<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Bitkiler</title>
         <link>https://www.canim.net/bitkiler/</link>
         <description>Bitkiler dünyasında bilinmeyen bitkiler ile şifalı bitkiler nelerdir. Dünya çapında yöresel bitkiler ve çeşitleri.</description><item>
			<title><![CDATA[Yoğurt Otu (Galium Aparine L.)]]></title>
			<description><![CDATA[Bitkinin değişik türleri vardır. Tırmanıcı yoğurt otu (Galium Aparine L.), tarlalarda, çayırlarda, çit kıyılarında çalılıkların arasında bolca yetişir ve çiftçiler onu zararlı ot olarak bilirler.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yoğurt Otu (Galium Aparine L.)
Bitkinin değişik türleri vardır. Tırmanıcı yoğurtotu   ( Galium aparine L. ), tarlalarda, çayırlarda, çit kıyılarında çalılıkların arasında bolca yetişir ve çiftçiler onu zararlı ot olarak bilirler. 60-160cm boyundaki bitkinin yaprakları halka dizilişlidir ve uzunca saplı, yeşil –beyaz renkli çiçek şemsiyeleri vardır. Sapındaki tüylerin yardımıyla rahatça tırmanabilir. Yöresel olarak, yapışkan otu , çobansüzeği , sünnetlik otu , sünnetlice otu ve kazotu olarak da tanınır. Bitkinin türlerinin hepsi şifalıdır, ama sarı çiçekli yoğurtotu ( Galium verum L. ) ender bulunan bir bitkidir ve kurutulduktan birkaç ay sonra kararmaya başlar. Yapışkan otu ise pratik olarak her yerde karşımıza çıkar ve kurutulduktan sonra iki yıl kadar kullanılabilir. 

Toplama ve Kurutma : Nisan-Mayıs döneminde, yoğurtotu henüz körpe ve tam yeşilken, toprak üstündeki bitkinin tümü, sararmış yapraklar hariç toplanır ve hemen demetler halinde gölge ve havadar bir yere asılarak kurumaya bırakılır. Kuruduktan sonra ince kıyılarak bir örtünün üstüne serilir ve 2-3 gün tam anlamıyla kuruması beklenir. Daha sonra hava almayan kaplarda saklanır.

Bileşim : İridoitler (Örneğin : asperulosid), polyphenol asitleri, flavonlar ve tanen içerir.

Etkileri : Lenf sistemini temizleyici, kan temizleyici, deri hastalıkları, kanser tedavileri

Öbek halinde yetişen bu bitki, ne yazık ki zamanla unutulmaya mahkum olmuş. Fakat, kanser hastalıklarının arttığı şu sıralarda,  bu bitki büyük bir önem kazanmıştır. Burada bir kere daha belirtmek isterim ki, bu tür ağır hastalıklarda kullanılacak olan bitkinin mutlaka taze olması gerekir. Yoğurtotunun / yapışkanotunun genç filizlerini, kış mevsiminde, kar altında bile bulabilirsiniz. Yoğurtotu çayı , böbrekleri, karaciğeri ve dalağı hastalık yapıcı maddelerden arındırır. Lenf kanseri dahil, lenf sistemi hastalıklarında, hastalık ne kadar ağır olursa olsun, bu çay her gün içilmelidir. Bitki çayı, içten çay ve dıştan ( haricen) kompres-yıkama biçiminde kullanıldığında, çok büyük bir hızla, deri hastalıklarını, yaraları ve kan çıbanlarını iyileştirir. Ayrıca bu ılık çayla yüz yıkandığında, pörsük, sarkık ve kırışık deri gerginleşir.  Bitkinin sıkılarak elde edilen özsuyu da, her gün hasta deriye sürülüp, kuruması beklenerek kullanılabilir. Bitki, epilepsi ( sara ), histeri, raks illeti veya parkinson hastalığı (kasların istem dışı hareketliliği ), sinirsel rahatsızlıklar, idrar tutukluluğu, kum ve taş rahatsızlıklarında da önerilir. Çok irileşmiş olsa da guatr hastalığı, yoğurtotu çayı ile gün boyunca ısrarla sürekli derin gargaralar yapıldığında ve arada bir yutulan yudumlar yoluyla uygulanan 4-6 haftalık bir kür sonucunda önemli ölçüde küçülebilir. Son zamanlarda, ses telleri aksaklığı veya ses kısıklığı ( disfoni ) sıkça rastlanan bir durum olup, bitki çayı ile yapılan gargaralar, bu aksaklığı kısa sürede düzeltecektir.Bir kadın bana (M.Treben), yalnızca guatrın değil, lenf bezi hastalığının da iyileştiğini söyledi. Tanıdık bir çiftle her yıl, Viyana yakınındaki Mödling kaplıcasında buluşuruz. 1979’da yine buluştuğumuzda, kadında belirli biçimde guatr başladığını gördüm (M.Treben). Ameliyattan korkuyordu. Ona yoğurtotunu önerdim (M.Treben). Bu durumda bitki kaynatılır ve gün boyunca, elden geldiğince sık ve derin gargaralar yapılır. 1980 şubatında yeniden buluştuğumuzda, kadında guatrdan eser kalmamıştı. Büyük bir sevinçle bana, kocasının her gün taze bitki toplayışını anlattı. İlk gargaralardan sonra guatrın küçülmeye başladığını hissetmiş ve bir süre sonra da tümüyle yok olmuştu.  İsviçreli herbalist Künzle’ye göre, ağır böbrek hastalıkları ve böbrek iltihaplanmalarında da, tüm tedaviler başarılı olamamışsa bile, yoğurtotu güvenilir bir bitkidir. Böbrek hastalıkları için, yoğurtotu , altınbaşak ve sarı ballıbaba ile eşit oranda karıştırıldığında, çok daha etkili bir çay elde edilmiş olacaktır. Bu durumda, en kısa sürede başarıya ulaşılacaktır. Herbalist Künzle, bu zamanın 14 gün olduğunu söylüyor. Bu üçlü çay harmanı haşlanıp demlenerek hazırlanır ve ilk olarak, kahvaltıdan yarım saat önce yarım bardak içilir ve geri kalanı da gün boyunca yudumlanır. Ağır hastalıklarda, günde 4 bardak içmek gerekebilir. Herbalist Künzle’nin bir yazısında, ağır böbrek hastalığı çekmekte olan 45 yaşındaki bir adamın sözü geçer. "...Sonunda adamın böbreklerden birinin alınması gerekmişti. Öteki böbrek de iltihaplı olup gerektiğince çalışmıyordu. İşte o sırada adam bir yoğurtotu üçlü çay kürüne başlayarak yukarda da belirtmiş olduğumuz gibi, yoğurtotu , altınbaşak ve sarı ballıbaba eşit karışımından hazırladığı çaydan günde 4 bardak  çayı hiç bıkmadan, ısrarla  yudumlayarak bu hastalıktan tümüyle kurtulmuştu. " Bu üçlü karışım, böbrek büzülmesinde ve daha başka ağır böbrek hastalıklarında da kullanılabilir.

Tanınmış Avusturyalı bitki uzmanı R. Willfort, Şifalı Bitkilerle Sağlık adlı kitabında, yoğurtotu çayı içilerek ve gargara yapılarak, dil kanserinin iyileştirebileceğini veya bitkinin taze özsuyu tereyağı ile karıştırılarak hazırlanan merhemle , kanser çıbanlarının ve kanser türü deri hastalıklarının iyileştirilebileceğini yazmıştır. Yoğurtotu merhemi ile, kanser türü deri hastalıkları tedavi edilebilir. Bu tedavi (ameliyat öncesi veya sonrası), tıbbi tedaviyle eş zamanlı olarak da uygulanabilir. Tabiidir ki, tüm kanser hastalıklarında uygulanacak bitkisel tedavilerden önce doktorun onayı alınmalıdır. Dil kanserine ve gırtlak kanserine karşı (ameliyat öncesi veya sonrası) yoğurtotu kürlerinin mutlaka uygulanması çok önemlidir. Kürlerin hiçbir yan etkisi olmadığı unutulmamalı ve denenmelidir. 10 yıl kadar önce, Linz’de yaşayan bir dişçinin dil kanserine yakalandığını duymuştum (M.Treben). Ameliyattan sonra çok zayıflamış ve ışın tedavisi yaptırması gerekiyormuş. Bitki çayı ile gargaralar yapmasını önerdim ona. Daha bir hafta ancak geçmişti ki, ışın tedavisine gerek kalmadığını, hastanın kilo almaya başladığını öğrendim. Bir süre sonra da hastalıktan hiçbir iz kalmadı. Daha sonraları, 28 yaşındaki bir kadının da dil kanserine yakalandığını duydum (M.Treben). Tanıdığı bir doktor, onu beş yıl içinde sağlığına kavuşturabileceğini söylemiş. Hasta, doktorun verdiği bitki çayını bana (M.Treben) gösterdiğinde, yoğurtotunu hemen tanıdım. Kadıncağız bu kötü hastalıktan kısa sürede kurtuldu. Bir örnek daha : Viyanalı genç bir kadın, 63 yaşındaki annesinin ağır hasta olduğunu ve ameliyat edilmesi gerektiğini söylediğinde, mart ayındaydık. Altı ay kadar önce hastanın gırtlağında kanser türü bir tümör oluşmuştu. O zamanki doktoru, gerçeği ondan gizleyerek, hastalığın guatr olduğunu söylemiş ve böylece ilk ameliyat yapılmış. Altı ay boyunca her şey iyi gitmiş. Ama son zamanlarda, sol kolunda gece gündüz dinmeyen şiddetli ağrılar başlamış. Eli şişmiş ve eli kolu öylesine duygusuzlaşmış ki, bir kağıt sayfasını bile tutamıyormuş. Hiç olmazsa bu ağrıları dindirmek için, ilk ameliyatı yapmış olan doktor, 19 nisanda ikinci bir ameliyat yapacak ve boyunla köprücük kemiği arasındaki bir siniri kesecekmiş. Doktorun dediğine göre, daha başka bir tıbbi yardım yapılamazmış. Tüm bunlara karşın, ben (M.Treben) kadına yoğurtotu çayını i çmesini ve gargara yapmasını öne rdim. Ayrıca, 300 gr aynısafa, 100 gr civanperçemi ve 100 gr ısırgan otu karışımlı, kanser önleyici bir çay içmesini (günde 7 su bardağı ve her bardak için 1 tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki karışımı, her 20 dakikada 1 yudum ) ve yoğurtotu merhemi ile friksiyonlar yapmasını söyledim (M.Treben). Ağrıların 4 gün sonra dindiğini öğrendiğimde ne kadar sevindiğimi düşünebilirsiniz! Hasta kadın, 19 nisana kadar elini ve kolunu kullanabilmeye başlamış, bu organlardaki duygusuzluk hali de sona ermişt. Hastanın kızı, ikinci ameliyata gerek kalmadığını bildirdiğinde doktor çok şaşırmış ve yapılan tedavi kendisine anlatıldığında da çok etkilenmiş ve "Anneniz bu tedaviye devam etmeli" demişti. Bir süre sonra haber aldığıma göre de, kadının sağlığı çok iyileşmiş ve altı kişilik ailenin ev işlerini rahatça yapabilir hale gelmişti. 

Kanser türü çıbanların tedavisinde de başarıya ulaşılabilir. Son zamanlarda, pürüzlü, sınırları belirgin koyu lekeler biçiminde, kötü karakterli deri hastalıkları çok arttı. Bu durumlarda, taze yoğurtotu özsuyu ve aynısafa merhemi ile başarı kazanılabilir. Kan temizleyici özelliği olan aynısafa , ısırgan otu , ve civanperçemi eşit karışımdan hazırlanan çayı da aynı zamanda mutlaka içmek gerekir ( Karışımlar bölümüne bakınız). Yukarı Avusturya bölgesinden bir kadının damağında bir düğüm oluşmuştu ve dayanılamayacak ağrılar çekiyordu. Yoğurtotu çayı gargarası sonunda, dört gün içinde düğüm ve ağrılar yok oldu. 

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : ( Sarı Yoğurt Otu   ile ). Bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, kaynama derecesine kadar ısıtılır, 1-2 dakika ağır ateşte kaynatılır ve süzülür. Çeşitli hastalıklar için yukarıda belirtilen miktar ve şekillerde içilir veya kompres ve gargara yapılır.

Çay Hazırlmak : ( Yoğurtotu/Yapışkanotu ile). Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır (kaynatılmaz) ve 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-5 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan içilir veya ılıklaştırılarak kompres ve gargara yapılır.

Merhem yapımı : Bitkinin özsuyu oda sıcaklığındaki tereyağı ile iyice karıştırılır ve elde edilen merhem buzdolabında saklanır. Merhem uzun süre dayanmaz.

Taze Bitki Özsuyu : İyice yıkanarak ince kıyılan nemli bitkinin özsuyu mutfak robotu kullanılarak elde edilir.

Üçlü Çay Harmanı : Yoğurtotu/yapışkanotu , ve eşit oranda karıştırılır. Bu karışımdan yarım tatlı kaşığı dolusu, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır (kaynatılmaz), 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 2-4 bardak içilir.

Karışımlar : Tüm kanser hastalıklarına karşı, beden temizleyici ve güçlendirici olarak, yoğurtotu, ve çok ince kıyılarak eşit oranda karıştırılır. 1 talı kaşığı karışım orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır (kaynatılmaz) ve 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak çayla başlatılan temizlik ve güçlendirme kürü, 1 hafta içinde 4-6 bardağa kadar çıkarılmalı ve bu miktar çay gün boyuna yayılarak, örneğin, 15-20 dakikada 2-3 yudum alınarak uygulanmalıdır. Böylece mide rahatsız olmayacak ve beden bitki çayının her damlasını emerek yararlanacaktır.

Kaynaklar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık", Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.

3- "Bir Yudum Sağlık",N.Eröztürk,Anahtar Kitaplar yayınevi,2000]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/yogurt-otu-galium-aparine-l-1348.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/yogurt-otu-galium-aparine-l-1348.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/yogurt-otu-galium-aparine-l-1348-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/yogurt-otu-galium-aparine-l-1348.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/yogurt-otu-galium-aparine-l/125/</link>
			<pubDate>Mon, 30 Aug 2021 00:11:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Veba Otu (Petasites Officinalis)]]></title>
			<description><![CDATA[Irmak, dere ve orman kıyılarında yetişir. Kelotu olarak da bilinir . Şapka büyüklügündeki yaprakları hafif dişlidir ve alt tarafları gri tüylerle kaplıdır.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Veba Otu (Petasites Officinalis)
Irmak , dere ve orman kıyılarında yetişir. Kelotu olarak da bilinir . Şapka büyüklügündeki yaprakları hafif dişlidir ve alt tarafları gri tüylerle kaplıdır . Kirli beyazdan açık pembeye kadar degisebilen çiçekleri , sapın en ucunda , bir salkım biçiminde açarlar . .

Salgın zamanlarında büyük önem kazanmış ve ateş düşürücü nitelige sahip olan kökü , çiçeklenme zamanından önce sökülür . Terletmeye yardımcı olan çayı , ateşlenme , soluk alma zorluğu , gut ve epilepsi (sara) hastalıklarında kullanılır . Gün boyunca , 1 veya 2 bardak yudumlanarak içilir .  ( ( Çay Hazırlamak)

Büyük taze yaprakları , yalnızca burkulmaların ve yürüme sonucu ayakta olusan yaraların üstüne uygulanmakla kalmayıp , her tür kangren , habis çıban ve şiddetli yaralarda kullanılır . ( ( Yaprak Kompresi)

Modern herbalistler tarafından ise özellikle kemoterapiden sonra kanser tümörlerinin azaltılması için önerilmektedir . Almanya 'da Petadolor markasıyla tablet halinde satılmaktadır . Aynı zamanda adet krampları , astım ve  baş ağrısı için de kullanılmaktadır . Kanser tedavisinde kullanıldıgında , özellikle cerrahi operasyondan sonra etkili bir sekilde metastaz'ı (yayılma) önlemektedir .

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kasıgı ince kıyılmıs bitki kökü , aksamdan orta boy 1 su bardagı dolusu soguk suya koyulur , sabahleyin ılıklastırılır ve süzülür . Gün boyunca 1 veya 2 bardak yudumlanarak içilir .

Yaprak Kompresi : Yıkanan taze yapraklar , tahta bir tablanın üstünde merdane ile ezilerek lapa haline getirilir , hasta bölgenin üstüne yatırılır ve 1-2 saatte bir yenilenir .

Kaynaklar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık" , Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.

3- http://www.datadepo.com/cancercure/food.asp]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/veba-otu-petasites-officinalis-6719.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/veba-otu-petasites-officinalis-6719.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/veba-otu-petasites-officinalis-6719-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/veba-otu-petasites-officinalis-6719.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/veba-otu-petasites-officinalis/124/</link>
			<pubDate>Mon, 30 Aug 2021 00:07:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sinirli Ot (Plantago Lanceolata)]]></title>
			<description><![CDATA[Sinirli Ot çesitlerinden , dar yapraklı sinirliot (Plantago Lanceolata) ve genis yapraklı sinirliot (Plantago Major) aynı etkilere sahiptir ve aynı biçimde kullanılırlar.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sinirli Ot (Plantago Lanceolata)
Sinirli Ot çesitlerinden , dar yapraklı sinirliot (Plantago Lanceolata) ve genis yapraklı sinirliot (Plantago Major) aynı etkilere sahiptir ve aynı biçimde kullanılırlar . Her ikisi de kır yollarında , çimenli tarla kıyılarında , nemli arazilerde , bahçe ve parkların çimleri arasında , pratik olarak dünyanın her bölgesinde yetisir .Yöresel olarak , "sinirli yaprak" , "boga yapragı" ve "ates yapragı" diye de tanınır

Sinirliot genellikle solunum organları hastalıklarında kullanımaktadır . Özellikle , balgamlanma , öksürük , bogmaca , akciger astımı ve akciger tüberkülozunda etkilidir . Sinirliot cinslerinin tümü , kök , sap , yapraklar , çiçekler ve tohumlar olmak üzere kullanılır . Baska hiçbir esdeger bitkinin yapamayacagı bir biçimde , kanı , akcigeri ve mideyi temizler . Bu yüzden az veya kötü nitelikli kana , zayıf akcigerlere ve böbreklere sahip kisiler , temriye ve egzema üretenler , sık sık öksüren , sesi kısılan ve sürekli zayıf kalanlar onu kullanmalıdırlar .

Akciger astımında ve bronsiyal astımda , sinirliot ve kekikotu esit karısımı ile bazılarına yardımcı olabildim. Böyle bir çay harmanı , karaciger ve mesane rahatsızlıklarında da çok yararlıdır. Çay harmanı söyle hazırlanır : Içine 1 dilim limon atılmıs 1 bardak soguk su , 1 çay kasıgı dolusu nöbet sekeri ile birlikte kaynatılır , 4-5 kere tasırıldıktan sonra altı söndürülür ve yarım tatlı kasıgı bitki karısımı (ince kıyılmıs) bu kaynak suda haslanır (kaynatılmaz) ve demlenmesi için 1 dakika beklenir . Agır hastalıklarda günde 4-5 kere taze çay demlenmesi gerekir . Mümkün oldugunca sıcak ve yudumlanarak içilmelidir .

Eski bir sifalı bitki kitabına göre , sinirliot tohumları günde 8 gr alındıgında , bedende tas olusmasına karsı çok olumlu sonuçlar elde edilebiliyormus . Bu tedavi biçiminde , ayrıca sinirliot çayı da içmek gerekiyor . Sinirliot pekmezi , kanı tüm zararlı maddelerden arındırır . Her gün yemeklerden önce 1 yemek kasıgı alarak , bu pekmezle gerçek bir kür uygulanabilir .

Kırsal bölgelerde yasayanlar , bitkinin çok degerli bir yara otu oldugunu bilirler . Tarlada çalısan bir çiftçi agırca bir biçimde yaralandıgında , sinirliot yapraklarını ezerek yarasının üstüne koydugunda çok sasırmıstım . Yapraklar yıkanmamıs oldugu halde , yara iltihaplanmadı . Taze yapraklar ezildiginde , çatlaklara , kesiklere , arı sokmasına karsı kullanılabilir . Eski bir bitki kitabında söyle deniliyor : "Örümcegin ısırdıgı köpek hemen sinirliota kosar . Sinirliot onu iyilestirir ."  Taze yapraklar iki el arasında ovalanıp , biraz tuzla karıstırılarak bogaza sarıldıgında , guatr küçülür . Sinirliot ayakkabının içine yatırıldıgında , çok yürümekten olusan kabarcıkları iyilestirir . Her çesit ve hatta en kötü karakterli çıban bile , taze ezilmis bitki lapasıyla iyilestirilebilir . Bu yapraklar , hastalıga yakalanan bölgeye uygulandıgında , kötü karakterli beze hastalıklarında yardımcı olur . Ama bu tür olaylarda , mercankösk yagı veya kantaron yagı önceden o bölgeye sürülür , iyice ezilmis bitki yaprakları üstüne yatırılır ve bir bezle baglanır . Kısa süre içinde iyilesme baslayacaktır .

Linz'deki bir konferansta , ezilerek lapa haline getirilmis sinirliot yapraklarının her tür yarayı , on yıldır kapanmamıs olsa bile iyilestirebilecegini belirttim . Bes ay kadar sonra yine Linz'de bir konferansa katıldıgımda , bir kadın dinleyici söz istedi : "Sinirliot yapraklarının eski yaraları da kapatabilecegine inanmamıstım . Bir komsumun bacagındaki yara 17 yıldır kapanmamıstı ve kadın artık sokaga çıkamaz olmustu . Ona sinirliot yapraklarını götürdüm ve tarif etmis oldugunuz gibi , bacagına uyguladım . Size inanmamıs oldugum için özür diliyorum . Yara çok kısa sürede kapandı ve su ana kadar da bir daha açılmadı ."

Bir baska örnek daha : Savasta yitirmis oldugu bacagının yerine protez kullanan eski bir askerin , uzun süren yaz sıcakları yüzünden , bacagının kesilmis oldugu yerde açık yaralar olusmustu . Bu yaralar ne merhemle , ne ısın tedavisiyle ne de ignelerle iyilestirilemiyordu . Sonunda yaralarına sinirliot yapragı koydugunda , yaralar ertesi güne kadar kapandı ve adam yine calısmaya basladı .

Bir keresinde ben de (Maria Treben) sinirliot kullanarak basarı elde ettim . Yıllar önce , kucagıma aldıgım torunum , sırf yaramazlık olsun diye agzımın kenarını ısırmıstı . Bu ısırık yüzünden bir kaç gün bayagı agrı çektim . Sonra , orayı arada sırada sinirliot özsuyu ile nemlendirmeye basladım . Günün birinde orada kötü karakterli bir serlik olusabileceginden korkuyordum . Bir süre sonra , gerçekten de orada bezelye tanesi iriliginde sert bir dügüm farkettim . Hemen çayırdan bir avuç sinirliot toplayarak parmaklarımın arasında ezdim ve gün boyunca o sertligin üzerine sürdüm . Aksama dogru azalmaya baslayan sertlik , ertesi sabah tümüyle yok olmustu . Hakikaten , her hastalık için bir bitkinin yetistigine inanmak gerek .

Her yıl pek çok kisi , kendilerini kurtarabilecek sifalı bitkiler bulundugu halde , çesitli hastalıklardan acı çekerek ölüp gidiyor . Eger sifalı bitkilerimize karsı daha anlayıslı olabilseydik , ne kadar saglıklı ve yasama sevinciyle dolu olabilirdik . Onlar ne yazık ki , bilmeyenlerin gözünde yalnızca anlamsız otlar olmaktan ileri gidemiyorlar . Bitkilerle ilgilenmeye baslayın , yavas yavas tüm sikayetlerinizin sona erdigini göreceksiniz .

Yazdıgım bu satırlar , yıllar boyunca bacaklarındaki açık yaralara katlanmak zorunda kalmıs olan yaslı kisilere de cesaret ve teselli vermelidir . Sizin yaralarınız da sinirliot sayesinde kısa sürede kapanacak ve iyilesecektir . Bu konuda yasın hiç bir önemi yoktur . Yara ile birlikte sislik de varsa , ebegümeci ayak banyosu yapılmalıdır . Banyodan sonra , yaranın kenarlarına aynısafa merhemi sürülmelidir . Trombozda da sinirliot yaprakları siddetle önerilir .

Tüm bu örnekler sunu gösteriyor : Doktorların hastaya yapabilecekleri hiçbir yardım kalmadıgında bile , Tanrı'nın eczanesine güvenilmelidir .

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kasıgı ince kıyılmıs bitki , orta boy bir su bardagı dolusu kaynar suyla haslanır, 15 dakika demlendikten sonra süzülür .

Yaprak Lapası : Dar veya genis yapraklı sinirliot yaprakları iyice yıkanır ve lapa haline gelene kadar merdane ile ezilir .

Sinirliot Pekmezi : Iki avuç dolusu yıkanmıs ve ince kıyılmıs bitki yapragı lapa haline getirilir. Bu lapaya biraz su , 300 gr nöbet sekeri ve 250 gr çiçek balı eklenir . Agır ates üstünde sürekli karıstırılarak , koyu bir sıvı elde edene kadar kaynatılır . Sogumadan kaplara bosaltılarak , buzdolabında saklanır .

Kaynaklar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık" , Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/sinirli-ot-plantago-lanceolata-3909.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/sinirli-ot-plantago-lanceolata-3909.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/sinirli-ot-plantago-lanceolata-3909-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/sinirli-ot-plantago-lanceolata-3909.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/sinirli-ot-plantago-lanceolata/123/</link>
			<pubDate>Mon, 30 Aug 2021 00:03:10 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sarımsak (Allium Sativum L .)]]></title>
			<description><![CDATA[25-30 cm yükseklikte, yeşilimsi beyaz veya pembe çiçekli, otsu bir kültür bitkisidir. Nadir olarak tohum bağlar.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sarımsak (Allium Sativum L .)
25-30 cm yükseklikte, yeşilimsi beyaz veya pembe çiçekli, otsu bir kültür bitkisidir. Nadir olarak tohum bağlar. Bu nedenle soğancıkları (diş) ile üretilir. Ülkemizde “ Beyaz sarımsak ” ve “ Siyah sarımsak ” olmak üzere 2 çeşit yetiştirilmektedir. Tedavide beyaz sarımsak kullanılır. Vatanının orta Asya stepleri olduğu sanılmaktadır.

Dış Görünüş : Soğan, beyaz veya pembemsi renkli, az adette soğancıkdan (diş) meydana gelir. Dişlerin hepsi bir arada bir kabuk tarafından sarılmışlardır. Çok kuvvetli ve keskin bir kokusu ve yakıcı bir lezzeti vardır.

Bileşim : Karbonhidratlar ( sakkaroz, glikoz) , vitaminler ( A, B, C ve E ) ve eterli uçucu yağ ( alliin, allicin, ajoen ) , scordein , selen ile dişilik ve erkeklik hormonlarına benzer maddeler taşımaktadır. Bu uçucu yağda özellikle allil disülfür bulunmaktadır. Bu bileşik kükürtlü bir amino asit olan alliin ’in alliinaz isimli ferment etkisi ile parçalanarak allicin ’i vermesi, allicin ’in de, su buharı veya su karşısında, allil disülfür ’e dönüşmesi sonucu meydana gelir. Sarımsağa özel koku ve lezzeti veren taşıdığı kükürtlü uçucu yağdır.

Etki ve Kullanılış : Eski çağlardan beri bilinen ve kullanılan bir drog’dur. Orta çağda özellikle salgın hastalıklar (kolera, veba gibi) ile mücadelede kullanılmıştır. Antiseptik, idrar artırıcı, safra salgılarını artırıcı, solucan düşürücü (özellikle askarit ve oksiyürler e karşı), iştah açıcı, tansiyon (kan basıncı) ve kolesterol düşürücü, kanı sulandırıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkilere sahiptir. Antiseptik ( mikrop öldürücü ) etki taşıdığı allicin ’den ileri gelmektedir. Antiseptik ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi; tarihçi Herodot’a göre eski Mısırlılar tarafından da bilinmekteydi. Çünkü Mısırlılar piramitlerin yapımında çalıştırdıkları işçilere her öğün sarımsak , soğan ve turp yediriyorlardı. II. Dünya savaşı sırasında, yaralandıkları zaman yaralarının mikrop kapmasını önlemek için, ezerek yaranın üzerine konmak üzere Rus askerlerine sarımsak verilmiştir.

Kullanılış şekli : Kurt veya solucan düşürücü olarak, kabuğu soyulmuş olan bir sarımsak dişi bir ekmek kabuğu parçasına kuvvetle sürülür ve çıkan esansı emmiş olan ekmek parçası yenilir. Aynı amaç için sarımsak şurubu da kullanılmaktadır. 100 gr parçalanmış sarımsak , 200 gr su ve 200 gr şeker ile 1 gün bekletildikten sonra iyice karıştırılıp süzülür. Elde edilen şuruptan günde 2-3 yemek kaşığı içilir. Haricen yara iyi edici olarak, taze sarımsak lapa halinde yara üzerine konur. Aynı amaç için sarımsak usaresi de kullanılabilir. Usare hazırlamak için bir miktar sarımsak havanda ezilir, sıkılarak alınan usarenin 1 gr miktarı 10 gr su ile sulandırılır ve bu karışımın içine, usarenin bozulmasını önlemek için, 10 damla kadar etil alkol konur. Bu usare haricen bilhassa saç hastalıklarının ( saçkıran vs.) tedavisinde saçlı deri kısmına sürülür. Tansiyon düşürücü olarak 10 gr sarımsak başı ezilir, üzerine 10 gr etil alkol konur, karışım 1 gün bekletildikten sonra ince bir bez veya süzgeçle süzülür. Elde edilen özsudan günde 3 defa 15-30 damla alınır.

Sarımsağın , mide ve bağırsakları güçlendirici, mikropları ve virüsleri yok edici etkisi oldukça önemlidir. Öncelikle bacak, göz arkası ve beyin damarları olmak üzere, tüm damarları genişleterek, daha iyi beslenmelerini ve böylece, hızlı yaşlanmamalarını sağlar. Aynı zamanda tüksek kan basıncını ( hiper tansiyon ) başarıyla düşürür, kolesterol düzeyini normalleştirir ve damar iltihabı ( tromboz-tromboflebit ) oluşumunu önler. Sarımsak , organizmayı ve bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıklara karşı korur.

Sarımsak doğrudan yenerek, salata ve yemeklere karıştırılarak veya sütle içilerek, sarımsak tentürü yapılarak, kokulu veya kokusuz sarımsak tabletleri halinde kullanılabilir.

Eğer yendikten sonra rahatsız edici bir koku oluşturmasaydı, kuşkusuz çok daha yaygın biçimde tüketilirdi. Ama onun değerli gücünden yararlanabilmek için büyük miktarlarda tüketmek gerekmez . Beklenen etki, gün boyunca 3-4 diş sarımsak yenerek sağlanabilir. Ayrıca koku problemi olmayan sarımsak tabletleri ve tentürü de aynı işi rahatlıkla görebilir. Önemli olan, aşırıya kaçmamak şartıyla kullanımdaki sürekliliktir.

Sarımsak Sütü : 2-3 diş sarımsak ezilir veya ince kıyılır, 1 su bardağı soğuk süte eklenir ve hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır, üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür. İhtiyaç duyulduğunda 1 bardak taze demlenmiş sarımsak sütü soğutulmadan içilir.

Sarımsak Tentürü : Yeni sökülmüş sarımsak soğanının (diş) ayıklanarak ince kıyılan dişlerin etil alkole veya elma sirkesine yatırılmasıyla elde edilir. 

Kronik bronşit , sindirim problemleri, romatizma, kas ve organ ağrıları ve yüksek kan basıncı (tansiyon) öncelikli kullanım alanlarıdır. Ama erken yaşlanmaya karşı uygulanan bir tentür kürü de çok olumlu sonuçlar verir. En zaından 5-6 ay sürecek olan bu kür sırasında, sabah ve öğlen saatlerinde 10-15 damla D6 inceltisi , yarım yemek kaşığı ılık suya eklenerek alınır. Böylece kişi ileri yaşlara kadar sağlıklı ve hareketli kalabilir. Et yemeyi seven, fazla kilolu, gaz şişkinliği çeken yaşlı kişileri hızlı çöküntülerden korumak için de, uzunca bir süre, sabah ve öğlen saatlerinde 10-15 damla D3 inceltisini yarım yemek kaşığı ılık suya ekleyerek kullanmaları önerilir.

Kokusuz Sarımsak Tableti : 1 tablet 100 mg konsantre sarımsak (Garlic) ihtiva eder. Bu miktar 300 mg taze sarımsağa eşdeğerdir. Tabletler midede değil bağırsaklarda dağıldığı için koku vermezler. İçerdiği uçucu yağlardan biri olan alliin ve onun enzimatik reaksiyonla parçalanması sonucu oluşan Allisin (allicin) geniş şekilde antiseptik veya ( mikropları öldürücü ) aktiviteye sahiptir. Bu madde pek çok bakteri ve mantarın (fungi) büyümesini engeller. Diğer içerdiği uçucu yağ ajoen de  antifungal (mantarları öldürücü veya büyümelerini engelleyici) etkiye sahiptir ve kan pıhtılarının ( platelet ) damar çeperine yapışmasını azaltır. Kükürt bileşikleri olarak bilinen bu maddeler aynı zamanda anti-tümör etkiye de sahiptir.

Kokusuz Sarımsak Tableti ; HDL kolesterolünün seviyesini yükseltirken ( HDL kolesterolünün azalması koroner kalp hastalıklarının riskini artırmaktadır .), serum kolesterolünün ve triglidseridlerinin seviyesini düşürür. Plateletlerin ( kan pıhtıları ) yapışkanlığını azaltarak kan dolaşımının daha yeterli hale gelmesini sağlar. Aynı zamanda antiviral ( virüs öldürücü ), antifungal ( mantar öldürücü ) ve antiparaziter ( parazit öldürücü ) etki de gösterir. Düzenli olarak kullnımı mide ve bağırsak kanseri riskini azaltır.

Sarımsak ve Kalp-damar (Kardiyovasküler ) Sistemi :
Kandaki yüksek serum kolesterolü ve trigliserid seviyesi damar tıkanıklığı ( arteosklerozis – arteriosclerosis ) riski için en büyük faktörlerden biridir. Diğer bir faktör de platelet agregasyonu olarak bilinen kan pıhtılarının damar çeperlerine (duvarlarına) yapışmasıdır. Bu durumlar birlikte oluştuğunda zayıf kan dolaşımına sebep olur. Bu da anginaya (angina pektoris - bölgesel bir yetersiz kanlanmadan kaynaklanan ve sıklıkla göğsün ortasında hissedilen bir baskı-sıkışma hissi), kalp krizlerine , el ve ayaklarda zayıf kan dolaşımına sebep olur.

250 den fazla basılı yayın göstermiştir ki; sarımsak , kolesterol ve trigliseridleri düşürücü etkiye sahiptir, platelet agregasyonunu ( kan pıhtılarının damar çeperine ) ve kanın pıhtılaşmasını sağlayan fibrin oluşumunu engeller. Ek olarak antihipertansif ( tansiyon düşürücü) ve antioksidan etkilidir. (Vücuttaki serbest radikalleri-zararlı maddeleri etkisiz hale getirme). Kardiyovasküler ( kalp-damar sistemi ) hastalıklara karşı çok önemli doğal bir silahtır. Sarımsak karaciğerde kolesterol parçalanmasıyla da ilgilidir. Bu da kana daha az kolesterol salınması demektir. Zaten yükselttiği veya korunmasına yardımcı olduğu ve bir lipoprotein olan HDL kolesterolü,  vücuttaki kolesterolün karaciğere taşınmasına yardım etmektedir. Kolesterolün bu türü (formu) faydalı olup, kardiyovasküler (kalp-damar sistemi) hastalık riskini azaltmaktadır.

Sarımsak ve Yüksek kan Basıncı (Yüksek Tansiyon)
Sarımsak ( Garlic ) yüksek kan basıncını ( tansiyon) düşürücü etki gösterir. Bu etki muhtemelen kan dolaşımını kolaylaştırmasından kaynaklanır.

Sarımsak ve Yüksek Kolesterol Trigliseridler :
1975 ’ten beri insanlar üzerinde yapılan 32 değişik çalışmada sarımsağın kolesterol ( serum ) ve trigliseridleri düşürücü etkisi araştırıldı. Bu çalışmalar allisin içeriği standart olan sarımsak tozu tabletleriyle yapıldı. 4-16 hafta süre ile deneklere günde 600-900 mg sarımsak tableti kullandırıldı ve aşağıdaki sonuçlar alındı :



Diğer çalışmalarda da sarımsağın kolesterol ve trigliserid seviyesini düşürücü etkisi olduğu görülmüştür. 1-3 ay boyunca günde 600-900 mg sarımsak tozu tabletleri kullanıldığında toplam serum kolesterol düzeyi % 9-12, trigliserid düzeyi ise % 8-27 oranında düşmüştür.

Sarımsak ve Damarlardaki Pıhtılaşma :
Damarlardaki pıhtılaşma pek çok kişide yürürken ya da koşarken ağrılara ve kaslarda kramplara neden olur. Yapılan çalışmalar Sarımsağın bu konuda Japon Eriği ( Ginkgo Biloba ) gibi olduğunu göstermiştir. 12 hafta süren çalışmalarda sarımsak tozu tabletlerinin (Günlük : 800 mg) ağrısız yürüme ve koşmayı artırdığı bulunmuştur.

Sarımsak (Garlic) ve Enfeksiyonlara Karşı Korunma :
Sarımsak vücudun enfeksiyonlara ( bulaşıcı hastalıklar ) karşı koymasına yardım eder. İlk çalışmalarda geniş spektrumlu  mikropları öldürücü ( anti-mikrobiyal ) özelliklere sahip olduğu bulunmuştur. Sarımsak , insanların  tekrarlayan enfeksiyonlardan ( kronik ) acı çekmelerini önler, soğuk algınlığı ve gripten korunmalarına yardım eder. Ayrıca kronik ( tekrarlayan ) mantar veya maya ( candidiasis ) enfeksiyonlarını tedavi etmekte de kullanılmaktadır.

Sarımsak ve Kanser :
Sarımsak S arımsak , araştırmalarda antioksidan etkili ve lifli bir ürün olarak bulunmuştur. Çünkü sarımsak , nitrozamin gibi N-nitrozo bileşiklerinin oluşumunu azaltır. Sarımsağın en büyük faydası; yemek borusu ( özofagus ) , mesane,  mide ve kolon (bağırsak) kanserini önleyici olarak ortaya çıkmıştır. Iowa’ da (Ayova-Amerika) 55-69 yaşlarındaki bayanlarda yapılan bir çalışmada sarımsak tüketiminin kolon ( bağırsak ) kanserinin en büyük caydırıcısı olduğu bulunmuştur. Daha fazla sarımsak alınması kolon kanseri riskini % 35 düşürmüştür. Daha fazla ve uzun süreli tüketimde bu oran % 50 ‘ye ulaşmıştır.

UYARILAR
Sarımsak ve Tabletleri anti-pıhtılaştırıcı özellikte olduğu için; antikoagülan ilaç tedavisi görenler doktorlarına danışmalıdır. Sarımsağın hamilelik ya da emzirme dönemindeki etkileri üzerine bir araştırma yapılmamış olup, bu dönemle ilgili, varsa yan etkileri bilinmemektedir. Tedavi edicilik açısından, kuru sarımsak taze sarımsaktan çok daha etkili olup, bilinen herhangi bir zararlı yan etkisi yoktur .

300 mg sarımsağa eşdeğer konsantre 100 mg’lık Kokusuz Sarımsak Tabletleri ’nden yemeklerle beraber günde 3 defa 1 veya 2 tablet çiğnenmeden, su ile birlikte alınır. T.C Tarım Bakanlığı’nın izni ile ithal edilmiştir.

Referanslar :
1- Mader FH : treatment of hyperlipidemia with garlic-powder tablets. Arzneim-Forsch Drug Res 40:1111-1116, 1990

2- Vorberg G and Schneider B : Therapy with garlic : Results of a placebo-controlled, double-blind study. Br J Clin Pract 44 (Suppl.69) :7-11, 1990

3- Jain AK, Vargas R,et al. : Can garlic reduce serum lipids? A controlled clinical study. Am J med 94:632-635, 1993

4- Medicana, genel Sa ğlık Ansiklopedisi, Ana Yayıncılık, İstanbul, 1993

5- Güler Ç. : Güne ş Tıp sözlüğü, Güneş Kitabevi, Ankara, 1997

6- Treben M. : Gesundheit aus der Apotheke Gottes, Steyr 1984

7- Eröztürk N. : Bir Yudum Sa ğlık, Anahtar Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 2000

8- Baytop T. : Türkiye’de Bitkiler ile Tedavi, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Yayınları, İstanbul, 1984

9- Fulder S and Blackwood J: Garlic: Natures Original Remedy. Healing Arts press, Rochester, Vermont, 1991, pp. 15-25

10- Lawson LD and Hughes BG: Characterization of the formation of allicin and other thiosulfinates from garlic. Planta Med 58: 345-350, 1992

11- Reuter HD: Garlic (Allium sativum L.) in the prevention and treatment of atherosclerosis. Br. J. Phytoter 3:3-9, 1993/1994

12- Garlic. Lawrence review Natural Products, April 1994]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/sarimsak-allium-sativum-l-8145.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/sarimsak-allium-sativum-l-8145.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/sarimsak-allium-sativum-l-8145-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/sarimsak-allium-sativum-l-8145.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/sarimsak-allium-sativum-l/122/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 23:24:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sarı Ballıbaba (Lamium Galeobdolon)]]></title>
			<description><![CDATA[Nemli ormanlarda ve çukurlarda, çalılıkların arasında, çitlerin ve duvarların dibinde, moloz yığınlarında, gölgeli ve nemli bölgelerde ve ısırgan otunun bulunduğu yerlerde yetişir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sarı Ballıbaba (Lamium Galeobdolon)
Nemli ormanlarda ve çukurlarda , çalılıkların arasında , çitlerin ve duvarların dibinde , moloz yıgınlarında , gölgeli ve nemli bölgelerde ve ısırgan otunun bulundugu yerlerde yetisir . Nisan ve Mayıs'ta çiçeklenir . Çok yıllık köksapı , dikine 50 cm uzunlugunda filizler çıkarır . karsılıklı olan yaprakları , ısırganotunun yapraklarına benzer . Yaprakların hemen altındaki küme halindeki çiçekler , açık agızları andırırlar . Sarı ballıbaba gibi , beyaz ballıbaba (Lamium Album) da seçkin bir sifalı bitkidir . Mayıs'tan Ekim'e kadar çiçeklenir . Çiçekler , yapraklardan daha çok toplanır . Ballıkotu ismiyle de bilinir . Sarı ballıbaba bulunamadıgında , beyaz ballıbaba da kullanılabilir .

Dölyatagı ve adet görme düzensizliklerinde günde 2 bardak sarı ballıbaba çayı içilmelidir . Ayrıca , kan temizleyici etkisi vardır . Sinirsel uykusuzluklarda ve tüm kadın hastalıklarında basarıyla kullanılabilir . Sürekli kadın hastalıgı çekenler ve genç kızlar , bu çayı özellikle degerlendirmelidirler . Sarı ballıbabanın hem yaprakları hem de çiçekleri bu gibi hastalıklarda kullanılır . Özellikle iseme zorluklarında , isemedeki yanmalarda , agır böbrek hastalıklarında ve kalp ödemlerinde çok basarılıdır . Sarı ballıbabanın yaprakları , sindirim düzensizliklerinde , sıraca ve temriyelerde kullanılır . Bu gibi durumlarda , ögleden önce 1 bardak çay içilmelidir . Çıbanlarda ve varislerde bu çayla kompres yapılmalıdır .

Sarı ballıbaba , yaslı kisilerde görülen mesane felcine karsı özellikle önerilir . Ayrıca , mesane üsütmesine ve böbrek iltihabına karsı da kullanılabilir . Bitkinin kaynama suyu ile hazırlanan oturma banyosu da çok rahatlatıcıdır .

Iyilestirilemeyen böbrek büzülmelerinde ve yapay böbrege baglanmaya mecbur olan hastalara , sarı ballıbaba , altınbasak ve yogurtotu (yapıskanotu) esit karısım çayı çok büyük yararlar saglar . 

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kasıgı dolusu  çiçek-yaprak orta boy bir su bardagı dolusu kaynar suyla haslanır ve 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür . Üçlü bitki karısım çayı da aynı biçimde demlenir .

Kompres Hazırlamak : Iki tatlı kasıgı dolusu bitki , yarım lt suda haslanır , 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür .

Oturma Banyosu : Sifalı bitkilerin Kullanım Biçimleri bölümüne bakınız .

Üçlü Çay Harmanı : Sarı ballıbaba , altınbaşak ve yoğurtotu eşit oranda karıştırılır. Bu karışımdan yarım tatlı kaşığı dolusu, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır (kaynatılmaz), 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 2-4 bardak içilir .

Kaynaklar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık" , Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/sari-ballibaba-lamium-galeobdolon-8177.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/sari-ballibaba-lamium-galeobdolon-8177.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/sari-ballibaba-lamium-galeobdolon-8177-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/sari-ballibaba-lamium-galeobdolon-8177.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/sari-ballibaba-lamium-galeobdolon/121/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 23:20:15 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mayıs Papatyası (Matricaria chamomilla L.)]]></title>
			<description><![CDATA[Ülkemizde adi papatya, babunç, tıbbi papatya yada sadece papatya adlarıyla bilinir. İthal edilen bir diğer papatya türü olan Alman Papatyası (Anthemis nobilis L.) hakkında ise sayfa sonunda ayrıca bilgi verilecektir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Mayıs papatyası ( Matricaria chamomilla L. )
Ülkemizde adi papatya , babunç , tıbbi papatya yada sadece papatya adlarıyla bilinir .İthal edilen bir diğer papatya türü olan Alman Papatyası (Anthemis nobilis L.) hakkında ise sayfa sonunda ayrıca bilgi verilecektir . Papatya ; genelde balçıklı topraklarda , orman çayırlıklarında , eğimli topraklarda , tahıl , mısır , patates ve şalgam tarlalarında yetişir . Gitgide yaygınlaşan yapay gübre ve kimyasal ilaçların kullanımı yüzünden , çok değerli papatyamızın yaşama alanları her geçen gün biraz daha daralmaktadır . Fakat , kar yağışlı kışlardan ve yağmurlu ilkbaharlardan sonra alışılmıştan daha fazla yetişir . Yabani papatya ile arasındaki fark , sarı çiçek tabanının içinin oyuk ve kokusunun daha etkili ve hoş oluşudur . Bu tanınmış bitkiyi daha fazla tarif etmeye gerek görmüyorum . Çiçekler sapsız olarak , mayıstan ağustosa kadar , öğlen güneşinde toplanmalıdır . Papatyanın , küçük çocuklar için her derde deva olduğunu söyleyecek olursam , herhalde abartmış olmam . Her türlü rahatsızlıkta çocuklara papatya çayı içirilebilir . Özellikle , kramplarda ve karın ağrılarında ! Papatya çiçeği , gaz birikiminde , ishalde , deri döküntülerinde , mide rahatsızlıklarında ve balgamlanmalarda yardım eder . Ayrıca , adet görme aksaklıklarında , adet görememe hallerinde ve daha başka nitelikteki , dölyatağı (rahim)  şikayetlerinde , uykusuzluk , testis iltihabı , yüksek ateş , yara  ve diş ağrılarında yardımcı olur . Papatya , terletici , sakinleştirici ve kramp çözücü etkilere sahip olmasının yanı sıra , her tür iltihaplanmalarda ve özellikle mukoza iltihaplarında dezenfeksiyon ve iltihap kurutucu olarak kullanılır . Göz ve gözkapağı iltihaplarında , kaşıntılı ve akıntılı deri döküntülerinde dıştan kompres ve yıkama olarak , diş ağrısında gargara olarak ve ayrıca yaraların yıkanmasında kullanılır . Bir olay yüzünden kızgınlığa kapıldığınızda veya sinirlendiğinizde , hemen bir bardak papatya çayı içiniz ; kalbiniz zarar görmeden , hemen sakinleşeceksiniz . Ağrılı bölgelere , kurutulmuş papatya ile doldurulmuş sıcak yastıklar koymak (Bitki Yastığı) da özellikle önerilir .

Yatıştırıcı etki içeren papatya banyoları ve yıkanmaları da tüm sinir sistemini en iyi biçimde etkiler . Ağır hastalıklardan , bitkinlik hallerinden sonra kendinizi çok iyi hissetmeye başlayacak ve rahatlayacaksınız . Yüz ve cilt güzelliği bakımında da papatyayı unutmamalısınız . Kaynatılmış bitki suyu ile haftada bir kere yüzünüzü yıkayacak olursanız , cildinizin nasıl tazelendiğini ve sağlıklı bir renk kazandığını göreceksiniz . Saç bakımında da , özellikle saçları açık renk olanlar , kaynatılmış papatya suyu kullanmalıdırlar . Böyle yıkanacak olurlarsa , saçlarınız güzelleşecek ve göz okşayıcı parlaklık kazanacaktır . Papatya merhemi , basura karşı kullanılabilir . Bu merhem , ayrıca yaraların tedavisinde de kullanılır . Papatya buğusu kullanarak , nezle ve sinüzit kısa sürede iyileştirilebilir . Bu tür bir tedaviden sonra , doğal olarak , hemen soğuk havaya çıkmamak gerekir . Antik çağda bile , sinir ağrıları ve romatizma , papatya yağı ile masaj yapılarak tedavi ediliyordu . Eski bitki kitaplarında yazdığına göre , papatya yağı , organların yorgunluğunu alır ve kaynatılmış bitki lapası hasta mesanenin üstüne uygulandığında , ağrıları hafifletir . 

İsviçreli Herbalist Künzle , yaşadığı köydeki herkes tarafından papatya cadısı diye anılan yaşlı bir kadından söz eder . Bu kadın , kulağı ağır işiten beş kişinin , içinde adasoğanı kaynattığı papatya yağını kulaklarına damlatarak , yeniden duyabilmelerini sağlamış . Ayrıca papatya yağı friksiyonu (ovarak sürme) ile , kötürüm organları yeniden canlandırırmış . Göz ağrılarına karşı , sütte kaynattığı papatyalar ı sıcak kompres olarak gözkapaklarının üstüne koyarmış ve gözler kısa sürede iyileşirmiş . Herbalist Künzle şöyle sürdürüyor : “Bir dokumacı , ancak oturduğu yerde uyuyabiliyordu , çünkü , eğer yatarak uyuyacak olursa boğulacağını sanıyordu . Papatya cadısı hastaya şöyle bir baktı ve onun idrarını kolay koly yapamadığını   söyledi . Hasta adam bu sözleri doğruladı .Bunun üzerine  adama , içinde papatya kaynatılmış büyük bir şişe şarabı , sabahları ve akşamları dolu bir bardak içmesi tavsiye edildi . Hastadan inanılmayacak kadar çok idrar , önceleri bulanık ve sonraları gitgide berraklaşarak gelmeye başladı . Sekiz gün sonra da tam olarak sağlığına kavuştu . "

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu çiçek , orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır , 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür .

Banyo katkısı : Tam banyo için dört avuç dolusu , yüz veya saç yıkamak için bir avuç dolusu papatya çayı haşlanır , 10 dakika demlendikten sonra banyo suyuna eklenir .

Kompresler : Bir bardak kaynar süt , bir yemek kaşığı dolusu çiçeğin üstüne dökülür , demlenmesi için 8-10 dakika beklenir ve posası süzüldükten sonra sıcak sütle kompresler yapılır .

Bitki yastığı : Keten bezinden yapılmış bir yastık , kurutulmuş çiçeklerle doldurulur ve ağzı dikilir . Kuru bir tavda iyice ısıtılır ve hasta organın üstüne koyulur .

Papatya yağı : Güneşli havada toplanmış çiçekler , bir şişenin içine gevşekçe doldurulur ve üstüne sızma zeytinyağı , çiçekleri örtecek kadar eklenir . Şişe 14 gün boyunca , arada bir çalkalanarak ve kapağı açılarak , güneşte bekletilir . süre sonunda tülbentten süzülür ve koyu renkli şişelerde , serin bir yerde saklanır .

Papatya merhemi : 250g içyağı ( veya margarin ) tavada iyice kızdırılır ve iki avuç dolusu taze çiçek içine eklenir . Tavadakiler köpüklenmeye başlayınca karıştırılır , ağzı kapanarak serin bir yere bırakılır . Ertesi gün yeniden ısıtılır , tülbentten geçirilerek süzülür ve cam veya porselen merhem kaplarına aktarılır . Buzdolabında saklanmalıdır.

Papatya Buğusu : İçinde su kaynayan bir kabın üstüne yerleştirilen süzgecin içine , taze veya kurutulmuş bitkiler konduktan sonra , süzgecin üstü kapanır . Bir süre sonra, yumuşamış olan bu sıcak bitkiler çıkan buhar genize çekilir.

Kaynaklar :
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık" , Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.

3- Franz,C. ve Vömel, A. : Ökologischer Vergleich von Kamillenkultivars-Uluslararası Tıbbi Bitkiler Kollogiumu Bildirileri 62, İzmir,1974

ALMAN PAPATYASI
Anthemis nobilis L. ( Syn: Chamaemelum nobile L. )(Compositae) türünün kurutulmuş çiçekleri ( kapitulumları ) dir. Bu tür yabani olarak Orta Avrupa'da yetişmektedir. Drog yabani türden değil, halen Almanya, Belçika, İngiltere ve Fransa'da yetiştirilmekte olan, hemen hemen yalnız dil biçimindeki çiçeklerden oluşan kapitulumlara sahip, bir kültür formundan elde edilmektedir.

Dış Görünüş : Çiçekler 12-20 mm çapında, hemen hemen yalnız dil biçimindeki çiçeklerden yapılmış, beyaz veya krem renkli, çiçek tablası yarım küre biçiminde ve içi dolu. Özel, kuvvetli kokulu ve acı lezzetlidir.

Bileşim : Uçucu yağ (% 0,4-1), müsilaj ve rezin taşımaktadır.

Etki ve Kullanılış : Yukarıda anlatılan adi papatya gibidir. Özellikle saç şampuanı olarak kullanılmaktadır.

Ülkemizde Alman Papatyası Adi Papatyadan üstün tutulmaktadır. Türkiye'de bu tür yabani olarak yetişmediği ve ekimi de yapılmadığı için ihtiyaç tamamen ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Bu türün Türkiye'de yetişme olanaklarını saptamak amacıyla 1969 yılında Fransa'dan getirilen çelikler ile İstanbul'da (Maltepe ve Samandıra) 2 yıl deneme ekimi yapılmış ve iyi sonuçlar alınmıştır. Elde edilen drog Türk kodeksinin istediği şartlara uygun bulunmuştur. Bu sonuçlara göre bitkiyi Türkiye'de yetiştirmek ve uygun kaliteli drog elde etmek mümkündür.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/mayis-papatyasi-matricaria-chamomilla-l-8144.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/mayis-papatyasi-matricaria-chamomilla-l-8144.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/mayis-papatyasi-matricaria-chamomilla-l-8144-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/mayis-papatyasi-matricaria-chamomilla-l-8144.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/mayis-papatyasi-matricaria-chamomilla-l/120/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 23:17:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Öksürük Otu (Tussilago Farfara)]]></title>
			<description><![CDATA[Yöresel olarak, farfaraotu, kavalak , sulandıkotu adlarıyla da anılır. Çayırlarımız ve bayırlarımızda daha hiçbir bahar yeşili görünmeden, ilkbahar başlangıcında öksürükotu, tüm bitkilerden önce, sarı çiçeklerini açmaya baslar.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Öksürük Otu  (Tussilago Farfara)
Yöresel olarak , farfaraotu , kavalak  , sulandıkotu adlarıyla da anılır . Çayırlarımız ve bayırlarımızda daha hiçbir bahar yesili görünmeden , ilkbahar baslangıcında öksürükotu, tüm bitkilerden önce , sarı çiçeklerini açmaya baslar . Çiçek durumları yapraklardan önce (Mart-Nisan) meydana gelir . 8-15 cm çapında , kalp biçiminde ve uzun saplı yaprakları vardır . Üst yüz koyu yesil , alt yüz ise sık ve beyaz renkli tüylerle örtülüdür . Hemen hemen kokusuz ve acı lezzetlidir . Glikozit içermektedir . Nemli yerlerde , çıplak bayırlarda , çakıllı zeminlerde , islenmemis tarlalarda , mezbeleliklerde , yapraklardan önce çıkmıs çiçekler öbek öbek görülür . Arılar ve böcekler ilk gıdalarını onlardan alırlar . Bitki yalnızca balçıklı ve killi  topraklarda yetisir . Onun , killi ve balçıklı toprakların bir belirtisi oldugu  rahatça söylenebilir . Bitkinin , kıs stoku için toplayacagımız organı  çiçekleridir.

Balgam söktürücü ve dagıtıcı özellikleri ile onu , bronsit , gırtlak ve agız boslugu nezlesi , bronsiyal astım ve zatülcenpte ve hatta baslangıç dönemindeki akciger  tüberkülozunda büyük bir basarıyla kullanabiliriz . Uzun süreli öksürüklerde , ve ıztırap verici  ses kısıklıklarında , gün boyunca sık sık , balla tatlandırılmıs  öksürükotu çayı içilmelidir . Daha sonraları , Mayıs'ta , üstleri yesil ve altları gümüs rengindeki keçeli yaprakları çıkmaya basladıgında , C vitamini içerdikleri için , onları çorbalarda , maydanoz  yerine ve ilkbahar salatalarında kullanabiliriz . Daha sonra , yapraklar çiçeklerden daha çok etkili madde içermeye basladıgında , ayrıca da çiçek-yaprak harmanı yapmak için onları toplarız .  Yıkanıp lapa haline getirilen yapraklar gögüs üstüne yatırıldıgında , her tür akciger hastalıklarında , yılancıkta , morararak sismis doku yaralanmalarında bile yardım eder . Bu lapa kompreslerinin etkisi sasırtıcıdır . Öksürükotu kaynama suyuyla yapılan kompresler , yılancık çıbanlarında kullanılı.

Öksürükotu çiçek veya yaprak bugusu , krizli ve bogucu soluk alma zorlukları ile birlikte görülen kronik bronsitlerde gün boyunca pek çok kere solunmalıdır . Çok kısa sürede büyük rahatlama görülecektir . Sisen ayaklarınıza sık sık , bitkinin kaynama suyuyla hazırlanan ayak banyoları yapınız . Öksürükotu yapraklarından hazırlayabileceginiz bir surup , akciger rahatsızlıklarında ve bronsiyal nezlelerde kendini en iyi biçimde kanıtlar . Bir toprak kaba sırayla , bir sıra yaprak , bir sıra ham seker  kap dolana kadar dösenir . Kabın agzı iki veya üç kat saglam parsömen kagıdı ile örtülüp sıkıca baglanır ve bahçenin ayak altı olmayan bir kösesine kazılan çukura koyulur . Üstüne bir tahta kapak koyulduktan sonra , hepsi toprakla örtülür . Bu durmda hiç degismeyen sıcaklık , mayalanma olayını baslatır . 8 hafta sonra kap yerinden çıkarılarak , elde edilmis olan surup bir veya iki kere kaynatılır . Soguduktan sonra , genis bogazlı cam kaplara doldurulur . Bu surup kıs ve grip zamanları için en etkili koruyucunuz olacaktır.

Kasık ölçüsüyle kullanılır . Astım rahatsızlıklarında , sürekli bronsitlerde ve sigara  zararlarında , ilkbaharda bitkinin taze sıkılmıs özsuyundan bir tatlı kasıgı , bir tas et suyuna veya sıcak süte karıstırılarak alındıgında , olaganüstü yardımlar saglar . Filibit hastalıgında , ezilmis taze yapraklar krema ile karıstırılır  ve elde edilen bu kütle , iltihaplı bölgeye sürüldükten sonra , bir bezle hafifçe baglanır . taze sıklmıs bitki özsuyu kulaga damlatıldıgında , kulak  agrılarını geçirir .

Kullanım Biçimleri :
Çay Hazırlamak : Dolu bir tatlı kasıgı ince kıyılmıs çiçek (sonraları yaprak-çiçek karısımı) , orta boy bir su bardagı dolusu kaynar suyla haslanır , 4-5 dakika demlendikten sonra süzülür . Yukarıda tarif edilen sekilde içilir .

Lapa kompresi :  Taze yapraklar , iyice kaynadıktan sonra merdane ile ezilir ve hasta bölgeye uygulanır . Sıcak kalması için , kompresin üstü iyice örtülmelidir .

Bugu  tedavisi : Bir yemek kasıgı dolusu çiçek yaprak haslanır ve bugusu bir örtünün altında solunur . Gün boyunca yinelenmelidir . Ayak banyoları : Ikı avuç dolusu bitki yapragı , yeteri kadar suda haslanır ve demlenmesi için  kısaca  beklenir . Banyo süresi  20 dakikadır .

Taze bitki özsuyu : Yıkanmıs taze yapraklar , ince kıyılarak , nemli durumdayken mikserde sıktırılır . 

Öksürük çayı :  Eger balgam söktürücü bir öksürük çayı hazırlamak istiyorsanız , öksürükotu yapraklarını ve çiçeklerini , sıgırkuyrugu çiçekleri , cigerotu ve dar yapraklı sinirliot yaprakları ile , ince kıyılmıs olarak , esit oranda harmanlayınız . Bu karısımdan 1 tatlı kasıgı  dolusu bitki , orta boy bir su bardagı dolusu kaynar suyla haslanır ve 4-5 dakika demlendikten sonra süzülür . Bu çaydan günde 3 bardak , balla tatlandırılarak , sıcak sıcak ve yudumlanarak içilir.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/oksuruk-otu-tussilago-farfara-552.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/oksuruk-otu-tussilago-farfara-552.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/oksuruk-otu-tussilago-farfara-552-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/oksuruk-otu-tussilago-farfara-552.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/oksuruk-otu-tussilago-farfara/119/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 23:04:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ökse Otu (Viscum Album L.)]]></title>
			<description><![CDATA[Yöresel olarak, çekem, burç, purç, gökçe, gevele, güvelek ve gövelek adlarıyla tanınır . Saçak köklerinin yardımıyla yapraklı ağaçlarda (elma, armut, söğüt, kavak), çam ve köknar gibi yumuşak odunlu ağaçlarda asalak (parazit) olarak yaşayan , hayatımızdan ayrı düşünemeyeceğimiz bu bitkiyi kim tanımaz ki!]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ökseotu (Viscum Album L.)
Yöresel olarak , çekem , burç , purç , gökçe , gevele , güvelek ve gövelek adlarıyla tanınır . Saçak köklerinin yardımıyla yapraklı ağaçlarda (elma , armut , söğüt , kavak), çam ve köknar gibi yumuşak odunlu ağaçlarda asalak (parazit) olarak yaşayan , hayatımızdan ayrı düşünemeyeceğimiz bu bitkiyi kim tanımaz ki ! Kendisini barındıran ağacın yüksek dallarının üstünde yuvarlak bir top biçiminde yetişir . Her zaman yeşil olan yaprakları deriyi andırır ve sarımsı yeşildir . Kışın kelebek kanatlarını andıran yapraklarını dökmez . Meyveler bezelye veya nohut büyüklüğünde , parlak , beyaz renkli ve cama benzer , içi kaygan ve yapışkandır . Bu beyaz yapışkan madde insanlar için zehirlidir .Ama onları iştahla yiyen kuşlara hiçbir zararı dokunmaz . Kuşlar , bitkinin yapışkan tohumunu gagalarına alıp dallara sürterek veya kursaklarında yumuşattıkları meyve çekirdeklerini dalların üstüne dışkılayarak yeni bitkilerin kök salmasını sağlarlar . Bu tohum ne suyun içinde , ne  toprakta ne de başka bir ortamda  filizlenemediği (kök salamadığı) için , bitki ancak bu şekilde üreyebiliyor . Ökseotu bu şekilde çoğalmayı kuşlara borçlu olduğu halde , bazı yörelerde aynı yapışkan madde kuşlar için tuzak olmaktadır  . Bu yapışkan madde çubuklar üzerine sürülmekte ve küçük kuşları yakalamak için "ökse" olarak kullanılmaktadır . Bitki rezin , saponinler , organik asitler , alkaloitler , viscotoxin , acetylcholin , lectine , inosit ve müsilaj taşımaktadır . Çok eski çağlardan beri şifalı özelliği bilinir .

Eski Kelt rahipleri , her hastalığı iyi edebilecek bir bitki olarak tanırlar ve törenler eşliğinde altın bıçaklarla ağaçtan keserlerdi onu .Eski halk hekimleri bitkiyi , epilepsiye (sara)  karşı en iyi ilaç olarak bilirlerdi . Bu çok eski tedavi biçimini , Dr. Bohn da kabulleniyor ve günümüzde ökseotunu , kronik kramplara ve histeri krizlerine karşı öneriyor . İnce kıyılarak gölgede kurutulan yapraklar ve küçük saplar , yalnızca ekim başından aralık ortasına kadar ve mart-nisan aylarında toplanır . Bu zamanın dışında şifalı güce sahip değildir . Toplama konusunda bir uyarı daha : Mart ve nisan aylarında bitki daha meyve vermemiştir . Bu durumda , yapışkan meyvelerle uğraşmak gerekmeyeceği için , yaprak ve sapları mart- nisan aylarında toplamak daha kolay olur . Bana (M.Treben) pek çok kereler , zehirli bir bitki olduğu halde ökseotunu neden böylesine övdüğümü sordular . Ökseotu , yani yapraklar ve saplar hiçbir biçimde zehirli değildir , ama meyveleri , ağız yoluyla kullanılırsa zehirlidir ! İçyağı ile karıştırılarak merhem haline getirildiğinde  , donuklarda , dıştan başarıyla kullanılır . Tanıdığım bir kadın , uzun yıllardır , donuk bir buruna sahipti . Mosmor burnuyla kışın sokağa çıkmaya cesaret edemiyordu artık . Her geçen yıl şikayetleri de gitgide artıyordu . Ona , taze ökseotu meyvesinin lapasını geceleyin burnuna sürmesini önerdim . Belki inanılamayacak gibi gelebilir , ama yalnızca birkaç gün içinde kadının burnu iyileşti . Ökseotu , salgı sistemini en iyi biçimde etkileyebildiği için , yetkin bir metabolizma etkileyici ilaç olma özelliğine de sahiptir . Aynı zamanda pankreas üzerindeki etkisi öyle büyüktür ki , ara verilmeden sürdürülen çay kürü sayesinde , şeker hastalığının oluşmasına yol açan dengesizlikler ortadan kalkıyor . Özellikle metabolizma hastaları , 6 ay boyunca ökseotu çayı içmeyi denemelidirler . Hormon dengesinin bozuk olduğu hallerde bitki çok başarılı olur . Bu durumlarda , günde en azından 2 bardak çay , sabahları ve akşamları olmak üzere içilmelidir . Atar damar sertliğinde ökseotu çok etkilidir  . Kalp krizine karşı da önerilecek bir şifalı bitkidir ve önceden ,  aksatmadan bitki çayı içildiğinde , bu tür bir problemle hiçbir zaman karşılaşılmaz . Eğer bir kalp krizi atlatılmışsa , 6 hafta boyunca günde 3 bardak , 3 hafta boyunca günde 2 bardak ve 2 hafta boyunca günde 1 bardak bitki çayı içilmelidir . Ama bu kürün uygulanışı , ilk bardak kahvaltıdan önce ve sonra , ikinci bardak öğle yemeğinden önce ve sonra , olmak üzere , hep yarım bardak olarak içilmelidir . Bitki çayı , kan durdurucu olarak da kullanılır . Soğuk olarak buruna çekildiğinde , burun kanamasını durdurur . Çay olarak içildiğinde , akciğer kanamsını ve tifo veya dizanteri sonrası karşılaşılan , bağırsak kanamalarını durdurur . Ökseotu , en etkili kalp ve kan dolaşımı ilacı olarak belirtilebilir . Bitkide , bünye düzenini normalleştiren maddeler bulunduğu için , inanılamayacak bir olay gerçekleşiyor ve yüksek tansiyon aşağı çekilirken , alçak tansiyon da yükseltiliyor . Böylece , rahatsız olan kalp rahatlıyor ve görevini rahatça yapabilecek bir ortam oluşur . Kanın kafaya basıncı , kulakların uğuldaması ve görme bozuklukları biçiminde kendini gösteren anormal kan basıncı (yüksek tansiyon) halleri de düzene girer .  Kişinin pek çok görevi üstlenmek zorunda olduğu günümüzün hızlı yaşam biçiminde , insanlığın bu tür yardımcılara gerçekten ihtiyacı var . 

Elime (M.Treben) geçen mektuplarda , yüksek tansiyonu ağır kan dolaşımı bozuklukları , halsizlik , kalp düzensizlikleri , ayrıca kalpte ritim bozukluklarında , baş dönmesinde ve çalışmaya karşı isteksizlik hallerinde , ökseotu sayesinde her şeyin normale döndüğü belirtiliyor . Kendilerini çok iyi hissetmeye başladıklarını ve işlerini zevkle yaptıklarını anlatıyorlar . Günde 2-3 bardak bitki çayını yudumlayarak içtiğinizde , sizin kalbiniz ve kan dolaşımınız da normale dönecek ve çalışma gücünüzü tam anlamıyla kazanabileceksiniz . Ne olursa olsun , yılda bir kere 6 hafta süreli bir ökseotu çay kürü uygulanmalıdır . Kan dolaşımı ve tansiyon , bu 6 hafta içinde normale dönecektir . Bu durumun değişmemesini sağlamak için , yıl boyunca , bir bardak bitki çayı sabahları içilmelidir . Mainz civarından bir bey , yıllardır alçak tansiyon hastalığı çekiyor ve bazı günler durumu öylesine zorlaşıyordu ki , işini bile tam olarak yapamıyordu . Çok doktor dolaştığı halde , derdine bir çare bulamamıştı . Ökseotunun , alçak ve yüksek tansiyona karşı kullanabileceğini söylediğimde , bu hasta adam bana inanmak istememişti . Rastlantı olarak nisan ayındaydık ve bitki şifalı özelliklerine sahipti . Birkaç ay sonra , yakınlardaki bir kasabadaki konferansta , ön sıralarda oturduğunu gördüğüm bu kişi , bir zamanlar çok alçak olan tansiyonun ökseotu çayı sayesinde tam anlamı ile normalleştiğini dinleyicilere anlattı . Kadınlar da ökseotu çayı içmelidirler ! Normale dönen tansiyon sayesinde , dölyatağı (rahim) ve adet görme düzensizlikleri önlenmiş olur . Özellikle aşırı olan adet kanamaları ve loğusalık kanamaları böylece kontrol altına alınmış olur . Menopoz döneminde , kalp çarpıntısı ve düzensizlikleri , duygu coşkunlukları , korku ve soluk alma zorluklarına karşı , birkaç ay boyunca bitki çayı içilmelidir . Böylece tüm bu rahatsızlıklar ve düzensizlikler sona erecek ve kişi , menopoz döneminde olduğunu duyumsamayacaktır bile . Taze bitki özsuyu , kadının kısırlığını da tedavi edebilir . Ökseotu sap ve yaprakları güzelce yıkanarak , ince kıyılır ve nemli durumdayken mikserde suyu sıkılır .Bu özsudan 25 damla , biraz suyun içinde , kahvaltıdan yarım saat önce ve yatmadan önce alınır . Birkaç yıl önce Londra’dan verilen bir habere göre , birbirlerinden ayrı çalışan üç araştırma grubu tarafından yüksek tansiyonlarını kontrol altında tutabilmek için uzun yıllar boyunca tansiyon düşürücü ilaç kullanmış olan kadınlarda , 50 yaşından sonra göğüs kanseri görüldüğü saptanmış . Ökseotu bu konuda bize yardımcı olabildiğine göre, böyle bir riski göze almaya ne gerek var ki ! Son zamanlarda , ökseotu , kanserden koruyucu ve kansere karşı etkili ilaçlarda kullanmaya başlandı . Deneyimler , şifalı bitkilerin her zaman nasıl temizleyici ve hastalıkları iyileştirici özelliklere sahip olduklarını kanıtlıyor .

Ökseotu meyvalarının yakı sakızı ile ezilmesi sonucu elde edilen karışım ,Gaziantep , Urfa ve Van yöresinde yakı halinde romatizma ağrılarının giderilmesinde kullanılmaktadır . Ayrıca ezilmiş meyvalar çıban üzerine konarak ; çıbanın açılması ve cerahatın dışarı çıkması sağlanır .

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Ökseotu çayı yalnızca soğuk suda hazırlanır ! İnce kıyılmış yarım tatlı kaşığı bitki , orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suda gece boyunca bekletilir , sabahleyin hafifçe ısıtılır ve süzülür . Çay gün boyuna yayılarak yemeklerden önce ve yemek aralarında yudumlanarak yavaş yavaş içilir . Eğer gün boyunca fazlaca içilmesi gerekiyorsa ,hazırlanan çay  bir termosta saklanabilir . 

Taze Bitki Özsuyu : Taze yapraklar ve ilk saplar yıkanır ve nemliyken mikserde sıkılır .

Merhem Hazırlamak : Taze beyaz meyveler ezilerek , içyağı veya tereyağı ile iyice karıştırılır ( Sadece dıştan kullanılır )

Kaynaklar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık" , Maria Treben 

2- "Türkiye'de Bitkilerle Tedavi" , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.

3- "Sağlık Doğadan Gelir ", Niyazi Eröztürk]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/okse-otu-viscum-album-l-6592.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/okse-otu-viscum-album-l-6592.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/okse-otu-viscum-album-l-6592-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/okse-otu-viscum-album-l-6592.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/okse-otu-viscum-album-l/118/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 22:57:07 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çuha Çiçeği Yağı'nın MS'li Hastalar Üzerindeki Etkileri]]></title>
			<description><![CDATA[1979 yılından beri 780 MS hastası üzerinde Çuha çiçeği yağı ile yapılan çalışmalarda hastaların %65 inde düzelme görülmüş, %22 sinde bir değişiklik olmamış, %10 unda kötüleşme önlenememiş, %3 ü ise takip edilememiştir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Deneme ve Tecrübeler :
1979 yılından beri 780 MS hastası üzerinde Çuha çiçeği yağı ile yapılan çalışmalarda hastaların % 65 'inde düzelme görülmüş, % 22 'sinde bir değişiklik olmamış, % 10 'unda kötüleşme önlenememiş, % 3 'ü ise takip edilememiştir. 1997 yılında Çuha çiçeği yağı kullanan 177 hasta üzerinde yapılan bir anket çalışmasında, 127 hastada düzelme görülmüş, 33 'ünde değişiklik olmamış, 17 'sinde kötüleşme görülmüştür.  Bu  sonuçlar oldukça umut vericidir. Çuha çiçeği yağı 'nın kullanım sürelerine bağlı olarak, iyileşme gösteren hastaların oranları şöyledir :



Öncelikle Prof. R.H.S Thompson, Prof. Roy Swank, Prof.E.J Field ve Prof. Hugh Sinclair (İngiltere) gibi doktorlara doymamış yağ asitleri ile MS (Multiple Sclerosis - Çok yönlü sertleşme) arasındaki bağlantıları açığa çıkaran değerli çalışmaları için teşekkür etmeliyiz. Linoleik asit (LA) ve MS ile ilgili ilk büyük deneme 1973 yılında yapıldı. Ayçiçeği yağında bulunan LA, MS 'li hastalara verildiğinde, hastalığın seyrinde ve ağrıların şiddetinde düşme görüldü. Bunun ardından çeşitli şekillerde elde edilen ayçiçeği yağları MS 'li hastaların umudu oldu. Onu su gibi veya portakal suyu ile karıştırarak içtiler.

Prof. E.J Field (İngiltere) temel yağ asitleri ve MS hususunda bazı denemeler yaptı.  Çuha çiçeği yağı 'nı MS 'li hastaların kırmızı kan hücreleri (Akyuvarlar) üzerinde test etti. Kan testleri sonucu ç uha çiçeğinin içindeki  Gama-Linoleik  asidinin  (GLA) MS 'li hastalar üzerinde LA 'dan daha etkili olduğunu gösteriyordu. Ben kendim de (söz konusu makalenin yazarı ) Prof. Field tarafından kan testi yapılan MS 'li hastalardan biriydim. Ardından bir yıllık bir Çuha çiçeği yağı kapsülü (Günde 3x2 500 mg 'lık kapsül)  kullanımından sonra kanımdaki EFA kan anormalliği düzeldi. Bu sürede herhangi bir özel diyet uygulamadım.

Çuha çiçeği yağı neden LA 'dan daha iyidir ?
LA vücutta GLA 'ya dönüşür. Bu da bir dizi reaksiyonla Prostaglandin 'e (PGE1) dönüştürülür. MS hastalarında, LA GLA 'ya dönüştürülemez. Tedaviye doğrudan GLA ile başlanırsa hatalı olan ilk basamak atlanmış olacaktır. MS 'li hastalar dışında  şu durumlarda da bu basamak (LA - GLA dönüşümü) bloke olabilir.

Doymuş yağlardan zengin diyet
Kolesterolden zengin diyet
Aşırı alkol alımı
Çinko eksikliği
Stres, umutsuzluk ve çaresizlik duyguları (Kartizol hormonu düzeyini artırır.)
Viral enfeksiyonlar
Radyasyon
Kanser
Yaşlılık
Şeker hastalığı

Çuha çiçeği yağı 'nın MS 'li hastalar üzerindeki etkisi nedir ?
PG 'ler (Prostaglandin) hücre fonksiyonlarının düzenlenmesinde hayati öneme haizdir. Hormonlara benzerler fakat etkileri daha bölgesel ve ömürleri daha kısadır.PG 'lerin 3 tipi vardır.PG1, PG2, PG3

Çuha çiçeği yağı ise bu gruptan PG1 'lerin öncü maddesidir. PG1 'ler vücutta ;

Kan damarlarının genişlemesi
Arterial basıncın (tansiyon) düşürülmesi
Pıhtı oluşumunun geciktirilmesi
Kolesterol sentezinin baskılanması
Hasarlı T lenfositlerin aktifleştirilmesi (Bağışıklık sistemi ile ilgili) gibi olaylardan sorumludurlar.

PG1 'ler T supresör lenf asitleri uyarır. Bu lenfositler vücuda giren yabancı maddelerin vücuttan farklı olduklarını fark ederek savunma mekanizmasını çalıştırırlar. MS 'de sinir hücreleri değişikliğe uğrar ve T lenfositler onları yabancı olarak kabul edip yok etmeye çalışırlar. T lenfositlerde bozukluk olursa savunma sistemi işlemez ya da işleyiş yönünü farklılaştırıp kendi sinir hücrelerine zarar verebilir. Santral sinir sistemine zarar verebilme tehlikesi olan B lenfositlerin etkisi de  PGE1 'ler tarafından azaltılır.

MS hastalarında kırmızı kan hücrelerinin (akyuvar) sayısı düşer. Aynı zamanda büyük oranda hücre duvarının geçirgenliği bozulur. Uzun süreli  Çuha çiçeği yağı kullanımı ile, önceleri sık sık kötüleşme periyodu (relapslar) gösteren hastalarda bu fonksiyon kaybının düzeldiği görülmüştür.

MS hastalarında kan damarı çeperleri de zayıflamıştır. Bu durum da, sinir hücreleri ve beyin hücreleri arasına kan sızmasına sebep olur. PGE1, damar çeperini güçlendirerek sızıntıyı önler. Ayrıca, damar içerisinde kolesterol birikimi ve buna bağlı damar tıkanıklıklarına engel olur.

Sinirlerin birbirleriyle bağlantı yaptıkları yerlerde ,  Çuha çiçeği yağı 'nın elektrik akımının iletilmesini sağlayan maddelerin salınmasında düzenleyici etkileri vardır. Sinir sistemi fonksiyonları düzelince, kas fonksiyonları da düzelir.

Yağ asitlerinden fakir diyet uygulandığında, PG2 'lerin düzeyinde belirgin bir artış olur. PG2 'ler bazı romatizmal olaylardan muhtemelen de MS oluşumundan sorumludurlar. Son zamanlarda MS hastalarının beyin omurilik sıvısında PG2 artışı tespit edilmiştir. Kandaki PG1 seviyesi  Çuha çiçeği yağı ile arttırılırsa,  PG2 'lerin sentezi baskılanır.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/cuha-cicegi-yagi-nin-ms-li-hastalar-uzerindeki-etkileri-8550.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/cuha-cicegi-yagi-nin-ms-li-hastalar-uzerindeki-etkileri-8550.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/cuha-cicegi-yagi-nin-ms-li-hastalar-uzerindeki-etkileri-8550-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/cuha-cicegi-yagi-nin-ms-li-hastalar-uzerindeki-etkileri-8550.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/cuha-cicegi-yagi-nin-ms-li-hastalar-uzerindeki-etkileri/117/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 22:54:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mısır (Zea Mays L.)]]></title>
			<description><![CDATA[Bir kültür bitkisidir. Bütün dünyada yetiştirilir. Dişi çiçeklerden alınan püsküller, ince bir tabaka halinde, gölgelik bir yerde kurutulur.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Mısır ( Zea mays L. )
Bir kültür bitkisidir.Bütün dünyada yetiştirilir. Dişi çiçeklerden alınan püsküller, ince bir tabaka halinde, gölgelik bir yerde kurutulur.

Dış Görünüş : Açık esmer veya kırmızı esmerimsi renkli, hafif ve özel kokulu, tadsız, 1 mm kadar genişlikte, uzun liflerden ibarettir.

Bileşim : Karbonhidratlar , potasyum , sodyum ve kalsiyum tuzları taşır.

Etki ve Kullanılış : İdrar söktürücü ve taş düşürücü olarak kullnılır.

MISIR YAĞI : (Oleum Maydis)
Mısır nişastası elde edilmesi esnasında ayrılan mısır embriyonunun sıkılması ile elde edilen bir sıvı yağdır. Doymuş yağ asidi oranının düşük olması nedeniyle, damar sertleşmesi olan hastalara, yemek yağı olarak tavsiye edilmiştir.

MISIR KARASI :
Mısır koçanında urlar meydana getiren Ustilago maydis (DC.)  Corda (Ustilaginaceae) isimli mantarın sporlarıdır. Sporlar siyah renkli ve kömür tozu görünüşünde olup mısır taneleri yerinde oluşan urların içinde bulunur. Halk arasında haricen kan kesici olarak kullanılmaktadır. Çavdar mahmuzu ( Secale Cortunum ) 'na benzer bir etkisi olduğu bilinmektedir. Mısırkömürü ve mısıryanığı gibi isimlerle de bilinir.

MISIR PÜSKÜLÜ :
Son zamanlarda mısır ekimi yaygınlaştı . Çiçeklenme zamanında mısır püskülleri görülmeye başlar . Bitkinin şifalı bölümü işte bu püsküllerdir . Çiçeklenme zamanı temmuzdan ağustosa kadar sürer . Mısır püskülleri , döllenme başlamadan önce kesilir ve gölgede kurutulur . Güvenilir bir idrar sökücü gerektiğinde , aynı zamanda etkili ve başka hiçbir zararı olmayan zayıflatma ve bedendeki yağı azaltma ilacı olarak kullanılan mısır püskülü çayı içebilirsiniz.  Mısır püskülü tam olarak kurutulmadan uzun süre saklandığında , idrar söktürücü özelliğini yitirir ve dışkılamayı kolaylaştırır . Mısır püskülü çayı , taş yapıcı idrar yolları hastalıklarında , kalp ödeminde ve başka ödemlerde olduğu kadar, böbrek iltihabı , mesane nezlesi , romatizma ve gut hastalığında da başarıyla kullanılabilir . Ayrıca , çocukların ve yaşlıların yatağa işeme hallerinde ve böbrek sancılarında da yardımcı olur . Tüm bu rahatsızlıklarda , her 2-3 saatte bir yemek kaşığı dolusu çay alınmalıdır . 

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış mısır püskülü , orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır , 3-5 dakika demlendikten sonra süzülür . Tatlandırılmadan günde 3 bardak içilir.

Kaynaklar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık" , Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/misir-zea-mays-l-1660.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/misir-zea-mays-l-1660.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/misir-zea-mays-l-1660-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/misir-zea-mays-l-1660.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/misir-zea-mays-l/116/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 22:37:26 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kurt Pençesi (Lycopodium Clavatum)]]></title>
			<description><![CDATA[Yöresel olarak, kurtayağı, kibritotu ve yer yosunu adlarıyla anılır. Her zaman yeşil olan bu yosunsu bitki, iki metreye kadar varan tutunma filizleri ile ormanların zeminlerinde kök salarak uzanır.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kurt Pençesi (Lycopodium clavatum)
Yöresel olarak , kurtayağı , kibritotu ve yer yosunu adlarıyla anılır . Her zaman yeşil olan bu yosunsu bitki , iki metreye kadar varan tutunma filizleri ile ormanların zeminlerinde kök salarak uzanır . Bu filizlerden , 7-10cm uzunluğunda , süpürgeotunu andıran , ama ondan çok daha yumuşak ve sık yapraklı pek çok dallara ayrılan saplar fışkırır. Çok yıllık, otsu ve çiçeksiz bir bitkidir. Kuzey-doğu Anadolu (Trabzon, Rize, Çoruh) dağlarının nemli kısımlarında (Orman açıklıkları) yetişir.çeşitli alkaloitler içerir. Dört yaşındaki bitki, göbek tozu diye adlandırılan sarı çiçek (spor ) tozlarını içeren, sarımsı başaklar oluşturur. Bu toz , sürtünmeyle tahriş olmuş deriyi tedavi etmekle kullanılır . Kurtpençesi , radyum içeren bir şifalı bitkidir ve uzun kolları , sarı çiçek tozu içeren başakları ile, öteki yosunsu bitkilerden kolayca ayırt edilebilir . Denizden yüksekliği 600 metreden fazla olan ormanların kuzey yönlerinde ve kıyılarında yetişir. Güneş ışınlarının altında kaldığında yaşama gücünü yitirdiği için, üstündeki ağaçlar kesildiğinde sararır ve sonra da tümüyle yok olur. Kurtpençesi , Avusturya ve Almanya da doğayı koruma yasası kapsamındadır. Bitki toptancıları , kaliteli olmaları için, bu bitkiyi kuzey ülkelerinden sağlamaktadırlar. Eklemler deforme olmuş olsalar bile, romatizma ve gut hastalıklarında , kronik kabızlıkta ve basurda kurtpençesi çayı  önerilir . Ama , ishalden şikayetçi olanlar ondan uzak durmalıdırlar, çünkü bu durumda bağırsak kramplarına yol açabilir. Bitki hiçbir zaman kaynatılmamalı, yalnızca kaynar suyla, haşlanmalıdır . Bitki , tüm idrar ve cinsel organ hastalıkları , testis (erbezi ) ağrıları ve sertleşmeleri , böbrek kumu ve böbrek sancılarında kullanılır. Karaciğer iltihabında , karaciğer katılgandoku urlarında , kötü karakterli olsalar bile, bitki kullanılabilir. İyileşmekte olan hastanın eski gücüne en kısa sürede kavuşmasına da yardım eder.

Tanıdığım (M.Treben) yaşlı bir hanımın eşi, yıllardır geceleri nefes darlığı çekiyor ve doktorlar bu hastalığı kalp astımı olarak tedavi etmeye çalışıyorlardı. Günün birinde durumu yine kötüleşmişti. “Eğer çalışmaya hemen son vermezseniz 8 gün içinde ölebilirsiniz!” Bu sözleri söyleyen doktor, onu bir hastaneye göndermiş. Karısından duyduğuma göre, meğerse karaciğer sertleşmesinin ( siroz ) son aşamasındaymış. Bu tür nefes darlıkları sirozla   birlikte hep görülür. Bir süre sonra iyileşemeyeceği sonucuna varılarak hastaneden evine gönderildi. Benim (M.Treben) öğüdüme uyan karısı, etkisini çok çabuk gösteren kurtpençesi aldı. İçtiği ilk bardak çaydan sonra, yıllardır çekmekte olduğu nefes darlığından kurtulduğunu söylersem, siz de benim (M.Treben) gibi bunun bir mucize olduğunu düşünmez misiniz ? Eğer tanıdıklarınızdan birinin siroz hastası olduğunu, hatta hiçbir umut kalmadığını duyacak olsanız bile, bu kişilere cesaret verin ve onlara, doğal tedavi ilminde çok önemli yeri olan kurtpençesi nden söz edin. Akla gelebilecek en kötü ve umutsuz karaciğer hastalıklarına yakalanmış kimseler bile, bu bitki sayesinde hayata dönebilirler ! Küçük bir grupla katıldığım bir orman gezintisinde, yol arkadaşım Biyolog Dr. Bruno Weinmeister’e , siroz ve karaciğer kanserini iyileştirebilen kurtpençesi hakkında bilgi verdim. Bunun üzerine, bana (M.Treben) şu olayı anlattı : "Genç bir öğrenciyken, birkaç arkadaşı ile birlikte dağlara doğru yürüyüşe çıkmışlar. Kulübeye dönerken, bodur çamların arasında bulduğu bir kurtpençesi filizini haşarıca bir davranışla şapkasına dolamış. Kulübeye vardıklarında, arkadaşlarından birinin bacağına kramp girmiş ve dizden aşağısı ters dönen bacağının ağrısına dayanamıyormuş. Gösterdikleri çabaların hiçbiri olumlu sonuç vermemiş. Bu arada genç Weinmeister, birden gelen bir ilhamla, şapkasındaki kurtpençesi filizini çıkarıp, kramplı bacağa aşağıdan yukarıya sarmış. Bacak hemen o an normal durumuna dönüvermiş. Ama o, bunun yalnızca bir rastlantı olduğunu düşünmüş. Kramp, belki de bitki olmadan da geçebilirdi, demiş kendi kendine. Daha sonra eve dönerlerken, baldır kramplarından sık sık şikayet eden ev sahibi hanım için bir miktar bitki filizi toplamış. Bunlar, kadının kramplarına hemen son vermiş. Dr. Weinmeister, yıllar sonra bu konuyu bir uzman doktora anlatmış. Bu doktor ona bitkinin, radyum içerdiğini söylemiş. O zamandan beri, ayak ve baldır krampları, kurtpençesi bitki yastıkları ile tedavi edilmeye başlanmış." 

Bir tanıdığım (M.Treben'in) idrar tutukluğu yüzünden hastaneye yatmak zorunda kalmıştı. Kolunun üst bölümü de iyice şişmişti bu arada. Ama hastaneden çıktığında durumunda bir değişiklik olmamıştı. İyi bir rastlantı olarak, o sırada evimde kurtpençesi vardı. Çünkü, 86 yaşındaki kaynanamın bacağına sık sık kramp giriyordu. Bu tanıdık hanımın rahatsızlığının mesane krampı olabileceği hakkındaki kuşkularım, kurutulmuş bitki ile doldurulmuş yastığı mesanenin üstüne bastırdığımda doğrulandı ve hasta iki dakika sonra normal olarak idrar dışkılamaya başladı. Bu bitki yastığını daha birkaç gün mesane bölgesine uygulamayı sürdürdü ve kolunda toplanmış olan sıvı da yavaş yavaş dağıldı. Ben de (M.Treben) yıllardır yüksek tansiyon sıkıntısı çektim. Bu durum genellikle , böbreklerin fazla çalışmasından kaynaklanabiliyor. Böylece, kurtpençesi ile doldurulmuş bir yastığı geceleyin böbreklerimin üstüne koydum. Ertesi gün, tansiyonum 20’den 16,5’e düşmüştü. O zamandan beri, taze kurtpençesi ile dolu bir yastığı böbreklerimin üstüne koyarım. Baldır kramplarında, kurtpençesi bir tülbende yatırılarak bacağa sarılır, ayrıca  ayak banyoları da yapılabilir . Mesane kramplarında ise, yarım banyo yapmak gerekir.  Savaş ve kaza yaralarından sonra, genellikle kramplara yol açan yara izleri kalabilir. Savaşta sırtından yaralanmış olan bir eski askerin yarası, içine bir yumruk sığabilecek kadar büyüktü. Bu yara izi sık sık, sonunda tüm bedenden ter boşalmasıyla son bulan ağrılı kramplara yol açıyordu. Kafa derisine kadar çıkıyordu ağrılar. Bu adamı, 30 yıldır çekmekte olduğu bu cehennem azabından, kurtpençesi yastığı ve banyoları ile kurtarabildim (M.Treben).  Bazı bitki satıcılarında bulunabilen, göbek tozu olarak da adlandırılan kurtpençesi tozu (sporu ), uzun süre yatmaktan oluşan yaraları kısa sürede kapatmakta da başarıyla kullanılabilir. Kurtpençesi tozu , açık yaraların üstüne azar azar serpilir. Genellikle, ilk uygulamadan hemen sonra belirgin bir rahatlama sağlar. Şifalı bitkilerle benim gibi (M.Treben)  yakın bir ilişki kurmuş ve onların yardımıyla, mucize olarak tanımlanabilecek başarılar kazanmış kişiler, Yaradanın bu bitkileri ayaklarımızın altına serdiğini düşünmelidirler! Ama ne yazık ki, pek çok insan onların üstünden dikkatsizce geçip gidiyor ve o tanrısal gücü fark edemiyorlar!  Çay hazırlamak : Bitki yastığı : 

Göbek Tozu (Kurtpençesi Sporu-Tozu) :
Kurtpençesi ' nin olgun sporlarıdır. Göbektozu elde etmek için, tam olgunluktan (4 yaşındaki bitki) birkaç gün önce, başaklar toplanır, ufalanır ve açığa çıkan sporlar kıl eleklerden elenerek ayrılır. Bitki Anadolu' da yetiştiği halde göbektozu elde edilmemekte ve ihtiyaç ithalat yoluyla karşılanmaktadır.Yaraların üstüne serpilerek veya tentür halinde kullanılr.

Dış Görünüş : Çok ince, soluk sarı renkli ve hareketli bir tozdur. Suya atılınca dibe batmaz ve su yüzünde yüzer. Ateşe atıldığında parlak bir alev ile yanar. Tatsız ve kokusuzdur.

Bileşim : Sabit yağ (%50 civarında), mum ve şekerler, bitkinin diğer bölümlerinde taşıdığı alkoloidlerden çok az miktar, flavonlar ve triterpenler   taşımaktadır.

Etki ve Kullanılış : Deri hastalıklarında ve özellikle çocuklarda rastlanan pişiklerde yatıştırıcı olarak kullanılmaktadır. İltihaplı yaraları rahatlatır. Bir serinleme eşliğinde ağrılar sona erer. Özellikle, uzun süre yatmaktan kaynaklanan yaralara karşı çok başarılıdır. Yaraların üstüne serpilerek kullanılır.

Katıştırma : Göbektozuna bazen çam poleni, talk, nişasta veya dekstrin katılmaktadır. Bu gibi haller kül miktarı tayini veya mikroskobik inceleme ile kolayca meydana çıkarılabilir.

Kurtpençesi Tentürü :
Tentürün , D3, D4,D5 veya D6 inceltileri genellikle, ürüner sistem ve cinsel sistem hastalıklarına karşı, günde 2-3 kere, 10-15 damla, yarım yemek kaşığı ılık suya eklenerek alınır, sürekli alınabilir. Aşağıdaki hastalıklara karşı ise, bitki tentürü özellikle önerilir: karaciğer büyümesi, böbrek kumu, idrar kesesi krampları, kolikler, romatizma, gut, gaz şişkinliği, bronşit, kabızlık, hemoroit (basur) ve varis. Ayrıca, ateşli hastalıklardan veya sinirsel hastalıklardan sonra bir türlü eski gücüne ulaşamayan kişilere de önerilir. 

UYARILAR :
Kurtpençesi , bazı zehirli alkaloitler içerir. İçerdiği zehirli alkaloitler öldürücü değildir, ama bitki çayı ve tentürü aşağıdaki önerilen doz ve miktardan  fazla alınmamalıdır!

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Yarım tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki , orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir , kaynama derecesine kadar ısıtılır ve hemen süzülür ! Günde yalnızca 1 bardak , sabah kahvaltısından önce yudumlanarak içilir. Karaciğer sirozu ve karaciğer kanserinde, günde 2 bardak içilebilir. En fazla 1 hafta süren bir çay küründen sonra en az 2-3 gün ara verilmelidir.

Bitki Banyosu : Bir tam banyo için 5-6 avuç dolusu taze bitki veya 200g kurutulmuş bitki , gece boyunca soğuk suda bekletilir . Ertesi gün , kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 5-6 dakika bekledikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir .

Bitki Yastığı : Kurutulmuş veya taze bitki ile doldurulmuş küçük bir yastık (kramplı veya hasta bölgenin büyüklüğüne göre), geceleyin kramplı veya hasta bölgenin üzerine konulur. Bu yastık, etkisini bir yıl boyunca sürdürür. 

Bitki Tentürü : Tentür yapımı ile ilgili ayrıntılı bilgi için TIKLAYINIZ . Kurtpençesi tentürü , bitkinin kendisinden değil sporlarından ( Göbektozu ) yapılır.

Kaynaklar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık", Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, İ .U Eczacılık Fak.

3- "Bir Yudum Sağlık",N.Eröztürk,Anahtar Kitaplar yayınevi,2000]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/kurt-pencesi-lycopodium-clavatum-9930.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/kurt-pencesi-lycopodium-clavatum-9930.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/kurt-pencesi-lycopodium-clavatum-9930-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/kurt-pencesi-lycopodium-clavatum-9930.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/kurt-pencesi-lycopodium-clavatum/115/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 22:34:20 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Koyunotu (Agrimonia Eupatoria)]]></title>
			<description><![CDATA[Yöresel olarak kızılyaprak, kasıkotu ve fıtıkotu olarak da bilinir. Güneşli kuru yerlerde, yol ve orman kıyılarında, çimenliklerde, tepelerde ve bayırlarda, ormanların açıklık bölgelerinde ve harabeliklerde yetişir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Koyunotu (Agrimonia Eupatoria)
Yöresel olarak kızılyaprak, kasıkotu ve fıtıkotu olarak da bilinir. Güneşli kuru yerlerde, yol ve orman kıyılarında, çimenliklerde, tepelerde ve bayırlarda, ormanların açıklık bölgelerinde ve harabeliklerde yetişir. Küçük sarı çiçekleri, sığırkuyruğu bitkisinde de olduğu gibi, uzun bir salkımı andırır. Bitkinin tümü yumuşak tüylerle kaplıdır. Iri yaprakları 10 cm kadar uzun ve kenarları dişlidir. Arslanpençesi ailesinden olan bitkinin boyu 80 cm kadar uzar. Çiçeklenen bitki, Haziran'dan Ağustos'a kadar toplanır. Pek çok bitkide olduğu gibi, onun öyküsü de çok eskilere dayanır. Onu eski Mısırlılar bile tanıyorlardı.

Bitki, boğaz, ağız boşluğu  ve yutak iltihaplarına karşı büyük bir iyileştirme gücüne sahiptir. Onu, anjin ve boğaz hastalıklarında ve ağız boşluğu mukoza iltihaplarında da düşünmek gerekir. Meslek gereği olarak çok konuşmak veya şarkı söylemek zorunda olan kişiler, bir önlem olarak, her gün koyunotu bitki çayı ile gargara yapmalıdırlar . Bitkinin yaprakları, kansızlıkta ve yaralanmalarda büyük başarı ile kullanılır. Ayrıca, romatizma, lumbago, sindirim zorlukları, karaciğer sertleşmesi (siroz) ve tıkanıklıkları ve dalak hastalıklarında da etkilidir. Günde 2 bardak bitki çayı yeterlidir.

Herkes, yılda 1 veya 2 kere, koyunotu banyo katkısıyla banyo yapmalıdır. Koyunotu, daraltıcı, toplayıcı ve öteki önemli özellikleri nedeniyle, en başta gelen şifalı bitkilerimizdendir. 

Dr. Schirbaum şöyle diyor : " Günde 3 bardak çay bir süre içildiğinde, kalp, mide, bağırsak ve akciğer büyümesini iyileştirir. Ayrıca, böbrek ve mesane rahatsızlıklarını giderir. "

Varis ve baldır çıbanlarında, koyunotu merhemi özellikle önerilir. Hazırlanan merhem günde 3 kez varis ve baldır çıbanlarının üstüne sürülür. Karaciğer rahatsızlıklarında, 100 gr koyunotu, 100 gr yoğurtotu ve 100 gr hindiba karışımı ile elde edilen çay harmanı kullanılır. Sabah aç karnına 1 bardak ve gün boyunca 2 bardak içilmelidir.

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki , akşamdan orta boy 1 su bardağı kaynar suyla haşlanır, 5 dakika beklendikten sonra süzülür . Yukarıda belirtilen miktarda içilir.

Banyo Katkısı : 200 gr ince kıyılmış bitki bir tam banyo için kullanılır.

Karaciğer Çay Harmanı : 100 'er gr Koyunotu, yoğurtotu ve hindiba eşit oranda karıştırılır. Yarım tatlı kaşığı karışım, orta boy 1 su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür. Yukarıda belirtilen şekil ve miktarda içilir.

Koyunotu Merhemi : Iki avuç dolusu ince kıyılmış yaprak, çiçek ve sap iyice kızdırılan 250 gr içyağı veya bitkisel margarinde 1 dakika kadra karıştırılarak bekletilir, sonra kapağı kapatılarak serin bir yere alınır. Ertesi gün tekrar ısıtılır, bir tülbentten geçirilerek süzülür, cam veya porselen merhem kaplarına aktarılır. Buzdolabında saklanmalıdır.

Referanslar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Sağlık", Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/koyunotu-agrimonia-eupatoria-544.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/koyunotu-agrimonia-eupatoria-544.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/koyunotu-agrimonia-eupatoria-544-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/koyunotu-agrimonia-eupatoria-544.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/koyunotu-agrimonia-eupatoria/114/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 22:23:25 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kırlangıç Otu (Chelidonium majus L.)]]></title>
			<description><![CDATA[Temre otu olarak da bilinir. 30 - 80cm yüksekliğindeki bitki, mayıstan sonbahar ortalarına kadar çiçeklenir. Yapraklarının uçları dişlidir ve meşe yapraklarını andırır.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kırlangıç Otu (Chelidonium majus L.)
Temre otu olarak da bilinir . 30-80cm yüksekliğindeki bitki , mayıstan sonbahar ortalarına kadar çiçeklenir . Yapraklarının uçları dişlidir ve meşe yapraklarını andırır . Gövdesinden ve saplarından portakal sarısı , koyu bir sıvı çıkar . Genellikle ormanların güney kıyılarında , duvarların ve çitlerin dibinde ve moloz yığınlarının üstünde yetişir . Yaz ne kadar sıcak ve ormanların güney kıyıları ne kadar kuru olursa olsun , bitkinin gövde ve saplarından portakal renkli koyu sıvı her zamanki incelikte elde edilebilir . Kışın her yer karla örtüldüğünde bile , eğer yetiştiği yere dikkat edilmişse , kırlangıç otu kar altında bulunabilir . Avrupa ve Kuzey Anadolu'da yetişir . Alkoloitler (kelidonin ve türevleri %0,31) taşımaktadır .

Bitki , kan temizleyici ve kan yaptırıcı etkiye sahiptir . Isırgan otu ve genç mürver filizleri eşliğinde , lösemide kullanılabilir . Fakat , başarı elde edebilmek için , bu karışık çaydan günde 2 litre kadar içilmelidir . Kırlangıç otu , Ağır karaciğer hastalıklarında , taze olarak kullanıldığında , en güvenilir şifadır . İyice yıkanmış taze bitki   mikserde sıkılarak özsuyu elde edilir  ve iki misli ılık suyla karıştırılarak , gün boyunca yudumlanarak içilir . Kan ve karaciğer temizleyici özelliğinin yanı sıra , metabolizma üzerinde de çok olumlu etkilere sahiptir . Safrakesesi , böbrek ve karaciğer hastalıklarında başarıyla kullanılır . Şaraba yatırıldığında ( 30 g kırlangıç otu , kökü ile birlikte , 1-2 saat boyunca , yarım litre beyaz şaraba yatırılır ) , sarılığı çok çabuk iyileştirir . Ağrılı basurlarda , idrar yaparkenki yanmalarda ve sancılarda ve ayrıca kulak uğultularında önerilir . Bu durumlarda , bitki özsuyu ılık suyla veya bitki çayıyla karıştırılarak , günde 2-3 bardak yudumlanarak içilir . Taze bitkinin özsuyu , dıştan , kötü karakterli deri hastalıklarda , nasır , siğil ve iyileştirilemeyen temriyelerde kullanılır . Katarakt ve göz saydam tabakasındaki lekeler yavaş yavaş kaybolur . Bitki özsuyu , göz ağtabakası kanamasına ve çözülmesine karşı bile yardımcı olur . Bir bitki yaprağı alınır ve yıkandıktan sonra nemli parmakların arasında ezilir . Böylece elde edilen nemlilik , işaret parmağı ile gözpınarlarına sürülür . Doğrudan göze sürülmediği halde , bu etkili maddeyi göz hemen emer . Bu kullanma biçimi, katarakt , görme zayıflığı ve yorgun düşen sağlıklı gözler için de geçerlidir .

Geçenlerde bir kadının sağ gözkapağının üstündeki , parmak ucu iriliğindeki kırmızı bir çıbandan söz ettiler . Durumu beğenmeyen bir göz doktorunun parça alarak yaptırdığı tahlilin sonucu , deri kanseri imiş . Bu aileyi tanıdığım için , kadına kırlangıç otunu tavsiye ettim (M.Treben) . Şubat ayının ortalarındaydık ve çok şükür yumuşak bir kış yaşıyorduk . Bitkiyi köküyle sökerek bir saksıya dikmelerini önerdim . Günde , 5-6 kere , portakal sarısı bitki özsuyu ile çıbanı nemlendirmesi gerekiyordu . Çıban , gözkapağının üstünde olduğu için bitki özsuyunun göze zarar vermeyeceğini ona özellikle belirttim . Ayrıca ona , doktorunun isteğine uyarak , ayda bir kere ışın tedavisine devam etmesini , bu tür ışın uygulamalarının kanser türü çıbanların tedavisinde başarı sağlayamadığını ve yalnızca sağlıklı deriyi ve sık sık da kemik yapısını zarara uğrattığını bildiğim halde , söyledim (M.Treben) .  Yılbaşından kısa süre önce , çıbanın kaybolduğunu duyduğumda sevincim çok büyük oldu . Beni ziyarete gelen kadın , evin kapısında boynuma sarıldı . Daha önce gitmiş olduğu göz doktoru , büyük bir şaşkınlığa kapılarak , bu sonuca nasıl ulaştığını sormuş . “Ayda bir kere ışın tedavisi !” yanıtına karşı da şöyle demiş : “Eğer bu sonucu ışın tedavisi sağladıysa , bu bir mucizedir !” Kadıncağız ayrıca , eğer kendisine güven ve cesaret vermemiş olsaydım (M.Treben), ışın tedavisinde gördüğü bir deri bir kemik kalmış kişilerin görüntüsüne dayanamayacağını da belirtti . Şimdi , bu satırları okuyanlara bir ricada bulunacağım : Bu tür bir durumla karşılaştığınızda siz de yardım elinizi uzatın ve o hasta kişiyi korkunç bir sondan kurtarın . Çevre kirliliğinin doruğa ulaşmış olduğu günümüzde , kızaran ve kısa sürede büyümeye başlayan siğillerde deri kanseri oluşması pek sık görülmeye başlandı . Kadınların yüzlerinde , kollarında ve bacaklarında fazla kıllanmalar , böbreklerde bir dengesizliğin işaretidir . Bu kıllı bölgelere , mikserle elde edilen taze bitki özsuyu sürülür (bu özsu , buzdolabında 6 ay kadar saklanabilir ) . Derinin özsuyu emmesi için birkaç saat beklenir , sonra o bölge yumuşak bir sabunla yıkanır ve biraz kurumuş olan cilde aynısafa merhemi veya papatya yağı sürülür . Bunun yanı sıra , bir ısırgan otu çay kürü , günde en az 3-4 bardak olmak üzere uygulanır ve böbreklerin kan dolaşımını uyarmak için , atkuyruğu oturma banyoları yapılır . Geçen kasım ayında katıldığım bir konferansta , gözlük kullanan birisiyle tanışmıştım . Şubat ayında yeniden kiliseye uğradığımda adam artık gözlük kullanmıyordu . Tavsiyemi (M.Treben) dinleyerek , kırlangıç otu kullanmış . Bitkiyi genellikle kar altından topluyormuş . Bu olayı özellikle , tüm bitkilerin kış uykusuna çekildikleri sanıldığında bile , bazı bitkilerin taze olarak bulunabileceğini belirtmek için anlattım (M.Treben).

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Yarım tatlı kaşığı bitki , orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır . 10 dakika demlendikten sonra süzülür .

Bitki özsuyu : Yapraklar ,saplar ve çiçekler yıkanır ve kurumadan , ince kıyılarak mikserde sıkılır .

Bitki tentürü : Eczanelerden satın alınabilir (Almanya ve Avusturya ) 

Kaynaklar :
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık" , Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/kirlangic-otu-chelidonium-majus-l-4609.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/kirlangic-otu-chelidonium-majus-l-4609.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/kirlangic-otu-chelidonium-majus-l-4609-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/kirlangic-otu-chelidonium-majus-l-4609.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/kirlangic-otu-chelidonium-majus-l/113/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 21:34:41 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kekik (Thymus serpyllum, Thymus vulgaris)]]></title>
			<description><![CDATA[Çimenlik tarla kıyılarında, orman kıyılarında, ve çayırlardaki karınca yuvalarının üstünde yer almaktan hoşlanır. Güneş ve sıcak istediği için, toprak sıcaklığının fazla olduğu kayalık ve dağlık bölgelere çoğalır.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kekik ( Thymus serpyllum , Thymus vulgaris )
Çimenlik tarla kıyılarında, orman kıyılarında, ve çayırlardaki karınca yuvalarının üstünde yer almaktan hoşlanır.  Güneş ve sıcak istediği için, toprak sıcaklığının fazla olduğu kayalık ve dağlık bölgelere çoğalır. Güneşli öğlen sıcaklarında menekşe renkli çiçeklerinden yayılan güzel koku, arıları ve böcekleri kendisine çeker. Kendilerine özgü bir kokuya sahip olan bu çiçekler beni çocukluğumdan beri etkilemiştir. Ülkemizde kekik adı altında Origanum (Mercanköşk türleri) türlerinden elde edilen drogun satışı yapılmaktadır. Gerçek kekik bizim burada bahsettiğimiz ve Avrupa'dan ithal edilen drogdur.

Bileşim : Eterli uçucu yağ; Thymol (%50 civarında), Carvacrol , Borneol , Cymol , Pimen , Tanen ve flavonlar içerir.

Kullanım Alanları : Öncelikle baharat olarak kullanılır. Yağlı ve ağır yemeklerin tadını zenginleştirir., sindirimi kolaylaştırır. Şifalı bitki olarak kekik ; öncelikle kramp çözücü, dezenfekte edici ve balgam söktürücü olarak kullanılır. Akciğer ve bronşlar, mide ve bağırsaklar, kekiğin başlıca kullanım alanlarıdır. Bitkinin önemli etken maddesi olan eterli uçucu yağlar kana karışıp, bronşiyal kasları etkileyerek, krampları çözebilir. Aymı zamanda o bölgelerde bakteri oluşumunu önler. Öksürük ve üst solunum yolları iltihabında çay içimi ve gargara biçiminde kullanılmalıdır. Kekik iştah açar ve sindirim sistemini uyarır. Sindirim sisteminde görülen ekşimeler ve kramplı ağrılar bir bardak kekik çayı ile geçiştirilebilir, kötü kokulu ve yumuşak dışkı normalleşir. Boğmaca ve öksürük, sinir sistemi zafiyeti, romatizma ve bağırsak hastalıklarına karşı, çay içiminin yanısıra, kekik banyoları da çok yararlıdır. Güçzüz, zayıf ve solgun çocuklara da kekik banyosu yaptırılabilir. Kekik çayı ile ayrıca adet kanamaları dengelenebilir, adet zamanlarındaki kramplı ağrılar geçiştirilebilir, ergenlik sivilceleri iyileştirilebilir. kekik çayı içimi ve kekikle karıştırılmış bal yenmesiyle organizma güçlendirilebilir ve dengeye kavuşturulabilir. Kekik tentürü friksiyonları ile ( ovarak sürme ) romatizmal ağrılar , sinirsel rahatsızlıklar ve organ titreklikleri tedavi edilebilir. Sıcak kekik yastıkları ağrılı bölgenin üstüne konularak büyük rahatlıklar sağlanabilir. Bu küçük bitki yastıklarını herkes hazırlayabilir. Kekik , öksürük ve mide rahatsızlıklarına karşı başka bitkilerle karıştırılarak daha da başarılı biçimde kullanılabilir.

Kekik çay ı , bedenin değerli organlarını temizler.” Sabahları kahve veya çay  yerine bir bardak kekik  çayı içen, etkisini kısa sürede fark edecektir: Zeka keskinliği, midede rahatlık, sabah öksürüğüne tutulmamak ve genel bir rahatlık. Kekik , papatya ve civanperçemi , güneşli havada toplanıp, bir kuru bitki yastığı hazırlanır. Bu yastığı uygularken, bir yandan da aynı bitkilerin karışımından hazırlanmış çay içildiğinde, sinirsel yüz ağrıları iyileşir. Eğer aynı zamanda kramp da varsa, kurutulmuş kurtpençesi yastığı uygulamak gerekir. 79 yaşındaki bir çiftçi, 27 yıldır ağır bir sinirsel yüz ağrısı çekmekteydi. Hatta, birkaç kere yüz ameliyatı bile geçirmişti. Bu hastalığa, bir gün sırılsıklam eve geldiğinde, kurulanma olanağı bulamadan yine dışarı çıktığında yakalanmış. Hastalığın son zamanlarında, ağzının bir ucu, büyük ağrılar eşliğinde kulağına kadar çekilmişti. İlk olarak İsveç iksiri kompresleri hafif bir rahatlık sağladı. Ama yukarıda belirtilen bitkiler güneşli havada toplandıktan sonra hazırlanan bitki yastığı uygulandığında,hızla büyük bir düzelme başladı. Sağlığına tam olarak kavuştuktan sonra da bu bitkilerin çayını içmeyi sürdürdü  ( Referans1 ) . Çocuğum 4 yaşlarında iken geçirmiş olduğu tifo hastalığından sonra bir türlü kendine gelememişti. İki yıl sonra bir gün, tanıdığımız birinin önerdiği kekik  banyosunda 20 dakika kaldıktan sonra, banyodan çıkardığım sanki başka bir çocuktu. Sanki bir mantonun düğmesi açılmışçasına, çocuğumun üstündeki tüm hastalıklar sıyrılıverdi ve o günden sonra da gözle görülür bir biçimde güçlenip serpildi (M.Treben : Referans1 ) . Kekik , çiçeklenme zamanı olan haziran- ağustos arasında toplanır ve öğlen sıcağında toplananları en etkili olanlarıdır. Kekik yağı , kötürümlükte, kalp krizlerinde, organ sertleşmesinde ( skleroz ), kas erimesinde, romatizmada ve burkulmalarda kullanılabilir. Mide ve dölyatağı kramplarında bitkinin içten ve dıştan kullanılması önerilir. Günde 2 bardak kekik çayı içilmelidir. Dıştan kullanıldığında, bitkilerin sap ve çiçeklerinden hazırlanmış bir kuru bitki yastığı uygulanmalıdır. Yatmadan önce bu yastık sıcak hava ile ısıtılır (kaloriferin üzerine koyarak veya saç kurutma makinası kullanılabilir) ve midenin veya dölyatağının (rahim) üstüne koyulur. Tümörlerde, eziklerde ve eskimiş romatizmalarda da bu yastık önerilir.

Solunum yolları hastalıklarında, kekik , sinirliot ile birlikte çok eski zamanlardan beri kullanılmakta olan etkili bir yöntemdir. Balgamlı bronşitlerde, bronşiyal astımda ve hatta boğmacada, kekik ile sinirliot karışımını çayı, limon ve nöbet şekeri ile karıştırılarak, günde 4-5 bardak içilmelidir. Zatürre tehlikesine karşı bu çay saatte 1 yudum içildiğinde etkisini gösterecektir. Çok şükür ki, kekik pek çok kişi tarafından hala anımsanmaktadır. Ama buna karşın, buzdolabından alınan su ve meşrubatların çocuklara içirilmesiyle, onların kronik bronşit hastası olabilecekleri hiç düşünülmüyor. Bu tür hastalıklar, daha sonraki yıllarda en ağır amfizemlere ve soluk alma zorluklarına neden olabiliyor. Kekik'in, alkol bağımlılığına karşı kullanılabileceğini de unutmamak gerekir. Bir avuç dolusu bitki, 1 litre kaynar suda haşlanır ve demlenmesi için 2 dakika beklenir. Çay termosa koyulur ve hastaya 15 dakikada 1 yemek kaşığı içirilir. Sonra mide bulanması, kusma, dışkı ve idrar çıkarma, terleme, yemek ve içmek için duyulan büyük iştah izler. Bu uygulama doğal olarak bir kerede kalmamalı ve gerektiğince yinelenmelidir. Kekik , sara krizlerine karşı da önerilir. Günde 2 bardak içilen bitki çayı yalnızca krizler arasında değil, yıl boyunca, 10 günlük aralarla 2-3 haftalık kürler halinde uygulanmalıdır.  

UYARI :
Kekik , içerisindeki en etkili madde olan eterli uçucu yağın ( Thymol ) yitirilmemesi için hiçbir zaman kaynatılmaz! Hamilelerin (Düşükleri kolaylaştırır ve bebeğin rahimden çıkmasını çabuklaştırır.) ve guatr hastalarının kullanmaması tavsiye edilir. Önerilen dozlar aşılmadığında, bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Fakat kekik yağının içten kullanımında aşırılığa kaçılması, tiroid bezinin işlevini arttırabilir. Kekik çayı içimi ise böyle bir duruma yol açmaz.

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kaşığı kurutulup, ince kıyılmış kekik,orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, üstü kapatılarak 8-10 dakika demlendirilir ve süzülür. Günde 2-3 bardak yeni demlenmiş olarak, aç karnına veya öğün aralarında, soğutulmadan ve yudumlanarak içilir.

Kekik Banyosu : 70-100 gr kurutulmuş kekik bir tülbentin içine gevşekçe bağlanarak 2-3 litre soğuk suya eklenir. Kaynama derecesine kadar ısıtıldıktan sonra (kaynatılmaz), üstü kapalı olarak 15 dakika demlendirilir. Tülbentteki posa iyice sıkıldıktan sonra sıcak banyo suyuna (Küvet) eklenir. Banyo suyu sıcaklığı 37-38 derece arasında olmalıdır ve banyo süresi 15-20 dakikayı aşmamalıdır. Bu süre boyunca küvet içerisinde oturularak yapılan banyodan sonra üşütülmemeli ve bir bornoza sarılınarak yatakta bir süre dinlenilmelidir.

Kekik Tentürü : Öğlen güneşinde toplanmış ve ince kıyılmış çiçekli dallar, gevşekçe, bir şişenin boğazına kadar doldurulur, üstüne konyak veya 35-40 derecelik etil alkol, bitkilerin üstüne çıkana kadar eklenir.14 gün boyunca, arada bir çalkalanarak, güneşli ve sıcak bir ortamda bekletilir, sonra tülbentten geçirilerek süzülür. Koyu renkli şişelerde, serin bir ortamda saklanmalıdır. 

Bitki yastığı: Öğlen güneşinde toplanıp kurutulmuş çiçekli dallar, ince kıyılarak keten bezinden yapılmış bir yastığa doldurulur ve ağzı dikilir.yatmadan önce sıcak, kuru hava ile (Örnek : Kaloriferin üzerinde veya saç kurutma makinası kullanılabilir) ısıtılır ve hasta organın üstüne koyulur.

Kekik Yağı: Aynı tentür işlemi gibidir, konyak yerine, sızma zeytinyağı kullanılır.  Bir şişenin içine doldurulan çiçeklerin üstüne sızma zeytin yağı eklenerek, 10 gün güneşte bekletilir ve kullanılacak kadarı süzülür.

Karışım: Öksürüğe karşı, 2 ölçü kekik , 1 ölçü sinirliot , 1 ölçü ezilmiş anason iyice karıştırılır. Bir tatlı kaşığı bitki "Çay Hazırlamak" başlığı altında belirtildiği şekilde demlenir ve balla tatlandırılarak, küçük yudumlarla içilir.

Referanslar:
1-"Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık", Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.

3-"Bir Yudum Sağlık", N.Eröztürk,Anahtar yayınları,İstanbul,2000]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/kekik-thymus-serpyllum-thymus-vulgaris-4287.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/kekik-thymus-serpyllum-thymus-vulgaris-4287.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/kekik-thymus-serpyllum-thymus-vulgaris-4287-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/kekik-thymus-serpyllum-thymus-vulgaris-4287.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/kekik-thymus-serpyllum-thymus-vulgaris/112/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 21:27:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Karakafes Otu (Symphytum Officinale L.)]]></title>
			<description><![CDATA[Halk dilinde, merkep kulağı adıyla da tanınır. Doğanın bizler için hazır bulundurduğu bu şifalı bitki, vazgeçemeyeceğimiz en değerli bitkilerdendir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Tıbbi Karakafesotu (Symphytum officinale L.) , halk dilinde , merkep kulağı adıyla da tanınır . Doğanın bizler için hazır bulundurduğu bu şifalı bitki , vazgeçemeyeceğimiz en değerli bitkilerdendir . Nemli çayırlarda , orman çimenliklerinde , ıslak çukurlarda ve akarsu kıyılarında yetişir . Onu , bahçe çitlerinin diplerinde ve moloz yığınlarının üstünde de yaz boyunca çiçekli bir bitki olarak bulabiliriz . Pürüzlü yapraklarının uçları çok sivridir . Başparmak kalınlığındaki çok yıllık köksapın dış rengi koyu kahverenginden siyaha kadar değişebilir . Kesilen kök , çok sümüksel , yapışkan ve yağlı bir madde salgılar . Toprağa oldukça derin kök saldığı için , suyunun tüketilebilmesi hemen hemen olanaksızdır . Kökler ilkbaharda veya sonbaharda sökülür . Bu işi sivri bir kürekle yapmak en doğrusudur . Taze bitki , çiçeklenmeden önce ve çiçekliyken toplanmalıdır .

Kolayca hazırlanan karakafes otu tentüründe , bir başka benzeri daha olmayan güçler gizlidir . Yıllardır romatizma ve eklem şişkinlikleri çeken ve en etkili ilaçları kullandıkları halde bir türlü tedavi edilemeyen hastalar , bu tentür sayesinde kısa sürede rahata kavuşabilirler . Sağ kolunu artık hemen hemen hiç kullanamayan bir kadın ( omuz eklemini kullanamıyordu ve doktor bir kötürümlük hali saptamıştı bile ) benim (M.Treben) önerim üzerine , her gün omuz eklemini ve kolunu bu tentürle ovaladı . Günden güne rahatsızlıklarının azaldığını fark etti . Şimdi omuz normal hareket edebiliyor ve kadın artık ev işlerinde yardıma gerek duymuyor . Fakat , bitkinin yaprakları da , eğer rahatsızlık , sürmenaj , çıkık veya kalp krizinden kaynaklanmışsa , haşlanmış sıcak lapa halinde , kötürümleşmiş organların üstüne kompres biçiminde uygulandığında , sabaha kalmadan hastada iyileşmeler görülecektir . Eşimin (M.Trben) teyzesine bir motosiklet çarpmıştı . kalça kemiği kırılan kadın hemen hastaneye kaldırılmış ve kırığı çivilenip , bir süre sonra sağlığına kavuşarak evine dönmüştü . Kemikteki çivinin ise bir yıl sonra çıkarılması gerekiyordu . Tüm ağrıları sona erdikten ve yürüyebilmeye başladıktan sonra , bir yıl sonunda yapılması gereken doktor kontrolüne gerek duymamıştı . Günün birinde dayanılamayacak ağrılar başlayana kadar her şey yolunda gitmişti . O zaman kemikteki çivi alındı ve kemikte apse saptandı . Yapılan iğneler ağrıyı kısa bir süre için dindiriyordu , ama kemikteki apse bir türlü iyileştirilemedi . Gerçek bir mutsuzluk yığını halindeki kadıncağız bir gün beni (M.Treben) ziyarete geldi . Hiç abartmadan şunları söyleyebilirim : Karakafes otunun yapraklarından yaptığım lapa sayesinde , sabahleyin kendisini çok daha iyi hissetmeye başladı . Şifalı bitki satıcılarında bitkinin yalnızca kökü bulunabildiği için , akıllı teyzem onları fırında kurutup , kahve değirmeninde çekti .Bu kök lapa kompresler i   , şikayetler tam anlamı ile sona erene kadar sürdü . Ellerde ve ayaklarda görülen yuvarlak ve düzensiz eklem çıkıntıları da , bu lapa kompresleri ile eritilebilir . Karakafes otu unu , artık eczanelerden  (Avusturya ve Almanya ) temin edilebiliyor . . Özellikle , kök unu ile hazırlanan lapaların , belden aşağı kötürümlüklerde bile rahatlıklar sağladığını belirtmek isterim . Sıcak yaprak lapa kompresleri , varis ödemlerinde , romatizmal kas kalınlaşmasında , gut düğümlerinde , tümörlerde , ense ağrılarında , ampütasyon ağrılarında ve hatta bacak kemiği zarı iltihabında bile yardımcı olur .

Çevirenin notu : "Bitki üzerinde yapılan laboratuar araştırmalarının yakın  tarihlerde alınan sonuçlarına göre , içerikteki pyyrolizidin alkaloitlerinin , bitki çayı içilmesi halinde , bedende zararlı etkileri olabileceği varsayılmaktadır . Bu nedenle , bitkinin yalnızca dıştan kullanılması doğru olacaktır !” Karakafesotu 'ndan bir kere daha söz etmek istiyorum . Onun kompresleri , her tür yaralanmalarda , eziklerde ve kırıklarda büyük bir başarıyla kullanılabilir . Bitki yaprakları , yalnızca kompresler için değil , romatizma ve gut hastalıklarında , kemik ağrılarında , kan dolaşımı bozukluklarında ve bel kemiği sakatlıklarında tam banyo katkısı olarak da kullanılabilir . Bacaklardaki kan dolaşımı bozuklukları , varis ve iyileşme aşamasındaki kırıklarda karakafes otu yarım banyoları ( küvette oturarak ) yapılabilir .

Kullanım Biçimleri :
Lapa kompresleri : İyi kurutulmuş kökler kahve değirmeninde öğütülür , bir çay fincanındaki , 1-2 damla zeytin yağı eklenmiş 1-3 yemek kaşığı dolusu sıcak suya eklenen kök unu , bir lapa haline gelene kadar hızla karıştırılır , bir tülbendin üstüne aktarılır , hasta bölgenin üstüne yatırılır ve bağlanarak sağlamlaştırılır . Kompres sıcak tutulmalıdır .

Haşlanmış yaprak kompresi : Taze yapraklar haşlanır ve sıcak uygulanır . Kompresin sıcak tutulması gerekir.

Taze yaprak kompresleri : Taze yapraklar yıkanır , bir tahta tablanın üstünde merdane ile ezilir ve hasta bölgeye yatırılarak , sargı beziyle sağlamlaştırılır.

Tam banyo katkısı : 500g ince kıyılmış taze veya kurutulmuş bitki yaprağı , 5 litre soğuk suda gece boyunca bekletilir , ertesi gün kaynama derecesine kadar ısıtılır , süzülür ve banyo suyuna eklenir. 

Tıbbi Karakafesotu Tentürü : Karakafes otu kökleri , bol suda iyice yıkanır , elden geldiğince ince kıyılır , bir şişenin boğazına kadar doldurulur ve üstüne konyak veya 35-40 derecelik etil alkol eklenir, sıvı köklerin üstüne çıkmalıdır . Şişe 14 gün boyunca , arada bir çalkalanarak , güneşte veya sıcak bir ortamda bekletilir , sonra tülbentten geçirilerek süzülür . Tentür , koyu renkli şişelerde , serin bir yerde muhafaza edilir .

Tıbbi Karakafesotu Merhemi : İki avuç dolusu , iyice yıkandıktan sonra ince kıyılmış karakafes otu kökü , iyice kızdırılmış 300g iç yağı ve margarinde kısaca kızartılır , gece boyunca serin bir yerde bekletilir , ertesi gün yeniden ısıtılıp , tülbentten geçirilerek süzülür . Soğumadan , cam veya porselen merhem kaplarına aktarılır ve buzdolabında saklanır . Bu merhem , lapa kompreslerinin yerine kullanılabilir . İnsan ve hayvan yaralarını iyileştirmekte de üstüne yoktur .

Kaynaklar :
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık" , Maria Treben
2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/karakafes-otu-symphytum-officinale-l-388.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/karakafes-otu-symphytum-officinale-l-388.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/karakafes-otu-symphytum-officinale-l-388-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/karakafes-otu-symphytum-officinale-l-388.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/karakafes-otu-symphytum-officinale-l/111/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 21:02:43 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Karahindiba​​​​​​​ (Taraxacum Officinale)]]></title>
			<description><![CDATA[Arslandişi ve Radika adlarıyla da tanınır. Çimenliklerde rahatsız edici bir ot olarak görülen bitki, acı çeken insanlık için çok güçlü bir şifa kaynağıdır.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Karahindiba (Taraxacum Officinale)
Kara Hindiba (Taraxacum officinale) , Arslandişi ve Radika adlarıyla da tanınır . Çimenliklerde rahatsız edici bir ot olarak görülen bitki , acı çeken insanlık için çok güçlü bir şifa kaynağıdır . Nisan ve Mayısta tüm tarla kıyılarında , çayırlarda ve çimenlerde çiçeklenir . Her yıl bu çiçek halısını büyük bir zevkle izleriz . Bu tür , sarı çiçekli , çok yıllık , süt taşıyan küçük bitkilerdir . Yapraklar rozet halinde tabanda toplanmış olup , kenarları derin loblu ve dişlidir .Rozet yaprakları bazı kentlerimizde ilkbaharda sebze olarak satılmaktadır .Bitki çok ıslak yerleri sevmez . Yapraklar çiğnenmeden önce , kökler , ilkbaharda veya sonbaharda , çiçek sapları ise , çiçeklenme sırasında toplanır . Bitkinin tümü şifalıdır . Ben her ilkbaharda bitkinin tümünü toplayarak salata yapmayı veya akşam yemeği olarak , haşlanmış patates ve haşlanmış yumurta ile karıştırarak hazırlamayı adet edindim. Yabani Hindiba (Cichorium intybus L.) 1 m'ye kadar yükselebilen çok yıllık otsu bir bitki olup , yaprakları parçalı ve tüylüdür . Çiçekleri açık mavi ve nadiren beyaz renklidir . Anadolu'da yaygın bir bitkidir . Özellikle boş tarlalarda ve yol kenarlarında yetişir . Inülin , uçucu yağ , acı maddeler ve glikozitler taşımaktadır . Kavrulmuş köklerinin toz elde edilmesiyle elde edilen ürün Avrupa'da kahve yerine kullanılmaktadır . Hindibai berri adıyla da bilinir .

Hindiba'nın bir de sebze olarak kullanılan (Cichorium endivia L.-Compositae) türü vardır . Bu tür 50-100 cm boyunda , 1-2 yıllık , yaprakları parçalı ve tüysüz otsu bir bitkidir . Türkiye'de yabani olarak bulunmaz . Bahçe ve bostanlarda (İstanbul,Bursa) sebze olarak yetiştirilmektedir .Eskiden beri tedavide çok önemli bir drogdur. Dioscorides döneminden beri tedavi kitaplarında kayıtlıdır . İbn-i Sina bu bitkinin yapraklarının yıkanmadan ve soğuk su ile yapılan ekstrelerinin kullanılmasının gerektiğini savunan özel bir kitapçık hazırlamıştır . "Hindiba Risalesi" denilen bu kitapçıktan yazmalar İstanbul kütüphanelerinde bulunur . İslam inancına göre Hindiba yaprakları yıkanmadan yenilmelidir . Çünkü "Hindiba üzerine cennet çisintisinden damlar.". Bostan Hindibası , Endiv , Frenk Salatası , ve Göynek adlarıyla da bilinir .

Kara Hindiba 'nın en önemli iki özelliği , safra kesesi ve karaciğer hastalıklarında çok başarılı oluşudur .Tanınmış bir karaciğer uzmanı , bu bitki hakkındaki soruma yanıt olarak , karaciğeri en olumlu etkileyebilen bitkinin hindiba olduğunu söylemişti . Günde yenilen 5-6 çiçek sapının , kronik karaciğer iltihaplarında ( sağ kürek kemiğinin altına kadar uzanan keskin sancılar ) hızlı bir iyileşme sağladığını artık çok iyi biliyorum . Bu saplar şeker hastalığına da iyi geliyor . Şeker hastaları bu saplardan günde 10 tane kadar , bitki çiçekli olduğu sürece yemelidirler . Saplar çiçekleri ile birlikte yıkandıktan sonra çiçekler koparılır ve saplar yavaş yavaş çiğnenerek yenir . Bunlar acımsı , gevrek ve suludur ve kıvırcık salatanın tadını andırırlar . Sık sık hastalanan ve kendilerini kötü hisseden kişiler , 14 günlük bir hindiba çiçek sapı kürü uygulamalıdırlar . Bu kürün etkisi sizi şaşırtacaktır . Ama bu saplar daha başka hastalıklarda da yardımcı olurlar . Deri kaşıntılarını , egzamaları ve temriyeleri iyileştirebilirler . Mide sıvılarını düzene sokar ve mide de birikmiş maddeleri temizler . Taze çiçek sapları ayrıca hiç ağrısız , safrakesesi taşlarını söker , karaciğer ve safrakesesinin çalışmalarını düzenler . Hindiba , içerdiği mineral tuzların yanı sıra , metabolizma hastalıklarına karşı çok önemli tedavi edici ve yapıcı maddeleri de içerir . Kan temizleyici etkisi sayesinde , romatizma ve gut hastalıklarında da yardımcı olur . Eğer taze çiçek sapı kürü 4 hafta sürdürülecek olursa , beze şişkinlikleri de yok olur . Sarılık ve dalak hastalıklarında da hindiba başarıyla kullanılır . Hindiba kökü , çiğ yenildiğinde veya kurutulup çay biçiminde kullanıldığında , kan temizleyici , sindirim kolaylaştırıcı , ter ve idrar söktürücü ve canlandırıcı etkilere sahiptir. Bu kökler kanı inceltir ve kanın koyu olması halinde başarıyla kullanılabilir . Eski bitki kitapları , hindiba yapraklarının ve köklerinin kaynatılarak , suyunun kozmetik olarak kullanıldığını yazıyorlar . Kadınlar gözlerini ve yüzlerini onunla yıkıyor ve böylece saf bir görünüm kazanabileceklerine inanıyorlardı . Bu bitki , kış dinlenmesine çekilen bitkilerden değildir ve yaprakları kar altında bile gelişir . 

Her yıl ilkbaharda , hindiba çiçeklerinden , çok lezzetli sağlığa yararlı bir pekmez  yaparım . Annem günün birinde , önlüğünü hindiba çiçekleriyle doldurmuş bir kadına rastlamış ve şimdi anlatmak istediğim hindiba pekmezinin nasıl yapılacağını ondan öğrenmiş . Bal tadındadır ve içerdiği asitler nedeniyle gerçek balı yiyemeyen , örneğin böbrek hastalıkları , hindiba pekmezini rahatlıkla yiyebilirler . 

Bu değerli bitki  eskiden beri çok önemli bir yere sahip olmasına rağmen  ne yazık ki , pek çok kişi tarafından tanınmaz ve zararlı bir ot olarak bilinir . Bir tören sırasında bayrak taşıyan delikanlının yüzünün ergenlik sivilceleri yüzünden berbat bir durumda olduğunu gördüm . Delikanlının annesine , ısırgan otunun ve hindibanın kan temizleyici özelliklerini anlatmaya çalıştım . Büyük kent insanı olmayan , kasabamızın yerlisi bu kadın , hindibayı tanımıyordu bile . Ona bu bitkileri tanıtmaya çalıştığımda , sinirlenerek , oğlunun önüne böyle otlar koyamayacağını söyledi ! 

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Yarım tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış kara hindiba kökü , bir su bardağı dolusu suya akşamdan eklenir , ertesi sabah kaynama derecesine kadar ısıtılır ve süzülür . Bu çay , kahvaltıdan yarım saat önceye ve yarım saat sonraya bölünerek , yudum yudum içilir .

Bitki salatası : Taze bitkinin köklerinden ve yapraklarından hazırlanır .

Çiçek sapları : Çiçekleriyle birlikte yıkanan kara hindiba sapları , çiçeklerinden ayrılarak , günde 5-10 tane yenebilir

Hindiba pekmezi : İki avuç dolusu kara hindiba çiçeği bir litre soğuk suya eklenir ve hafif ateşte kaynamaya bırakılır . Taşmak üzereyken ocaktan indirilir ve sabaha kadar bekletilir . Ertesi gün hepsi bir süzgece boşaltılır ve çiçekler iyice sıkılır . Bu suyun içine bir kilo şeker eritilir ve ince dilimler halinde yarım limon eklenir . ( limon suyu da sıkılabilir ) . Daha fazla limon pekmezi ekşitebilir ! Tencere kapaksız olarak ocağa konur . Vitaminlerin yitirilmemesi için , ısının çok düşük olması gerekir . Fazla sıvı böylece , kaynamaya gerek kalmadan buharlaşır . Elde edilen kütle bir veya iki kere soğumaya bırakılarak , pekmezin en iyi kıyama gelmesi sağlanır . Uzun süre beklediğinde şekerlenmemesi için , yoğunluğunun fazla olmaması gerekir . Ama ince de olmamalıdır , yoksa bir süre sonra ekşimeye başlar . Kahvaltı ekmeğine sürülebilecek kıvamda , çok lezzetli ve ağdalı bir pekmez olmalıdır .

Kaynaklar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık" , Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/karahindiba-taraxacum-officinale-2558.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/karahindiba-taraxacum-officinale-2558.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/karahindiba-taraxacum-officinale-2558-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/karahindiba-taraxacum-officinale-2558.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/karahindiba-taraxacum-officinale/110/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 20:05:33 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Isırgan Otu]]></title>
			<description><![CDATA[Bir keresinde, radyoda konuşma yapan bir doktor tarafından, sahip olduğumuz şifalı bitkilerin en etkililerinden birinin Isırgan Otu (Urtica diocia / urens) olduğu belirtilmişti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Isırgan Otu
Bir keresinde , radyoda konusma yapan bir doktor tarafından , sahip oldugumuz sifalı bitkilerin en etkililerinden birinin Isırgan Otu (Urtica diocia / urens) oldugu belirtilmisti . Eger ne kadar sifalı oldugunu bilmis olsaydı , insanlık alemi ısırganotundan baska hiç bir sey yetistirmezdi . Ama ne yazık ki , bu gerçek pek az kisi tarafından biliniyor . Isırganotu , kökünden baslamak üzere , kökü , yaprakları , tohumları bile sifalı olan bir bitkidir . Eski çaglarda da büyük bir saygınlıga sahipti . Albrecht Dürer (1471 - 1528) bir tablosunda , elinde ısırganotu olan bir melegin Tanrı katına uçusunu canlandırmıstı . Isviçreli botanik bilimci Künzle , bir yazısında , yakıcı özelligi sayesinde (Tüylerde bulunan histamin ve asetilkolin) korunmamıs olsaydı , bitkinin kökünün çoktan kurumus olacagını belirtmisti . Eger kendini koruyamamıs olsaydı , hasarat ve hayvanlar onu çoktan yok etmislerdi . Büyük ısırgan otu (Urtica diocia L.) , çok yıllık ve otsu bir bitkidir , boyu bazen 1 m'yi geçer , yapraklar koyu yesil renkli , saplı , disli kenarlı ve yakıcı tüylüdür . Küçük ısırgan otu (Urtica Urens L.) , bir yıllık ve otsu bir bitkidir .Boyu 60 cm kadar olabilir . Yapraklar açık yesil renkli , saplı , disli kenarlı ve yakıcı tüylüdür . Duvar kenarları ve harabeliklerde bol olarak görünür .Her iki türünde yaprakları 2-4 cm uzunlukta , oval veya kalp biçimindedir . Taze iken deri ile temas edince deride kızartı ve yanma yapar . Dızlagan ve dikenli ısırgan isimleriyle de bilinir . Ülkemizde her iki tür de yetisir .

Yedinci çocugunu dogurduktan sonra sürekli olarak egzema ile ugrasmak zorunda kalmıs olan bir kadına , ısırgan otu çayı içmesini önermistim . Çok kısa sürede egzemalar iyilesti ve aynı zamanda çekmekte oldugu bas agrıları da bir daha geri dönmemek üzere yok oldu . Isırgan otu , böbrek ve mesane tası olusumuna karsı da kullanılabilir . Böbrek hastalıkları ve zorlu bas agrıları genellikle bir arada görülürler . Egzemalar genellikle dahili bir nedene dayandıklarından , onları içerden , kan temizleyici bitkilerle tedavi etmek gerekir . Isırganotu , en basta gelen kan temizleyici ve aynı zamanda kan yaptırıcı bir bitkidir . Böylece , pankreas üzerinde de çok olumlu etkileri oldugu için , ısırganotu çayı ile kandaki seker düzeyi düsürülebilir . Idrar yolları hastalıkları ve iltihapları , idrar tutuklukları da bitki çayı ile tedavi edilebilir . Aynı zamanda da dıskılama kolaylıkları sagladıgından , bir ilkbahar kürü için özellikle önerilir .

Bitkinin nasıl bir iyilesririci güce sahip oldugunu ögrendigimden beri , ilkbaharda ve sonbaharda filizlendiginde , onunla 4 haftalık bir çay kürü yapmayı alıskanlık haline getirdim . Sabahları aç karnına , kahvaltıdan yarım saat önce bir bardak ve gün boyunca 1-2 bardak çayı yudumlayarak içiyorum . Bu tür çay kürlerinden sonra kendimi anlatılamayacak kadar iyi hissediyorum ve her seferinde , alısılmısın üç katı daha fazla çalısabilecegimi sanıyorum . Ayrıca bu çayın lezzeti hiç de kötü degildir . Ama duyarlı kisiler , ona biraz papatya veya nane ekleyerek , lezzetini ve kokusunu degistirebilirler .

Isırganotu , karaciger ve safra kesesi hastalıklarında , dalak hastalıklarında , solunum sistemi balgamlanmasında , mide kramplarında ve ülserlerinde , bagırsak ülserlerinde ve akciger hastalıklarında öncelikle önerilir . Degerli etken maddeleri (Potasyum tuzları , organik asitler-formik asit , histamin , asetilkolin ve Vitamin C) alabilmek için , çay hazırlanırken , yapraklar yalnızca haslanır (kaynatılmaz) . Isırganotu , koruyucu olarak da günde bir bardak içilebilir . Mikroplu hastalıklarda ve mikrop salgılanan hallerde de bitki çok iyi bir yardımcıdır . Belirli bir yastan sonra bedendeki demir miktarı azalmaya baslar . Bu nedenle , yorgunlık ve bitkinlik halleri görülür , kisi yaslandıgını düsünmeye baslar ve verimliligi giderek azalır . Iste bu durumlarda , demir içerikli taze ısırgan otu ile çok olumlu sonuçlar alınabilir . Bir ısırgan otu küründen sonra , kisi kendini çok kısa bir süre içerisinde eskiye oranla çok daha rahat hisseder , enerji ve çalısma gücü geri gelir , dıs görünüm olarak da belirgin bir güzelme baslar.

Günün birinde , genç bir kadın safrakesesi rahatsızlıgı ve kansızlık nedeniyle bana (M.Treben) geldi . Sürekli olarak da basi agriyordu . Ona ısırganotu çayı içmesini önerdim . Bir süre sonra karsılastıgımızda , bitki çayının kendisine ne kadar çabuk yardım ettigini büyük bir mutlulukla anlattı . Ödemlerde , ısırganotu bedendeki fazla sıvıyı emerek büyük yararlar saglar . Kan yaptırıcı özelligi sayesinde , kansızlık solgunluklarında , alyuvarlar eksikliginde , anemi ve daha baska agır kan hastalıklarında yardımcı olur . Herhangi bir alerji rahatsızlıgı çekenler (bahar nezlesi dahil) uzun bir süre ısırganotu çayı içmelidirler . Bitki , soguk algınlıgına yatkınlıgı önler , romatizma ve gut hastalıklarında yardımcı olur . Tanıdıgım bir hanım , agrılı bir siyatik nedeniyle üç yıldır doktor tedavisindeydi . Altı ay içinde , 200 'er gramlık 6 tam ısırganotu banyosu aldıktan sonra tüm agrılarından kurtuldu.

Bir zamanlar , saçlarının seyrekligi yüzünden peruk kullanan 50 yaslarında bir kadın tanımıstım . Geriye kalan saçlarının kökleri de bu yüzden ölmek üzereydi . Ona , taze ısırganotu yaprak ve kökünün kaynama suyuyla basını yıkamasını önerdim . Bu öneriyi uyguladı ve saçlarının canlanarak , sık bir biçimde büyümeye basladıgını haftadan haftaya izleyebildim . Her tür saça özellikle iyi gelen ısırganotu tentürünü herkes kullanabilir . Yolculuklarımda bile , kafamın derisine bu tentürle her gün masaj yaparım . Elde edilen basarının gözden kaçması olanaksızdır . kafa derisi kepeksiz , saçlar sık , yumusacık ve parlak !

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kasıgı ince kıyılmıs bitki , orta boy bir su bardagı dolusu kaynar suyla haslanır   , 5 dakika demlendikten sonra süzülür .

Isırganotu Tentürü : Ilkbaharda veya sonbaharda sökülen kökler bol suda iyice yıkanır , elden geldigince ince kıyılır ve bir sisenin bogazına kadar doldurulur . Köklerin üstüne çıkacak kadar 35-40 derece etil alkol eklenir , hergün çalkalanarak güneste 14 gün boyunca bekletilir ve süre sonunda bir tülbentten geçirilerek süzülür . Koyu renkli siselerde , serin bir yerde yıllarca saklanabilir .

El ve Ayak Banyoları : Iki avuç dolusu yıkanmıs kök , sap ve yaprak , 5 litre soguk suya konularak , 10-12 saat bekletilir ve sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır . Banyo sırasında bitkiler suyun içinde kalabilir . Bu banyo suyu , yediden ısıtılarak , 2-3 kere daha kullanılabilir .

Saç Yıkamak : 4-5 avuç taze veya kurutulmus yaprak , 5 litre suya koyulur , agır ateste kaynama derecesine kadar ısıtılır , 5 dakika demlendikten sonra süzülür . Kök kullanıldıgında ise , 2 avuç dolusu ince kıyılmıs kök , 10-12 saat soguk suda bekletilir , sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 10 dakika beklendikten sonra süzülür . Bu durumda , saç yıkamak için sodalı sabun gerekir .

Kaynaklar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık" , Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/isirgan-otu-5586.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/isirgan-otu-5586.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/isirgan-otu-5586-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/isirgan-otu-5586.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/isirgan-otu/109/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 19:52:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ginseng]]></title>
			<description><![CDATA[Botanik ismi olan Panax, Yunanca tam iyileşme anlamına gelen panacea kelimesinden türetilmiştir. Ginseng in tüm şifalı bitkiler içerisinde en etkili adaptogen (strese karşı direnci artıran bir ajan) olduğu düşünülür.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ginseng
Ginseng’in botanik ismi olan " Panax ", Yunanca "tam iyileşme” anlamına gelen “panacea” kelimesinden türetilmiştir. Ginseng’in tüm şifalı bitkiler içerisinde en  etkili adaptogen ( strese karşı direnci artıran bir ajan) olduğu düşünülür. Bu düşünce, Ginseng ’in önemli miktarda içerdiği, strese ve yorgunluğa maruz kalan tüm organlarımızı destekleyen “ Germanium ” dan kaynaklanır. Ginseng ,  fiziksel aktiviteleri ve vücut direncini artıran bir bitkidir ve fiziksel ve mental (zihinsel)  dayanıklılığı artırır.  Ginseng’in uzun bir süreden beri, özellikle erkeklerin üretkenliğini, cinsel gücünü ve dolaşım sistemlerini (özellikle prostata karşı) olumlu bir şekilde etkilediği de bilinmektedir. Ayrıca o, erkeklerde aşırı stres ve yorgunluktan kaynaklanan performans düşüklüğünü de gidermektedir. Ginseng ’in kadınlar üzerindeki beynin hafıza (bellek) merkezlerini uyarıcı etkisinin bulunması ise yenidir.

M.S 1. yüzyıla ait bir Çin metnine göre; Ginseng , zihni güçlendirici, irfan ve bilgeliği artırıcı bir şifalı bitki olarak tanımlanmakta ve düzenli kullanımının yaşam süresini artıracağı belirtilmektedir.

Kırmızı Kore Ginseng’i ise Uzakdoğu ülkelerinde 2000 yıldan fazla bir süredir kullanılmakta olan geleneksel şifalı bitkiler içerisinde en yaygın olanıdır. Ayrıca Uzakdoğu insanları arasında gizemli bir bitki olarak büyük bir ün ve şöhrete sahiptir. Çoğu insan Ginseng ’in kuvvet verici bir tonik ve çeşitli hastalıklara karşı bir koruyucu olduğuna inanmaktadır.

Çin kaynakları ; Kırmızı Kore Ginseng ’inin kalp, akciğer, sindirim sistemi organları, karaciğer ve böbrekler üzerinde oldukça etkili bir tonik etkisine sahip olduğunu yazmaktadır.O aynı zamanda ruhsal düzeni sağlayıcı, korkuları giderici, gözlere parlaklık ve canlılık verici, zihni açıcı, anlayış yeteneğini, vücut enerjisini ve yaşam süresini artırıcı bir şifalı bitki olarak da belirtilmektedir.

Günümüzde, Kırmızı Kore Ginseng ’i sadece Uzakdoğu ülkelerinde  kullanılmamakta, aynı zamanda tüm dünyada yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Kırmızı Kore Ginseng ’i, Çin, Japonya ve Kuzey Amerika’da üretilmekte olan diğer ginsenglerden özellikle farklıdır. Kırmızı Kore Ginseng ’inin üretimi 6 yıl sürmekte ve diğer ginsengler 8-9 çeşit faydalı madde içerirken, Kırmızı Kore Ginseng’i 22 çeşit faydalı madde ( ginsenoside ) içermektedir. Aynı zamanda Kırmızı Kore Ginseng’i, yaşlanma etkilerini geciktirici anti-oksidant maddeler ve diğer herhangi bir ginseng türünde bulunmayan insülin benzeri maddeler de içermektedir.

Son yirmi yılda bilimadamlarınca Kırmızı Kore Ginseng’inin insan vücudu üzerindeki etkileriyle ilgili araştırmalar, onun vücut üzerinde bir kaç değişik şekilde etki yaptığını bilimsel olarak ortaya koymuştur. Yapılan bu araştırmalara göre ;

a) Kırmızı Kore Ginseng’inin Karaciğer Üzerindeki Etkileri :
Kırmızı Kore Ginseng’i ; karaciğeri, alkol tüketiminin, toksik  (zehirli) maddelerin ve çeşitli hastalıkların etkisinden korumaktadır. Deney ve araşrırmalar ; Kırmızı Kore Ginseng’inin vücudun protein, nükleik asit sentezi, karbonhidrat ve yağ metabolizmasını uyardığını göstermiştir. O aynı zamanda vücut tarafından üretilen veya dışardan alınan toksik maddelerin yanmasını ve onların vücuttan atılmasını da hızlandırmaktadır. Bu yüzden Kırmızı Kore Ginseng’i, karaciğer sağlığını, toksik maddeleri hızla dışarı atarak korumakta ve karaciğer hücrelerinin yenilenmesini kolaylaştırmaktdır.

b) Kırmızı Kore Ginseng’inin Stres Üzerindeki Etkileri :
Araştırmalar, Kırmızı Kore Ginseng’inin stresi azaltıcı ve hatta yok edici etkileri olduğunu ortaya koymuştur. O, fiziksel stresi ( radyasyon,  soğuk ve sıcaktan kaynaklanan), kimyasal stresi (bazı kimyasal maddelerin ve alkol alımından kaynaklanan) ve biyolojik stresi (virüs veya bakterilerden kaynaklanan) gidermektedir. O, zihni güçlendirmekte, radyasyon veya radyasyon (ışın) tedavisinin yol açtığı hücre tahribatını azaltabilmektedir. Bu yüzden radyasyon (ışın) tedavisi gören hastalar için de oldukça faydalıdır.

c) Kırmızı Kore Ginseng’inin Diğer Etkileri :
Stres, depresyon veya diğer sert ve olumsuz koşullar altındaki vücut metabolizmasını koruyan bir tonik etkiye sahiptir. Şeker hastalığının iyileşmesine yardımcı olur ve kandaki şeker, lipit ve kolesterol seviyesini düşürür. Tümör hücrelerinin çoğalmasını yavaşlatır ve hatta engeller. Anemiye (kansızlık) karşı iyi gelir ve özellikle kanser hastalarında görülen kandaki bazı eksiklikleri giderir. Bağışıklık sistemini güçlendirir ve kalp-damar sistemi üzerinde olumlu etkisi vardır.

Özellikle Güney Kore’de yetiştirilen ve her türlü üretim aşaması Güney Kore Hükümeti tarafından denetlenen Kırmızı Kore Ginseng’i diğerlerinden daha etkili ve makbül kabul edilmektedir.

300 mg'lık  Kırmızı Kore Ginseng'i kapsüllerinden yetişkinler günde 3,  15 yaşın altındakiler ise 1 adet alabilirler. Güney Kore Hükümeti'nin denetiminde üretilmiş olup T.C Tarım Bakanlığı'nın izniyle ithal edilmiştir.

Referanslar:
1- http://www.tsn2000.com/p-ginseng.asp

2- http://www.kgpginseng.com/information/home.aspl

3- http://pages.ivillage.com/misc/oldtimer83/ginseng.aspl

4- http://www.execpc.com/~keephope/report18.aspl

5- http://www.vitaminexpress.com/news/bodybild.asp]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ginseng-7631.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ginseng-7631.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ginseng-7631-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ginseng-7631.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/ginseng/108/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 19:45:07 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ekşi Yonca (Oxalis Acetosella)]]></title>
			<description><![CDATA[Ormanların tabanlarını , açık yeşil yaprakları ve incecik beyaz çiçekleri ile bir halı gibi kaplar . Gözleri sevindiren bir görüntüdür bu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Eksi Yonca (Oxalis Acetosella) , ormanların tabanlarını , açık yeşil yaprakları ve incecik beyaz çiçekleri ile bir halı gibi kaplar . Gözleri sevindiren bir görüntüdür bu . Mantar toplamaya çıktıgımda , sık sık egilerek kopardıgım bu yoncaları yerim . Çiçekleri ise , bir çay harmanı için toplarım . Eksi yonca kurutulmaz , yalnızca tazeyken kullanılır .

Mide yanmasına , hafif karaciger ve sindirim bozukluklarına iyi gelir . Bu rahatsızlıklara karsı kullanıldıgında , soguk olarak , günde 2 bardak bitki çayı içilir . Sarılık , böbrek iltihabı , egzemalar ve bagırsak kurtlarında bu miktar çay sıcak içilir .

Taze bitkinin özsuyu , baslangıç durumundaki mide kanseri , habis dahili ve harici çıbanlara önerilir . Taze özsu , meyve sıkacagı kullanılarak elde edilebilir . Her saat bası 3-5 damla , suyla veya bitki çayı ile inceltilerek içilir . Habis harici çıbanlara , bitki özsuyu dogrudan sürülür . Parkinson hastalıgında özsu , her saat basında 3-5 damla , civanperçemi çayına karıstırılarak alınır ve dıstan da belkemigine sürülür .

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kasıgı ince kıyılmıs yaprak , yarım lt kaynar suda haslanır ve demlenmesi için 4-5 dakika demlenir . Yukarıda tarif edildigi gibi içilir .

Bitki Özsuyu :  Iyice yıkanan taze yapraklar , nemli haldeyken mikserde sıkılır .

Kaynaklar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık" , Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/eksi-yonca-oxalis-acetosella-2943.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/eksi-yonca-oxalis-acetosella-2943.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/eksi-yonca-oxalis-acetosella-2943-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/eksi-yonca-oxalis-acetosella-2943.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/eksi-yonca-oxalis-acetosella/107/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 19:40:18 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Eğir Kökü (Acorus Calamus)]]></title>
			<description><![CDATA[Azakeğeri , hazanbel ve hazambel  olarak da bilinen bu su bitkisi , genellikle göllerin , su birikintilerinin ve durgun suların kıyılarında yetişir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Eğir (Acorus calamus) ,  azakeğeri , hazanbel ve hazambel  olarak da bilinen bu su bitkisi , genellikle göllerin , su birikintilerinin ve durgun suların kıyılarında yetişir . Kıyı çamurunda yatay olarak gelişen kökten çıkan kılıç biçimindeki yapraklar 1 m'ye kadar yükselir . Yassı bir yapıya sahip olan sapın ortasında , konik biçiminde yeşilden kahverengi- sarıya kadar değişebilen bir koçan vardır . Çok yıllık , otsu bir bitkidir . Yaprakları şerit biçiminde , kenarları kıvırcıklı , kokulu ve boyuna çizgilidir . Çiçekler 5-9 cm uzunlukta bir başak durumunda toplanmışlardır . 1550 yıllarında Türkiye'den Avrupa'ya tıbbi bitki olarak götürülmiş ve bu şekilde Avrupa'ya yayılmıştır . Anadolu'da Sapanca , Yeniçağa ve Beyşehir göllerinin kenarlarında yetişmektedir . Başparmak kalınlığında ve 1 metre kadar uzun olabilen kökü , tazeyken kokulu bir acılığa sahiptir . Kurutulduğunda bu etkinlikleri azalır . İlkbahar başlangıcında veya sonbahar sonunda toplanır . Dış kabuğu soyulduktan sonra veya soyulmadan güneşte kurutulur . %1,5-3,5 arasında uçucu yağ taşır . Bu yağda asamil alkol , ögenol ve asaron bulunmaktadır .
Eğir kökü güçlendirici etkileri nedeniyle , yalnızca sindirim sistemi genel güçsüzlüğünde , mide ve bağırsak gazlarında ve koliklerinde kullanılmakla kalmayıp , beze ve gut hastalıklarında da büyük bir başarıyla yardım eder . Tembel midelerin ve bağırsakların ısıtılmalarında ve salgılardan arındırılmalarında bitki çok başarılıdır . Metabolizma ve bağırsak tembelliklerinde olduğu kadar , kansızlık solgunluklarında ve ödemlerde de önerilir . Kilolarını iyi beslenmemekten ötürü yitirmemiş olan çok zayıf kişiler , eğir kökü çayı içmeli ve arada sırada , eğir kökü katkılı banyolar almalıdırlar . Bitki , iştahsızlığı giderir , böbrek rahatsızlıklarında yardım eder ve tüm bedenin temizlenmesini sağlar . Hatta son zamanlarda çocuklarda sıkça görülmeye başlanan , tahıl alerjilerinde bile , eğir çayı yardım eder . Kurutulmuş kök yavaş yavaş çiğnendiğinde , kişiyi sigara alışkanlığından kurtarabilir . Taze eğir kökünün özsuyu kapalı gözkapaklarına sürüldüğünde , zayıf gözler güçlenir . Gözkapakları birkaç dakika kapalı tutulduktan sonra , soğuk suyla yıkanmalıdır . Pek çok kereler , donuk kabarcıklarında ve her tür donuklarda , sıcak eğir kökü banyoları ile yardımcı olabildim (M.Treben) . Kökler akşamdan soğuk suya koyulup , ertesi gün kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 5 dakika beklenir . Biraz soğuması beklendikten sonra , çok soğuk olmayan bu suyun içinde organlar 20 dakika banyo edilir . Bu su , yeniden ısıtılarak , 3-4 kere daha kullanılabilir . Soğuk ellerde ve ayaklarda da bu banyolar yardımcı olur . Ama bu gibi durumlarda , banyo suyu mümkün olduğu kadar sıcak olmalıdır . 

36 yaşındaki bir adam , karaciğerinden bir tümör alındıktan sonra , tam olarak sağlığına bir türlü kavuşamıyordu . 4-5 hafta aralıklarla yüksek ateş nöbetleri geliyordu . Hasta , Linz’deki bir klinikten Viyana’daki bir kliniğe gönderilmek üzereydi . O sıralarda hastanın annesi , çaresizlik içinde , onun bu umutsuz durumunu bana (M.Treben) anlattı . Hastada ,  yüksek ateşe neden olan , bağırsak tüberkülozu başlamıştı . Eğir kökü , bu durumda bile yardım etti . Doğal olarak bu tür hastalıklarda birkaç hafta veya ay boyunca sürekli eğir kökü çayı içilmesi gerekiyor . Dağlık arazide yaptığım bir yürüyüş sırasında , sırtlarında ağır çantalar olduğu halde yokuş yukarı çıkmakta olan bir çifte rastladım . Bir dağ kulübesinde birkaç gün geçirmek istiyorlardı . Bir mola sırasında onlardan şu öyküyü dinledim (M.Treben) : 1.85 m boyunda ve 50 yaşın epey üstünde olan adam , yıl sonuna doğru , hastalığının nedenini öğrenemeden , hızla zayıflamaya başlamış . 48 kiloya kadar düştüğünde , hemşirenin yardımıyla doktorun odasına girerken , onun bir başka doktorla şu telefon konuşmasını yaptığını duymuş : “ Şimdi size umutsuz bir hastamı gönderiyorum . Akciğer kanseri! ” Böylece , hastalığın adını tesadüfen öğrenmiş . Bunu duyan bir tanıdığı , aynı zamanda sigara alışkanlığından da kurtulabilmesi için sürekli eğir kökü çiğnemesini ve sabah akşam civanperçemi çayı içmesini tavsiye etmiş . Bu tedaviyi uygulamaya başladıktan  6 ay kadar sonra , doktoruna yine  görünmek istemiş . Çoktan toprağın altına girmiş olduğunu sandığı kişiyi karşısında gören doktor , şaşkınlıkla ayağa fırlayıp , ellerini masaya dayayarak ona bakmaya başlamış . Aralarında şöyle bir konuşma geçmiş : “Ne yaptınız ?” “ Eğir kökü çiğnedim ve civanperçemi çayı içtim .” “ Civanperçemi mi? Nerede bulunuyor bu ?” “Onu aramaya gerek yok doktor , Şifalı bitki satıcılarından alabilirsiniz .” O sırada adam , eskiden olduğu gibi , yine normal ağırlığı olan 86 kiloya ulaşmıştı ve 6 ay kadar sonra da ağır sırt çantasını yüklenerek , kendisine rastlamış olduğum dağ yürüyüşüne çıkmıştı . 

Konferanslarımda (M.Treben) anlattığım ve şimdi sizler için yazdığım eski bir olayı her anımsayışımda , onun Tanrısal bir kayra olduğunu düşünür ve duygulanırım. Ağır hasta olan annemin bağırsaklarının durumu anlatılamayacak kadar kötüydü . Doktorun dediğine göre , en kötü duruma hazırlıklı olmam gerekiyordu . Hastalık bağırsak kanseriydi . O zamanlar , yine de her zaman doğal ilaçlar kullanmaya ve kimyasal ilaçlara el sürmemeye özen gösterdiğim halde , şifalı bitkilerle yakından ilgilenmeye henüz başlamamıştım . Doktorun sözleri beni çok şaşırtmıştı . Gün boyunca yapmam gereken işlerin hiçbirine el değdirememiştim . Alışkanlıklarıma aykırı olarak , akşam saat sekizden sonra yattım . Annemin umutsuz durumunu düşündüğüm sırada odaya giren eşim , masanın üstüne küçük bir radyo koyarak , şöyle dedi : “Hiç olmazsa böylece yalnızlık çekmezsin” Biraz sonra da , radyoda biri konuşmaya başladı (Almanya) . “Şimdi aile doktorunuz konuşuyor . Hastalık , inatçı , eski veya kötü karakterli olsa bile hiç fark etmez . Yarım tatlı kaşığı eğir kökü bir bardak soğuk suya eklenir , gece boyunca demlenmeye bırakılır, sabahleyin hafifçe ısıtıldıktan sonra birer yudum olmak üzere , günde 6 yudum , içilir . Daha fazla içilmemelidir . İçilen çay beden ısısına eşit olmalıdır  . Bu tedavi biçimi , Mide ve bağırsakların boyunca , ayrıca da karaciğer , safrakesesi , dalak ve pankreas için de  geçerlidir ." Ertesi sabah büyük bir sevinçle , duyduklarımı anneme anlattım . Ama o artık kendinden umudu kesmişti . Kendisine hiçbir şeyin yardım edemeyeceğini söyledi . Hemen eğir kökü aldım ve tarife uygun bir biçimde hazırladım . 14 gün sonra annemin hiçbir şikayetinin kalmadığını söylemem bir mucizeden farksız . Önceleri çok zayıflamış olan annem , artık haftada 400 gr almaya başlamıştı . Bu olayın etkisiyle , yavaş yavaş şifalı bitkiler hakkında bilgi sahibi olmaya başlayarak , pek çok umutsuz hastalıkta yardımcı olabildim (M.Treben) .

Özellikle , eğir kökü her zaman şaşırtıcı başarılar sağlar . Kimde , Mide asidi eksik veya fazlaysa , eğir kökü mide asidini normal düzeye indirir veya çıkarır . Tanıdığım bir kadın yıllardır mide ağrısı çekiyordu ve her gün tablet alması gerekiyordu . Önerim üzerine (M.Treben) , her gün 6 yudum eğir kökü çayı içmeye başladı ve kısa bir süre sonra ağrılar kesildi , bir daha da hiç başlamadı . Başka bir hanım tanıdığım da onikiparmak bağırsağı ülseri çekiyordu . Ağrılara karşı sürekli ilaç almak zorundaydı ve katı besinleri kaldıramıyordu . Zaten iştahı da yoktu . Eğir kökü nü duyunca , günde 6 yudum çay içmeye başladı . Ağrı günden güne azaldı ve 5 hafta sonra tümüyle kesildi . İştahı yeniden açıldı ve evde pişen yemeklerin hepsini yiyebilmeye başladı . Yaşlı bir kişi , yıllardır ishal hastalığı çekiyordu . Artık hiçbir zaman iyileşemeyeceğine inanıyordu . Sonunda o da günde 6 yudum eğir kökü çayı içmeye başladı ve kısa süre sonra tümüyle iyileşti . Bir adam , 10 yıl boyunca , günde 30-40 kere yineleyen bir kanlı ishal çekmekteydi . Bu yüzden çok karamsar bir kişi olmuştu . Bu yıllar boyunca denediği hiçbir ilaçtan yararlanamamış , sonunda da genç yaşında emekli olmuştu . İlkbaharda, önceleri bayağı kuşkulu olarak , günde 6 yudum eğir kökü çayı içmeye başladı . Eşinden aldığım bir mektupta , hastanın haziranda yeniden çalışmaya başladığını büyük bir mutlulukla öğrendim (M.Treben) .

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış veye öğütülmüş kök , orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya akşamdan eklenir , gece boyunca demlenmeye bırakılır , sabahleyin ılıklaştırılır ve süzülür . Çay içilirken ılık olmalıdır .

Oturma banyosu (Tam Banyo) : 200 gr kadar ince kıyılmış eğir kökü , akşamdan 5 litre soğuk suya eklenir , sabahleyin kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için kısaca beklendikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir .

Kaynaklar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık" , Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/egir-koku-acorus-calamus-3864.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/egir-koku-acorus-calamus-3864.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/egir-koku-acorus-calamus-3864-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/egir-koku-acorus-calamus-3864.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/egir-koku-acorus-calamus/106/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 19:33:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ebegümeci (Malva Vulgaris)]]></title>
			<description><![CDATA[Küçük yapraklı ebegümeci (Malva Vulgaris), çit, yol ve eski duvar kıyılarında, harabeliklerde, ama yalnızca insanların yaşadıkları yerlerin çok yakınlarında yetişir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Küçük yapraklı ebegümeci (Malva Vulgaris), çit ,yol ve eski duvar kıyılarında , harabeliklerde , ama yalnızca insanların yaşadıkları yerlerin çok yakınlarında yetişir . Büyük yapraklı ebegümeci (Malva Grandfolia) ve öteki değişik cinsleri genellikle çiçek ve sebzeEbegümeci bahçelerinde yetişir . Anadolu'da 8 Malva türü yetişmekte olup , bunların çiçek ve yaprakları bir ayrım yapılmaksızın "Ebegümeci" olarak kullanılmaktadır . Bu bitkilerin hepsi de yapraklarında , çiçeklerinde ve saplarında (bamyada olduğu gibi) bir sümüksel madde içerirler . Küçük yapraklı bitkinin uzun saplarının ucundaki yapraklar yuvarlak ve çentiklidir . Açık pembeden eflatun rengine kadar değişebilen renkte çiçek açarlar .Bir de yuvarlak meyvesi vardır . Çiçekleri , yaprakları ve sapları , Haziran'dan Eylül'e kadar toplanabilir . Bitki , kurutulduğunda özelliklerinin bir bölümünü yitireceği için , elden geldiğince taze kullanılması gerekir . Ama kurutulmuş bitki yine de kullanılabilir .

Ebegümeci çayı , özellikle mukoza iltihaplarında , gastrit , mesane iltihabı , mide ve bağırsak mukoza iltihabında ve ağız boşluğu iltihabında olduğu kadar , mide ve bağırsak ülserinde de başarıyla kullanılabilir . Ama bu son iki hastalık için , arpa ile karışık bir çorba hazırlamak gerekmektedir . Önce arpa kaynatılır ve soğuduktan sonra bitki yaprakları eklenir . Ayrıca , akciğer balgamlanmalarında , bronşiyal nezlede , öksürük ve aşırı ses kısıklığında özellikle önerilir . Gırtlak ve bademcik iltihabı ve ağız kuruluğunda da başarıyla kullanılabilir . Bitki , sümüksel özelliğinin yitirilmemesi için , geceden soğuk suya koyularak demlenmelidir . Günlük kullanım için 2 veya 3 bardak ılıklaştırıp , gün boyunca yudumlanarak içilmelidir .

Nefes darlığına yol açan akciğer amfizemi bile ebegümeci çayı ile iyileştirilebilir . Bu durumda , günde en az 3 bardak çay içilmeli ve süzüldükten sonre geriye kalan yapraklar iyice ısıtılarak bronşların ve akciğerin üstüne geceleyin kompres olarak uygulanmalıdır .

Oldukça ender görülen gözyaşı azlığı durumunda da , gözlere ebegümeci banyosu ve kompresi uygulandığında , çok iyi sonuçlar alınabilir . 

Kaşınan ve yanan yüz alerjilerinde de , yüzü ılık ebegümeci çayı ile yıkamak rahatlatıcıdır .

Ebegümeci dıştan , kırıklardan veya damar iltihaplarından kaynaklanan yaralarda , çıbanlarda , şiş ayak ve ellerde kullanılır .Bu durumlarda , ayak ve el banyoları yapılmalıdır . Bu banyolarda çok iyi sonuçlar alındığını söyleyebilirim . Özellikle kırık ayak kemiklerinde , yük taşımak zorunda kalan ayağın şişmesi halinde , ebegümeci harikalar yaratır . Bir keresinde , komşum olan bir hanım ayak kemiğini kırmıştı . Sürekli problem yaratan bu kırık yüzünden , bir süre sonra yeniden hastaneye yatmak zorunda kalmıştı . Hastaneden çıktığında rastladım ona . Sakat ayağı dizkapağına kadar şişmiş ve baston kullandığı halde güçlükle yürüyebiliyordu . Işte o zaman onunla ebegümeci topladık ve ertesi gün ayak banyolarına başladı . Bir hafta sonra bastonsuz yürümeye başladı . Sağ el bileği kırılmış başka bir kadında da aynı olayı yaşadım . Bu ev kadını da , sağ elini kullanmakta zorluk çekiyordu . Sakat el geceleri ağrıyor ve sık sık şişiyordu . Ona da ebegümeci kullanmasını önerdim ve kısa sürede başarılı bir sonuca ulaşıldı .

Açık yaralı şiş bir bacak , kişi ne kadar yaşlı olursa olsun , uzun süre bekletilmemelidir . Burada da ebegümeci banyoları , sinirliot ile birlikte yardımcı olacaktır . Sinirliot , iyice yıkanıp hafifçe ezildikten sonra yaranın üstüne yatırılmalıdır . Yara , 10 veya 15 yıldır kapanmamış olsa bile , en geç bir kaç gün içinde kapanacak ve bir daha da açılmayacaktır . Eğer böyle bir yara yüzünden acı çekiyorsanız , mutlaka dar yapraklı sinirliotu kullanınız . Yaranın ne kadar çabuk kapandığını görerek şaşıracaksınız ve bu satırları okurken , sakın Bayan Treben abartıyor diye düşünmeyiniz ! Söylediklerimde ısrar ediyorum , çünkü onların gerçek olduğunu biliyorum .

Şimdi , kulağa mucize gibi gelebilecek , ama gerçeklere dayanan bir öykü anlatmak istiyorum . Bu küçücük bitkinin şifalı gücüne şaşmamak elde değil . Bir gün Linz'deki Tiyatro Gazinosunda yalnız başıma yemek yiyordum . Yanıma oturan bir kadınla konuşmaya başladık ve bu arada eşinin sağlığı hakkındaki üzüntülerini de öğrenmiş oldum : Adam sık sık hastaneye gitmek zorundaymış ve son günlerde sesini de yitirmiş . Doktorlar , sorularına hep kaçamak yanıt verdikleri için hastalığın gırtlak kanseri olduğundan kuşkulanmaya başlamış . "Cesaretinizi yitirmeyiniz , şifalı bitkileri deneyiniz . Nasıl olsa , gırtlak iltihaplanmalarını iyileştiren ebegümecimiz var . Eşinize gün boyunca sık sık gargara yaptırın ve geceleyin de , geri kalmış olan posayı arpa unuyla karıştırarak , sıcak kompres olarak uygulayınız ." dedim ona . Tam bir hafta sonra beni aradı : "Bir koruyucu melek beni masanıza yöneltmiş olmalı . Kocam kendini çok daha iyi hissediyor . her şeyi söylediğiniz gibi yaptık . Doktor olan kızıma telefon ederek , babasını hastaneden çıkaracağımı ve şifalı bitkilerle tedavi etmeye çalışacağımı söyledim . Eğer bu seni rahatlatacaksa , yapabilirsin anne , dedi . Ayrıca , konuştuğumuz doktorumuz da , prensip olarak şifalı bitkilere karşı olmadığını söyledi . Ben de kocamı eve çıkardım . Sık sık gargara yapıyor ve ben de bir yandan boğazına kompresler yapıyorum . Bir kaç günden beri yine konuşabiliyor ." Bir hafta sonra ikinci bir telefon daha geldi :"Kocamın durumu çok iyi ve kısa zamanda yeniden çalışmaya başlamayı düşünüyor . Size yalnızca kocamı tedavi eden doktorun sözlerini yinelemek istiyorum : "Bu kadın (Bayan Treben) bir altın madalya hak etmiş doğrusu " .

Yani , bizim kendi halindeki ebegümecimiz yalnızca gırtlak iltihabını iyileştirmekle kalmayıp , tehlikeli gırtlak hastalıklarında da başarı sağlayabiliyor . Bu tür olaylarda , gün boyunca kullanılmak üzere , iki buçuk litre suya geceden bitki eklenerek demlenmeye bırakılır (Bir bardak suya , yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış taze bitki) ve ertesi gün hafifçe ısıtılarak bir termosa doldurulur . Gün boyunca , yudumlanarak 4 bardak çay içilir ve gerisiyle de derin gargaralar yapılır . Hastayı sinirli kılan , gırtlak , ağız boşluğu ve burun kuruluklarında da gün boyunca elden geldiğince sık gargara yapılmalıdır .

Özellikle kırsal kesimdeki evlerin çevresinde yetişen ebegümeci , günümüzde azalmaya yüz tutmuştur . Evleri çamur ve rutubetten korumak ve de güzel bir görünüm kazandırmak amacıyla , çevrelerine beton dökülmektedir . Böylece , bitkinin yaşam alanı daraltılmaktadır . Varlığı için Tanrı'ya edeceğimiz teşekkürlerin hiç bir zaman yeterli olamayacağı , insanlığın bu büyük yardımcısı , ne yazık ki , böylece her geçen gün azalmaktadır .

Kullanım Biçimleri :
Çay Hazırlamak : Yalnızca soğuk suda demlendirilmelidir . Yarım tatlı kaşığı bitki (ince kıyılarak kurutulmuş) , orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya akşamdan eklenir , sabahleyin süzülür ve ılıklaştırılır .

Ayak ve El Banyoları : Iki avuç dolusu ince kıyılmış taze bitki , 4-5 litre soğuk suya akşamdan eklenir , ertesi gün , elin veya ayağın dayanabileceği kadar ısıtılır ve süzülür . Banyo süresi 20 dakikadır . Banyo suyu , yeniden ısıtılarak iki kere daha kullanılabilir .

Bitki Kompresi : Çay süzüldükten sonra artan posalar biraz suyun içinde ısıtılır , arpa unu ile lapa haline getirilir ve bir bezin üstüne yayılarak , sıcak sıcak uygulanır . Kompresin sıcaklığını yitirmemesi gerekir . Kompres süresi isteğe göre düzenlenebilir .

Kaynaklar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Sağlık" , Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.

EBEGÜMECİ YEMEĞI
½ kilo ebegümeci
1 çorba kaşığı tereyağı
1 iri soğan
100 gram kıyma
1 çorba kaşığı salça
2 su bardağı su
2 çorba kaşığı pirinç
4 diş sarmısak
¼ su bardağı limon suyu
1 tatlı kaşığı tuz
½ demet nane

Yapılışı :
Ebegümecilerini ayıklayıp yıkadıktan sonra  doğrayın  Yağda soğanı ve kıymayı kavurun. Ebegümecileri ilave edin, karıştırdıktan ve biraz kavurduktan sonra  suyu ilave edin. Ebegümeciler yumuşayınca yıkanmış pirinçleri üzerine serpin . Pirinçler de pişince sarmısakları tuzla ezip , limon suyu ile yemeğe ilave edin , iki taşım kaynatıp, ateşten alın.

Afiyet olsun .
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ebegumeci-malva-vulgaris-8865.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ebegumeci-malva-vulgaris-8865.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ebegumeci-malva-vulgaris-8865-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ebegumeci-malva-vulgaris-8865.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/ebegumeci-malva-vulgaris/105/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 19:30:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çuha Çiçeği (Oenethera Biennis)]]></title>
			<description><![CDATA[Tohumlarının belirli bir sıcaklık ve basınç altında preslenmesi sonucu elde edilmiş tamamen doğal bir üründür. Hiçbir ek katkı maddesi içermez.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çuha Çiçeği (Oenethera Biennis)
Çuha Çiçeği (Oenethera Biennis ) tohumlarının belirli bir sıcaklık ve basınç altında preslenmesi sonucu elde edilmiş tamamen doğal bir üründür. Hiçbir ek katkı maddesi içermez. Yüksek oranda Gamma -Linoleik Asit (GLA) , potasyum ve magnezyum içerir. GLA önemli yağ asitlerinden biridir. GLA sağlık için gereklidir çünkü vücuttaki bütün organları kontrol eden ve hormonlara benzer etki gösteren maddelerin ( Prostoglandin-PGS ) üretiminde kullanılır. Bu bileşikler özellikle kalp ve dolaşım sistemi, deri ve savunma sisteminde etkilidir.

Çuha Çiçeği Yağı 'nın Faydaları

Bağışıklık sistemini güçlendirir. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Bayanların özel günlerindeki baş ve karın ağrılarını giderir. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Kuru, çatlak, yağlı ve sivilceli ciltleri iyileştirir. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Saçları besler ve saç dökülmesini önler. (Günde 3x1 kapsül)

Kireçlenme sonucu meydana gelen bel, sırt, diz, omuz ve boyun ağrılarını geçirir. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Diyet yapmadan fazla kiloları vermeyi sağlar.(Günde 3x2 kapsül halinde düzenli bir şekilde kullanıldığı takdirde ayda 1,5-2 kg). Arzu edilen kiloya indikten sonra formunuzu korumak için günde 3x1 kapsülle devam edebilirsiniz.

Egzema ve sedef hastalarının ciltlerini yeniden sağlıklı bir görünüme kavuşturur. (İlerlemiş olsalar bile)(Günde:3x2 kapsül))

Çinko (mineral) ile birlikte alındığında ergenlik sivilcelerini (Akne) iyileştirir. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Aşırı alkol kullanımı sonucu oluşan  toksik (zehirli) etkileri azaltır. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Romatizma ve mafsal (eklem) iltihabı ağrılarını giderir. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Eklemlerdeki şişlik ve ağrılarda faydalıdır. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Kan basıncını (tansiyon) düzenler ve kolesterol seviyesini düşürür. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Kanserli hücrelerin büyümesini ve yayılmasını engeller. (Günde 3x2 kapsül)

Hanımlardaki adet düzensizliklerini giderir. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Seks hormonları üzerinde pozitif etkisi vardır. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Yaşlılık etkilerini geciktirir. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Yorgunluğu önler ve çalışma isteğini artırır. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Uyku ihtiyacınızı azaltır, yatağınızdan uykunuzu almış ve dinç bir şekilde kalmanızı sağlar. (Günde 3x1 kapsül)

Güneş yanığı ve deri tahrişlerini iyileştirir. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Kan dolaşımını düzene koyar. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Çocuklardaki hiperaktiviteyi azaltır. (Günde 1 kapsül)

Kanı inceltir ve pıhtılaşma eğilimini azaltır. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Güçsüz ve kırılgan tırnakları güçlendirir. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Kan damarlarını genişletir. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

Stres, umutsuzluk ve çaresizlik duygularını bloke eder. (Günde 3x1 veya 3x2 kapsül)

MS ( Multiple Sclerosis ) hastalığının ilerlemesini yavaşlatır ve % 82 oranında iyileşme sağlar. (Doz: Günde 3x2 kapsül). Bu konuda ayrıntılı bilgi için Tıklayınız.  

Çuha Çiçeği Yağı 'dan, günde 3 kez yemeklerden sonra 500 mg 'lık  1-2 tane kapsül alınabilir. T.C Tarım  Bakanlığı'nın izniyle ithal edilmiştir.

Referaslar :
1-Penny Hemphill, "The Case for Evening Primrose Oil" in Nature and Health (Autumn 1986, p 49-51).

Bill Thomson, "Debating Evening Primrose Oil" in Natural Health (November/December 1992, p 45-50).

2-Rudolph Ballentine, M.D, Diet and Nutrition (Honesdale, Pennsylvania: The Himilayan International Institute, 1978).

3-Steven Foster, "Evening Primrose: An Important Treatment for Essential-Fatty-Acid Deficiency" in The Herb Companion (October/November 1995, p 66-67).

4-Kathi Keville, Illustrated Herb Encyclopedia, The (New York, New York: Mallard Press, 1991).

Richard Passwater, "Vitamin E Protects Against Heart Disease" in Health Freedom News (March 1993, p 7-9).]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/cuha-cicegi-oenethera-biennis-3405.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/cuha-cicegi-oenethera-biennis-3405.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/cuha-cicegi-oenethera-biennis-3405-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/cuha-cicegi-oenethera-biennis-3405.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/cuha-cicegi-oenethera-biennis/104/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 16:47:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çobançantası (Capsella bursa-pastoris L.) ]]></title>
			<description><![CDATA[Yol kenarlarında , çayırlarda , tarlalarda , hendeklerde , bayırlarda ve sebze bahçelerinde yetişen bu çok değerli bitki , rahatsız edici yabani bir ot olarak bilinir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çobançantası (Capsella bursa-pastoris L.) , yol kenarlarında , çayırlarda , tarlalarda , hendeklerde , bayırlarda ve sebze bahçelerinde yetişen bu çok değerli bitki , rahatsız edici yabani bir ot olarak bilinir . Medik ve Çıngıldaklı Ot olarak da anılır .Bir yere biraz toprak yığılmaya görsün (özellikle inşaatlarda ) , hemen hemen o gece çobançantası orada boy gösteriverir . Düzensiz dişli yapraklar , Kara Hindiba da  olduğu gibi, açılmış bir gülü andırırlar . Bitkinin boyu 40cm kadar uzayabilir . Çiçeklenme zamanı , Marttan Kasıma kadardır . Küçücük kirli beyaz çiçekleri önce bir üzüm salkımı biçimindeyken , daha sonra uzun bir meyve salkımına dönüşür . İncecik saplarının ucunda , dokunulduğunda deri hissini veren , küçük kalp biçiminde meyveler yetişir . Tavuklar , bu kalp biçimindeki çantacıklara karşı özel bir sevgi besler . Kar erimeye başlayıp , don olayı sona erdiğinde , bizim çobançantası yine taze ve yemyeşil olarak ortaya çıkar .

Çobançantası çayı , her tür kanamalarda , günde 2-3 bardak içildiğinde büyük başarılar sağlar . Örneğin , burun , mide , bağırsak , ve düzensiz döl yatağı (rahim) kanamaları . Bir türlü durdurulamayan yara kanamalarında , bitkinin kaynama suyu şaşırtıcı bir etkiye sahiptir . Şiddetli adet kanamalarında , alışılmış tarihten 8-10 gün önceden başlayarak , günde 2 bardak bitki çayı içilir . Bu çay, ergenlik çağındaki adet kanamalarını düzenlemek için de kullanılır . Menopoz dönemindeki her kadın , 4 hafta boyunca günde 2 bardak içmeli , 3 hafta ara verdikten sonra devre devre yinelemelidir . Bebek emziren genç anneler , memeleri şiştiğinde bir süzgecin içinde buğuda pişirdikleri bitkiyi iki bez arasına yerleştirerek , kompres biçiminde uygulamalıdır . Çobançantası ve atkuyruğu eşit karışımından hazırlanan ve günde 2 bardak içilen çay da , Böbrek kanamalarında özellikle önerilir . Ama bizim çobançantası ( Ökseotu gibi) , kan dolaşımını da düzenleyen bir bitkidir ve alçak tansiyonda olduğu kadar yüksek tansiyonda da önerilir . Ökseotu çayı gece boyunca soğuk suda bekletilerek demlendiği halde , çobançantası çayı haşlanarak demlenir . Tansiyon normale dönene kadar , günde 2 bardak çay içilir . Çobançantası yine öksürükotu gibi , Dölyatağı (Rahim) kanamalarında da etkili bir iyileştirme gücüne sahiptir . Bu tür hastalıklarda da çay , rahatsızlık sona erdiğinde bırakılmalıdır . 

Bu çok değerli bitki , yüzeysel kas yapısı hastalıklarının tedavisinde çok önemli bir yardımcıdır . Şifalı bitkilerle ilgili yeni kitaplarda bu konu ile ilgili hiçbir bilgi bulunmaması ise çok şaşırtıcıdır . Tanıdık bir bey yıllar önce bana , çok güzel gravürler ve resimlerle süslü , eski bir şifalı bitki kitabı armağan etmişti . Fakat , günlerimin sabah karanlığından gece yarılarına kadar dolu olması yüzünden , kitaba ancak öylesine bakabilmiştim . Günün birinde gece yarısına doğru birden uyandım . Sanki , biri birazca omzumu sarsmıştı ! İşte o zaman düşünmeye başladım : “Şifalı bitkilerle ilgili şu kitap eline geçeli altı ay oldu , ama daha bir kere olsun onu dikkatle incelemedim !” Bu düşüncenin etkisiyle iyice kendime gelince de , oturma odasına inip kitabı elime alarak , rahat bir koltuğa oturdum . Kitabı açtığımda , gözüme hemen şu bir kaç satır ilişti : “Eğer organ ve kas erimelerinde hiçbir çare bulunamıyorsa , şu ilaç kullanılmalıdır : İnce kıyıldıktan sonra , 35-40 derecelik konyak içinde 10 gün sıcak bir ortamda bekletilen çobançantası tentürü ile hasta organ günde birkaç kere ovulur ve içten de , günde 4 bardak çobançantası çayı içilir .” Sanki beni yalnızca bu konu hakkındaki o birkaç satır ilgilendiriyormuş gibi , kitabı kapatıp yerine koydum ve yatağa dönerek hemen uyudum . Birkaç gün sonra da Viyana’dan şöyle bir telefon mesajı aldım : “Bana yardım eder misiniz ? 52 yaşında bir hemşireyim ve iki yıl önce erken emekli olmak zorunda kaldım . Kas erimesi yüzünden çaresizim !” Ona hemen yukarıdaki ilacı önerdim . Üç hafta sonra , sağlıklı olarak bana geldiğinde , uykudan uyandırıldığım o gece , kadının , İtalya da San Damiano yöresindeki Meryem ana Kilisesini ziyaret etmek için yolculuk yapmakta olduğunu öğrendim . Dönüş yolunda , durumunun perişanlığını gören bir bey , beni bulmasını tavsiye etmiş ona . Kısa bir süre sonra , hemşire olarak yeniden çalışabilecek kadar güçlendi . 

Steyr’den bir başka telefon mesajı : “62 yaşındayım . İç organ kası gevşekliği yüzünden , bağırsak düğümlenmesi nedeniyle ameliyat edildim . Bu yıl sonbaharda yine aynı olay başıma geldi . Göbeğimden kalçalarıma doğru yayılan ve sanki bir testere ile doğrandığımı düşündüren dayanılmaz ağrılar gece gündüz dinmiyordu . Hastanedeki doktorlar , ellerinden hiçbir şey gelmeyeceğini bildirerek , ikinci bir ameliyata taraftar olmadılar .” Hemen Tanrı armağanı çobançantası aklıma geldi (M.Treben) . Günde 4 bardak arslanpençesi çayı içmesini , dışardan çobançantası tentürü ile masaj yapmasını ve bu tentürden , her bardağa 3 damla olmak üzere , arslanpençesi çayını günde 12 damla katmasını önerdim . Bitki tentürünü hazırlamak için gerekli 10 günlük süre için de , isveç iksiri kompresleri yapmasını önerdim . Bir süre sonra beni yine arayan kadın , hiçbir şikayeti kalmadığını söylediğinde öyle büyük bir mutluluğa kapıldım ki ! Bağırsak düğümlenmesinden eser kalmamış . İç organ kasları yine normal çalışmaya başlamış ve yayılan ,  dayanılmaz ağrılar dinmiş . Mutluluğumun büyüklüğü nedeniyle telefon başında nutkum tutulup , hiçbir şey söyleyemediğim için , sevincini dile getirmek isteyen kadın , iki gün sonra beni ziyarete geldi . Böyle durumlarda insan yalnızca şunları söyleyebiliyor : Tanrı'nın eczanesinin bitkileri nasıl da yardım ediyor ! 

Karlstein yakınlarında oturan bir hanım bana (M.Treben) şunları yazmış : “ Bir konferansınızdan sonra , kasık fıtığı hakkında sizden bir tavsiye istemiştim . Fıtık 10cm uzunluğunda , 3-4cm yüksekliğinde ve genişliğindeydi . Çobançantası kullanmaya başlamadan önce , İsveç İksiri kompresleri uyguluyordum . Sonra , fıtık bölgesine çobançantası tentürü sürmeye başladım ve günde 4 bardak arslanpençesi çayı içtim . Bir çiftçi eşi olduğumdan , kendime pek dikkat edemediğim için , çalışırken korse kullanıyordum . Tedaviye başladığım tarihten 12 gün sonra fıtık tümüyle yok oldu , fakat ağrılar hala sürüyordu . İki ay sonra onlar da kesildi . Fıtığı ameliyatsız tedavi edebilmiştim .” Mittenwald yöresindeki Biyoloji Sanatoryumunun Başhekimi Dr. Erich Röhling , ölümünden bir süre önce beni ziyarete geldiğinde bu mektubu okumuş ve çok etkilenmişti . Bir doktor olarak , söylediğine göre , fıtık yalnızca ameliyatla tedavi edilebilirmiş . 

İçten , 4 bardak arslanpençesi çayı ve dıştan , çobançantası tentürü ile ovalanarak , dölyatağı (rahim) sarkması da tedavi edilebilir (buradaki ovalama, vajinanın üstünden başlayarak , dölyatağı bölgesinin üstüne doğru devam etmelidir ) . Bu tentürün taze bitkiden elde edilmesi gerektiğini özellikle belirtmek isterim . Böylesi ağır kas hastalıklarında ancak taze bitkiler çabuk ve güvenilir bir iyileşme sağlayabilir .  

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki , orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır , 10 dakika demlendikten sonra süzülür .

Yarım Banyolar :

Buğu (Buhar) Kompresi : İki avuç dolusu ince kıyılmış taze bitki , içine su kaynayan bir kabın üstündeki süzgece koyulur ve kapağı kapatılır . Buğuda yumuşayan bitkiler bir bezin arasına yerleştirilerek , hasta bölgeye uygulanır . 

Çobançantası Tentürü :

Kaynaklar:
1-"Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık" , Maria Treben 

2-Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/cobancantasi-capsella-bursa-pastoris-l-4179.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/cobancantasi-capsella-bursa-pastoris-l-4179.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/cobancantasi-capsella-bursa-pastoris-l-4179-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/cobancantasi-capsella-bursa-pastoris-l-4179.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/cobancantasi-capsella-bursa-pastoris-l/103/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 16:10:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Civanperçemi (Achillea Millefolium)]]></title>
			<description><![CDATA[Yöresel olarak  akbaşlı , barsamaotu , binbiryaprakotu , marsamaotu , beyaz civanperçemi , sarı civanperçemi ve kandilçiçeği diye de anılır . Hayatımızdan ayrı düşünemeyeceğimiz bir şifalı bitkidir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Civanperçemi (Achillea Millefolium)
Civanperçemi (Achillea millefolium); yöresel olarak  akbaşlı , barsamaotu , binbiryaprakotu , marsamaotu , beyaz civanperçemi , sarı civanperçemi ve kandilçiçeği diye de anılır . Hayatımızdan ayrı düşünemeyeceğimiz bir şifalı bitkidir . Türkiye'de 40 kadar civanperçemi türü bulunmakta ve bunların birçoğu tedavi amacıyla kullanılmaktadır . Türlerine göre 5-100 cm yükseklikte , yapraklar yünlü gibi tüylü ve parçalı , çiçekleri ; beyaz , fildişi beyazı , soluk sarı veya altın sarısı rengindedir . Çok yıllık ve otsu bir bitkidir . Mavimtrak renkli bir uçucu yağ taşır . Bu uçucu yağda azulen , limonen , sineol , borneol , pinenler , seskiterenler vardır . Bitki çayırlarda , dar tarla yollarında , yol kıyılarında ve tahıl tarlalarının kenarlarında kümeler halinde yetişir . Güneşli havalarda çevresine aromalı keskin bir koku yayar . Aslında çiçekleri , güneşin en etkili olduğu saatlerde toplamak gerekir , çünkü o sıralarda eterli yağları ve şifalı gücü doruk noktasında olur .

Ünlü herbalist  Kneipp , bir yazısında şöyle diyor : "Arada bir civanperçemi çayı içmiş olsalar , kadınlar pek çok problemle hiç karşılaşmazlardı ! civanperçemi çayı içmiş olsalar , kadınlar pek çok problemle hiç karşılaşmazlardı ! civanperçemi çayı içmiş olsalar , kadınlar pek çok problemle hiç karşılaşmazlardı ! ". Adet kanamaları düzensiz bir genç kız olsun , menopoz dönemindeki veya sonrasında olgun bir kadın olsun , tüm kadınlar için arada sırada civanperçemi çayı içmek çok önemlidir . Civanperçemi , akla gelebilecek tüm konularda , dölyatağını (rahim) en iyi biçimde etkiler . 

Tanıdığım genç bir kadının birden dölyatağı kanserine (rahim) yakalndığını duymuştum (M.Treben) . Kobalt ışını ile tedavi ediliyordu . Hastanın yakınları , hiç bir iyileşme umudunun kalmadığını doktordan öğrenmişlerdi . Hemen içebildiği kadar çok civanperçemi çayı içmesini önerdim . Daha aradan 3 hafta bile geçmeden aldığım bir mektupta , hastanın kendisini iyi hissetmeye ve kilo almaya başladığını öğrendiğimde büyük bir mutluluk duydum .

Yumurtalık iltihaplanmasında alınmaya başlanan civanperçemi oturma banyolarının daha ilkinde ağrılar kesilir ve iltihap yavaş yavaş gerilemeye başlar . Bu banyolar aynı zamanda , yaşlı kişilerin ve çocukların yatağa işeme problemlerine karşı ve dölyatağı (rahim) akıntılarında da başarılı olur . Bu durumlarda ayrıca günde 2 bardak civanperçemi çayı da içmek gerekir .Dölyatağı kaymasında da (Prolapsus) uzunca bir süre oturma banyoları alınır , ayrıca günde 4 bardak arslanpençesi çayı içilir ve çobançantası tentürü ile dölyatağı civarına , vajinadan yukarı doğru masajlar yapılır . Miyomlar da (Kas yapılı urlar) , doktor kontrolünün olumlu bir sonuç vermesine kadar , uzunca bir süre her gün civanperçemi oturma banyoları alındığında yok olabilirler .

19 yaşındaki bir genç kızda adet kanamaları bir türlü başlamıyordu . Doktoru ona doğum kontrol hapı önerdi . Kanamalar yine de başlamadı , ama kızın memeleri bir hayli irileşti . Bu durumda kız da hapları kullanmak istemedi . Işte o zaman annesi bana (M.Treben) geldi . Ona , kızına her sabah aç karnına 1 bardak civanperçemi çayı içmesini tavsiye ettim . Dört hafta sonra her şey yoluna girmişti ve bugüne kadar da yolunda gitti . Sinir kliniğinde sonuçlanan böyle bir olay daha anımsıyorum . Ne yazık ki , o zamanlar şifalı bitkiler hakkında hiç bir tecrübem yoktu .

Menopoz döneminde de kadınlar sık sık civanperçemi çayını anımsamalıdırlar . Bu durumda , iç huzursuzlukları ve daha başka rahatsızlıklarla karşılaşmayacaklardır . 

Civanperçemi oturma banyoları da sağlık için çok yararlıdır . Kol ve bacaklardaki sinir iltihaplanmalarında , civanperçemi katkısıyla yapılacak kol ve bacak banyoları çok rahatlatıcıdır . Fakat , bitki öğle güneşinde toplanmalıdır . Bu tür banyolar özellikle ilk alındığında yararlı olurlar ve tüm ağrılar diner .

D r. Lutze , civanperçemini şu hastalıklara öneriyor : 

Kanın kafaya sancılı biçimde basıncı

Baş dönmesi

Bulantı

Göz sulanması eşliğindeki göz rahatsızlıkları

Göz sancıları

Burun kanaması

Hava şartlarından kaynaklanan migren krizi

Düzenli olarak içilen bitki çayı ile migren tümüyle iyileşebilir . Eski bitki kitaplarında civanperçemi , tüm hastalıkların ilacı olarak nitelendirilmektedir . Bedeni temizleyici etkisi sayesinde , yıllar boyu yer etmiş hastalıkları bedenimizden dışarı atabiliriz . Önemli olan , denemektir .!

Civanperçeminin en iyi biçimde ve doğrudan kemik iliğini etkilediğini ve orada kanSari Civanperçemi üretimini düzene soktuğunu pek çok kişinin bildiğini hiç sanmıyorum . Bu gücü sayesinde bitki , kemik iliği hastalıklarında ve iltihaplarında , tıp biliminin çaresiz kaldığı durumlarda bile ,  çay kürleri , banyolar ve tentür kullanımı yolu ile yardımcı olabilir . Civanperçemi , akciğer kanamalarının durdurulmasında etkilidir ve eğir kökü ile birlikte kullanıldığında akciğer kanserini iyileştirebilir . Eğir kökü gün boyunca çiğnenir ve civanperçemi çayı , sabah ve akşam olmak üzere , günde 2 bardak yavaş yavaş yudumlanarak içilir . Mide kanamlarında ve basur kanamalarında olduğu kadar , mide basıncı (şişkinliği) ve mide yanmalarına karşı bitki çayı çok kısa sürede başarı sağlar . Soğuk algınlıklarında , sırt veya romatizma ağrılarında , bitki çayı elden geldiğince sıcak olarak ve sık sık içilmelidir . Bitki çayı , böbreklerin düzenli çalışmasını da sağlar , iştahsızlığı giderir , gazları ve mide kramplarını , karaciğer düzensizliklerini , mide ve bağırsak kanalı iltihaplarını iyi eder ve bağırsak beze çalışmalarını düzenleyerek , dışkılamayı kolaylaştırır . Kan dolaşımına ve damar kramplarına karşı çok etkili olduğu için , bitki çayını koroner yetmezliğinde de hararetle önermek gerekir . Rahatsız edici vajinal kaşıntılar , bitkinin kaynama suyu ile yapılan yıkama ve oturma banyoları sayesinde yok olur . Civanperçemi çiçeklerinden , basura karşı çok etkili bir merhem hazırlanabilir .

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki , orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır  , 15 dakika demlendikten sonra süzülür .

Bitki Tentürü : Çiçeklenme zamanında toplanan taze bitki ince kıyılır . Geniş ağızlı bir şişeye gevşekçe doldurulur ve kaliteli bir konyak , bitkilerin üstüne çıkana kadar eklenir . Şişe 14 gün boyunca güneşte bekletilir , arada bir çalkalanır ve süre sonunda süzülür .

Merhem hazırlamak : 100 gr tuzsuz tereyağı veya içyağı tavada iyice kızdırılır . Ince kıyılmış bir avuç kadar taze civanperçemi çiçeği ve ince kıyılmış 15 taze ahududu yaprağı tavaya atılır , çıtırdamaya başlayınca karıştırılır ve tava ocaktan çekilerek , üstü kapalı bir biçimde serin bir yere kaldırılır . Ertesi gün hafifçe ısıtılır , tülbentten geçirilerek süzülür ve temiz kaplara doldurulur . Buzdolabında saklanmalıdır !

Oturma Banyosu : Iki büyük avuç dolusu ince kıyılmış taze bitki veya 100 gr kurutulmuş bitki , gece boyunca soğuk suda bekletilir . Ertesi gün kaynama derecesine kadar ısıtılır ve süzülerek , banyo suyuna eklenir . 

Kaynaklar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Sağlık" , Maria Treben 

2-Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/civanpercemi-achillea-millefolium-5139.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/civanpercemi-achillea-millefolium-5139.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/civanpercemi-achillea-millefolium-5139-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/civanpercemi-achillea-millefolium-5139.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/civanpercemi-achillea-millefolium/102/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 15:45:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çıban Otu (Veronica Officinalis)]]></title>
			<description><![CDATA[Germenlerin yaşadığı bölgeleri ele geçiren Romalılar , topraklarına çok bağlı bu insanlardan ,en çok değer verdikleri şifalı bitkiler olarak , çıbanotunu ( Veronica officinalis ) tanımışlar . ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Germenlerin yaşadığı bölgeleri ele geçiren Romalılar , topraklarına çok bağlı bu insanlardan ,en çok değer verdikleri şifalı bitkiler olarak , çıbanotunu ( Veronica officinalis ) tanımışlar . O zamanlar ona , tüm hastalıkların ilacı deniyordu . Günümüzde de , (Avusturya ) halk dilinde "yaman ilaç" diye tanınır . Eski bir şifalı bitkiler kitabından anladığıma göre , Romalılar da onun iyileştirici gücüne inanmış olmalıdır . Bir dostlarına veya konuklarına kompliman yapmak istediklerinde , o kişinin de , övgüye değer çıbanotunun ki kadar yararlı özelliklere sahip olduklarını söylemişler . 

Günün birinde bir adam , kanındaki kolesterol düzeyinin yüksekliği ile ilgili bir konuya girdiğinde , bu kitap aklıma geldi . Kolesterol yüksekliği nedeniyle pek çok kere hastaneye yatmak zorunda kalmış olan bu beye , günde 2 bardak çıbanotu çayı içmesini tavsiye ettim . Altı ay kadar sonra , yapılan son kontrolde kolesterol düzeyinin çok normal çıkması karşısında doktorlarının hayretler içinde kaldıklarını anlattığında sevincim çok büyük olmuştu . Yavşanotu diye de anılan çıbanotu , kuru toprağı sever . Ormanlarda , ağaçların kesilmiş olduğu yerlerde , çitlerin diplerinde , hendeklerde , yol ve orman kıyılarında yetişir . Toprağın üstünde yatan tüylü ve sürüngen sapındaki , kenarları dişli yaprakları gümüş gibi parlar . Başını yukarı doğru kaldırmış olan çiçek başağındaki çiçekler , açık mavi-menekşe rengidir . Yapraklar , dokunulduğunda , saptan kolayca ayrılırlar . Çiçeklenme zamanı Mayıstan Ağustos’ a kadardır . Üstünde çiçeklerin açmış olduğu , sap bölümü toplanır . En etkili olan bitkiler , orman kıyılarında ve meşe ağaçlarının altında yetişenleridir . 

Bu geleneksel bitki , kan temizleyici olarak çok aranır ve taze ısırgan otu yaprakları ile birlikte kullanıldığında , kronik egzamaları iyileştirir . Rahatsız edici yaşlılık kaşıntılarında , çıbanotu hararetle önerilir .

Zayıf ve duyarlı kişiler , sindirimi de uyaran bitkiyi , hafif bir mide ilacı olarak rahatlıkla kullanabilirler . Mide de sümüksel salgı birikimi ve bağırsak rahatsızlıkları da onunla tedavi edilebilir . Şu konuyu önemle belirtmek isterim ki , ruhsal sürmenajlardan kaynaklanan sinirlilik halleri tedavisinde bitki olağanüstü iyileştirici güçlere sahiptir . Geceleri yatmadan önce içilen bir bardak çay gerçekten mucizeler yaratır . Ünlü herbalist Künzle , özellikle , yoğun beyinsel çalışma yapmak zorunda olanlara , uykudan önce bu yatıştırıcı çaydan bir bardak çay içmelerini öneriyor . O , belleğimizi güçlendirecek ve baş dönmelerini yok edecektir . Kereviz kökü ile karıştırılarak alındığında , sinir yorgunluklarını ve melankoliyi ortadan kaldırır . Hatta , , mesane kumu , romatizma ve gut ile ilgili organ ağrılarında , çıbanotu büyük bir başarıyla tedavi edebilir .Bir kişi bana şunları yazmış : “Çok şiddetli unutkanlıklarım , çıbanotu ve atkuyruğu sayesinde (eşit oranda karıştırılır ve günde iki bardak içilir ) , 14 gün içinde şaşılacak bir biçimde sona erdi . Konuşurken bazı sözcükleri anımsamakta zorluk çekiyordum . Kendime olan güvenimi yitirmiştim ve sinirliydim .

Bu bitkiler inanılamayacak kadar çabuk yardım ettiler bana .” Eskimiş kuru bronşiyal nezlelerde de aynı biçimde gerçek mucizeler yaratır . Göğüs hastalıklarına karşı kullanılan çay için yapılan bitki harmanı ise , ciğerotu , öksürükotu yaprakları , dar yapraklı sinirli ot ve çıbanotundan eşit oranda harmanlanarak hazırlanır . Bu çay , bal ile veya haşlama suyunda eritilmiş nöbet şekeri ile tatlandırılabilir . Sarılık , karaciğer ve dalak hastalıkları için de şu çay harmanını öneririm . 50g hindiba kökü , 25g hindiba yaprağı , 25g asperül (inci çiçeği) , ve 50g çıbanotu . Bu bitkiler ince kıyılarak iyice harman edilir . Gün boyunca 2 bardak , tatlandırılmadan içilir . (Bir bardak suya yarım tatlı kaşığı bitki ) . Çiçeklenme zamanında da , kronik deri hastalıklarında ve her şeyden önce egzamada önerilen , taze bitki özsuyu hazırlanabilir . Bu sudan günde yarım tatlı kaşığı alınır . Çıbanotunun , iltihaplı ve zor iyileşen yaraları iyileştirmedeki başarısı , eski bitki kitaplarında da önemle öne çıkarılır . Onu , özellikle baldır kemiği üstündeki inatçı yaralar için de öneririm . Yaralar , önce , bitkinin kaynama suyuyla iyice yıkanıp temizlenir . Daha sonra , gece için , taze demlenmiş çaya batırılmış bir kompres yaranın üstüne uygulanır ve yara sıcak kalacak biçimde örtülüdür .

Romatizma ve gut hastası olanlar da , kendileri kolayca hazırlayabilecekleri , etkili çıbanotu tentürünü denemelidirler . (Kullanım biçimlerine bakınız .) Bu tentür dıştan friksiyonlarla (Ovarak sürme) , içten ise günde 15 damla , biraz suyla inceltilerek kullanılır . Her yıl , taze toplanmış çıbanotu çayını mutlaka içiniz ! Yalnızca atardamar sertliklerini azaltmakla kalmayıp , sizi daha başka rahatsızlıklardan korur ve kan temizleyici etkisi sayesinde , bedeninize yepyeni bir esneklik kazandırır . 

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki , orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır , 10 dakika demlendikten sonra süzülür. 

Bitki özsuyu : Çiçek salkımlarının sapları yıkanıp , kurumadan mutfak robotu ile sıkılır . Elde edilen özsu küçük şişelere koyularak buzdolabında saklanır. 

Bitki tentürü : İki avuç dolusu , ince kıyılmış çiçekli bitkinin üstüne 1 litre konyak eklenir . Konyak bitkilerin üstüne çıkmalıdır . Tentür şişesi , arada bir çalkalanarak , 14 gün boyunca güneşte veya sıcak bir ortamda bekletilir ve süre sonunda süzülerek , koyu renkli şişelere aktarılır . Serin bir ortamda saklanmalıdır.

Kaynaklar:
1-"Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık" , Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ciban-otu-veronica-officinalis-4771.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ciban-otu-veronica-officinalis-4771.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ciban-otu-veronica-officinalis-4771-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ciban-otu-veronica-officinalis-4771.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/ciban-otu-veronica-officinalis/101/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 15:34:16 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ceviz Ağacı (Junglans Regia)]]></title>
			<description><![CDATA[Ceviz Agacı (Junglans Regia), daha yapraklanmadan , Mayısta çiçeklenir . Taze yaprakları Haziranda , kolayca delinebilecek durumdaki meyveleri Haziran ortasında ve olgunları ise Eylül'de toplanır . ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ceviz Agacı (Junglans Regia), daha yapraklanmadan , Mayıs'ta çiçeklenir . Taze yaprakları Haziran'da , kolayca delinebilecek durumdaki meyveleri Haziran ortasında ve olgunları ise Eylül'de toplanır . 25-30 m kadar yükseklige ulasabilen , kısın yaprak döken gösterisli bir agaçtır . Yapraklar tek tüysü , yaprakçıklar tam kenarlı ve kuvvetli kokuludur . Drog elde etmek için yapraklar Haziran ve Temmuz aylarında toplanır , havadar ve gölgeli bir yere serilerek kurutulur .

Ceviz yapragı çayı , sindirim bozukluklarında , kabızlıkta , istahsızlıklarda ve kan temizliginde etkilidir . Basarıyla kullanıldıgı öteki hastalıklar ise , seker hastalıgı ve sarılıktır . Istah açıcı , kan sekerini düsürücü ve kuvvet verici etkileri vardır . Deri hastalıklarında antiseptik olarak haricen kullanılır . Ceviz yapragı kaynatılarak , tüm sıraca ve rasitik hastalıklarda , kemik çürümesinde , kemik deformasyonunda ve ayrıca , iltihaplı el ve ayak tırnaklarında kullanılabilen çok etkili bir banyo katkısı elde edilir . Favus ve uyuz hastalıklarında , hasta bölgeler , taze ceviz yapragının kaynama suyu ile yıkandıgında , kısa sürede düzelme görülecektir . Bu suyla yapılan banyolar , yıkamalar , ergenlik sivilcesine , iltihaplı egzemalara , ayak terine ve kadınların akıntılarına iyi gelir . Agız boslugu iltihabı , diseti , bogaz ve gırtlak hastalıklarında gargara yapılmalıdır .

Cceviz yapragının kaynama suyu banyo suyuna eklendiginde , donuk kabarcıkları iyilesir . Ceviz yapragı kaynama suyu , hızlı saç dökülmelerinde de kafa derisine friksiyon (ovarak sürme) yapmakla kullanılır . Bu sıvı ayrıca , kafa bitine karsı da çok etklidir .

Haziran ortasında toplanan cevizlerden , mide , karaciger ve kanı temizleyen , mide yorgunlugunu ve bagırsak çürüklügünü gideren çok etkili bir ceviz tentürü elde edilir . Bu tentür , ayrıca kan koyuluguna karsı da çok yararlıdır .

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kasıgı ince kıyılmıs yaprak , orta boy 1 su bardagı dolusu kaynar suyla haslanır , 4-5 dakika demlendirilir ve süzülür .. Gün boyunca 1 veya 2 bardak yudumlanarak içilir .

Banyo ve Yıkama Katkısı : Tam banyolar için , iki büyük avuç ince kıyılmıs yaprak ,  aksamdan 2-3 lt suya eklenir . Sabahleyin hafif ateste 4-5 dakika kaynadıktan sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir . Gerektiginde , bitki miktarı bir misli arttırılabilir .

Tentür hazırlamak : Haziran ortasında , 20 kadar genç ceviz dörde bölünerek bir cam kavanoza koyulur ve üstüne 1 lt konyak eklenir . Konyak , cevizlerin üstüne çıkmalıdır . Agzı iyice kapanan kavanoz 14 gün boyunca güneste veya sıcak bir ortamda , arada bir çalkalanarak bekletilir . Sonra süzülerek koyu renkli siselere doldurulur . Geregine göre , 15-20 damla alınır .

Kaynaklar:
1-"Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık" , Maria Treben 

2-Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ceviz-agaci-junglans-regia-3154.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ceviz-agaci-junglans-regia-3154.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ceviz-agaci-junglans-regia-3154-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ceviz-agaci-junglans-regia-3154.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/ceviz-agaci-junglans-regia/100/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 15:23:23 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Brokoli Gerçeği]]></title>
			<description><![CDATA[Aşağıdaki makale yurtdışında çalışan (Avusturya) bilim adamlarımızdan Prof.Dr. Ibrahim Adnan Saracoğlu  'nun Brokoli 'nin prostat ve üriner sistem hastalıklarının tedavisinde kullanılması  hakkında Ingilizce ve Almanca olarak  ayınlanan makalesinden  Türkçe'ye uyarlanarak ve sadeleştirilerek  tercüme edilmistir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Brokoli Gerçeği
Yaklaşık 30 yıldan beri yurt dışındaki ve yurt içindeki araştırmacı çalışmalarım ; 11 yıldır üzerinde çalıştığım Brokoli gerçeğine beni bitkilerin şifalı gücüne inanmam ve Avrupada bu tür çalışmalara daha önem verilmesiyle başlamıştır. Tıpbın gücüne inanan ve bu gücün yeni buluşlarla güçlenip, insanlıga yeni hizmetlerle gelineceğini bilen bir düşünceyle Brokoli araştırmalarıma başladım. İyi huylu prostat büyümesi (BPH) , prostatitis (prostat) ve kronik idrar yolları enfeksiyonu , bugün dünya insanlarının (1.350.000.000) bü yük  bir problemidir. Böylesine bir problemin kimyasal (ilaç) yöntemleriyle veya ameliyat yaklaşımıyla çözülemeyeceği inancında değilim.Bu yöntemlerin yetersiz veye etkisiz kaldığı durumlarda Brokoliyi mutfağımızdan sağlığımıza taşımayı amaçladım. Brokoli üzerine araştırmalarımı bazı televizyon kanallarında ve yazılı basında açıkladım. İnsanların bu konuya sahip çıkacağını ve pek çoğunun şifa bulacağını bilmekteyim. Görsel ve yazılı medya insanların hayatının bir parçası olmuştur. Ben 11 yıllık çalışmamı açıklarken bunun laboratuarlardan ve üniversitelerden insanlara ne kadar ulaşacağından endişeliyim. Bu düşüncelerime ve bilimsel görüşlerime sahip çıkan Almanya veAmerika, Medikal Forumlarında Brokoli tedavisi üzerine Web sayfası açarak kendilerine yardımcı olmamı talep etmişlerdir. Bu taleplerini gerek bilim adına gerekse de insanlığa hizmet adına kabul ettim. Almanya Medikal Forumda ve Amerikada Prostatitis Foundation Forumda adıma WebSayfası açıldı. Dünyada, brokoliyi prostat tedavisinde ilk uygulayan bir bilim adamı olarak ülkem adına gurur duymaktayım.

Brokoli memleketimize son bir kaç yıldan beri girmiş bir sebzedir. Roma imparatorluğu döneminde esas yetiştirildiği bölgelerden bir taneside Akdeniz sahilleri idi. Özellikle Amerika ve Avrupada ençok tüketilen sebzeler arasındadır. Amerikada brokoli tabletleri satılmaktadır. Ancak, bu tabletler Prostat şikayetlerine karşı etkin değildir. Bu tabletler, 3-4 günlük brokoli tohumlarının filizlerinden elde edilmektedir. Brokoli sebzesinden elde edilmemektedir.

Brokoli her insanın mutfağından sağlığına taşıyabilecegi ve hazırlanması en kolay bir sebzedir.

Brokoli içerdiği maddeler açısından insan sağlığı üzerinde çok faydalıdır. Vitamin değerleri açısından; A,E ve C vitaminlerini içermektedir. İçerdiği flavonoidler bakımından bağışıklık sistemimizi güçlendiren bir özelliğe sahiptir. Antibiyotik özelliğe sahip olan brokoli,  bu yönüyle prostatitis'e (prostat enfeksiyonu) karşı çok etkindir. Hiç bir antibiyotik yoktur ki bağışıklık sistemimizi zayıflatmasın. İşte brokolinin önemi bu noktada ortaya çıkmaktadır; aynı zamanda hem bağışıklık sistemimizi güçlendirmekte hemde antibiotik vazifesi görmektedir. Bir noktayı hemen belirtmekte büyük fayda görüyorum. Genel olarak antibiyotikler, insan hayatı için hayati önem taşıyan, vazgeçilmez ilaçlardır.

Brokoli , meme, prostat, bağırsak ve idrar kesesi kanserlerine karşı güçlü bir koruyucudur. Amerikada özellikle bu kanser türlerine karşı brokolinin içerdiği bazı maddeler (sulforafen vs) zenginleştirilerek kanser tedavisindede başarı ile kullanılmaktadır.

Brokoli içerdiği bazı indol ve indol türevleri (bitkisel hormonlar) açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Bu sayede vücudumuzdaki hormon dengesini ayarlayıcı özelliğe sahiptir. Yine Amerikada bazı klinikler menopoz dönemindeki bayanlar için östrogen hormonunun düzenli çalışması için brokolideki bitkisel hormonlardan yararlanmaktadırlar.

Brokolinin kendine özgü olan selülozik yapısı (lifli yapı) bağırsaklarda oluşan toksinlerin (toksin atıcı) uzaklaştırılmasında ve alınmış olan ağır metallerin emilmesinde büyük rol oynamaktadır. Brokolinin bu lifli yapısı dışkının düzenli bir şekilde dışarı atılmasını sağlar. Kabızlığı önleyicidir.

Bugün dünyada üzerinde en çok araştırma yapılan sebzelerde ;  beyaz lahana , turp , domates , brokoli ve havuç en ön sırayı almaktadır.

Brokolinin gücü
Brokoli , prostatitis, iyi huylu prostat büyümesi (BPH) ve  idrar yolları enfeksiyonuna karşı önleyici ve tedavi edici güce sahiptir. Brokolinin şifalı gücünden istifade edebilmek için mutlaka kullanma şekline uymak zorundayız. Kullanma şekli bir KÜR olarak yapılmalıdır. Aksi taktirde haftada bir kaç defa tüketmenin sadece besin değerleri açısından faydası vardır.

Sebze olarak Brokoli ; A, C, E ve Karotin vitaminleri bakımından oldukça zengindir. Demir, selen, bakır ve potasyum kaynağıdır. Brokoli , klinik deneylerle ( Almanca , İngilizce ) kanıtlanmış özellikle prostat ve meme kanserine karşı etkin 5 farklı koruyucu madde içermektedir. Bunlardan en güçlü olanı sulforafen dir. Prostat rahatsızlıklarının kansere dönüşmesinde brokoli güçlü bir önleyicidir. Bu görevini içerdiği myrosinaz enzimi yardımıyla sağlamaktadır. Brokoli indol bakımından oldukça zengindir. İndoller bitkisel hormonlardır. Brokolide bulunan bazı indollerin özelliği, hormon dengesini sağlamaktır. Meme kanserinin oluşum unda  hormon dengesizliğinin rol oynadığı gerçeği klinik deneylerle kanıtlanmıştır. Brokoli bağışıklık sistemimizi güçlendiren  5 tane etkin madde içermektedir. Brokoli bununla da kalmayıp aynı zamanda antioksidan dır. Yani hücre zarlarına (membran) ve hücre DNA sına zarar veren serbest radikalleri nötralize (zararsız hale getirmek) etmektedir. Hücre DNA sını bozabilen serbest radikaller bu özelliklerinden dolayı kanserojendirler. Brokoliye antioksidan olma özelliğini kazandıran quercetin ve kaempherol maddelerini içermesidir. Quercetin , Prostatitis tedavisinde kullanılan ve bitkilerden elde edilen bir maddedir. Brokoli lifli bir yapıya sahip olduğundan, bağırsaklardaki ağır metalleri, safra asidi fazlasını sünger gibi emerek oldukça hızlı bir biçimde dışarıya atılmasını sağlar. Brokoli , bu özelliğinden dolayı hem toksin atıcı hemde bağırsak sistemini düzenleyicidir.

Çimlenmiş Brokoli Tohumları : Çimlendirilmiş Brokoli tohumları    sebze olarak kullanılan Brokoliye göre ; ortalama 50 kat daha fazla sulforafen içerirler ve Sulforafen Phase II enzimlerini aktive ederek kansere, mutasyona ve serbest radikallere karşı harekete geçirirler. Amerikada, çimlendirilmiş Brokoli filizlerinden ( broccoli sprouts ) tabletler yapılmakta ve  satılmaktadır.

Prostatitis (Prostat Enfeksiyonu)
Prostat enfeksiyonunun iki şekli olduğu tıp otoriteleri tarafından savunulmaktadır. Bunlardan birincisi bakteriyel Prostatitis (bakteriyel prostat enfeksiyonu), ikincisi ise non-bakteriyel prostatitis (bakteriyel olmayan prostat enfeksiyonu) dur. 1998 yılında bir grup Amerikalı ve Kanadalı bilim adamı, 1 Aralık 1998 tarihinde Journal of infectious Urology dergisinde yayınladıkları makale de bakteriyel olmayan prostat enfeksiyonunun gerçekte bakteriyel prostat enfeksiyonu olduğunu kanıtlamışlardır. Bakteriyel-Biyofilm teorisi ile açıkladıkları bu prostat enfeksiyonunu tedavi etmek daha da zor görünmektedir. Genel olarak prostat enfeksiyonunu Antibiyotiklerle tedavi etmek çoğu zaman mümkün olamamaktadır. Bunun nedeni de antibiyotiklerin , prostatın içine kadar girememesidir. Genel olarak bir enfeksiyonun başarı ile tedavi edilebilmesi için bağışıklık sistemininin de güçlü olması veya güçlendirilmesi gerekmektedir.

Prostatis de Brokolinin Fonksiyonu
Brokoli aynı anda iki özellik birden göstermektedir. Birincisi bağışıklık sistemini güçlendirmesi, ikincisi ise antibiyotik (anti-inflammatory effects of antibiotics)) özelliğe sahip olmasıdır. Güçlü bir bağışıklık sistemi enfeksiyonlara karşı daha güçlü demektir. Halbuki antibiyotikler bağışıklık sistemimizi zayıflatırlar. Bu nedenle antibiyotik kullananlar beraberinde çoğu kez vitamin alarak veya sağlıklı ve dengeli beslenerek bağışıklık sistemilerini güçlendirmeye çalışırlar. Ancak, alınan antibiyotiklerin çoğu bağırsak florasını etkilediklerinden, vitaminlerin, kofaktörlerin, minerallerin ve besinlerden gelen bazı etkin maddelerin emilmesine engel olabilmektedirler. Brokoli giriş kısmında bahsedildiği gibi bağışıklık sistemini güçlendirmekte ve içerdiği pseudoantibiyotik özellikli etkin maddelerle prostatitis ' e karşı etkin rol oynamaktadır.

İyi huylu Prostat büyümesi (Benigne ProstateHyperPlasie) = BPH
Genel olarak prostat, 40-50 yaşları arasındaki erkeklerin % 43 'ünde görülmekte, 50 yaş ve yukarısında %60 lara kadar çıkmaktadır. Dünya sağlık teşkilatının verilerine göre 185.000.000 erkek bu rahatsızlıktan şikayet etmektedir. Prostat büyümesin sebebi olarak bir çok teori öne sürülmektedir. Bunlardan en önemli iki tanesi beslenme ve hormonal düzenle ilgilidir. Beslenme her ne kadar önemli bir sav ise de, Testosteron hormonunun bu rahatsızlığa neden olduğu teorisi ağırlık kazanmaktadır. Erkeklerin testislerinde (haya) oluşan Testosteron hormonu (TH),  belirli yaşlardan sonra prostat bezine (kestanecik) ulaşamamaktadır. Prostatı bezinin salgılama görevini yapabilmesi için TH 'na ihtiyacı vardır. TH 'nun prostat bezine ulaşamaması sonucunda prostat bezi büyümeye başlamaktadır. Bu büyüme sonucunda prostat bezi  idrar kanallarına baskı oluşturarak belirli şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bunlar

sık sık idrara çıkma (geceleri dahil)

idrarını tutamama, idrar yaparken zorlanma

idrar yaparken çatallanma

idrar yaparken yanma

idrar torbasını tamamen boşaltamama (miksiyon)

idrar yaptıktan sonra damlama gibi şikayetlerdir. Bu şikayetler doğrultusunda idrar kesesi her defasında tam boşalamadığından bakteriyel enfeksiyonlara da neden olabilmektedir. Bunun sonucunda da idrar yolları enfeksiyonunları bu rahatsızlığa paralel olarak gelişmektedir. Prostat büyümesinin neden olduğu olumsuz etkilerden bir tanesi de erkekte cinsel isteksizliğe ve iktidarsızlığa neden olmasıdır. Cinsel isteksizlik, Prostatitis hastalarında da ortak bir olgudur.

BPH de Brokolinin fonksiyonu
Brokoli , içerdiği bazı indol derivatları ve mediyatörle r vasıtasıyla biyosentez mekanizmasını harekete geçirerek Testosteron Hormonunun Prostata ulaşmasını sağlamaktadır. Böylece Prostat normal salgılama fonksiyonlarını yavaş yavaş yerine getirmeye başlamaktadır. 21 günlük Brokoli Kürü neticesinde BPH (İyi huylu prostat) hastaları daha 2-3 gün içerisinde idrara bağlı şikayetlerinin nasıl azaldığını görebilmektedirler. Brokoli Kürünü yapan erkeklerin hemen hemen hepsi cinsel isteksizliklerinin önemli ölçüde ortadan kalktığını söylemektedirler. Tabiki hastalığın seyrine göre 21 günlük başlangıç kürü yeterli olmayabilir. Uzun yıllardır iyi huylu prostat büyümesi rahatsızlığı olanlar ( 6-7 yıl) bir kaç ay sonra şikayetlerinin tekrar başladığını göreceklerdir. Bu durumda sadece bir haftalık Brokoli Kürü nün uygulanması yeterli olabilmektedir. Kısaca her BPH hastası kendisini bilir. İyi huylu Prostat büyümesine yeni yakalanmış olanlar 21 günlük Brokoli Kürü ile enaz 10 - 11 ay rahat edebilmektedirler. Daha sonra bir haftalık kür ile tekrar uzun zaman rahat edebilmektedirler.

Prostatitis ve BPH hastalarının , kür boyunca kesinlikle acı biber, alkol ve kahve tüketmemeye (nescafe ve türk kahvesi) ve de hayvansal yağlardan uzak durmaya özen göstermeleri gerekmektedir . Beslenmede BPH ya neden olan etkenlerin başında hayvansal yağlar gelmektedir. BPH hastalarının genelde gün boyu bol su tüketmeleri hekimlerin önerileri arasındadır.

Brokolinin Kullanıs Şekli
Bu yardımcı tedavi şekline başlamadan önce mutlaka bir hekime gittiğinizi kabul ediyorum. Kesinlikle bir hekime gitmeden prostat şikayetlerine iyi geliyormuş düşüncesiyle hareket ederek, brokoli kür tedavisini uygulamayınız. Mutlaka hekime gidiniz ve teşhisinizi koydurunuz. Eğer konulan teşhis;  Prostatitis veya BPH ( iyi huylu Prostat büyümesi) veya idrar yolları enfeksiyonu ise bu taktirde brokoli kür tedavisini çekinmeden bir yardımcı tedavi olarak uygulaya bilirsiniz. Brokoli'nin yan tesiri yoktur ve ilaçlarlada etkileşmesi söz konusu değildir. Ancak brokoliye karşı alerjisi olanların bu tedaviyi uygulamamaları gerekir . Genel bir kural olmamakla beraber, süte karşı alerjisi olanların % 25 oranındada brokoliye karşıda alerjileri olduğu gözlenmiştir. Hekiminizin size verdiği ilaçları alarak, Brokoli tedavisini de bir yardımcı ve önleyici tedavi  olarak uygulayabilirsiniz.

En az 250 gram Brokoliyi 1 litre suda ağzı kapalı olarak hafif ateşte 5-6 dakika pişiriniz. Suyunu ılttıktan veya soğuttuktan sonra,yarısını sabah diğer yarısını da akşam yemeğinden 20 dakika önce aç karına içiniz. Brokoli suyunu çtikten sonra 20 dakika su hariç hiç bir şey yemeyiniz ve içmeyiniz. Pişirdiğiniz brokoliyi de öğleyin yemeğinizin yanında salata olarak yeyiniz. Bu işlem 21 defa uygulanacak ve Brokoli suyu hergün taze olarak hazırlanacaktır. Yani bu küre 21 gün devam edilecektir.

Brokoliyi pazarlarda, manvlarda ve bazı süpermarketlerde taze veya dondurulmuş olarak bulabilirsiniz. Brokoliyi alırken taze ve sararmamış olduğuna dikkat ediniz. Eğer Brokoloyi fazla miktarda aldıysanız, 250 gramlık porsiyonlar halinde yıkamadan mutlaka buzdolabınızın buzluk kısmında saklayınız. Günlük ihtiyacınızı hergün buzluktan alıp, yıkayıp hazırlayınız.

Hazırlanması ve Kullanılması :
Bitkinin hem odunsu saplarını hem de çiçekli bölümlerini kullanabilirsiniz. En az 250 gr, en fazla 500 gr brokoli 1 litre suyla agzı kapalı bir kapta 5 dakika kaynatılır. Süzülüp bir başka kaba alınan brokoli suyunun yarısı sabahları aç karnına diger yarısı da aksamları yine aç karnına içilmelidir (ılık veya soguk). Hazırlanan 1 lt su aynı gün tüketlimeli ve ertesi gün için yenisi hazırlanmalıdır. Brokoli suyu içildikten sonraki 20 dakika boyunca su hariç hiç bir sey yenilip içilmemelidir. Aynı zamanda ögle yemeklerinde de haşlanmış brokoli yenmesinin bir çok avantajları vardır. Bu uygulama 1 hafta boyunca her gün yapılmıs olacaktır. Her 7 günden (1 Hafta) sonra 3 günlük bir ara verilmelidir . Bu işleme 21 gün (3 hafta) devam edilmelidir (3 'er günlük aralar hariç)

NOT: 1 lt su için 250 gr'dan fazla kullanılan brokolinin etkisi artar fakat 500 gr'dan fazlası da gerekmez.

1-2 yıllık prostat hastaları için 21 günlük brokoli kürü yeterlidir. 21 günlük brokoli kürünü tamamlayan hastalar belki 5-6 ay sonra tekrar bir rahatsızlık hissedebilirler. Böyle bir durumda sadece 10 günlük bir brokoli kürü yeterli olacaktır.

Uzun bir süreden beri prostat rahatsızlıgı olan hastalar (4 yıldan fazla) için 21 günlük brokoli kürü rahatsızlıklarını geçici bir süre gidermek için yardımcı olacaktır. Bu durumdaki hastalar 45 gün brokoli kürü uygulamalıdırlar.(Yine aynı şekilde her 7 günden sonra 3 gün ara vererek)

Brokoli Kürü Esnasında Dikkat Edilmesi Gerken Hususlar :
Brokoli kürü (tedavisi) boyunca, baharat ve baharatlı yiyecekler kesinlikle yasaktır ve her çesit kahve ile hayvansal yaglardan da kaçınılması gerekir. 

Brokoli Tedavisi Esnasında ve Sonrasında Beklenen Sonuçlar:
Sertleşme problemlerinin düzelmesi (Erectile dysfunctions)

Idrar yapma zorluklarında düzelme

Meni miktarının artması

Kısırlığın giderilmesi

Yaşam kalitesinin normallestirilmesi

Urogenital sistemden (Böbrek, prostat, mesane vs.) patojen mikropların temizlenmesi

PSA 'nın düsürülmesine katkı (Prostate Specific Antigen)

Genito-Urinary sistemdeki spazm ve kramplar için yarar

Brokoli, kür esnasında eş zamanlı olarak aşağıdaki faydaları da sağlar :

Kolesterol seviyesinin düşürülmesi

Bağırsak hareketlerinin düzenlenmesi

Kan basıncının ayarlanması

Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi

Kaynatılmıs Brokoli Kullanmamızın Sebebi Nedir ?
Taze veya kaynatılmamış brokoli , harekete geçirilmemesi gereken (aktif hale gelmemesi gereken) bazı enzimler içerir. Bu enzimleri etkisiz hale getirmenin en basit yolu, brokoliyi 5 dakika su içinde kaynatmaktır. 5 dakikalık bir kaynatma sonucunda bu enzimler etkisiz hale geleceklerdir. Eğer bu enzimler etkisiz hale getirilmezlerse brokoli , BPH (Iyi huylu prostat büyümesi), prostat  ve genel olarak idrar yolları enfeksiyonlarından müzdarip olanlara başarılı bir sekilde tedavi yapmayacaktır. Brokoli çok önemli bilesikler içerir. Bu bilesikler sadece söz konusu  enzimler etkisiz hale getirildikleri zaman, prostat, BPH ve idrar yolları enfeksiyonu hastalarını tedavi edebilirler. Eger bu yapılmazsa brokolinin içerdigi enzimler, brokolinin bu hastalar üzerindeki etkisini azaltıcı farklı reaksiyonlara başlarlar.

Sık Sorulan Sorular :
Soru 1 : 21 günlük kür süresine 3 günlük dinlenme süresi dahil mi ? Hayvansal yaglardan kaçınılmasını öneriyorsunuz, bu hiç balık, tavuk, et ve hatta peynir yenmemesi anlamına mı geliyor ? Neler yiyebilecegimize örnekler verir misiniz ?

Cevap 1 : 21 günlük tedavi süresi 3 günlük dinlenme süresini kapsamamaktadır. Izgara ile pisirilmis tavuk ve balık yiyebilirsiniz fakat tereyagı, iç yagı ve bunlarla pisirilmis yiyecekleri yememelisiniz. Düsük yaglı diyet peynirleri de yiyebilirsiniz. Baharat ve baharatlı yemeklerden ve her ne çesit olursa olsun kahveden (kafeinsiz olsa bile) uzak durmalısınız. Bitkisel sıvı yagları tercih etmeli ve margarin kullanmamalısınız.

Soru 2 : Brokoliyi günde 1 kez mi yoksa 2 kez mi kaynatıyoruz ? 1 lt için günlük brokoli miktarı ne kadardır ?

Cevap 2 : Sadece 1 kez kaynatıyorsunuz. Sabahleyin 250 gr la 500 gr arası brokoliyi 1 lt suyla agzı kapalı bir tencerede kaynatıyorsunuz. Yarısını sabahleyin aç karnına diger yarısını da aksam yemeginden önce içiyorsunuz. Brokoli suyunu içtikten sonra 20 dakika boyunca su hariç hiç bir sey yemiyor ve içmiyorsunuz. 20 dakika sonra kahvaltınızı veya aksam yemeginizi yiyebilirsiniz. Brokoliyi 5 dakikadan fazla kaynatmamalısınız.

Soru 3 : Kaynatacagımız brokoli odunsu saplardan mı yoksa bitkinin çiçekli bölümlerinden mi olusuyor ?

Cevap 4 : 250-500 gr 'lık günlük kür için bitkinin her iki bölümünü de kullanabilirsiniz :

Soru 4 : Brokoliden kaçınıyorum, çünkü doktorum onun prostatımı azdıracak bazı kristalizasyonlara sebep olabildigini söyledi. Doğru mu ?

Cevap 4 : Tam tersine, brokoli tedavisi kristalizasyonu önlüyor. Brokoli tedavisi (kürü) kristalizasyona sebep olamaz. Brokoli kürünü binlerce hasta üzerinde test ettik. Bu kürü uygulayan hastalardan bazıları da özellikle prostat taşlarını yok etmek ve mesanedeki kristalleşmeyi gidermek amacıyla kullananlardı.

Soru 5 : Diger seyleri de yememize izin veriliyor mu ? Yoksa 7 gün boyunca sadece brokoli yiyip brokoli suyu mu içecegiz ?

Cevap 6 : Elbette normal olarak diger seyleri de yemenize izin veriliyor. Fakat kahve vs. gibi kısıtlamalar var.

Referanslar:
1-http://prostatitis.org/broccindex.aspl

2-http://prostatitis.org/broccfaq.aspl

3-http://prostatitis.org/broccboiled.aspl

4-http://prostatitis.org/methods.aspl

5-http://www.medizin-forum.de/prostatitis/broccoli-kur-d.aspl

6-http://www.prostatitis.org/earlyjune99/Broccoli%20Treatment%20(TRANSLATIO)

7-http://members.xoom.com/iasaracoglu/index.asp
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/brokoli-gercegi-9140.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/brokoli-gercegi-9140.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/brokoli-gercegi-9140-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/brokoli-gercegi-9140.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/brokoli-gercegi/99/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 15:08:33 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bitkileri Toplamak]]></title>
			<description><![CDATA[Sifalı bitkileri toplayabilmek için , onları tanımak gerekir . Eger onları tanıyorsanız , dikkat etmeniz gereken konular , dogru zamanda , uygun yerde ve gerektigi biçimde toplamaya özen göstermektir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sifalı bitkileri toplayabilmek için , onları tanımak gerekir . Eger onları tanıyorsanız , dikkat etmeniz gereken konular , dogru zamanda , uygun yerde ve gerektigi biçimde toplamaya özen göstermektir . Kazanılmıs deneyimlere göre , en basarılı tedavileri , yeni toplanmıs taze bitkiler saglar . Taze bitkiler Subat sonundan baslayarak Kasım sonuna kadar toplanabilir . Kıs için kurutulmus bitkilerden , pek büyük olmayan bir stok hazırlamak yeterlidir . Bunun için onları en etkili oldukları zamanda toplamaya özen göstermelisiniz . 

Çiçeklerde en etkili zaman , çiçeklenme baslangıcında

Yapraklarda en etkili zaman , çiçeklenmeden önce ve çiçeklenme zamanında 

Köklerde en etkili zaman , ilkbahar baslangıcında ve sonbaharda

Meyvelerde en etkili zaman , olgunluk zamanıdır.

Elbette , su özelliklere de özenle dikkat etmek gerekir : Yalnızca  saglıklı , temiz ve hasaratsız (larvasız , kurtsuz ve  böceksiz) bitkiler toplanmalıdır . Günesli günlerde bitkiler sabah erken saatte toplanmalıdır .

Toplama Yapılamayacak Yerler :
Kimyasal gübre kullanılmıs veya ilaçlama yapılan bahçeler , tarlalar , çayırlar

Kirli ve mikroplu suların kıyıları , tren yolları , karayolları ve endüstri alanları civarları

Dogayı Koru !
Bitkileri kökleri ile beraber çekip koparmayın ve zarara yol açmayın .  Çiçekleri ve yaprakları toplarken bitkileri ezmeyin ve topladıgınız bitkileri naylon posetlere veya cebinize koymayın . Bu durumda bitkiler terlemeye baslar ve kurutulurken kararırlar .

Kurutma ve Saklama
Bitkiler , kurutulmadan önce yıkanmazlar (Kökler hariç).Bunun için Toplama bölümündeki özelliklere uyulması bir zorunluluktur . Eger bitkileri kendiniz toplamıyor ve hazır kurutulmus olarak bir yerlerden alıyorsanız yukardaki kosullarda toplanarak kurutulup kurutulmadıgından emin olmalısınız . Kurallara uygun olarak toplanan bitkiler ince ince kıyılır temiz bezlerin veya baskısız ve boyasız kagıtların üzerine serpistirilir ve gölgeli , havadar ve sıcak yerlerde elden geldigince çabuk kurumaya bırakılır . Köklerde , kabuklarda ve çok sulu bitki bölümlerinde , kurutma için zaman zaman yapay sıcaklık da kullanılabilir . Fakat sıcaklıgın 35 dereceyi asmaması gerekir . Dikkatle yıkanan köklerin kurutulmaya bırakılmadan önce kıyılmaları daha dogru olur .

Ancak , tam anlamı ile kurutulmus bitkiler kıs için saklanabilir . Bu görev için cam kaplar veya agzı kapanabilir karton kutular idealdir . Plastik kaplar ve teneke kutular kullanılmamalıdır . Kurutulmus bitkiler ısıktan korunmalıdır . Renkli cam kaplar , örnegin yesil renkliler en uygun olanlarıdır . Hazırladıgınız stok yalnızca bir kıs için olmalıdır . Kurutulmus bitkiler sifalı güçlerini zamanla yitirirler . Her yeni yıl , bize taze bitkiler armagan edecektir .

Sifalı Bitkilerin Kullanım Biçimleri

Kaynaklar:
1-"Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık" , Maria Treben 

2-Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/bitkileri-toplamak-7406.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/bitkileri-toplamak-7406.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/bitkileri-toplamak-7406-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/bitkileri-toplamak-7406.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/bitkileri-toplamak/98/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 14:52:57 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bitkilerin Kullanımı]]></title>
			<description><![CDATA[Bitkilerin kullanımı, Bitkilerin hazırlanması, Bitkiler nasıl hazırlanır hazırlanma şekilleri Şifalı bitkiler, Alternatif tıp]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çay Hazırlamak
Haşlayarak Demleme :
Belirtilmiş oranda taze veya kurutulmuş bitki bir cam kaba veya metal olmayan bir başka kaba konur , kaynamaya başlayan su ocaktan alınır ve hazırlanmış olan bitkilerin üzerine dökülür . Taze bitkilerin demlenmesi için fazla beklemeye gerek yoktur (Birbuçuk-iki dakika yeterlidir) . Çay açık renkli olmalıdır : Açık sarı veya açık yeşil . Kurutulmuş bitkilerin demlenmesi ise biraz daha uzun sürer (3-6 dakika kadar) . Bu yöntemle hazırlanmış bir çay hem daha yararlıdır hem de daha güzel görünür .

Belirtilmiş oranda kök , gerekli görülen süre boyunca soğuk suda bekletildikten sonra , kısa süre kaynatılır ve 3 dakika kadar demlenmeye bırakılır . Günlük çay miktarı bir termosa konur ve gün boyunca ağır ağır yudumlayarak içilir .

Genel olarak , dolu bir çay kaşığı (yarım tatlı kaşığı) ince kıyılmış bitki , orta boy bir su bardağı (200 cc) dolusu suya yeterlidir . Değişik durumlarda ve bitkilerde , bu miktarlar reçetelere göre değişebilirler .

Soğuk Suda Yumuşatma :
Bazı bitkiler (Örneğin ebegümeci , ökseotu ve eğir kökü ) , sıcaklığın etkisi ile şifalı güçlerini yitirebilecekleri için , kaynatılmamalı ve haşlanmamalıdır . Bu tür bitkilerden elde edilen çaylar soğuk su ile hazırlanır . Belirtilen ölçüde bitki ,soğuk suda 8-12 saat süre ile bekletilir (Genellikle geceleri) . Süre dolduktan sonra içilebilecek derecede ısıtılarak , önceden kaynar suyla çalkalanmış bir termosa doldurulur . 

Soğuk suda bekletme ve haşlama karışımından oluşan çay türü ise , şifalı bitkilerden en iyi yararlanma biçimi olarak belirtilebilir . Bitkiler belirtilmiş su miktarının yarısının içinde gece boyunca bekletilir ve sabahleyin süzülür . Suyu süzülmüş olan bitkiler , belirli su miktarının öbür yarısı ile haşlanır (kaynatılmaz) ve yeniden süzüldükten sonra , soğuk ve sıcak çay karıştırılır . Bu yöntemle hazırlanan çaylarla , yalnızca soğuk veya sıcak suda eriyebilen maddeleri kazanabilme olanağını elde edebiliriz .

Tentür Hazırlamak
Tentürler , 35-40 derece alkol içerikli damıtılmış içkilerin veya aynı derecede etil alkolün kullanımı ile elde edilirler . Bir şişe veya ağzı kapanabilir bir kavanoz , ince kıyılmış  bitkilerle gevşekce doldurulur (Kuru bitkiler için kavanozun 1/5'i, taze bitkiler için kavanozun 2/5'i)  ve üstüne alkollü içki veya etil alkol eklenir . Sıvı , bitkilerin üstüne çıkmalı ve kavanozun çalkalanacak kadarlık bir kısmı boş kalmalıdır. Ağzı iyice kapatılan şişe veya kavanoz , 14 gün  güneşte bekletilir ve her gün 2-3 kez çalkalanır . Süre sonunda ince delikli bir süzgeç veya tülbentle birkaç kez süzülür. ve bitki posasının suyu sıkılır. 1-2 gün bekledikten sonra bir kez daha süzülür ve koyu renkli şişelere aktarılır. Elde edilen bu başlangıç tentürü, serin bir ortamda saklandığında, kullanım süresi 2-3 yıl civarındadır. Tentürler , içten  doğrudan veya çaya ve suya eklenerek , dıştan da kompres veya friksiyon (sürülme) biçiminde kullanılırlar . Örnek : İsveç iksiri

Tentürün İnceltilerek Güçlendirilmesi :
Bazı bitki tentürlerinin kullanımında yukarıda açıklanan başlangıç tentürü tercih edilir. Ama tentürler genellikle inceltilip-güçlendirilerek kullanılr.

İnceltme - Güçlendirme Yöntemi :
1 ölçü başlangıç tentürü, 9 ölçü 30-35 derecelik etil alkol-su karışımı ile koyu renkli küçük bir şişede inceltilir ve iyice çalkalanır. Elde edilen tentür, desimal ölçüye göre; D1 ' dir ve şişenin üstüne, kullanılan bitkinin adı, tentür yapımının tarihi ve incelti derecesi ( D1 ) bilgilerini içeren bir etiket yapıştırılır. D1 inceltisinden alınan 1 ölçü, aynen yukarıdaki gibi 9 ölçü etil alkol-su karışımıyla inceltilirse D2 inceltisi elde edilir. Böylece devam edilerek , kullanımı önerilen incelti derecesine ulaşılır. (D3, D4,D5,D6 ... gibi)

Homeopaty biliminde (tentür ile tedavi) 2 yüzyıl boyunca yapılan sürekli araştırmalar ve insan üzerinde yapılan deneylerle, hangi hastalıklara karşı hangi bitkisel, hayvansal veya mineral tentürün, hangi incelti derecesinde, hiç bir yan etki yapmadan başarılı olabileceği kesinlikle saptanmıştır. Homeopaty (Homeopathic- Homeopathie-Homöopathi) yöntemleriyle yapılacak tedavilerde, konu literatüründe yerini almış olan bu incelti derecelerine ve kullanım dozajlarına mutlaka uyulmalıdır. Bazı hastalıklara karşı çok yüksek incelti dereceleri (Örnek : D30 gibi) önerildiğinde, konunun yabancısı olan kişiler şaşkınlığa kapılabilirler, ama bu tespitler kesinlikle doğrudur çünkü tentürlerin etkinlikleri genelde inceldikçe artar!

Tentürler, kullanım miktarları göz önüne alındığında, bitki çaylarından çok daha etkilidirler. Alkol almak istemeyen veya kesin alkol yasağı altında olan kişiler için sıcak su karışımı idealdir, çünkü alkol sıcak suyun içerinde kısa bir sürede uçar ve geriye yalnızca bitkisel etken maddeler kalır. Tentürler ayrıca, tam veya yarım banyolara eklenerek de kullanılabilir.

Özsu Çıkarmak
Bitkilerin taze özsuları , damla biçiminde kullanılmaya veya hasta organları nemlendirmeye uygundur . Bu özsular , evlerde kullanılan meyva sıkma aleti ile de elde edilebilirler . Bitkilerin özsuyu her gün taze olarak sıkılabilir . Ağzı iyice kapalı küçük renkli şişelerin içinde , buzdolabında bir kaç gün saklanabilir .

Bitki Lapası
Saplar ve yapraklar , bir tahta tabla üstünde , bir bitki lapası haline gelene kadar merdane ile ezilir . Elde edilen lapa , bir keten bezin üstüne yayılarak , hasta organın üstüne yatırılır , sargı bezi ile sarılır ve sıcak tutulur . Bu lapa kompresi gece boyunca etkilemeye bırakılabilir .

Bitki - Buhar Kompresi
İçinde su kaynayan bir kabın üstüne yerleştirilen süzgecin içine taze veya kurutulmuş bitkiler konduktan sonra , süzgecin üstü kapanır . Bir süre sonra  , yumuşamış olan bu sıcak bitkiler bir bezin üstüne yerleştirilerek , hasta organın üstüne yatırılır . Hepsi , bir yünlü kumaşla örtülür ve başka bezlerle sıkıca sarılır . Hasta kişi üşümemelidir .Örneğin : Atkuyruğu buğu kompresleri çok etkilidir . Buğu kompresleri , iki saat veya gece boyunca hasta organın üstünde kalabilirler .

Merhem ve Yağ Hazırlamak
İki avuç taze bitki ince kıyılır . 500 gr içyağı veya bir doğal margarin , sanki kızartma yapılacakmış gibi , bir kabın içinde kızdırılır . Bitkiler bu kızgın yağın içine atılarak karıştırılır , 1-2 dakika sonra ateş söndürülür , kabın kapağı kapatılır ve soğumaya bırakılır . Soğuduktan sonra buzdolabına koyulur . Ertesi gün , kap yine ısıtılır (kızartılmaz) ve bir tülbentten geçirilerek süzülür ve hazırlanmış olan merhem kaplarına dağıtılır .

Bitki yağı hazırlamak için , çiçekler veya yapraklar gevşek biçimde bir şişeye doldurulur ve bitkilerin iki parmak üstüne çıkacak miktarda , sızma zeytinyağı eklenir . 14 gün boyunca güneşte veya sıcak bir ortamda bekletildikten sonra tülbentten geçirilerek süzülür .

Oturma Banyosu
Tam banyo için, gerekli bitkiler geceden soğuk suya koyulur . Bir banyo için bir  kova dolusu (6-8 litre) taze bitki veya 200 gr kurutulmuş bitki gereklidir . Ertesi gün bu miktar ısıtılır (kaynatılmaz) ve süzüldükten sonra banyo suyuna eklenir (küvet) . Banyo süresi 20 dakikadır. Kalp ve göğüs bölgesi suyun dışında kalmalıdır . Ilık ya da sıcak su ile belirtilen sınırları aşmayacak şekilde doldurulmuş küvete bitki suyunu süzüp boşalttıktan sonra 20 dakika süreyle oturmalısınız. Bu esnada ilgili sayfalarda belirtilen bitki çayını da yudum yudum içebilirsiniz. Banyodan sonra kurulanılmaz ve durulanılmaz. Bir bornozun içinde , sıcak yatakta bir saat kadar yatarak dinlenilir.

Yarım banyo için , yarım kova (3-4 litre) taze bitki veya 100 gr kurutulmuş bitki gereklidir. Yarım banyonun hazırlanışı ve uygulanışı da aynı tam banyo gibidir. Ancak, banyo suyu  böbreklerin üstüne kadar çıkmalıdır . Yarım banyo süresi de 20 dakikadır. Banyodan sonra kurulanılmaz ve bir bornozun içinde , sıcak yatakta bir saat kadar yatarak dinlenilir. İlgili sayfalardaki bitki özelliklerine uygun önerilere dikkat edilmesi gerekir .

NOT : Tüm bu bilgiler "Şifalı Bitkiler" bölümünde önerilen değişik bitkilerin kullanımı için referans olarak verilmiştir .

Kaynaklar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Sağlık" , Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.

7- Eröztürk N. : Bir Yudum Sağlık, Anahtar Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 2000]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/bitkilerin-kullanimi-2957.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/bitkilerin-kullanimi-2957.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/bitkilerin-kullanimi-2957-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/bitkilerin-kullanimi-2957.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/bitkilerin-kullanimi/97/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 14:42:36 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Binbirdelik Otu ( Hypericum perforatum L .) Sarı Kantaron]]></title>
			<description><![CDATA[Tarla , yol ve orman kıyılarında , tepelerde ve çayırlarda Temmuz’dan Eylül’e kadar çiçeklenen ve ülkemizde , sarı kantaron , kanotu , kılıçotu , koyunkıran , kuzukıran , mayasılotu ve yaraotu gibi yöresel adlara da sahip olan şifalı bir bitkidir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Binbirdelik Otu ( Hypericum perforatum L .) Sarı Kantaron
Binbirdelik Otu ( Hypericum perforatum L .) tarla , yol ve orman kıyılarında , tepelerde ve çayırlarda Temmuz’dan Eylül’e kadar çiçeklenen ve ülkemizde , sarı kantaron , kanotu , kılıçotu , koyunkıran , kuzukıran , mayasılotu ve yaraotu   gibi yöresel adlara da sahip olan şifalı bir bitkidir . Bitki 25-60 cm boyunda olup , çok dallıdır ve sapları ayrı olduğu halde bir şemsiye biçimindeki çiçekleri 5 parçalı , korolla altın sarısı renkli ve kenarları siyah renkli guddeli tüyler ile çevrilidir  . Erkek organları çok adette ve 3 demet halinde bir araya toplanmıştır . Yapraklar ışığa karşı tutulduğunda , yağ guddeleri , parlak noktacıklar halinde kolaylıkla görülür . Bitkiye binbirdelik otu denmesi bu özellikten ileri gelmektedir .  Yanılmamak için , tam olarak açmış bir çiçeği parmaklarınızın arasında ezdiğinizde , ondan kırmızı bir su aktığını göreceksiniz . Tanen ( tannin) , uçucu yağlar ( carophyllene , pinene , limonene , myrcene ), flavon türevleri ( flavonoids ; quercitrin , quercitin , rutin ),  hipericin ( hypericin , pseudohypericin ), karoten ( carotene ), Vitamin C ve resin  içermektedir . Hipericin ışığa duyarlı yapan bir bileşiktir . Bu bitkiyi yiyen hayvanlar (Koyun , sığır ,at) dan yalnız beyaz tüylü olanlarda bazen ölümle sonuçlanan , deri hastalıkları meydana gelir . Siyah tüylü hayvanlarda bu tip bir duyarlılık meydana gelmemektedir . Avrupa ve Anadolu ‘da yaygın bir bitki olup ; Hristiyan inancında kutsal bir yeri vardır . Avusturya’da İsa’nın haç kanı , İsa’nın mucize otu , İsa’nın yara otu , Tanrı kayrası otu ve peygamber kanı gibi isimlerle anılmaktadır . Gerçekten de binbirdelikotu yağı ; ağrı kesici , iltihap önleyici ve iyileştirici özellikleriyle , en iyi yara yağıdır .

Binbirdelikotu çayı ; sinir yaralnmalarında ve her türlü sinirsel şikayetlerde , çarpma sonucu yaralanmalarda ve ağır kaldırma sonucu ortaya çıkan rahatsızlıklarda kullanılır . Ayrıca o , ishale karşı da çok etkili bir bitkidir . Sinirsel yüz ağrıları  , günde 2-3 bardak binbirdelikotu  çayı içip , dıştan da (haricen) ağrılı bölgeler uzunca bir süre binbirdelikotu yağı ile ovalanarak iyileştirilebilir .  Bitkinin ayrıca , sinir iyileştirici olarak adlandırılan ve sinirsel rahatsızlıklarda , nevrozlarda , uykusuzlukta ve sinir yorgunluklarında başarıyla kullanılan bir de tentürü ( Binbirdelikotu Tentürü ) hazırlanabilir . Bu tentür dıstan (haricen) friksiyon (ovarak sürme) biçiminde , içten (dahilen) ise , günde 10-15 damla , 1 yemek kaşığı suya karıştırılarak kullanılır . Konuşma bozukluklarında , rahatsız uykularda , histeri krizlerinde , uyurgezerlikte olduğu kadar , yatağa işeme ve depresyonlarda da başarıyla kullanılabilir .

Tüm bu hastalıklarda içten binbirdelikotu çayını kullanırken , bir yandan da oturma banyolarının çok olumlu sonuçlar verdiğini söyleyebiliriz . Haftanın 6 günü , arka arkaya ayak banyoları alınması da tavsiye edilmektedir . Sinir sistemi ile ilgili tüm rahatsızlıklarda bu kür önemlidir .

Gelişme çağındaki genç kızların , bir süre (Birkaç ay) günde 2 bardak binbirdelikotu çayı içmeleri tavsiye edilir . Bu çay , cinsel organların gelişmesine yardımcı olacak ve adet görme düzensizliklerine son verecektir . Çok ünlü olan Binbirdelikotu (Kantaron) Yağı ’da hiç bir evde eksik olmamalıdır . Bu yağı herkes kolayca hazırlayabilir . İyılestirme gücünü en az 2 yıl korur ve yalnızca açık yaralarda , yeni yaralanmalarda , hematomlarda (Deride mavi-mor lekeler) , beze şişkinliklerinde, güneş yanıklarında ve pürüzlü yüz ciltlerinde bakım toniği olarak kullanılmakla kalmayıp , uçuklar ( herpes ), varisli damarlar, basurlar ( hemorrhoids ), sırt ağrıları , lumbago , siyatik, mafsal (eklem) iltihabı, romatizma ve   felçli-inmeli ( paralysis ) bölgelerde de etkili bir friksiyon (Ovarak sürme) yağı olarak kullanılabilir . Yanıklarda ve haşlanmalarda etkili bir yağa sahip olabilmek için bitkinin çiçekleri keten tohumu yağına yatırılır . Bu yağ , güneş yanıklarında da kullanılabilir . Karınlarına zeytinyağı ile hazırlanmış binbirdelikotu (Kantaron) yağı sürüldüğünde karın ağrısı çeken bebeklerin ağlamaları sona erer . 

Sarı kantaron Ekstresi ; özellikle Amerika ve Almanya'da bitkisel kökenli sakinlik veren ürünler arasında en çok kullanılan bir üründür. Kronik yorgunluk sendromunda, menapoz dönemindeki sıkıntı, stres ve gerginliklerin giderilmesinde son derece faydalıdır.

Kullanım Biçimleri
Çay Hazırlamak : 1 tatlı kaşığı dolusu bitki , orta boy 1 su bardağı kaynamıs suya eklenir  ve 3-4 dakika demlendikten sonra süzülür . Yukarıda belirtilen durumlarda günde 2-3 bardak içilir .

Binbirdelikotu (Kantaron) Yağ ı Hazırlamak : Günesli havada toplanmıs çiçekler , gevsek biçimde bir siseye doldurulur ve üstüne , sızma zeytinyağı eklenir . Zeytinyağı çiçekleri örtmelidir . Mayalanma süresi olan 3-5 gün süresince sisenin kapağı açık tutulur ve arada bir çalkalanarak , günesli bir yerde bekletilir . Daha sonra şişenin kapağı kapatılır ve 4-5 hafta boyunca , arada bir çalkalanarak güneste bekletilir . Süre sonunda süzülür , çiçekler de sıkılır ve koyu renkli şişelere doldurularak saklanır . Yanık yaraları için , zeytinyağı yerine , ketentohumu yağı kullanılır .

Binbirdelikotu (Kantaron) Tentürü Hazırlamak : 1 lt konyağın içine , güneste toplanmış ve ince kıyılmıs 2 avuç bitki (sap , yaprak ve çiçek ) eklenir . Sise 14 gün boyunca güneşte bekletilir ve arada bir çalkalanır . Süre sonunda süzülür ve koyu renkli şişelere aktarılarak , serin bir ortamda saklanır .

Sarı kantaron Ekstresi : Özellikle Avrupa ve Amerika'da çay yerine, bitkinin çiçek, yaprak ve saplarından elde edilen ve kapsül şeklinde satılan ekstresi de kullanılmaktadır. Bu ürün T.C Tarım Bakanlığı'nın izniyle ithal edilmiş olup %0,3 hipericin içeren 300 mg'lık kapsüller halinde gıda takviyesi olarak satılmaktadır. Bu kapsüllerden günde 3 kez yemeklerle birlikte 1 kapsül alınabilir.

UYARILAR :
1- Bu ürünün önerilen dozlardan daha yüksek miktarlarda kullanımı ciltte kızarıklık ve güneş ışığına hassasiyetle sonuçlanan fotosensibiliteye sebeb olabilir.

2- MAO inhibitörleri ve antidepresan ilaçlarını kullananlar bu ürünü kullanmadan önce doktorlarına danışmalıdırlar.

3- Doğum kontrol hapı ile birlikte kullanımı , doğum kontrol hapının etkisini azaltabilir.

Referanslar :
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Sağlık" , Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/binbirdelik-otu-hypericum-perforatum-l-sari-kantaron-7981.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/binbirdelik-otu-hypericum-perforatum-l-sari-kantaron-7981.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/binbirdelik-otu-hypericum-perforatum-l-sari-kantaron-7981-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/binbirdelik-otu-hypericum-perforatum-l-sari-kantaron-7981.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/binbirdelik-otu-hypericum-perforatum-l-sari-kantaron/96/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 14:25:37 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Baharatlar]]></title>
			<description><![CDATA[Baharat Baharatlar yöresel baharatlar bölgesel baharatlar kullanımı yapımı nasıl yapılır en iyi nasıl kullanılır baharatların saklanması yemekte kullanılması.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Baharatlar 7 ana grupta incelenir
1. Köklerinden faydalanılanlar : Kara turp, kırmızı turp gibi.
2. Gövdelerinden faydalanılanlar : Zencefil, tarçın gibi.
3. Yapraklarından faydalanılanlar : Nane, kekik, merzengüş, maydanoz, defne gibi.
4. Soğan yapısında olanlar : Mutfak soğanı, sarmısak gibi.
5. Çiçeklerinden faydalanılanlar : Karanfil gibi.
6. Meyvelerinden faydalanılanlar : Kimyon, anason, karabiber, kırmızı biber, vanilya gibi.
7. Tohumlarından faydalanılanlar : Hardal, küçük Hindistan cevizi gibi.
 
Anason: Haziran-ağustos aylarında, beyaz renkli çiçekler açan, 50-60 cm yüksekliğinde, bir senelik bitkidir. Gövdesi dik, silindir biçiminde, içi boş, çok dallı, tüylü ve üstü çizgilidir. Alt yaprakları uzun saplı, oval veya kalb biçimindedir. Çiçekler bileşik şemsiyelerde toplanmışlardır. Meyveleri armut şeklinde küçük, üzeri tüylü, yeşilimsi sarı renklidir. Başta Ege bölgesi olmak üzere bütün Anadolu’da bahçelerde yetiştirilir. Kültür anasonunun vatanının Anadolu olduğu tahmin edilmektedir. Meyvalarında nişasta, müsilaj, sabit ve uçucu yağ bulunmaktadır. Uçucu yağ miktarları bitkinin cinsine ve yetiştiği yerin şartlarına bağlıdır. Uçucu yağın % 80-90’ı anetoldür. Anetol, zehir etkili fakat bu etkisi çok olmayan bir maddedir. Meyvelerinden su buharı distilasyonu ile elde edilen anason yağı, hemen hemen renksiz ve karakteristik kokuludur. Anason tıpta midevi, bağırsak gazlarının teşekkülünü önleyici, hazmı kolaylaştırıcı ve göğüs yumuşatıcı olarak kullanılır. Ayrıca nefes darlığı, öksürük ve kalb çarpıntısı rahatsızlıklarında da etkilidir. Anason yüksek dozda alındığında baş ağrısı, uyuşukluk, görme zorluğu yapar. Daimi kullananlarda anisizm hastalığına sebeb olur. Bilhassa çocuklara uyku vermede, midede teşekkül eden gazları gidermede çok faydalıdır. Bebekler için bir çay kaşığı tohum bir bardak suya olmak üzere çay olarak hazırlanır. Yemeklerden önce veya süte katılarak bir kaç çay kaşığı verilir. Büyükler % 1-2’lik çayını günde 2-3 bardak alabilir. Kullanılan kısmı, meyvaları ve yapraklarıdır. Meyveleri tamamen olgunlaştıktan sonra toplanır ve gölgede kurutulur

Çörekotu: Haziran-temmuz ayları arasında yeşille karışık açık mâvi renkli çiçekler açan, 20-40 cm boyunda bir senelik, otsu bir bitkidir. Yol kenarları ve bilhassa ekin tarlaları içinde bulunur. Gövde dik ve kısa tüylüdür. Yaprakların alttakileri saplı, üsttekileri sapsızdır. Çiçekler uzun saplı ve tek tektir. Taç yaprakları iki loplu ve bal özü bezleri taşıyan 8 tâne küçük parça hâlindedir. Meyveleri çok tohumlu olup, tohumlar siyah renkli ve oval şekillidir. Güney Avrupa, Balkan memleketleri, Kuzey Afrika, Türkiye ve Hindistan’da yetiştirilmektedir. Bitkinin kullanılan kısımları tohumlarıdır. Tohumları tamâmen olgunlaştıktan sonra toplanır ve güneşte kurutulur. Çörekotu tohumlarında uçucu ve sabit yağ, tanen, şekerler, glikozit bünyeli bir saponin ve alkaloitler bulunmuştur. Tohumları gaz söktürücü, uyarıcı ve idrar söktürücü olarak kullanılmaktadır. Güzel kokusu sebebiyle müshil ilâçlarının içine ilâve edilen iyi bir lezzet ve koku değiştiricidir. Çörekotunun Anadolu’da bulunan ve aynı şekilde kullanılan diğer türleri şunlardır:

Şam çörekotu (Nigella damascena): Yaprakları parçalıdır. Çiçekleri tek ve üst yapraklar tarafından örtülmüş durumdadır. Parlak mâvi çiçeklidir.

Kır çörek otu (Nigella arvensis): 10-30 cm yüksekliğinde mâvi çiçeklidir. Yaprakları sivri parçalıdır. Tohumları kurt düşürücü olarak da kullanılır.

Defne: 6-18 m yüksekliğinde, yuvarlak tepeli ve sık dallı bir ağaç veya ağaçtır. Almaşık sapın iki yanında karşılıklı değil de aralıklı olarak bir sağda, bir solda bitmiş yapraklar şeklinde dizilmiş, 7.5-10 cm uzunluğundaki yapraklar oval biçimli, donuk renkli derimsi ve sert kenarları da genellikle dalgalıdır. Bitkinin sarımsı veya yeşilimsi beyaz renkte küçük çiçekleri, olgunlaştığında rengi koyu mora dönen tek tohumlu, etli meyveleri vardır. Bitkinin kullanılan kısmı yaprak ve meyveleridir. Yaprakları uçucu yağ yönünden zengindir. Baharat olarak kullanılır. Defne meyvelerinde de uçucu yağ ve diğer yağlar, acı maddeler bulunur. Meyveleri midevî ve sinir ağrılarına karşı kullanılır. Meyve yapraklarından elde edilen yağ cildi tahriş edici merhemlerin içine konur. Aynı maksat için veteriner hekimlikte de, bundan başka sabun ve şampuanlara koku vermek için de kullanılır.

Hardal: 0,2-1,5 m boylarında beyaz veya sarı çiçekli, yıllık otsu bitkilerdir. 10 kadar türü vardır. Türlerinin çoğu Akdeniz çevresi memleketlerinde yetişir. Hardalın beyaz hardal otu, siyah hardal otu, yabanî hardal olmak üzere değişik türleri vardır.

Siyah hardal otu (Sinapis nigra): 1-1,5 m boyunda, bir yıllık sarı çiçekli otsu bir bitkidir. Yaprakları saplıdır. Meyveleri 1-3 cm uzunlukta 2-3 mm genişlikte, sap üzerine yatık, tüysüz, hemen hemen dört köşeli, kısa sivri uçludur. Yassı ve köşeli olan meyvelerinde tohumların bulunduğu yerler şişkindir. Tohumlar kırmızımsı siyah renktedir. Bitkinin Orta Avrupa, Anadolu ve İran’da kültürü yapılır.

Kullanılan kısımları tohumları ve tohumlarından elde edilen yağıdır. Bitkinin yaprakları dökülmeye başladığında meyve salkımları toplanır. Bunlar 15 gün kadar gölgede kurutulduktan sonra tohumları alınır. Hardal tohumlarında müsilaj, yağ, sinapin, sinigrin isimli glikozit ve mirozinaz fermenti vardır. Çok eskiden beri tıpta kullanılmaktadır. Dâhilen hardal tohumu unu az dozlarda midevî, yatıştırıcı ve tarçınla karıştırılırsa iyi bir iştah açıcıdır. Hâricen yakı, lapa veya banyo hâlinde romatizma ve bronşitte mevzii tahriş yapmak için kullanılır. Hardal yağı cildi tahriş eder, onun için sürüldüğü yer kızarır. Hafif antiseptiktir. Dumanı öksürük ve gözyaşı getirir. En fazla baharat olarak kullanılır. Deriyi tahriş edip, kızarttığından iç organlardaki kanı dışarıya toplar. Zehirlenmelerde kusturucu etkisinden faydalanılır. Hardal yakıları bir saatten fazla tutulmamalıdır. Aksi halde yılancığa benzer büyük şişler meydana gelir. Yakılar ılık suda ısıtılır. Sıcak su fermentleri tahrip eder. Hardal yakısı, hardal tozunun kâğıt üzerine yapıştırılması suretiyle elde olunur. Kullanılacağı zaman ılık suda ıslatılarak hardallı tarafı deriye gelecek şekilde kullanılır.

Beyaz hardal otu (Sinapis alba): Beyaz çiçekli hardal otudur. Vatanı Akdeniz çevresi memleketleridir. Orta Avrupa ve Kuzey Amerika’da da kültürü yapılır. Önemli bir yağ bitkisidir.

Beyaz hardal otunun sarı-kırmızı veya beyaz renkteki olgun tohumlarından hardal yağı elde edilir. Kullanılışı siyah hardal otu ile aynıdır.

Yabani hardal (Sinapis arvensis): 20-60 cm yüksekliğinde, memleketimizde tarla ve nadaslarda, yol kenarlarında yetişen bir tarla otudur.

Hindistancevizi: Srilanka, Malezya ve Afrika ülkelerinde yetiştirilir. Baharat olarak kullanılan, bilinen Hindistancevizi meyvesinden farklıdır. Küçük hindistancevizi olarak anılır fakat tamâmen farklı olan bir bitkidir. Tropik bölgelerde (Moluk Adaları) yetişir. Yaz ve kış yeşil olur. 10 m yüksekliğindedir. Avrupalılar buna muskatcevizi de derler. Çünkü Avrupa’ya eskiden Arabistan limanlarından Muskat’tan gönderilirdi. Tohumları tıpta kullanılır. Meyveleri kapsül biçimdedir. Her kapsül irice bir tohum ihtivâ eder. Tohumun içinde “arillus” denilen ağsı bir örtü vardır. Tohumları ve etli olan aril denilen kısmı kullanılır. Tohumları miristisin, uçucu yağ, nişasta ihtivâ eder. Aromatik kokusundan dolayı bâzı ilaçların bileşimine girer. Sindirim kolaylaştırıcı ve gaz söktürücü etkisi vardır. Bu sebeple bilhassa küçük çocuklara verilir. Etli kısmı da aromatik kokuludur. Yüksek dozları zehirlidir. Türkiye'de yılda 1500 ton civarında tüketilir. Tatlı ve pastacılarda yoğun olarak kullanılır.

Karabiber: Hindistan, Brezilya, Singapur, Malezya, endonozya ve Vietnamda yetiştiriliyor. Adana ciarında deneme üretimleri yapıldı, fakat başarılı sonuç alınamadı. Ülkemizin iklimi Karabiber yetiştirilmesini müsait değil. Karabiberin, Salvak, Malabar ve Beyaz Karabiber olmak üzere üç çeşidi var. Bunlardan Salavak, biraz çekildiği zaman esmer, Malabar açık giri ve Beyaz Karabiber ise süt beyazı renginde oluyor. Karabiber, başta kebap ve köfteler olmak üzere, birçok yemekte kullanılıyor. Karabiberin ülkemizdeki yıllık tüketimi 3 bin ton civarında.

Karanfil: 10-20 m yüksekliğinde, yaprak dökmeyen ağaçlardan elde edilir. Vatanı, tropik Asya (Moluk Adaları, Zengîbar) dır. Karanfil bildiğimiz süs karanfil çiçeğinden farklıdır. Yaz kış yeşil kalan yaprakları, meşin gibi serttir. Çiçekleri pembedir ve kiraz çiçekleri gibi demet hâlinde bulunurlar. Bu çiçeklerin kurutulmuş tomurcukları “karanfil” adını alır. Kurutulmuş tomurcuklar, 10 mm boyunda, çiviye benzer şekilde, ovaryumu hafif dört köşeli, dört taç ve çanak yaprağından meydana gelmiş olup, kırmızı-kahverenklidir. Çiçek sapları da karanfil adıyla satılmakta ise de ikinci kalite ürün sayılmaktadır. Karanfile koku ve lezzetini veren “eugenol” adındaki bir uçucu yağdır. Kurutulmuş tomurcuklar ezilip subuharı distilasyonuna tâbi tutulursa % 14-20 kadar karanfil esansı denilen uçucu yağ elde edilir. Bu uçucu yağda % 80-90 kadar eugenol ve %3 kadar da asetil eugenol bulunur. Eugenol, hoş kokulu, kuvvetli antiseptik ve analjezik bir maddedir. Karanfil çok eski çağlardan beri baharat olarak kullanılmaktadır. Eskiden saraylarda konuşacak kimseler, nefesleri güzel koksun diye karanfil kullanırlardı. Tıpta, diş hekimliğinde, diş tedâvisinde ağrı kesici ve antiseptik olarak kullanılır. Gaz söktürücü bir etkisi de vardır. Diş macunlarının terkibine girer. Pasta ve şekercilikte, parfümeride ve sabun sanâyiinde kullanılır. Ayrıca eugenol vanilin eldesinde kullanılan başlıca maddelerden biridir. Bugün karanfilin en çok yetiştirildiği ve ihraç edildiği ülkelerin başında Zengibar ve Madagaskar gelir.

Kekik: Mayıs-eylül ayları arasında çiçek açan çok yıllık, çok dallı, odunsu ve küçük çalımsı bir bitkidir. Yol kenarlarında kurak bölgelerde, bilhassa dağlık yerlerde çok rastlanır. Tabanda odunlaşmış bir gövdesi, ince dört köşeli ve kırmızımsı renkli dalları vardır. Yaprakları 1 cm kadar uzunlukta, oval, sapsız veya kısa saplıdır. Yapraklarda, uçucu yağ depo eden salgı tüyleri bulunur. Çiçekler küçük, iki veya çok çiçekli pembemsi, mor-beyaz veya kırmızı renklerde, dalların uçlarında küresel durumlar teşkil ederler. Çanak ve taç yaprakları tüpsü ve lopludur. Anadolu’da oldukça yayılmış olup, birçok varyeteleri de vardır. Memleketimizde 37 kekik türü bulunmaktadır. Halk arasında kekiğe benzeyen mercan köşk veya merzengüş (origanum) türleri; İstanbul kekiği, İzmir kekiği gibi adlarla kekik yerine kullanılmaktadır. Kekiğin sarımsı renkte bir uçucu yağı vardır. Bu yağda önemli olan ve kokusunu veren thymol bulunur. Kekik, çay hâlinde mide ağrılarına karşı, dolaşım uyarıcısı, baharat olarak ve idrar söktürücü olarak kullanılır. Thymol az dozlarda midevî, balgam söktürücü, sinir kuvvetlendirici ve boğaz ağrılarına karşı kullanılır. Yüksek dozlarda ise antiseptik ve kurt düşürücü olarak verilir.

Kimyon: Konya ve Polatlı'da yetiştirilir. Konya'da yetiştirilen, sarımtırak bir renge sahiptir. Çekildiği zaman Polatlı cinsi hafif esmer olur. Sucuk ve köfte yapımında kullanılır. Aromatik yapısı sebebiyle, kıyma ile yapılan yemeklerde tercih edilen bir baharattır.

Kırmızı Pul Biber: Güneydoğu illerinde, en çok Gaziantep ve ıslahiye'de üretiliyor. Biberin yüzde 60'ı Islahiye'de üretilir. Fakat buna Maraş biberi denir. Kırmızı Biber, kurutulup, taş değirmende kalın bir şekilde öğütülür. Yıllık 10 bin ton tüketiliyor.

Köfte Baharı: Bu baharat, değişik baharatların belirli ölçülerde karıştırılıp eöğütülmesinden elde edilen bir karışım. Ana maddesi kişniş. Karabiber, Tatlı Kırmızı Biber, az miktarda Karanfil, Defne yaprağı ve Kekik'ten oluşuyor.

Susam: Bir metre boyunda, yağ veren bir yıllık otsu bir bitkidir. Başlıca Hindistan, Çin ve Sudan’da yetişir. Bitkinin alt yaprakları karşılıklı ve loblu, üst yapraklar tam ve mızrak şeklindedir. Çiçekler beyaz veya pembe olup, yaprakların koltuğunda salkım durumunda toplanmışlardır. Meyveleri 2-3 cm boyunda, uzun, prizmatik ve çok tohumlu bir kapsüldür. Susam, sıcağı çok sever. Isı miktarı fazla olan yerlerde tohum verimi ve yağ oranı artar. Orta derecede ağır ve humuslu topraklarda iyi yetişir. Tohumlarından % 50 civârında yağ elde edilir. Yağı hemen hemen kokusuz ve soluk renklidir. Yemek yağı olarak kullanılır. Tedâvide müshil etkilidir. Kabukları soyulmuş susam tohumlarının ezilmesiyle tahin elde edilir. Bu da tahin helvası yapımında kullanılır. Ayrıca susam tohumları simit ve pastaların üzerine konur.

Sumak: Güneydoğu Anadolu'da yetişen, çalı gurubundan, bodur bir ağacın yapraklarının kurutulup toz haline getirilmesiyle elde edilir. Yaprakları tanen, şekerler ve sarı renkli boya maddeleri taşırlar. Kabız edici, kan kesici, antiseptik etkili olup, ayrıca yünlü kumaşların boyanmasında kullanılır. Boğaz ve diş etleri hastalıklarında da gargara hâlinde kullanılır. Sumağın, sarı çiçeklerinin taç yaprakları ve meyvelerinde oldukça keskin ekşi bir lezzet vardır. Güneydoğu'ya has "ezme" ve çeşitli yörelerde yapılan mantı ile birlikte yenilir.

Tarçın:  Vatanı Güney ve Güneydoğu Asya olan, yaprak dökmeyen aromatik kokulu ağaçtan elde edilir. Önemli olan iki tür tarçın en çok kullanılmaktadır.

Çin tarçını (Cinnamamum cassia): Güneydoğu Çin’de yetiştirilen bir türdür. 10-12 m yüksekliğinde kışın yapraklarını dökmeyen bir ağaçtır. Esas ağacın kurutulmuş kabukları kullanılır. Kabukların dış kısmında mantar tabakası bulunur ve grimsi renklidir. Kokusu kuvvetli ve özel, tadı tatlımsı ve yakıcıdır. Tanen ve uçucu yağ taşır. Baharat olarak kullanılır. Meyveleri de baharatlı lezzetli ve tarçın kokuludur Tarçın yerine kullanılır.

Seylan tarçını( Cinnamomum seylanicum): Kışın yapraklarını dökmeyen küçük bir ağaçtır. Hindistan ve Doğu Hint Adalarında yetişir. Kabukları kahverenkli, boru şeklinde iç içe geçmiş ve mantar tabakası yoktur. Özel kokulu ve tatlımsı baharlı, lezzetlidir. Tanen ve uçucu yağ taşır. Kabız, gaz söktürücü ve antiseptik etkisi vardır. Baharat ve koku verici olarak kullanılır.

Tarçın esansı: Seylan tarçınının kabuklarından elde edilen bir uçucu yağdır. Kuvvetli tarçın kokuludur. Gıdâ ve parfümeri sanâyinde koku verici olarak kullanılır.

Tatlı Toz Biber: Hiç acısı olmayanı, Geyve'de, Osmangazi civarında üretiliyor. Tatlı Kırmızı Biberi'in kurutulup öğütülmesiyle elde ediliyor. Ayrıca, acı olan cinsi ise Karacabiy, Kemalpaşa ve İnegöl'de yetiştiriliyor.

Vanilya: Birçok tropikal ülkelerde yetiştirilen, tırmanıcı gövdeli bitkilerdir. Vatanı Meksika, Madagaskar, Java ve Antillerdir. Bitkinin yaprakları sapsız, yassı ve etlidir. Meyveleri 15-20 cm uzunlukta, yassı, iki uca doğru incelmiş, parlak siyahımsı renkli bir kapsüldür. Kokusu özel ve tadı acıdır. Yeşilken toplanıp, sonra suda haşlandıktan sonra kurutulan meyveleri kullanılır. Özel kokulu vanilin maddesi ancak fermentatif bir kurutma sonucunda meydana gelmektedir. Vanilin meyveden glikosit ile bağlı durumdadır. Ancak böyle bir kurutma esnâsındaki mayalanma ile serbest hâle geçmektedir. Mîde ve sinir sistemini uyarıcı etkilere sâhiptir. Koku verici olarak gıdâ sanâyiinde kullanılmaktadır.

Yenibahar:  Batı'da "Jameika Biberi" olarak da bilinir.   Başta Jameika olnak üzere, Maksika ve Malezya'da yetiştirilen Yenibahar, "Pimento Officinalis" adlı bitkinin, olgunlaşmamış meyvelerinden elde edilir. Özellikle köftelerde kullanılıyor. Yılda 500 ton tüketiliyor.

Zencefil: 100 cm boyunda kamış görünüşünde çok yıllık otsu bir bitkidir. Yapraklar mızrak şeklinde sivri uçlu ve tarçın kokuludur. Çiçekler sarı renkli ve çoğu bir arada bulunurlar. Zencefilin vatanı Güney Asya olmakla berâber Hindistan, Batı Afrika gibi birçok tropik bölgelerde ekimi yapılır. Memleketimizde ancak seralarda yetiştirilir. Nemli iklimi ve sulak yerleri sever. Bitkinin kökleri nişasta, reçine ve uçucu yağlar taşır. Kökler yassı ve grimsi renklidir. Kuvvetli kokulu ve biraz acımsı lezzetlidir. Baharat olarak kullanılır. Zencefil yağının hazmı kolaylaştırıcı tesiri vardır. Ayrıca yatıştırıcı ve gaz söktürücü etkiye sâhiptir.

BAHARATIN ÖYKÜSÜ
Baharatlar, çiçek, yaprak veya kabukları kurutularak, dört mevsim lezzet ve şifa dağıtıyor. Bazen bir çiçeğin, bazen dev bir ağaç kabuğunun, bazen de bir orkide soğanının adı olan baharatlar, insanoğlunun çok eskilerden beri değişik amaçlarla kullandığı bitkilerdir.

Baharatın ilk kullanıldığı yer olarak, Uzak Doğu kabul edilir. Avrupa'da ilk tanınan baharatlar ise, Hint Karabiberidir. O yıllarda, birşeyin pahalı olduğunu ifade etmek için, "Karabiber gibi pahalı" denildiği de kayıtlarda yer almaktadır. Avrupalı'larca yağ ve merhem yapımında kullanılan tarçın, Hindistan ve Seylan gibi ülkelerden, kervanlarla İskenderiye'ye kadar getiriliyordu. Öyle ki, bir zamanlar tarçının, Arabistan'da yetiştirildiği zannediliyordu. İlk çağdan beri Çin ve Hindistan'da kullanılan zencefilin, Hindistan'dan geldiğini bilmeyen Dioskorides ve Plinius'a göre, bu baharat Yunanlılar'a Persliler tarafından tanıtıldı. Zencefil, Romalı'ların besin maddelerinde büyük rol oynamıştı.

Zencefilin Ortaçağ Avrupası'nda kullanımı, karabiber kadar yaygındı ve onun gibi pahalıydı. İlaç ve boya olarak kullanılan, Keşmir, İran ve Frigya'dan gelen safran, Romalılar tarafından biliniyor ve kullanılıyordu.

Baharatın Bizans İmparatorluğu yoluyla Avrupa'ya geçmesi, 9. yüzyıldan itibaren engellendi. Ama çok miktarda tüketilen etin muhafazası için, baharata duyulan ihtiyaç ve onun güzel tadı, zengin sınıflarına baharatı unutturamadı.

Baharatın yıldızı Avrupa'da yeniden parladı ve safran, Fransa ile İtalya'da ekilmeye başladı. Doğu Akdeniz limanları (İskenderiye) Avrupalı tüccarlara yeniden açılınca, Venedikli'ler Avrupa piyasasında hemen hemen bir tekel kurdular.   

Orta çağın sonunda, Avrupa'da baharat tutkusu, aşırı derecede çoğalmıştı. Şatafatlı ziyafetlerde baharatlı yemekler yapmak modaydı. Alabildiğine zenginleşmiş olan baharat tüccarları, Floransa'da bu işi sanat haline getirdiler ve 19. yüzyılın başında  288 çeşit baharat sattılar. Venedik'in tekelinden kurtulmak için baharat sağlamaya çalışmak, büyük coğrafi keşiflerin önemli sebeplerinden biri oldu. 16. ve 17. yüzyıllarda, Portekiz, İspanya, İngiltere, Fransa ve Hollanda gibi sömürgeci ülkeler, baharat ticaretinde sıkı bir yarışa girdiler.

İbni Sina'nın bahsettiği, Hindistanceveze ve Meksike vanilyası, 16. yüzyılın başında Avrupa'ya geldi. Atlantik limanlarına büyük miktarda gelen baharatlara, sayısız iyileştirici nitelikler atfediliyordu. 1560 yılına kadar, baharatın fiyatı Lizbon'da sürekli bir artış gösterdi. Bundan sonraki iki yüzyıl boyunca da, baharat sürekli değeri artan bir ürün oldu. Baharat yetiştiren yerlerin artması ve de yemek zevkinin değişmesi, 19. yüzyılın başlarında baharatın ticari önemini biraz olsun azalttı.

Baharat Anadolu'ya Afrika ülkelerinden yine kervanlarla getiriliyordu. Develerle güney illerimize gelen baharatlar, daha sonra oradan diğer illere ve İstanbul'a gönderiliyordu. Baharat çeşitlerinin Uzakdoğu'da da yetiştirilmeye başlamasıyla, buradan denizyoluyla İskenderun'a getirildi.

Hem getirilmesinin zor olması, hem de ekonomik olmaması sebebiyle, zamanla birçok baharat da yurdumuz topraklarında yetiştirilmeye başladı. Fakat, Karabiber, Hindistancevizi gibi, iklim şartlarının müsait olmaması sebebiyle yetiştirilemeyen 5-6 çeşit halihazırda ülkemize başka yerlerden getiriliyor.

Baharatı günümüzde en çok Hintli'ler kullanıyor. Bunun yanısıra, Avrupa ve Amerika'da da baharat kullanımı çok yaygın. Bilhassa italyan ve Fransız mutfaklarında baharatın büyük bir önemi var. Türkiye de, en çok baharat kullanan ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle Güneydoğu illerimizde, acı biber tüketimi bir hayli fazla.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/baharatlar-8096.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/baharatlar-8096.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/baharatlar-8096-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/baharatlar-8096.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/baharatlar/95/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 14:20:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aynısafa (Calendula officinalis) Aynısefa]]></title>
			<description><![CDATA[Ülkemizde yetişen bitkiler arasında çok önemli bir yere sahiptir . Bu şifalı bitki ayrıca , altıncık , ölüçiçeği , tıbbi öküzgözü , nergis   ve tıbbi nerkis olarak da anılır ve sokak çiçekçileri onu susi adı ile de tanırlar.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Aynısafa Bitkisi
Aynısafa (Calendula officinalis) , ülkemizde yetişen bitkiler arasında çok önemli bir yere sahiptir . Bu şifalı bitki ayrıca , altıncık , ölüçiçeği , tıbbi öküzgözü , nergis   ve tıbbi nerkis olarak da anılır ve sokak çiçekçileri onu susi adı ile de tanırlar . Kansere ve kanser türü çıbanlara karşı kullanılan bitkilerdendir . Bir bahçe çiçeğidir o . 50cm kadar uzar , çiçek renkleri sarıdan portakal rengine kadar değişir , sapı ve yaprakları etlidir ve tutulduğunda , sanki yapışkanmış gibi hissedilir . Bazı değişik türleri de vardır , ama hepsinin şifalı özelliği eşittir . Sabahları saat 7’den sonra da çiçekleri kapalı kalmayı sürdürdüklerinde , o gün yağmur yağacak demektir . Bu yüzden bitki , eski çağlarda yağmur göstergesi olarak bilinirdi . Bitki , çiçekleri , yaprakları ve  sapları ile toplanır ve kullanılır . Fakat , güneşin en yakıcı olduğu zamanda toplanması gerekir , çünkü , bitkinin şifalı gücü ancak o sırada doruğa ulaşmış olur . Kırağı düşene kadar , yani sonbahar sonlarına kadar bahçeden taze olarak toplanabilir . 

Aynısafa çayı , kan temizleyici bir bitki çayı  olarak , mikroplu sarılıkta en önemli yardımcımızdır . Günde 1-2 bardak çay içildiğinde , mucizeler yaratır . Aynısafa , temizleyici , dolaşım uyarıcı etkilere sahiptir ve yaraların kapanmasının çabuklaştırır . Elini motorlu testereye kaptıran bir adam , hastaneden çıktıktan sonra , çok şiddetli yara sancısı çekiyordu . Bunu duyduğumda (M.Treben) , aynısafa merhemi kullanmasını tavsiye ettim . Bu merhemin etkisiyle çoşkuya kapılmaktan kendini alamamış ve  söylediğine göre , uykusuz geceler geçirmesine neden olan sancı ,  merhemi sürdükten biraz sonra dinmiş . O zamandan beri , bahçesinde aynısafayı kesinlikle eksik etmiyor . Bir ziyaret sırasında , ev sahibi hanım bana , varisle kaplı baldırlarını göstermişti . Bahçeden aynısafa toplayarak hemen merhem hazırladım . Kalan posayı da baldırlara koyarak , bezle bağladım (posalar 4-5 kere kullanılabilir ) .Kadın her gün , bir keten bezin üstüne bıçak sırtı kalınlığında merhem sürerek baldırlarına bağladı . Belki şaşıracaksınız ama , 4 hafta kadar sonra beni ziyarete geldiğinde , varislerden eser kalmamıştı . İki bacak da yeniden düzgün ve güzel bir cilde kavuşmuştu . Bir   hemşirenin anlattığına göre , sokakta rastladığı yaşlı bir kadının bacaklarındaki aşırı derecedeki varisler dikkatini çekince , ona aynısafa merhemi kullanmasını tavsiye etmiş . Bir ay sonra kadın kendisine bacaklarını gösterdiğinde ise büyük bir şaşkınlığa kapılmış . Tüm varisler yok olmuş ve cilt pürüzsüz bir hal almış . Damar iltihapları , iyileşemeyen varis çıbanları , fistüller , donuk kabarcıkları ve yanık yaralarında da bu merhem çok çabuk yardımcı olur . Meme çıbanlarında , merhem ve merhemin posası , hastalık kötü karakterli (kanser ) olsa bile kullanılmalıdır. 

Tanıdığım bir kadının memesinin alınması gerekmişti . Hastanede yatarken ve hepimiz onun için endişe içindeyken bu merhemi hazırladım (M.Treben) . Daha sonra bu merhemi , o koskocaman ameliyat izine sürmeye başladığında , yaranın o güçlü gerilimi hemen yok oldu . Sonradan yapılan doktor kontrolünde , ameliyat izinin öteki hastalarınkine oranla çok daha iyi olduğu tesbit edildi ve gerekli ışın tedavisinin yalnızca bir bölümünün uygulanması yeterli görüldü . Aynısafa merhemi , aynı zamanda kaşıntılı ayak mantarına karşı da güçlü bir yardımcıdır . Kullanılan tüm ilaçların başarılı olamadığı durumlarda bile , onun büyük bir başarı sağlamış olduğunu , bana (M.Treben) gelen mektuplardan öğreniyorum . Bu rahatsızlıkta , taze bitkinin kaynama suyu da başarıyla kullanılabilir . Vajinal mantar hastalıklarında da yıkama ve oturma banyoları uygulanmalıdır . 50 g kurutulmuş veya iki avuç dolusu taze bitki bir banyo için yeterlidir . Stuttgart’tan bir hanım , eşinin ayak mantarından çektikleri yazmıştı bana . Denemedikleri hiçbir şey kalmamış . Banyolar , merhemler , pudralar hiç etkili olmamış . En sonunda da aynısafa merhemini denemişler . Sekiz gün sonra , açık yaralar kapanmış ve bir daha da açılmamış . Şaşılacak gibi , değil mi ? Merhemin yanı sıra , bir aynısafa tentürü de hazırlamak gerekir . Bu tentür , kaynatılmış suyla inceltildiğinde , özellikle yaralar , ezikler , hematom , kas yırtılmaları ve hatta iltihaplı veya habis çıbanlarda , uzun süre yatmaktan oluşan yaralarda , tümörlerde ve şişliklerde kompres olarak kullanılır.

Aynısafanın , kötü karakterli çıbanlara karşı doğal ilaç olarak kullanabileceğini yalnızca Dr. Kneipp belirtmemiş . Dr. Steger , Dr. Bohn , Dr. Halenser ve daha başka ünlü doktorlar (Almanya) da bu konunun doğruluğunu savunmuşlardır . Dr. Bohn , bir kanser olayında ameliyat olanağı kalmadığında aynısafanın en etkin ilaç olduğunu ve uzunca bir süre de çayını içmek gerektiğini belirtiyor . Bitkinin taze sıkılmış özsuyu , deri kanserinde bile başarıyla kullanılmaktadır . Uzunca bir süre , günde 5-6 kez bitki özsuyu sürüldüğünde , hemangiom (damar yumrusu ) , pigmen lekeleri ve yaşlılık lekeleri de kaybolur . Bu yöntemle , kanser türü lekeler de tedavi edilebilir . Yakın bir geçmişte , Amerikalı araştırmacı Dr. Drwey , aynısafanın kanser konusundaki şifalı gücünü belirterek , onunla pek çok başarı elde etmiş olduğunu açıkladı . Aynısafa çayı , mide ve bağırsak hastalıklarında , mide krampı ve mide ülserinde olduğu kadar , kalın bağırsak iltihabında , ödem ve kan işemeye karşı da kullanılır . Mikroplu hastalıklarda  ve bakteri dışkılama hallerinde bu çay büyük başarı sağlar . Taze bitki çayı kullanımının ne kadar etkili olduğunu tanıdık bir doktordan da dinlemiştim : “İki buçuk yaşındaki bir kız çocuğu , üst üste yapılan çocuk felci aşıları yüzünden , kronik ishal ,  zayıflama ,belirgin bir görme zayıflığı ve beslenme zorlukları sonucunda yatağa düşmüştü . Klinik araştırmalarda , çocukta paratifo saptanmış ve bu nedenle gözetim altına alınmıştı . Bir hafta boyunca aynısafa çayı içtikten sonra , çocuğun durumu belirgin bir biçimde düzeldi . Hemen ardından yapılan kontrolde ise , dışkıda  paratifo mikrobu bulunamadı .” Aynısafa , mikroplu sarılıkta hatırı sayılır başarılar elde ettiği için , karaciğer hastalıklarında da çok etkilidir . Çiçek , sap ve yapraklar kısaca haşlanır ve şekersiz içilir . Yukarıda belirtilen hastalıklarda günde 3-4 bardak olmak üzere , her 15 dakikada 1 yemek kaşığı içilir . Çeyrek litre kaynar suya 1 yemek kaşığı çiçekle hazırlanan çay , kurt düşürmede kullanılır . Taze sapların özsuyu , siğillere ve uyuza karşı kullanılabilir . Bitki haşlanmayıp , kaynatıldığında , bu suyla banyo yaptırılan temriye ve beze şişkinlikleri iyileşir . Sürekli içilen çay , kan temizleyici olarak etkilidir . Ilık çayla göz banyosu yapıldığında , görme gücü artar . Kanser türü çıbanlar ve tümörler , bacaklardaki açık yaralar , bacak çıbanları ve kapanmak bilmeyen inatçı yaralar , aynısafa ve atkuyruğu eşit karışımdan hazırlanan çayla yıkandığında iyi sonuçlar alınır . Bu karışımdan bir yemek kaşığı dolusu bitki , yarım litre suyla haşlanarak hazırlanmalıdır . 

Aynısafa çayının eşsiz etkisini gerektiğince vurgulayabilmek için , bazı başarılı tedavi sonuçlarını belirtmek istiyorum . Sekiz yıldır kalın bağırsak iltihabı çeken bir hemşire , kitabımdaki (M.Treben)  önerilere uyarak , aynısafa çayı içmeye başladı . Günde iki bardak bitki çayı içiyordu ve dördüncü günden sonra hiçbir şikayeti kalmadı . Şiddetli ishal çekmekte olan bir başka hemşire , papatya çayı içtiği halde bir türlü iyileşemiyormuş . Ancak aynısafa çayı içmeye başladıktan kısa bir süre sonra sağlığına kavuşabilmiş . Bayern’den bir başka hanum da , 15 yıl boyunca ayak mantarından çok çekmiş ve sık sık damar iltihabına yakalanmış . En sonunda , aynısafa merhemi sayesinde sağlığına kavuşabilmiş . Bir tatlı kaşığı dolusu çiçek , bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanıp , 6-8 dakika demlendikten sonra süzüldüğünde , hafif etkili bir müshil ilacı elde edilir . Burun içindeki kabuklanmalar , aynısafa merhemi ile kısa sürede iyileşir .

Kullanım Biçimleri
Çay hazırlamak : Yarım tatlı kaşığı dolusu bitki , orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır , 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür .

Aynısafa Tentürü :   İki avuç dolusu ince kıyılmış bitki ( sap , yaprak , çiçek ) 1 litre konyağın içinde 14 gün boyunca güneşte veya sıcak bir ortamda , arada bir çalkalanarak bekletilir . Süre sonunda tülbentten geçirilerek süzülür ve koyu renkli bir şişede saklanır .

Oturma Banyosu :  İki avuç dolusu taze veya 100g kurutulmuş bitki , geceden 2 litre suya yatırılır . Ertesi gün ,kaynama derecesine kadar ısıtılır , 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir .

Aynısafa Merhemi : İki avuç dolusu ince kıyılmış taze bitki (sap , yaprak , çiçek ) hazırlanır . 500g içyağı veya margarin , kızartma  yapılacakmış gibi kızdırılır ve içine bitkiler dökülür . Çıtırdaması beklenir, karıştırılır ve ateşten çekilir . Üstü kapatılarak , serin bir yerde gece boyunca bekletilir . Ertesi gün hafifçe ısıtılır , bir tülbentten geçirilerek süzülür ve merhem kaplarına aktarılır . Serin bir ortamda saklanmalıdır . 

Özsu çıkarma : Yaprak , sap ve çiçekler iyice yıkanır , ince doğranır ve henüz nemliyken , mutfak robotunda suyu sıkılır .

Kompres : Kompres yapılacak bölgeye önceden yağlı bir krem sürülür , uygun büyüklükte bir pamuk veya bez parçası  inceltilmiş tentür ile ıslatılır , sıvının fazlası sıkılır ve nemli pamuk veya bez  hasta  bölgeye konur ve yayılır , üstü bir naylon parçası ile örtülür ve hepsi büyük bir bez veya sargı bezi ile sarılır . Kompres süresi 2-4 saat olabilir , ama gece boyunca da sürebilir . Önemli olan kişinin kendisini rahat hissetmesidir .  

Kaynama Suyu (Yıkamalar) : Çeyrek litre suya bir yemek kaşığı dolusu bitki kullanılır .

Kaynaklar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Sağlık" , Maria Treben 
2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi , Prof.Dr. Turhan Baytop, I .U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/aynisafa-calendula-officinalis-aynisefa-5645.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/aynisafa-calendula-officinalis-aynisefa-5645.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/aynisafa-calendula-officinalis-aynisefa-5645-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/aynisafa-calendula-officinalis-aynisefa-5645.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/aynisafa-calendula-officinalis-aynisefa/94/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 14:01:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ayı Sarımsağı (Allium Ursinum) Yabani Sarımsak]]></title>
			<description><![CDATA[İlkbahar müjdecilerinin en başta gelenlerinden biridir . Her ilkbahar , bize güneş ve sıcak için yeni bir umut getirir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ayı sarımsağı (Allium ursinum) , ilkbahar müjdecilerinin en başta gelenlerinden biridir . Her ilkbahar , bize güneş ve sıcak için yeni bir umut getirir . İçimiz yine şenlenir , ilk yeşilliklerle sevinir ve bunların tümünün Yaradan'ın iyiliklerle dolu armağanları olduğunu düşünürüz . Bu yeni ve görkemli yeşillikle birlikte , bizler de , sağlık açısından hiçte küçümsenemeyecek derecede tazelik kazanabileceğimiz , bir doku yaşlanmasını yavaşlatma ve beden temizliği kürüne başlamalıyız . Ayısarımsakları , inci çiçeğininkini andıran , neşter biçimindeki cilalanmış gibi parlayan taze yeşil yaprakları , saydam bir beyaz tabaka ile örtülü , uzunca bir soğandan çıkarlar . Üstünde beyaz çiçek yuvarlakları olan açık yeşil ve pürüzsüz sapı 30 cm kadar uzar . Ayısarımsağı , yalnızca bitkisel topraklı , nemli çayırlarda , gölgeli ve nemli dere kıyılarında , çalılıkların altında , yapraklı ağaç ormanlarına yetişir . Bitki daha görülmeden , keskin sarımsak kokusu çevreye yayılır . Bu koku ona yabani sarımsak adını da kazandırmıştır ve gerek inci çiçeğinin yaprakları , gerekse zehirli güzçiğdemi veya acıçiğdem ile karıştırılmasını kesinlikle önlemiştir . İlkbaharda , tabanı nemli ormanlıklar ayısarımsağının taze ve yeşil yaprakları ile kaplanır . Nisanda , Mayısta ve bazen daha da erken yeşermeye başlar . Çiçekleri ise , ancak mayıs ortasında veya haziranda görülür. 

Bu bitkide çok büyük tedavi etme gücü gizlidir ve hatta kış uykusundan uyanan ayıların , mide , bağırsak ve kanlarını temizlemek için onu aradıkları da söylenir . Bitki , genellikle bizim sarımsağımızın özelliklerini paylaşır , ancak çok daha güçlüdür . Bu nedenle o , doku yaşlanmasını yavaşlatma kürü için vazgeçilemez bir bitkidir ve kronik deri hastalıklarına karşı da çok başarılıdır . Yapraklar kuruduklarında şifalı güçlerini yitirdiklerini için , taze bitki kullanımına önem verilmelidir . İnce kıyılarak , tereyağlı ekmeğin üstüne serpiştirilip yenebilir . Ayrıca , yine ince kıyılarak , aroma katkısı için çorbalara (kaynatılmadan ) , haşlanmış patates in üstüne ve maydanoz la tamamlanan daha başka yemeklere kullanılabilir . Yapraklar , ıspanak veya salata gibi de hazırlanabilir . Fakat , miktar fazla tutulduğunda rahatsız edici bir tat oluşturduğu için , ıspanak gibi pişirilmek istenildiğinde ısırganotu ile karıştırılarak kullanılmalıdır Bitkinin genç yaprakları  nisan ve mayısta , yani çiçeklenmeden önce, soğanı ise yaz sonunda veya sonbaharda toplanır.

Ayısarımsağı soğanı , aynen sarımsak gibi kullanılabilir . Mideleri duyarlı olan kişiler , yaprakları ve soğanı ince doğrayıp üstüne sıcak süt dökmeli , 1-2 saat beklettikten sonra , bu sıvıyı içmelidirler . Bitkinin iyileştirici gücüne bütün bir yıl boyunca sahip olmak isteyenler ise , bir ayısarımsağı tentürü hazırlayabilirler . Bu tentürden her gün 10-12 damla , biraz suya karıştırılarak alınır . Bu damlalar , kusursuz bir zihin açıklığı kazanılmasına yardım eder , atardamar sertliğine karşı önlem  yerine geçer ve daha pek çok şikayetlere son verir . Ayısarımsağı , sindirim sistemini çok olumlu etkiler . Aşırı ve kronik ishallerde , bunlar gaz ve kolik eşliğinde olsalar bile , oldukça etkilidir  . Ayrıca , eğer bağırsak krampı veya yorgunluğu nedeniyle oluşmuşsa , kabızlıkta da çok başarılı sonuçlar verebilir . Kurtlar ve hatta bağırsak solucanları , bir süre ayısarımsağı kullandıktan sonra yok olurlar . Bağırsakların çalışma randımanı artınca , yaşlı kişilerde görülen , hareketsizlikten veya bağırsakların doluluğundan kaynaklanan rahatsızlıklar da sona erer . Mideden kaynaklanan kalp düzensizlikleri , uykusuzluk , aynı zamanda , atardamar sertliklerinin veya yüksek olan kan basıncının yol açtığı baş dönmesi , kafada basınç  ve soluk alma düzensizlikleri de azalır , basınç fazlalığı  zamanla normalleşir . Ayısarımsağı şurubu , sürekli balgam çıkaran ve bu nedenle soluk alma zorluğu çeken yaşlı kişiler için de mucizeler yaratan bir iksirdir . Kronikleşmiş öksürüklerde bile göğsü yumuşatabilir ve böylece , soluk alma zorluklarını ortadan kaldırır . Genellikle yaşlı kişilerde oluşan ödemlerde ve akciğer rahatsızlıklarında bu iyileştirici şurup başarıyla kullanılabilir . Kullanılan taze yapraklar böbrekleri ve mesaneyi temizleyerek , idrar söktürür . Zor iyileşen yaralar , üstlerine taze bitki özsuyu sürüldüğünde hızla iyileşir .  Bitki , kendisini özellikle sivilceli ciltlerde kanıtlamış bir kan temizleyicidir . 

Ünlü herbalist Künzle , özellikle bu bitkiyi çok överdi : “O , tüm bedeni temizler , zararlı ve inatçı maddeleri dışarı atar , sağlıklı kan yaptırır, zehirli maddeleri öldürür ve dışarı atar . Oldum olası hastalıklı kişiler , liken hastaları , s” 

Kullanım Biçimleri :
Aroma: Taze bitki yaprakları , maydanoz gibi doğranarak , tereyağlı ekmeğin , çorbaların , salataların ve et yemeklerinin üstüne serpiştirilir.

Ayısarımsağı Tentürü: İnce doğranmış yapraklar veya soğanlar , bir şişenin boğazına kadar gevşekçe doldurulur , üstüne , bitkileri aşacak miktarda , iyi kaliteli konyak eklenir ve 14 gün güneşte veya sıcak bir ortamda , arada bir çalkalanarak bekletilir ve sonunda süzülür . Günde 4 kere , biraz suyun içine 10-12 damla karıştırılarak alınır .

Ayısarımsağı Şurubu: Bir avuç dolusu ince kıyılmış bitki yaprağı , iki bardak dolusu beyaz şarap içinde kısaca kaynatılır , isteğe göre , bal veya reçelle tatlandırılır ve gün boyunca yudumlanarak içilir .

Kaynak:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık" , Maria Treben ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ayi-sarimsagi-allium-ursinum-yabani-sarimsak-6484.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ayi-sarimsagi-allium-ursinum-yabani-sarimsak-6484.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ayi-sarimsagi-allium-ursinum-yabani-sarimsak-6484-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/ayi-sarimsagi-allium-ursinum-yabani-sarimsak-6484.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/ayi-sarimsagi-allium-ursinum-yabani-sarimsak/93/</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 13:56:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Atkuyruğu (Equisetum Arvense)]]></title>
			<description><![CDATA[Atkuyruğu (Equisetum arvense),  kırkilitotu , zemberekotu , çamotu , kırkboğum , tilkikuyrığu ve katırkuyruğu olarak da tanınır.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Atkuyruğu (Equisetum arvense),  kırkilitotu , zemberekotu , çamotu , kırkboğum , tilkikuyrığu ve katırkuyruğu olarak da tanınır. İlkbahar başlangıcında, derinlere kök salmış olan köksaptan, önce spor taşıyıcı kahverengi başak sapları çıkar. Düzgün yapılı küçük çam ağaçlarını andıran 40-50cm boyundaki yeşil yaz kuyruğu ise daha sonra çıkar.

Çok yıllık, otsu ve çiçeksiz bitkilerdir. Gövdesi silindir biçiminde, dallı veya dalsız, yeşil veya esmer-yeşil renkli, sert ve içi boştur. Yaprakları çok  küçük, pul biçiminde ve sivri uçludur. Spor ile çoğalırlar.Spor keseleri verimli gövdelerinin uçlarında başak şeklinde toplanmışlardır. Türkiye'de 7 kadar türü yetişmektedir.

Saponin , %60-70 silisilik asit , potasyum tuzları , tanen ve az miktarda alkaloitler (palustrin, nikotin ve diğerleri) içerirler. Atkuyruğu , tarlalarda, dere kıyılarında ve eğimli arazilerde yetişir. Balçıklı toprakta yetişenleri en şifalı olanlarıdır. Yetiştiği yere göre %60-70 silisik asit içerir ve bu oran onun şifalı etkinliğini arttırır. Doğal olarak, yapay gübre kullanılan tarlalardan toplanılmaması gerekir. Dalları en ince olan atkuyruğu cinsi genellikle ormanlarda ve orman kıyılarında yetişir. Bu cins de şifalıdır. Bataklık, karasuluk yerlerde ve dağlık meralarda yetişen, parmak kalınlığında saplı ve yüksek boylu bitki ( Equisetum hiemale ) ise yalnızca dıştan, banyo katkısı (oturma banyosu) olarak kullanılmalıdır! Genç sürgünleri yiyen hayvanlarda, kan işemesi ile belirlenen zehirlenmeler görülür. Özellikle sığır ve atlar bu bitkiye karşı duyarlıdır. Kurutma ile zehirlilik etkisi azalmaz. İnsanlarda da aynı şekilde zehirlenme belirtileri görülmektedir. Bu nedenle dikkatle kullanılması ve belirtilen miktarların üzerinde kullanılmaması gereken bir drogdur. Çayı yapılacak bitkilerin, tarlalardan, orman kıyılarından ve dere kıyılarından toplanması gerekir. Çay için toplanacak bitkiler( Equisetum arvense) , 25-60 cm yükseklikte ve sapı 3-6 mm civarında olan türlerdir. Mayıs-Haziran döneminde, henüz canlı yeşil rengini korurken, sapın toprağa yakın bölümünden kesilir ve demetler halinde gölge ve havadar bir yere asılarak kurumaya bırakılır. İğne yapraklar gövdeden kolayca ayrıldığında kuruma tamamlanmış olur. Yapraklar ovuşturularak saptan ayrılır vebir örgüye serilerek 1-2 gün boyunca tam olarak kurumaya bırakılır. Sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır.

B u bitki, özellikle kanama durdurucu özelliği ve ağır mesane ve böbrek hastalıklarında sağladığı başarılar sayesinde eski çağlardan beri tanınmaktaydı. Atkuyruğu , kanamalarda, kan kusmalarda, mesane ve böbrek rahatsızlıklarında, taş ve kum rahatsızlıklarında, benzeri bulunamaz ve yeri doldurulamaz bir şifalı bitkidir. Eski rahatsızlıklarda, çürüyen yaralarda ve hatta kanser türü çıbanlarda bile atkuyruğu alışılmamış hizmetler sağlar. Genellikle, ıslak ve sıcak bitki nemli bezlere yatırılarak, hasta bölgeye kompres ( bitki lapası ) olarak uygulanır. İsviçreli herbalist Künzle’nin söylediğine göre ;"Tüm insanlar, bir yaştan sonra sürekli olarak atkuyruğu çayı içmelidirler." Tüm romatizma, gut ve nevraljik ağrılar böylece yok olur ve sağlıklı bir yaşlılık devresi yaşanabilir. Anlattığına göre, 86 yaşındaki bir adam, atkuyruğu buğu kompresi sayesinde korkunç taş hastalığından kurtulmuş ve daha uzun yıllar ağrı çekmeden yaşamış. Ayrıca şunları da ekliyor  Künzle : ”En ağır kanamalar veya kan kusmaları, atkuyruğu çayı içilerek en kısa sürede veya hemen iyileşir !” Ağrılı mesane üşütmeleri ve kramplara karşı, kaynatılmış bitkinin buğusu 10 dakika kadar mesane bölgesine uygulanır . Bu tedavi biçimi birkaç kere yinelendiğinde hastalık tümüyle atlatılır. Birdenbire işeyememe başlayarak ağrılar içinde kıvranan yaşlı kişiler, doktor tarafından idrar bir hortum aracılığı ile boşaltılmadan, bu buğu kompresleri sayesinde ağrılardan kurtulabilirler. Böbrek kumu, böbrek ve mesane taşlarında, sıcak atkuyruğu tam banyolar ı alınır ve aynı zamanda da atkuyruğu çayı içilir ve basınçlı bir biçimde boşaltabilmek için, idrar elden geldiğince tutulur. Taş, bu durumda genellikle düşürülür. Bu konuda almış olduğum mektuplar da, yukarıdaki önerileri onaylamaktadır. Bu kullanım biçimi sayesinde, böbrek taşları düşürülüyor ve daha sonra kişiler kendilerini çok iyi hissediyor ve hiçbir şikayetleri kalmıyor. Sıvı dışkılayıcı ilaçlar yetersiz kaldığında, atkuyruğu yardımcı olur. Örneğin, kalp dış zarında ve akciğer zarında su toplanması veya kızıl hastalığından sonraki böbrek düzensizliklerinde ve sıvı dışkılama düzenini bozan mikroplu hastalıklardan sonra.

Sonuç olarak, onun böbrek ve mesane sistemi için dıştan ve içten kullanılabilen seçkin bir bitki olduğu söylenebilir. Böbrek çanağı iltihaplarında bir tek atkuyruğu katkılı banyo mucizeler yaratır. Bu durumda (yani yalnızca dıştan kullanmak için ), parmak kalınlığında sapı olan uzun boylu atkuyruğu , bataklık ve karasuluk bölgelerden toplanır ve böbrek çanağı iltihaplarında, dıştan kullanılarak, hemen etkisini gösterir. Yakın bir tanıdığım , ağır bir böbrek çanağı iltihabı yüzünden aylardır hastanede yatıyordu. Sağlığına ne zaman kavuşabileceği bir türlü belli olmadığı için, benden (M.Treben) yardım istedi. Atkuyruğu banyosu önerdim ona. Birkaç gün sonra aldığım mektupta şunlar yazıyordu : “Hayatımı kurtardın ! Hastaneden çıktım. Atkuyruğu banyosu tüm şikayetlerimi sona erdirdi ve bana yeni bir güç verdi.” Zor bir doğum sonrasında, genç annelerde bazen, görme bozukluklarına rastlanır ;çünkü doğum sırasında annenin böbrekleri bir hayli zorlanır. Atkuyruğu oturma banyoları , dıştan yaptığı etki ile böbreklerin kan dolaşımını yoğunlaştırarak, onların gözler üstündeki basınçların azalmasını ve böylece görme bozukluklarının giderek düzelmesini sağlar.

Ünlü ılıca hekimi Dr.Bohn, bu bitkiyi övmekle bitiremez : “ Atkuyruğu , bir yandan kanama durdurucu özelliğe sahipken, öte yandan da, çok önemli bir böbrek ilacıdır. Atkuyruğu çayı içildikten sonra, bol miktarda koyu renkli idrar dışarı atılacaktır. Ödemlerde de etkisi çok çabuk görülen bir bitkidir.” Ödemi iyileştirecek ilaçlardan olumlu sonuç alındığında, tüm öteki bitki çayları bir tarafa bırakılarak günde 2-3 bardak atkuyruğu çayı gün boyuna yayılarak, yudumlanarak içilmelidir. Edinilmiş deneyimlere göre, ödem gerileyecektir. Kaşıntılı egzamalarda, kabuklu, iltihaplı, kılları dökülmüş olsa bile, atkuyruğu kaynama suyu ile yapılan banyolar veya kompresler büyük yardım sağlar. Kaynama suyu ile yapılan yıkamalar ve banyolar, dolamalara, bacaktaki açık yaralara, işleyen eski yaralara, kanser türü çıbanlara, fistüllere, kıl dibi iltihaplarına ve deri tüberkülozuna karşı başarılıdır. Dinmeyen burun kanamalarında, bitki kaynama suyu soğutulduktan sonra, kompres biçiminde buruna uygulanır.
Kan dindirici olarak, akciğer, dölyatağı (rahim), basur ve mide kanamalarında, içten çay biçiminde kullanılır. Bu tür olaylarda doğal olarak, bitkinin uzun süre kaynatılması gerekir. Atkuyruğu çıban otu ile eşit karıştırılarak kullanıldığında, kan temizleyici özelliği sayesinde, atardamar sertliğine ve unutkanlığa karşı başarılı olacaktır. Kepekli saçlar, atkuyruğu kaynama suyu ile her gün yıkanır ve saç diplerine zeytinyağı ile friksiyon (ovarak sürme) yapılır. Kepekler kısa sürede yok olacaktır. Binbirdelikotu ile eşit oranda karıştırılarak demlenen atkuyruğu çayı günde 1-2 bardak içilip, akşamları da kuru yemek yendiğinde, yatağa işeme olayı önlenebilir.Bu çay aynı zamanda, bademcik iltihabı, ağız boşluğu ve dişeti kanamalarında ve iltihaplarında, fistüllerde ve polüplerde gargara biçiminde kullanılır. Kadınların beyaz akıntılarında, atkuyruğu oturma banyoları alınmalıdır. Bitkinin, kronik bronşit ve akciğer tüberkülozuna karşı oldukça etkili olduğu da hiçbir zaman unutulmamalıdır ! Düzenli çay içimi ile silisik asit alımı sayesinde akciğer tüberkülozu iyileşirken, bir yandan da, hastalığın yaratmış olduğu genel güçsüzlük durumu sona erer. Avusturyalı Biyolog Richard Willford’un belirttiğine göre, yeni araştırma sonuçları sayesinde, uzun süre düzenli biçimde atkuyruğu çayı içildiğinde, kötü karakterli şişliklerin (tümörlerin) büyümelerinin durduğu ve sonunda yok oldukları söylenebilir. Dölyatağındaki ve anüsteki polipler ve eklem sıvı kesesi iltihapları bile bu yöntemle geçirilebilir. Bu tür olaylarda atkuyruğu buğu kompresi ve oturma banyoları yardımcı olarak uygulanmalıdır. Bu buğu kompresleri , kramplı mide rahatsızlıkları, karaciğer ve safra kesesi düzensizliklerinde ve yukarı doğru oluşturdukları basınçla kalp çalışmasını etkileyen ağrılı birikimlerde yardımcı olur. 

B eni (M.Treben) arayan 49 yaşındaki bir çiftçinin ayak tabanında sert ve ağrılı bir yumru oluşmuştu ve adamcağız yürüyemiyordu. Ben ona, kötü karakterli tümörleri bile yok eden, atkuyruğu buğu kompreslerini önerdim. Üç gün sonra yine telefonla aradığımda, yumrunun tümüyle yok olduğu haberini aldığımdaki mutluluğumu düşünebilirsiniz. Ayak tabanının derisi biraz gevşek ve yumuşakmış, sert yumrudan ise hiçbir iz kalmamış. Tanrı'nın eczanesinden bir mucize daha ! Deneyimlerime göre en ağır bel kemiği sakatlıkları bile, eğer bir sinirin sıkışması sonucunda oluşmamışlarsa, atkuyruğu oturma banyoları ile iyileştirebilirler. Röntgen filminde, yaşlılık nedeniyle aşınmış eklemler saptanmış olsa bile, bu durum ağrı çekmeyi gerektirmez ! Hastalığında yukarı doğru basınç yapmaya başlayan bir böbreğin, bel kemiği boyunca uzanan sinirlere dayanması sonucu bu tür ağrılar oluşabilir. Bir atkuyruğu oturma banyosu, böbreklere derinlemesine yaptığı etki ile, onların yukarı doğru olan basınçlarını yok eder. 38 yaşındaki bir kadın üç yıldır bel kemiği tedavisi görüyordu. Fakat, iyileşmeyi beklerken, ağrıları daha da artmış, omuz ve boyun civarı öylesine sertleşmişti ki, sabahları yatağından kalkabilmek için, eşinin tavana monte ettiği bir askıya tutunmadan edemiyordu. Bu kadının  yalnızca bir tek atkuyruğu oturma banyosu aldıktan sonra tüm ağrılarından ve kas sertleşmelerinden kurtulduğunu okuyunca mutlaka şaşıracaksınız! Aynı durum, traktör sürücülerinin uğradıkları bel kemiği zararlarında da geçerlidir. Traktörün sallantısı bel kemiğini değil, böbrekleri rahatsız ediyor. Bu durumda hemen yukarı doğru oluşan basınç, atkuyruğu oturma banyoları ile ortadan kalkar. İsviçreli bir hanım, birkaç yıl boyunca, boynundan başlamak üzere, bir baston gibi hareketsiz kalmıştı. Her yıl ılıcalarda (kaplıca)  gördüğü tedavi yalnızca biraz yardımcı olduğu halde, kesin bir iyileşme olmuyordu. İnanmadığı halde, evine döndüğünde atkuyruğu oturma banyosu yapacağına bana söz verdi. Çok kısa bir süre sonra da, telefonda onun sevinçli sesini duydum. Sıcak atkuyruğu banyosundaki ilk on dakikadan sonra tüm tutuklukları yok olmuş. Kadının rahatsızlıkları böylece sona erdi ve yıllar boyunca bir daha görülmedi. 

B üyük Nevrolog Dr. Wagner- Jaureg, yazılarında şöyle diyor : “ Tüm sinir hastalarının üçte ikisi, eğer böbrekleri sağlıklı olmuş olsaydı, sinir kliniklerine girmek zorunda kalmazdı” Bu gerçeği öğrendiğimden beri, böbrek rahatsızlığından ötürü depresyonlar, saplantılar ve cinnet krizleri nedeniyle sağlıklarını yitirmiş kişilere atkuyruğu oturma banyoları önererek, onları akıl hastanelerinden kurtarmayı başardım. Bu tür olaylarda, ısırganotu ve civanperçemi yanı sıra, atkuyruğu çayı da, sabah ve akşam olmak üzere, günde iki bardak içilmelidir. Tüm belirtileri ile kanıtlanmış böbrek düzensizliklerinde, oturma banyoları taze atkuyruğu ile hazırlanmalıdır. 

Kullanım Biçimleri :
Çay Hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış bitki (ince saplı olan 3-6 mm, 25-60 cm yükseklik), orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, üstü kapalı olarak 15-20 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak aç karnına veya öğün aralarında soğutulmadan içilir.

Oturma banyoları: Daha önce de belirtmiş olduğum gibi, en iyisi, bataklık ve karasuluk yerlerde yetişen kalın saplı ve uzun boylu bitkinin (1-2 m) kullanılmasıdır. Bir banyo için, beş litrelik bir kova dolusu bitki gerekmektedir . Oturma banyolarında, böbrekler suyun içinde kalmalıdır. Banyo süresi 20 dakikadır. Banyodan sonra kurulanılmaz ve bir bornoza sarınarak bir saat kadar yatakta terlendikten sonra kurulanılarak, kuru iç çamaşırı giyilir. Oturma banyosu suyu, sonradan ısıtılarak, iki kere daha kullanılabilir.   4-5 litrelik bir kova dolusu taze bitki veya 100g kurutulmuş bitki, akşamdan 3-4 litre suya yatırılır. Ertesi gün kaynama derecisine kadar ısıtılır ve süzüldükten sonra küvet içindeki banyo suyuna eklenir. Banyo süresi 20 dakikadır! Banyo suyu böbreklerin üstüne çıkmalıdır. Banyodan sonra kurulanılmamalı ve bir bornoza sarınarak yatakta dinlenilmelidir.

Bitki Buğu Kompresi : İki avuç dolusu ince kıyılmış bitki bir süzgece koyularak, içinde su kaynamakta olan bir kabın üstüne yerleştirilir ve üstü kapatılır. Kompresin soğumamasına özen göstermek gerekir! Birkaç saat veya gece boyunca etkilememeye bırakılır.. 

Lapa kompresi: Taze bitki iyice yıkanır ve bir tahta tablanın üstünde lapa haline gelene kadar ezilir.

Referanslar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık", Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.

3- "Bir Yudum Sağlık",N.Eröztürk, Anahtar yayınları,200]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/atkuyrugu-equisetum-arvense-644.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/atkuyrugu-equisetum-arvense-644.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/atkuyrugu-equisetum-arvense-644-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/atkuyrugu-equisetum-arvense-644.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/atkuyrugu-equisetum-arvense/92/</link>
			<pubDate>Tue, 24 Aug 2021 20:13:55 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aslanpençesi]]></title>
			<description><![CDATA[Arslanpençesi (Alchemilla vulgaris/arvensis), halk dilinde  şebnemli ve arslanayağı adıyla da anılır. Genelde, orman ve yol kıyılarında, bayırlarda, yüksek yörelerdeki nemli çayırlarda,ve dağlık bölgelerde yetişir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Arslanpençesi (Alchemilla vulgaris/arvensis), halk dilinde  şebnemli ve arslanayağı adıyla da anılır. Genelde, orman ve yol kıyılarında, bayırlarda, yüksek yörelerdeki nemli çayırlarda,ve dağlık bölgelerde yetişir. Güzel bir görünümü olan, 7-9 parmaklı yapraklarının kenarları dişlidir. Oldukça sağlam olan sapı pek yüksek değildir ve pek dikkat çekmeyen sarımsı yeşil yaprakları özellikle Mayıs'tan Haziran'a kadar, ama daha sonraları da görülebilir. Bitkinin yaprakları bazen toprağın üstüne kapanırlar ve sabahleyin yaprağın ortasında bir çiğ damlası görülür. Bin metrenin üstündeki bölgelerde arslanpençesi daha çok gümüş rengindedir ve kireçli topraklarda olduğu kadar, ilk kütle zeminlerinde de yetişir. Her iki bitki cinsi de, çiçek açma zamanında tümüyle, daha sonra ise yalnızca yaprak olarak toplanır ve kurutulur.

Özellikle kadın hastalıklarına karşı kullanılır. Hıristiyanlığın ilk günlerinden beri Bakire Meryemin adıyla anılmıştır. Arslanpençesi , yalnızca adet görme Arslanpençesi - Büyütmek için TIKLAYINIZdüzensizlikleri, dölyolları akıntısı, dölyatağı (rahim) şikayetleri ve menopoz çağındaki rahatsızlıklarda rahatlatıcı etkiler yapmakla kalmayıp, ergenliğe geçişte de, civanperçemi ile birlikte kullanıldığında, adet görmeyi düzene sokar. Bazı genç kızlarda adet hallerinin doktorların verdiği ilaçlarla bile başlamaması durumunda, arslanpençesi civanperçemi ile eşit karıştırılarak kullanıldığında, her şeyi yoluna koyar.

Arslanpençesi , toplattırıcı olarak da çok etkilidir ve çabuk iyileştirir. Yara ateşlenmesine, apseli yaralara ve ihmal edilmiş çıbanlara karşı, su toplayıcı ve kalp güçlendirici ilaç olarak kullanılır. Diş çektirdikten sonra, arslanpençesi çayı , önerilebilecek ilaçların en başında gelir. Yinelenen gargaralar sayesinde, yara bir gün içinde kapanır. Ayrıca, kas ve organ yorgunluklarında ve kansızlık hallerinde de yardımcı olur. Zor doğum yapan ve düşük yapmaya yatkın kadınlarda, ceninin dölyatağındaki durumunu sağlamlaştırmakta, doğum yaralanmaları ve dölyatağı gevşekliğinde, dölyatağı kasları yorgunluğunda arslanpençesi en önde gelen yardımcıdır. Bu tür kadınlar, üçüncü aydan sonra bitki çayını içmelidirler. O, tüm kadın hastalıklarında kullanılabilen, her derde deva bir ilaçtır ve çobançantası ile birlikte  kullanıldığında, dölyatağı sarkmasında ( prolapsus ) ve fıtıklarda bile yardımcı olur. Bu son iki rahatsızlıkta, elden geldiğince, yeni toplanmış taze aslanpençesinin çayından günde 4 bardak içilmelidir. 

Ayrıca, belirli bölgelere çobançantası tentürü ile masaj yapılmalıdır . Dölyatağı sarkmalarında (prolapsus), masaja vajinanın üstünden başlayarak, yukarı doğru çıkılmalıdır. Bu durumlarda, aynı zamanda civanperçemi oturma banyoları da yapılmalıdır. Atalarımız bu bitkiyi yara otu olarak, sara ve kırıklarda, içten ve dıştan kullanırlarmış. İşte, çok eski bir bitki kitabından birkaç satır : “Bir insan hasta olduğunda, ister genç ister yaşlı olsun, iki avuç dolusu aslanpençesini bir litre suya atsın ve suyu, içinde katı bir yumurta pişecek kadar kaynattıktan sonra ondan içsin.” Günümüzde bu bitki, çok eski çağlardan beri kanıtlanmış olduğu yerini yeniden almıştır. özellikle İsviçreli Herbalist Künzle belirtiyor : “Eğer bu bitki zamanında ve uzun bir süre kullanılmış olsaydı, kadın hastalıkları ile ilgili ameliyatların üçte ikisine gerek kalmazdı. ” 

Yüksek yerlerde yetişen bitkilerin yapraklarının altı parlak gümüş renginde olur. Bitkinin bu türü özellikle bedende yağ birikimine karşı başarıyla kullanılabilir. Günde  2-3 bardak çay uygundur. Uyku düzensizliği çekenlere de çok yardımcı olur. Şeker ondan sık sık içmelidirler. Banyo sularına arslanpençesi kaynama suyu eklenen güçsüz çocuklar, kısa süre içinde güçlenmeye başlarlar. Bir banyo için 200g kuru bitki kullanılır. Çobançantası bölümünde de belirtilmiş olduğu gibi, arslanpençesi , çobançantası ile birlikte, kas erimesi ve ağır, iyileştirilemez kan hastalıklarına karşı kullanılır. Skleroz’da ( organ sertleşmesi ) da bu çok değerli bitki büyük yardımlar sağlar. Yeni edindiğim bilgilere göre, arslanpençesi çayı, içilerek ve kalp banyolarında uygulanılarak, ağır kalp kası hastalıklarında çok kısa bir süre içinde önemli iyileşmeler sağlıyormuş. Yaradan'ımız, çok değerli bir kayra olarak, her hastalık için bir şifalı bitki yetişmesini sağlamış. Bunun için O'na hiçbir zaman yeterince teşekkür edemeyiz!

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Yarım tatlı kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır  ve demlenmesi için 5-6 dakika kadar beklendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak içilir.

Banyo Katkısı : Bir tam banyo için 5-6 avuç dolusu taze bitki veya 200g kurutulmuş bitki, gece boyunca soğuk suda bekletilir. Ertesi gün, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 5-6 dakika bekledikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir.

Bitki Lapa Kompresi : Yeterince taze bitki iyice yıkanır, bir tahta tablanın üstünde merdane ile iyice ezilir ve hasta bölgeye uygulanır.. 

Referanslar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık", Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/aslanpencesi-842.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/aslanpencesi-842.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/aslanpencesi-842-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/aslanpencesi-842.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/aslanpencesi/91/</link>
			<pubDate>Tue, 24 Aug 2021 19:44:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Altınbaşak]]></title>
			<description><![CDATA[Altınbaşak (Solidago Virgaurea), hendeklerde, orman kıyılarında, eğimli çayırlarda ve ağaçları kesilmiş  orman bölgelerinde yetişir. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Altınbaşak (Solidago virgaurea), hendeklerde, orman kıyılarında, eğimli çayırlarda ve ağaçları kesilmiş  orman bölgelerinde yetişir. Yöresel olarak yahudi otu ve altınasa adıyla da bilinir. Tüylü ve altın sarısı çiçeklerle bezeli sapı 80 cm kadar yükselebilir. Ağustos'da, çiçeklenme başlangıcında, bitki sapının orta bölümünden kesilir. Gölgelik ve havadar bir ortamda yüksek bir yere asılır ve iyice kurumaya bırakılır. Saplarla birlikte çok ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır. Eterli uçucu yağlar , tanen , Saponin , flavonoids ve astringnet principle içerir. İdrar artırıcı, gaz söktürücü ve antiseptik özelliği vardır.

Altınbaşak, bağırsak hastalıklarında ve kanamalarında Altinbasak - Büyültmek için TIKLAYINIZkullanılır. Ama, her şeyden önce böbrek hastalıklarına karşı olağanüstü bir şifalı bitki olarak övülür. Bitkinin çiçekleri ve yaprakları serinletici bir etkiye sahiptir. Bitki, bedendeki fazla sıvıyı atabilme yeteneğine sahip oldugu için, her tür böbrek ve mesane hastalığında önerilir.

İsviçre'li herbalist Künzle, yazılarında giderek kötüleşen bir böbrek hastalığı çeken 45 yaşlarındaki bir adamdan söz ediyor: "Sonunda böbreklerin birinin alınması gerekmişti. Öteki böbrek te apseli ve gerektiğince çalısamıyordu. İste bu durumda hasta, altınbaşak kürüne basladı. Altınbaşak, Yoğurtotu ve  sarı ballıbaba eşit karışımı ile demlediği çaydan günde 4 bardak içerek 14 gün içerisinde sağlığına yeniden kavuştu."

Altınbaşak, böbrek büzülmelerinde ve yapay böbreğe bağlanma  zorunluluklarında (Dializ makinesi) bile, yoğurtotu ve sarı ballıbaba ile birlikte etkilidir. Yıllardır iyileştirilemeyen böbrek büzülmesi hastalığı çekmekte olan 52 yasındaki bir adam, ter içinde ve soluk almakta zorlanarak bana  (M.Treben) geldi. Her üç bitki karışım çayını içmeye başladıktan 1 hafta kadar sonra belirgin bir biçimde rahatladı. Fakat, tüm bu bitkileri doğadan taze topluyordu. 3 hafta kadar sonra ise hiç bir şikayeti kalmamıştı.

Kişinin tüm ruhsal duyumları böbrekler tarafından karşılanır. Bu nedenle, örneğin, bir Altinbasak - Büyütmek için TIKLAYINIZyakının ölümünde veya herhangi bir felaket karşısında, en fazla zarara uğrayan organ böbrektir. Altınbaşak, kişinin duygusal yaşamını  en iyi düzenleyen bir şifalı bitki Altinbasak - Büyültmek için TIKLAYINIZolarak kendini kanıtlamıştır. Bu nedenle, düş kırıklıklarında ve ruhsal sıkıntılarda altınbaşak çayı önemle tavsiye edilir. Ağır duygu dalgalanmalarında, bu bitkinin okşayan ve sanki pürüzleri yok eden sevgi dolu bir el gibi, bozuk dengeyi sağlamaktaki başarısını duyumsayabiliriz. Böylesine rahatlatabilen bir bitkinin yakınımızda olduğunu bildiğimiz için, Tanrı'ya şükran borçluyuz.

UYARILAR:
Bilinen hiç bir yan etkisi yoktur. Kronik böbrek hastalıklarında doktora danışılması doğru olur.

Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak : Bir tatlı kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır ve üstü kapalı olarak 10-15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak çay, aç karnına veya öğün aralarında, soğutulmadan içilir. Taze bitki kullanılması durumunda 4-5 dakika demleme süresi yeterlidir.

Tentür: Günde 3-5 kere, 10-15 damla D1 inceltisindeki tentür doğrudan dil üstüne veya yarım Altinbasak - Büyültmek için TIKLAYINIZkahve fincanı suya eklenerek alınır. Çay olarak kullanıldığı her yerde tentür olarak da kullanılabilir.

Üçlü Çay Harmanı : Sarı ballıbaba , altınbaşak ve yoğurtotu eşit oranda karıştırılır. Bu karışımdan yarım tatlı kasığı dolusu , orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 2-4 bardak içilir.

Referanslar:
1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık", Maria Treben 

2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.

3- "Bir Yudum Sağlık", N.Eröztürk, Anahtar Yayınları,2000]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/altinbasak-566.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/altinbasak-566.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/altinbasak-566-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/altinbasak-566.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/altinbasak/90/</link>
			<pubDate>Tue, 24 Aug 2021 19:39:36 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Adaçayı'nın Faydaları Nelerdir]]></title>
			<description><![CDATA[Ballıbabagillerden olan adaçayı (Salvia officinalis), dişotu ve meryemiye adları ile de tanınır. 30-70cm boyunda olan bitkinin menekşe renkli çiçekleri halka dizilişlidir. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ballıbabagillerden olan adaçayı (Salvia officinalis), dişotu ve meryemiye adları ile de tanınır. 30-70cm boyunda olan bitkinin menekşe renkli çiçekleri halka dizilişlidir. Adaçayi Karşılıklı olan beyaz keçeli yaprakları gümüş gibi parıldar ve acımtırak,ıtırlı bir koku yayarlar. Bahçe adaçayı, güneşli bir yerde yetiştirilmelidir. Don olayına karşı duyarlı olduğu için, kış boyunca çam dalları ile örtülmesi doğru olur. Ülkemizde İzmir bölgesinde bahçe adaçayı yetiştirilmektedir.Bir başka cins olan çayır adaçayı ( Salvia pratensis -Salvia tribola), çayırlarda, bayırlarda ve meralarda yetişir. Çevresine ıtırlı hoş bir koku yayan mavi –menekşe renkli çiçeklerin pırıltısı uzaklardan seçilebilir.  Çayır Adaçayı (Anadolu adaçayı) batı ve güney-batı Anadolu'da bol olarak yetişmektedir. Anadolu adaçayından " elma yağı " veya " acı elma yağı " denilen yağ da üretilmektedir. Bu tür adaçayı da kimyasal yapı ve tedavi etkisi bakımından tıbbi(bahçe) adaçayına benzemektedir. Fakat burada tanıtmaya çalışacağımız   bahçe adaçayı (tıbbi adaçayı) ise, şifalılık bakımından daha etkilidir.

Toplama/Kurutma : Bitki yaprakları çiçeklenme öncesi, Mayıs-haziran aylarında toplanır. Etken maddelerinin doruğa ulaştığı öğlen saatlerinde toplanan yapraklar, gölgeli ve havdar bir yerde kurumaya bırakılır. İyice kuruduktan sonra ince kıyılarak, hava almayan kaplarda saklanır.

Bileşim : Eterli uçucu yağlar, %30 Thujon, %5 Cineol, Linalol, Borneol, Salven, Pinen ve kafur; Tanenler, triterpenoitler, flavonlar; Östojen benzeri maddeler; reçineli bileşikler içerir. 

Bu bitkinin çiçekleri, gargara ve adaçayı sirkesi yapmak için toplanır (bir avuç çiçek, doğal sirkenin içinde bir süre bekletilir ) ve elde edilen sirke, uzunca bir süre hasta yatağından kalkamayan kişilere rahatlatıcı ve canlandırıcı anlamda sürülerek, masaj yapılır. Yapraklar daha çiçeklenme başlamadan, mayıs ve haziranda toplanır. Bitki kuru ve güneşli günler boyunca, eterli yağlar oluşturduktan sonra, yapraklar öğlen güneşinde toplanır ve gölgede kurutulur. Adaçayı, çok eski çağlarda da ünlü bir şifalı bitki olarak tanınırdı. 13. Asırdan kalma bir dizede şöyle deniyor : “Eğer dikmişsen adaçayını bahçeye, ne gerek var ölmeye !"

Adaçayının eski çağlarda ne büyük bir övgü ile anıldığını, çok eski bir şifalı bitki kitabından da öğrenebiliriz. Kutsal Meryemana, Bebek İsa ile Herodes’un gazabından Adaçayi kaçmak zorunda kaldığında, kendisini saklamaları için, çayırdaki tüm çiçeklerden yardım istemiş, ama hiçbir çiçek ona yanıt vermemiş. İşte o zaman adaçayı eğilmiş ve Meryemana sığınacak bir yer bulmuş. Onun sık ve koruyucu yapraklarının arasına girerek Herodes’un askerlerinden saklanmış ve askerler onu görmeden geçip gitmişler. tehlike geçiştirildikten sonra, saklandığı yerden çıkan Meryemana, tatlı sesiyle adaçayına şöyle demiş : “ Bu andan sonra sonsuza dek insanların en çok sevdiği çiçek sen olacaksın. Seni, insanları tüm hastalıklardan koruyacak kadar güçlü kılıyorum. Bana yaptığın gibi, onları da ölümden kurtar !” İşte o zamandan beri adaçayı, insanları iyileştirmek ve onlara yardım etmek için her yıl yeniden çiçekleniyor.    

Adaçayı sıkça içildiğinde tüm bedeni güçlendirir, kalp krizi tehlikesini azaltır ve kötürümlüklerde çok yaralıdır. Gece terlemelerinde ve aşırı terlemelerde, lavanta çiçeğinin  yanı sıra, yardımcı olabilecek tek bitkidir. Gece terlemesine neden olan hastalığı iyileştirir ve bu hastalıkla el ele giden aşırı güçsüzlüğe, canlandırıcı etkisi sayesinde son verir. Hastalık sonrası güçsüzlük hallerinde başarıyla kullanılabilir. Pek çok doktorun, adaçayının değerli özelliklerini artık iyice tanımış olduklarını biliyoruz. Onu kramplarda, omurilik rahatsızlıklarında, beze hastalıklarında ve organ titrekliklerinde büyük bir başarıyla kullanıyorlar. Yukarda belirtilen hastalıklarda, günde 2 su bardağı çay yudumlanarak içilmelidir. Adaçayı, hasta karaciğeri de çok olumlu etkiler, onunla ilgili tüm rahatsızlıkları giderir ve gazları yok eder. Kan temizleyici etkisi vardır. solunum organlarını ve mideyi balgamsı salgılardan temizler, iştah açıcıdır. Mideyi ve bağırsakları rahatlatır, gazların dışkılanmasını sağlar. Kramp çözücü etkisi sayesinde, ishalde çok rahatlatıcıdır. Böcek sokmalarında, sokulan bölgeye adaçayı yaprağının tozu uygulanır. Adaçayı, dıştan uygulandığında, yaprağın tozu uygulanır. Adaçayı dıştan uygulandığında ( Çalkalama ve Gargara ), bademcik iltihabı, boğaz hastalıkları, diş iltihaplanmaları, yutak ve ağız boşluğu iltihaplanmalarında veya ülserlerinde özellikle önerilir. Eğer zamanında adaçayı kullanılmış olsaydı, pek çok çocukta ve yetişkinde bademcik  ameliyatına gerek kalmazdı. Bedenimizin,polisleri olarak, zehirli maddeleri yakalayan ve zararsız hale getiren bademcikler alındığında, ağızdan giren zararlı maddeler doğruca böbreklere ulaşırlar. Adaçayı, sallanan dişlere, dişeti çekilmesine ve kanamasına karşı da ( Çalkalama ve Gargara ) başarıyla kullanılabilir veya bitki çayına batırılan pamuk hasta bölgelere uygulanır. Ayrıca dıştan kullanımda da, gargara ve çalkalamaların yanısıra yara kompresi olarak da kullanılabilir. Sinirli ve yorgun olan kişiler ve dölyatağı (rahim) hastalığı çeken kadınlar arada sırada adaçayı oturma banyoları almalıdırlar. Zayıf ve güçsüz çocuklara balla tatlandırılarak içirilir.Şifalı bitki olarak kullanılmasının yanı sıra, adaçayının çok değerli bir baharat olduğunu ve böylece mutfaklara girdiğini de unutmamak gerekir.

UYARILAR: Adaçayının Adaçayının Adaçayının aşırı kullanımında kan basıncı yükselebilir. Dölyatağı (Rahim) kaslarını uyardığı için, gebelik sürecinde kullanılmaz. Annelerin süt üretimini durdurur. Önerilen dozajlara uyulduğunda, bilinen başka bir yan etkisi yoktur.

Kullanım Biçimleri : Çay hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış kuru yaprak, bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır ve üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak içilir. Taze bitki kullanılması durumunda 4-5 dakika demleme süresi yeterlidir.

Çalkalama/Gargara: 2-3 tatlı kaşığı kurutlmuş ve ince kıyılmış yaprak, 2 bardak soğuk suya eklenir ve ateşe konur. kaynamaya başlayınca ocaktan indirilir ve üstü kapalı olarak 15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde pek çok kere 5-10 dakika süreli gargaralar yapılır. Tentür Kullanımı : Günde 3 kere, 15-20 damla kadar D' inceltisindeki tentür, yarım kahve fincanı suya eklenerek alınır. Çay olarak kullanılabildiği her yerde tentür de kullanılabilir.

Karışımlar: Gargaralarda ve çalkalamalarda kekikle , sindirim sorunlarında ise Mayıs papatyası ile eşit oranda karıştırılır.

Adaçayı Sirkesi : Geniş ağızlı bir şişe, boğazına kadar çayır adaçayı çiçeği ile doldurulur, çiçeklerin üstüne çıkacak kadar doğal üzüm sirkesi eklenir ve şişe 14 gün güneşte veya sıcak bir ortamda, arada bir çalkalanarak bekletilir ve süzülür. Oturma banyosu : İki avuç dolusu yaprak soğuk suda gece boyunca bekletilir. Ertesi gün kaynama derecesine kadar ısıtılır, 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir.

Şifalı Bitkilerin Kullanım Biçimleri, Şifalı Bitkilerin Toplanmaları

Referanslar: 1- "Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Sağlık", Maria Treben  2- Türkiye'de Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak. 3- "Bir Yudum Sağlık", N.Eröztürk,Anahtar Kitaplar,2000

Elma Yağı (Acı Elma Yağı) : Anadolu adaçayı (Salvia triloba L.) türünün yapraklı ve çiçekli dallarından su buharı distilasyonu ile elde edilen uçucu yağdır. Ülkemizde özellikle Muğla ve Fethiye bölgelerinde elde edilmektedir. Sarımsı veya renksiz, özel kokulu ve yakıcı lezzetli bir sıvı olup %60 kadar sineol taşımaktadır.Gaz söktürücü, sindirim düzenleyici, ter kesici ve idrar arttırıcı özellikleri vardır. Dahilen küçük miktarlarda (günde 3-5 damla), 1 fincan suya damlatılarak içilir. Yüksek miktarlarda zararlıdır. Haricen yara iyi edici, antiseptik ve karın ağrısına veya gaz söktürmek için kullanılmaktadır.    

Bu yağa "Elma Yağı" denmesinin nedeni, bu yağın elde edildiği Salvia triloba türünün bazı dalları üzerinde, küçük bir elmayı andıran, esmer-yeşil renkli mazıların bulunmasıdır.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/adacayi-nedir-faydalari-4651.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/adacayi-nedir-faydalari-4651.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/adacayi-nedir-faydalari-4651-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.canim.net/images/haberler/2021/08/adacayi-nedir-faydalari-4651.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.canim.net/adacayi-nin-faydalari-nelerdir/89/</link>
			<pubDate>Tue, 24 Aug 2021 19:19:09 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>