi dolayısıyla penisin (klitorisin) sertleşip büyümesidir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ereksiyon ya da intiaz, korporal venöz sinüslerdeki venlerin kanla şişmesi dolayısıyla penisin (klitorisin) sertleşip büyümesidir. Sönük penisin boyutlarındaki değişimler bir fallografla ölçülerek cinsel uyarı işareti olarak kullanılabilir.

Uyku sırasında, özellikle rüya görülürken, fasılalı olarak penis ereksiyonu olur. Bu, "sabah ereksiyonu" olarak belirir. Priapizm sürekli ve acı veren ereksiyondur ve irritatif bir pelvis lezyonundan ya da venöz sinüslerde tromboz yaratan bir kan diskrazisinden ileri gelir. Kantaridlerle zehirlenme de buna yol açabilir.

Cinsel uyarı serebral kortekste ve limbik sistemin subkorteks yollarında başlar. Sinir impulsları daha sonra hipotalamusdan geçerek omuriliğe iner ve piramidal yollarla pelvise ve nervi erigentes ile genital organlara ulaşır. Birinci, ikinci ve üçüncü sakral sinirlerin stimülasyonu, parasempatik fibriller aracılığıyla, ereksiyon yaratır, ikinci, üçüncü ve dördüncü lomber sinirlerin sempatik köklerinin stimülasyonuyla da ereksiyon geçer.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/ereksiyon-nedir-3706.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/ereksiyon-nedir-3706.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/ereksiyon-nedir-3706-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/ereksiyon-nedir-3706.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/ereksiyon-nedir/227/</link>
			<pubDate>Sat, 18 Dec 2021 10:31:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Gece Körlüğü]]></title>
			<description><![CDATA[Beslenmedeki A vitamini eksikliğinin neden olduğu bir hastalıktır. Hasta; alacakaranlıkta gereği gibi göremez. Halk arasındaki adı tavuk karası olan bu hastalık genetiktir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Beslenmedeki A vitamini eksikliğinin neden olduğu bir hastalıktır. Hasta; alacakaranlıkta gereği gibi göremez. Halk arasındaki adı tavuk karası olan bu hastalık genetiktir.

Akraba evliliklerinden dolayı yoğun olarak görülmektedir. Görme sistemimizdeki retinanın bozukluğundan kaynaklanan bir rahatsızlıktır. Belirtileri, yoğun ışıkta, loş ortamlarda, alacakaranlıkta ve gece bulanık görme, cisimleri iyi seçememedir.

Günümüzde kesin bir tedavisi yoktur. Ancak retina nakli ile giderilebilir. Bunun için de normal bir organ naklindeki gibi nakil edilen organı vücudun kabul etmesi gerekmektedir. Nakil edilen retinanın göz tarafından kabul edilmesi gerekmektedir.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/gece-korlugu-6260.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/gece-korlugu-6260.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/gece-korlugu-6260-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/gece-korlugu-6260.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/gece-korlugu/218/</link>
			<pubDate>Wed, 08 Dec 2021 10:56:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Rektum Nedir?]]></title>
			<description><![CDATA[Rektum memelilerde kalın bağırsak|kalın bağırsağın son bölümüdür. Anüse açılır.Dışkının atılımdan önce tutulduğu yerdir. Rektumun son birkaç santimetresi deriye benzer bir doku ile kaplıdır.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Rektum memelilerde kalın bağırsak|kalın bağırsağın son bölümüdür. Anüse açılır.Dışkının atılımdan önce tutulduğu yerdir. Rektumun son birkaç santimetresi deriye benzer bir doku ile kaplıdır. Göden barsağı da denilen, kalın barsağın anüs deliğinden önceki son kısmı. Yaklaşık 12 cm uzunluğundaki rektum, üst kısımda karın çeperine, alt kısımda ise sırt duvarına doğru bir içbükeylik gösterir.

Rektumun içinde yarım ay şeklinde kapakçıklar vardır. Bu kapakçıklar anüse doğru bir kör boşluğu meydana getirirler. Dışkının rektuma girmesi genellikle dışkılama refleksini uyandırdığından rektum genellikle boştur. Rektumda görülen başlıca hastalıklar, apseler, burasının kanseri, basur, fistüllerdir.

Rektum kanseri genellikle orta yaşlı erkeklerde kanama, kabızlık, ishal nöbetleri, rahatsızlık hissi ve dışkılayınca boşalamama duygusu ile belirir. Tedâvide erken teşhis edilmiş olmak şartıyla rektum çıkarılır ve barsağın devamlılığı sağlanır. Rektumdaki hastalıkları kesin teşhis edebilmek için anüs gözlenmeli, rektum parmakla muayene edilmeli, rektoskop denilen âletle rektumun mukozasına bakılmalıdır.

Rektum kalın barsağın son kısmı olması dolayısıyla, sindirim işleminin son rötuşlarının yapıldığı yer sayılabilir. Burada yapılan iş yalnızca bir miktar suyun emilmesidir. Esas görevi dışkının depolanmasıdır. Dışkı belli bir dolgunluğa gelince kişide dışkılama hissi uyanır. Kişi uygun yer ve şart bulamazsa bu his baskılanır ve dışkılama 24 saate kadar geciktirilebilir.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/rektum-nedir-7793.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/rektum-nedir-7793.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/rektum-nedir-7793-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/12/rektum-nedir-7793.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/rektum-nedir/217/</link>
			<pubDate>Wed, 08 Dec 2021 10:50:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Onkoloji]]></title>
			<description><![CDATA[Onkoloji tümörlerle uğraşan bilim dalı. Onkos şişlik, logos bilim demektir. Onkoloji bu iki kelimenin birleşmesinden meydana gelmiştir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Onkoloji
Onkoloji tümörlerle uğraşan bilim dalı. Onkos şişlik, logos bilim demektir. Onkoloji bu iki kelimenin birleşmesinden meydana gelmiştir. Tümörler, iyi ve kötü huylu olmak üzere ikiye ayrılırlar. Onkoloji, bütün tümörlerin teşhis ve tedâvilerini ve bu konulardaki bütün gelişmeleri sahası içine almıştır.

Onkoloji, özellikle20. yüzyılın ikinci yarısından sonra hızla ilerlemeye başlamıştır. Çeşitli tip kanserlerin erken teşhislerinin sağlanması için birçok çalışmalar yapılmış, yeni teknikler geliştirilmiştir.

Bilgisayarlı tomografi, ultrasound, nükleer manyetik rezonans tekniği bunlardan sâdece birkaçıdır. Kanser tedâvisi alanında da çok sayıda araştırmalar yapılagelmektedir. Kanserin ölüm sebepleri arasında ilk sıralarda yer alması sebebiyle günümüzde onkoloji önemli bir bilim dalı hâline gelmiştir. Onkoloji dalında mütehassıs olanlara onkolog denilmektedir.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/onkoloji-2534.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/onkoloji-2534.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/onkoloji-2534-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/onkoloji-2534.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/onkoloji/208/</link>
			<pubDate>Sat, 25 Sep 2021 13:50:20 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hemoglobin Nedir]]></title>
			<description><![CDATA[Hemoglobin, Kanda solunum organından dokulara oksijen, dokulardan solunum organına ise karbondioksit ve proton taşıyan protein. Kırmızı kan hücrelerinde ...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hemoglobin Nedir
Hemoglobin, Kanda solunum organından dokulara oksijen, dokulardan solunum organına ise karbondioksit ve proton taşıyan protein. Kırmızı kan hücrelerinde (alyuvarlarda) bulunan, kanın oksijen ve karbondioksit taşıma işini yapmasında görevli, demir ihtivâ eden solunum pigmenti.

Alyuvarlara kırmızı rengini, sağlıklı kişilerin cildine pembe görünüşü veren bu maddedir. Omurgalılar ile bâzı omurgasız hayvanların gaz taşıma pigmentidir. Diğer hayvanlar başka pigmentlere sâhiptir.Eritrositlerin içerisinde bulunurlar.

Oksijeni +2 değerliklidemir içerenhem molekülleri ile bağlarlar. Başlıca sentez yeri eritrosit üretimi sırasındakemikiliğidir Yaş cinsiyet ve türe göre küçük farklılıklarla da olsa belli bir değerin altında bulunmalarınaanemi, fazla bulunmasına isepolistemi denir. Sentezi Vucutta her gün yıkıma uğrayan hemoglobin miktarını yerine koymak üzere yaklaşık 5-6 gram kadar hemoglobin sentez edilir.Proeritroblastlar hemoglobin sentezinin önemli kısmını gerçekleştirirler;retikülositde hemoglobin sentez etme oldukça düşmüştür. Olguneritrositler, hemoglobin sentez edemezler.

Hemoglobinin ana görevi dokular ile akciğer arasında oksijen ve karbondioksit taşınmasını temin etmektir. Nefes alma esnâsında akciğerlere giren havanın oksijeni kandaki hemoglobin tarafından bağlanır.

Hemoglobinin oksijenle yaptığı bu gevşek bileşiğe “oksihemoglobin” denir. Dokulara ulaştığında ise, oksijeni bırakıp karbondioksiti alır. Bu özelliğinden dolayı atardamarla gelen kan parlak kırmızı, toplardamarla dönen kan ise kirli kırmızıdır.

Karbondioksit yüklenmiş kan kılcal damarlardan toplardamarlara, bunlar vâsıtasıyla kalbin sağ kulakçık ve karıncığına, oradan da akciğerlere gider. Akciğerde karbondioksit serbest hâle geçer ve nefes verme esnâsında dışarı atılır. Dokularda teşekkül eden karbondioksitin atılmasında bir güçlük olur ve vücutta karbondioksit birikimi olursa, vücut hücrelerinin yaşamaları çok zorlaşır.

Hemoglobinin oksijen ve karbondioksit gazlarını taşıma görevi, organ ve dokuların normal görevlerini yapabilmeleri için hayâtî öneme sâhiptir. Gaz değişimi hâdisesi iki gazın dokular ve solunum havasındaki miktarlarına göre ayarlanmıştır. Akciğerlerde soluduğumuz havada oksijen fazla, karbondioksit düşük olduğundan, oksijeni alıp karbondioksiti bırakır. Dokularda ise oksijen kullanılıp karbondioksit meydana gelir. Burada fazlalaşan karbondioksit kana geçer. Bu olay, gazların kandaki kısmî basınçları ile orantılı olarak ortaya çıkan bir “diffüzyon” (geçişim) hâdisesidir.

Hemoglobin molekülü iki kısımdan ibârettir. Birincisi vücuttaki protein havuzunda sentezlenen dört polipeptid zincirli bir protein olan “globin”; ikincisi ise, ortasında demir bulunduran “porfirin” halkalarıdır. Hemoglobinin yapısına girdiğinden demir eksikliğinde kandaki hemoglobin miktarı azalır. Hâmilelikte ve çeşitli sebeplerle meydana gelen kan kayıplarında ve kansızlıklarda hekimin hastalara demirli ilâçlar tavsiye etmesinin sebebi budur. Hemoglobin miktarı 100 mililitre kanda erkeklerde ortalama 15, kadınlarda ortalama 13 gramdır. Doğumdan hemen sonra bebekteki hemoglobin miktarı 20 gram dolaylarındadır.

Bunun yarısından fazlası ayrı bir hemoglobin türü olan cenin hemoglobinidir. Yetişkinlerde bulunan asıl hemoglobin “Hemoglobin A1” denilen şekildir. Bâzı hemoglobin hastalarında (Hemoglobinopati) kandaki normal hemoglobin miktarı azalır ve patolojik (anormal) hemoglobinler artar. Hemoglobinin yıkımı, yaşlanan alyuvarların parçalanmasıyla başlar. Açığa çıkan hemoglobinden önce “hem” kısmından “globin” kısmı ayrılır. Hem yapısı oksidasyona uğrayarak “biliverdin” maddesi meydana gelir. Bu madde de bir ferment yardımı ile sarılıklarda kanda artan “bilirübin”e dönüşür.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/hemoglobin-nedir-3666.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/hemoglobin-nedir-3666.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/hemoglobin-nedir-3666-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/hemoglobin-nedir-3666.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/hemoglobin-nedir/207/</link>
			<pubDate>Sat, 25 Sep 2021 13:47:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ödem Nedir]]></title>
			<description><![CDATA[Vücutta anormal miktarda sutoplanmasıdır. Kalp, damar ve böbrek hastalıklarının bir belirtisi olabildiği gibi bazı allerjik durumlarda ve beyin travmalarında ciddisonuçlar doğurabilir. Vücut dokularındaki su miktarının artışına verilen isim.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ödem Nedir
Vücutta anormal miktarda sutoplanmasıdır. Kalp, damar ve böbrek hastalıklarının bir belirtisi olabildiği gibi bazı allerjik durumlarda ve beyin travmalarında ciddisonuçlar doğurabilir. Vücut dokularındaki su miktarının artışına verilen isim. Özellikle derialtı ve kaslardaki doku aralıklarında, seröz boşluklarda (kalp, akciğer ve karın iç zarları) serbest sıvının toplanması, ödemin tespitini mümkün kılar. Dolayısıyla ödem, klinikte hücre dışı ve damar dışı sıvı miktarının artışını ifâde eder.

Seröz boşluklarında sıvı toplanması ile birlikte olan genelleşmiş ödemlere “anazarka” adı verilir. Derialtı ödemi, derinin şiş ve gergin hâliyle farkedilir, bacak alt ucundaki kemik çıkıntısı üzerinde deriye parmakla bastırılır ve bir müddet beklenirse o bölgedeki doku aralıklarında bulunan sıvının itilmesinden dolayı parmak kaldırıldıktan sonra bir çukurluk kalır. Ödem aşikar hâle gelmeden evvel hücre dışı sıvı miktarı ve vücut ağırlığı süratle artar. Bu artış beden ağırlığının % 10’unu geçtikten sonra parmakla bastırılmakla çukurluk teşekkülü görülür. Normalde de doku aralıklarında bulunan ve artışı ile ödemi husûle getiren sıvı, dolaşan kandan gelmektedir. Dolayısıyla ödem sıvısı terkip bakımından kan plasmasına çok yakındır. Bikarbonat, klor, sodyum ve klor gibi elektrolitler, glikoz, üre, kreatinin, amino asitler ihtivâ eder. Protein muhtevası ise ödeme yol açan sebebe göre değişiklik gösterir. Ödem yaygın ve lokalize olur.

Yaygın ödemlerin oluş mekanizmasını iki gruba ayırabiliriz:
1. Böbreklerin tuz ve suyu az ıtrah etmeleri sonucu plasmada birikime uğrayan su ve tuzun dokulara ve doku aralıklarına geçmesiyle meydana çıkan ödemler.

2. Plasma ile dokular arasında su ve molekülleri hareket ettiren kuvvetler dengesinde husûle gelen değişiklikler netîcesinde doku aralıklarında su ve tuz toplanmasına bağlı olan ödemler.

Normalde kılcaldamarların arter (atardamar) kısmına suyu plasma ile doku arasında hareket ettiren kuvvetler plasma tarafı lehine bir fazlalık gösterirler ve bu kuvvetin tesiriyle su ve berâberinde birçok kristalloitler yarı geçirgen bir zar olan kılcaldamar duvarından doku aralıklarına sızar. Kılcaldamarların venöz (toplardamar) ucunda ise denge, doku lehine değişir ve kılcaldamarlardan süzülmüş olan su ve diğer moleküller damarlara geri döner. Doku aralıklarında kalan su ve diğer maddeler lenf sıvısını teşkil eder ve dokudan lenf damarları ile uzaklaşırlar.

Bu, su ve elektrolit alışverişinde rolü olan faktörler ve süzülme-emilme olayını ayarlayan kuvvetler şunlardır:
1. Kılcaldamarlardaki kan basıncı: Tansiyona yâni sistemik kan basıncına bağlı olarak azalıp çoğalabilir. Eğer kan basıncı değişmezse küçük atardamarların kasılması kılcaldamarlardaki kan basıncının ve kan akımının azalmasına sebep olur.

2. Plasma kolloitlerinin (dağılmış haldeki moleküllerin ve maddelerin) osmotik basıncı: Buna onkotik basınç adı da verilir. Molekülleri büyük olan proteinler kılcaldamar duvarından geçemez ve % 95’i damar içinde kalarak plasma ve hücreler arasının onkotik basınçları arasındaki önemli farkı husûle getirir. Bu fark su alış-verişini sağlayan başlıca faktördür. Kapiller sıvı basıncı onkotik basıncı geçtiği zaman dokulara sıvı geçişi, onkotik basınç galip geldiği zaman ise sıvının dokulardan damara geçişi söz konusudur. Plasmada protein miktarının azalması sıvının damar dışına çıkışının artmasına ve doku aralıkları sıvısının artmasına ve böylece de ödeme sebep olur.

3. Hücrelerarası sıvının kolloit osmotik basıncı: Normalde plasma protein muhtevâsı doku sıvısındakinin 20 katıdır. Damar duvarını geçirgen hâle getiren durumlarda veya doku aralıklarındaki proteinlerin lenf ile uzaklaştırılmasında bir güçlük ortaya çıktığı zaman doku sıvısındaki protein miktarı artar ve buna bağlı olarak doku aralıklarında sıvı toplanması olur.

4. Doku aralıklarındaki mekanik basınç: Damar dışı sıvıyı alacak olan doku aralıklarının hacmi sınırlıdır. Bu hacim sınırlılığı belli miktardan fazla sıvı toplanmasına izin vermez. Ancak birçok kereler vücûdunda ödem husûle gelmiş olan kişilerde doku aralıklarının mekanik direnci de azalacağından, ödemin yeniden teşekkülü kolay olur. Dokuların alış-verişinde bu dört faktörden başka, lenf akımının da rolü vardır. Çünkü hücrelerarası sıvı miktarı kısmen lenf drenajına da bağlıdır. Böbrekteki süzülme bozuklukları eğer emilmedeki buna mütenasip bir değişmeyle berâber değilse vücuttaki su miktarının önemli derecede artış veya azalışına sebep olur. O halde vücuttaki toplam su miktarının ayarlanmasının yapıldığı başlıca organ olan böbreğin hastalıklarında birçok ödemlerin ortaya çıkması gâyet tabiîdir.

Ödemleri oluş mekanizmalarına göre çeşitli sınıflara ayırmak mümkündür:
1. Kapillerdeki hidrostatik basıncın artmasına bağlı ortaya çıkan ödemler: Uzun süre ayakta durmak, tromboflebit, tümörler, damar balonlaşmaları gibi sebeplerle toplardamarların baskı altında kalması ödeme yol açar.

2. Kapiller geçirgenlik artmasına (doku sıvısında osmotik basınç artmasına) bağlı ödemler: Normalde proteinleri geçirmeyen kapiller duvarları bakteri, kimyâsal ısı, mekanik etkilerden dolayı proteinleri daha fazla geçirir hâle gelirse damar dışı sıvı içerisine proteinler geçerek doku sıvısının osmotik basıncını arttırır. Doku sıvısında osmotik basıncın artması berâberinde doku dışına sıvı kaçmasını da getireceğinden ödem meydana gelir. İlâç allerjileri, böcek sokmaları, yanma ve donma sonrasında ortaya çıkan ödemler bu tip ödemlerdendir.

3. Plasma onkotik basıncının azalmasına bağlı ödemler: Uzun süren açlık halleri ve böbreklerden protein kaybının fazla olduğu böbrek hastalıklarında onkotik basıncı düşen plazmadan dokulararası sıvıya su kaçışı olur.

4. Doku mekanik direncinin azalmasına bağlı olanlar: Kısa zamanda fazla kilo kaybedenlerde ve ihtiyarlarda ortaya çıkan bâzı tip ödemler böyledir.

5. Lenfa drenajının bozulmasına bağlı olarak ortaya çıkan ödemler: Lenf damarlarının kanser hücreleri tarafından işgali, iltihaplanması, parazitlerle tıkanması gibi durumlarda ortaya çıkar. Ödem tıkanan lenf damarları grubunun akımını sağladığı bölgede sınırlıdır. Bunlardan en enteresan olanı lenf damarlarının “Filaria Bancrofti” adlı parazitle tıkanması netîcesinde meydana gelen ödemdir. Bu hastalığa “fil hastalığı” adı verilir ve tuttuğu organı aşırı boyutlara vardırmasıyla tanınır. (Bkz. Fil Hastalığı)

6. Böbrek faktörünün başta geldiği ödemler: Böbreğin normalde ıtrah edebileceğinden fazla tuz alınması, böbreğin tuz ıtrah vazifesinin bozulması veya hormonal sebeplerle böbreğin tüpçüklerinden aşırı tuz emilmesi de ödeme sebep olur.

7. Birkaç faktörün birlikte rol oynadığı ödemler:

8. Sebebi bilinmeyen ödemler. Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılabileceği üzere ödem bir hastalık değildir, bir belirtidir. Ödem görüldüğü zaman mutlaka sebebi araştırılmalı ve tedâvi edilmelidir.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/odem-nedir-8160.png</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/odem-nedir-8160.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/odem-nedir-8160-t.png"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/odem-nedir-8160.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/odem-nedir/204/</link>
			<pubDate>Sun, 19 Sep 2021 09:17:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kardiyoloji Nedir]]></title>
			<description><![CDATA[Kardiyoloji Kalbin ve damarların anatomi, fizyoloji ve patolojisini inceleyen bilim dalı. Dahiliyenin bir alt branşı olan bu bilim dalı, üniversite hastaneleri ve özel bazı hastanelerde başlıbaşına bir branş olmuştur.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kardiyoloji Nedir
Kardiyoloji Kalbin ve damarların anatomi, fizyoloji ve patolojisini inceleyen bilim dalı. Dahiliyenin bir alt branşı olan bu bilim dalı, üniversite hastaneleri ve özel bazı hastanelerde başlıbaşına bir branş olmuştur. Kardiyoloji kalp ve damarlara ait bozuklukların teşhis ve tedavisi ile uğraşır.

Kalp muayenesinde genel dört muayene metodu uygulanır. Gözle inceleme, el ile muayene, parmakların üzerine vurularak çıkan sesi değerlendirme ve dinleme aleti ile kalbi dinleme. Kalp-damar sistemi bir bütün olduğu için bir yerde olan hadise bütün sistemi etkiler.

O sebeple hastalıkların teşhis ve tedavisinde bu husus göz önünde tutulmalıdır. Kardiyolojinin günümüzde çok sık rastlanan romatizmal kalp hastalıkları, damar sertliği, koroner arter hastalıkları sebebiyle önemi çok artmış ve ona paralel olarak da gelişmiştir. Bugün açık kalp ameliyatları, çok ince koroner damar (kalbin kendini besleyen damarlar) ameliyatları başarıyla yapılmaktadır. Röntgen (kalbe özel çekilmiş röntgen), kalp elektrosu (grafisi) önemli teşhis metodlarıdır.

Ayrıca anjiografi (damar içine boyalı madde vererek filmini çekme), ekokardiyografi (kalbe özel ses dalgaları göndererek yansımaları yazdırma), sintigrafi, kateterizasyon (özel aletlerle bacak damarlarından kalbin içine girerek kalbin basınçlarını ölçme, boyalı madde vererek filmini çekme) ile teşhis imkanları artmıştır. Myokard scanning’i ile de kalp kasının durumu hakkında bilgi edinilmektedir. Kardiyoloji dalında ihtisasını tamamlayan hekimlere kardiyolog denmektedir.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/kardiyoloji-nedir-7495.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/kardiyoloji-nedir-7495.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/kardiyoloji-nedir-7495-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/kardiyoloji-nedir-7495.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/kardiyoloji-nedir/203/</link>
			<pubDate>Sun, 19 Sep 2021 01:41:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Pankreas Belirtileri]]></title>
			<description><![CDATA[Pankreas karın boşluğunun üst tarafında ve bel omurlarının önkısmında yerleşik bir organdır. Salgılarıyla sindirm fonksiyonunayardımcı olur vekan şekerini düzenler.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Pankreas karın boşluğunun üst tarafında ve bel omurlarının önkısmında yerleşik bir organdır. Salgılarıyla sindirm fonksiyonunayardımcı olur vekan şekerini düzenler. Karın boşluğunun üst kısmında arka duvara dayalı olarak bulunan, hem iç hem de dış salgıları olan bir gudde organı. Pankreasın büyük kısmı, hazım için çok önemli olan salgıları hazırlayan alveoler bez dokusundan yapılmıştır.

Pankreasın bu kısımlarında yapılan dış salgısı, bir kanal aracılığıyla oniki parmak barsağına akıtılır. “Succus Pancreaticus” veya“pankreas özsuyu” adı verilen bu salgı sindirim işinde rol oynayan tripsin, lipaz ve amilaz adlı fermentleri ihtivâ eder. Bu enzimlerin etkisi sâyesinde pankreas salgısı her üç grup gıdâ maddeleri, yâni yağ, protein ve karbonhidratların hazmında önemli bir işi yerine getirir.

Pankreasın, iç, yâni kana olan salgısına gelince bu salgı, pankreas içinde bulunan ve Langerhans adacıkları denilen küçük kapalı bezler tarafından yapılır. İnsülin ve glukagon adını alan hormonları, kan şekerinin ayarlanmasında iş görürler. Pankreas şekil bakımından bir çekice benzetilebilir.

Ağırlığı 70-100 gram arasında ve rengi kırmızımtraktır. Ortalama 15 cm uzunluğunda olup, baş, gövde ve kuyruk kısımları vardır. Başı oniki parmak barsağının açıklığına uyar ve sağdadır. Gövdesi, enine uzanıp aortu, sol böbreküstü bezini, sol böbreği, böbrek atar ve toplardamarlarını çaprazlar. Gövdesinin devamı olan ve en ince kısmı olan kuyruk kısmı dalağa kadar uzanır. Pankreasın kanı, dalak, karaciğer ve üst mesenten damarlarından gelmektedir. İki boşaltıcı kanalı vardır. Büyük olanı Wirsung kanalıdır, gövdesini boydan boya kateden bu kanal, bezin çeşitli parçacıklarından gelen salgıları toparlayıp, oniki parmak barsağına açıldığı yere akıtır.

Genellikle buraya açılmadan önce safra kanalıyla birleşir ve öyle açılır. Santorini kanalı ise, Wirsung kanalının üst tarafından oniki parmak barsağına açılan bir diğer dış salgı kanalıdır. Pankreas hastalıkları: Pankreas hastalıklarının teşhisi belirtilerinin çeşitliliği, silikliği ve diğer hastalıklara benzemesi dolayısıyla oldukça zordur. Pankreastan gelen ağrının diğer karın içi organların ağrılarıyla karışması sık görülen bir durumdur. Had pankreatit: Pankreasın akut iltihabıdır. Batı ülkelerinde hastalığa sebep olan en önemli faktörler, safra kesesi hastalıkları, aşırı alkol alınması, sürekli alkol kullanımıdır. Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde ise bunların yanında dengesiz beslenme de diğer bir faktör olarak ortaya çıkar.

Bu hastalarda çoğu defâ alkol alınmasını veya ağır bir yemeği tâkiben kriz başlar. Hastalar âni başlayan şiddetli bir karın ağrısından şikâyet ederler. Aşırı bitkinlik ve huzursuzluk olur. Vak’aların büyük bölümünde tansiyon düşmesi, çarpıntı, % 15’inde şok meydana gelir. Hastalık ağır ve öldürücüdür. Akciğer ödemi, dolaşım şoku, kan zehirlenmesi, iç kanama gibi ağır tablolara yol açabilir.

Tedâvisinde asıl olan, şokla yapılacak olan mücâdeledir. Müzmin pankreatit: Pankreasın müzmin ve ilerleyici olarak iltihaplanmasıdır. Sebepleri arasında yine alkolizm ön plândadır. Yetersiz beslenme daha sonra gelir. En önemli belirtisi ağrıdır. İltihabî durum devam ettikçe pankreas harap olur ve fonksiyonlarında yetmezlik ortaya çıkar. Bu sebeple hazım bozulur, kilo kaybı olur, ilerleyince şeker hastalığı görülür. Tedâvisinde ağrı kesiciler verilir. Yetmezlik belirtileri için ağızdan pankreas enzimleri muhtevalı preparatlar kullanılarak, hasta rahatlatılmaya çalışılır. Pankreas kanseri: Kırk yaş üzerinde özellikle erkeklerde görülen bir hastalıktır. Belirtileri arasında şiddetli ağrı, aşırı kilo kaybı ve ilerleyici sarılık üçlüsü ile kendini belli eder. Kanser, pankreasın baş kısmını tutmuşsa cerrâhî müdâhale ile çıkarılabilir. Geleceği iyi olmayan bir hastalıktır ve hastalar beş sene içinde kaybedilebilirler.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/pankreas-belirtileri-5950.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/pankreas-belirtileri-5950.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/pankreas-belirtileri-5950-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/pankreas-belirtileri-5950.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/pankreas-belirtileri/200/</link>
			<pubDate>Fri, 17 Sep 2021 22:11:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Anal Fissür (makat çatlağı) Nedir?]]></title>
			<description><![CDATA[Makattaki kasların bütünlüğünün çatlama veya yırtılma yolu ile bozulması olarak tanımlanır. Bütün yaş ve cinsiyetlerde görülebilmekle birlikte ...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anal Fissür Nedir
Makattaki kasların bütünlüğünün çatlama veya yırtılma yolu ile bozulması olarak tanımlanır. Bütün yaş ve cinsiyetlerde görülebilmekle birlikte 60 yaş üzeri erişkinlerde ve küçük çocuklarda tanı konabilmektedir.

Sert ve iri dışkının geçişi ile birlikte keskin ağrı yakınması belirgindir. Ağrı bir saat kadar sürebilmekte ve diğer dışkı geçişi ile yinelenmektedir. Sert bir zemine otururken de ağrı hissedilir. Tuvalet kağıdı, iç çamaşı veya alt bezinde çigi halinde kan bulaşması görülebilir. Makat etrafında kaşınma belirgindir. Çocuklar dışkılamayı reddedebilirler.

Anal fissürün nedeni bilinmemektedir, ancak yakınmalar makattan sert ve iri dışkının geçmesi ile belirginleşir. Hastalığın görülme olasılığı kabızlık, lösemi, crohn hastalığı, bağışıklık sistemi yetmezliği hastalıkları ve birden fazla gebelik ile birlikte artmaktadır. Anal fissürün oluşmasını önlemek için kabız kalmaktan kaçınılmalıdır. Bu nedenle de günde en az 8 bardak su içilmeli ve lif oranı yüksek bir diyet alınmalıdır. Gerekli olduğu takdirde barsakları yumuşatıcı ilaç alınabilir. Ikınmadan ve anal ilişkiden kaçınılmalıdır.

Tanı koymada ne önemli araç belirtilen yakınmalardır. Buna ek olarak doktor tarafından alınan tıbbi özgeçmiş ve yapılan fizik muayene değerli bilgiler verecektir. Anal ve rektal kanamanın diğer nedenleri ayırt edebilmek için anus ve rektumun anaskop ve sigmoidoskop ile görüntülenmesi gerçekleştirilebilir.

Fissürün onarımı veya kasların bütünlüğünün sağlanması cerrahi olarak sağlanıp makat kaslarının iyileşmesi sağlanabilir. Anal fissürün olası komplikasyonları arasında makat kaslarının zedelenip iyileşmesi sonucu dışkı tutulamaması bulunmaktadır. Erişkinler için 4-6 haftada tedavi ile iyileşme sağlanabilir ve cerrahi girişime gerek kalmayabilir. Dışkının yumuşatılması ile birlikte çocukların yakınmaları geriler. Fissür iyileşene kadar kabızlığı önlemek için çeşitli önlemler alınmalıdır. Dışkıyı yumuşatmak amacı ile doktorun önereceği ilaçlar verilebilir. Bol miktarda sıvı gıdalar verilmelidir. Makat etrafındaki ağrı ve kas spazmını rahatlatmak için sıcak oturma banyoları ve sıcak uygulamalarından fayda görebilirsiniz.

Ağrıya karşı asetaminofen içeren ağrı kesici haplar veya sürülebilen anestetik ilaçlar kullanılabilir. İyileşme sürecinde herhangi bir şekilde aktivite kısıtlaması yoktur. Fiziksel hareket, kabızlığın oluşma şansını azaltmaktadır. Ayrıca, kabızlığı önlemek için yüksek miktarda lif içeren bir diyet alınmalı ve bol su içilmelidir. Bahsedilen tedavi seçeneklerine rağmen yakınmalarda bir değişiklik olmuyorsa, doktorunuza danışmalısınız.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/anal-fissur-makat-catlagi-nedir-8816.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/anal-fissur-makat-catlagi-nedir-8816.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/anal-fissur-makat-catlagi-nedir-8816-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/09/anal-fissur-makat-catlagi-nedir-8816.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/anal-fissur-makat-catlagi-nedir/199/</link>
			<pubDate>Thu, 09 Sep 2021 12:17:05 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>