arkadaş


Güzel sözler | Fıkra | Hikaye | Şiir - Şair| Şarkı sözleri | Cep telefonları| Oyun | Sohbet odaları | Rüya | Sağlık | Biyografi | islam | Müzik | Haber
Google Adsense


ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE,şiiri, şiirleri
Canim.net
Şairler
Şairlerin hayatı
Şiir Ekle
10 Kasım şiirleri
19 Mayıs şiirleri
23 Nisan şiirleri
29 Ekim şiirleri
30 Ağustos şiirleri
Acı şiirler
Aile Şiirleri
Amatör şiirler
Anadolu şiirleri
Ankara şiirleri
Anlamlı şiirler
Anne şiirleri
Asker şiirleri
Atatürk şiirleri
Atışma
Ayrılık şiirleri
Aşk şiirleri
Baba şiirleri
Barış şiirleri
Bayrak şiirleri
Bayram şiirleri
Bebek şiirleri
Çanakkale şiirleri
Cep şiirleri
Çocuk şiirleri
Cumhuriyet bayramı şiirleri
Deprem şiirleri
Dini şiirler
Doğa şiirleri
Doğum günü şiirleri
Dostluk şiirleri
Eğitim şiirleri
Etkileyici şiirler
Evlilik şiirleri
Gazi şiirleri
Gurbet şiirleri
Güzel şiirler
Hasret şiirleri
Hayvan şiirleri
Hüzün şiirleri
ihanet şiirleri
ilkbahar şiirleri
insan şiirleri
istanbul şiirleri
istiklal marşı
Kadın şiirleri
Karadeniz şiirleri
Kişi şiirleri
Komik şiirler
Kısa aşk şiirleri
Kısa şiirler
Kış şiirleri
Memleket şiirleri
Meslek şiirleri
Mevsim şiirleri
Millet şiirleri
Mutluluk şiirleri
Nasihat şiirleri
Nefret şiirleri
Okul şiirleri
Sağlık şiirleri
Savaş şiirleri
Sevgi şiirleri
Sevgililer günü şiirleri
Sitem şiirleri
Sonbahar şiirleri
Spor şiirleri
Türkiye şiirleri
Vatan şiirleri
Yalnızlık şiirleri
Yaz şiirleri
Yeni yıl şiirleri
ünlü şiirleri
Zaman şiirleri
Öğretmen şiirleri
ölüm şiirleri
özgürlük şiirleri
özlem şiirleri
Şehir şiirleri
şehit şiirleri


ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.

Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar...
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.



Gönderen:DOĞUHAN (ultraaslandoguhan34@hotmail.com)

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE şiirini okudunuz. ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE şiirleri


<< Önceki Şiir || Sonraki Şiir >>

Bu kategoride en çok okunan 10 şiir

1. Çanakkale
2. Çanakkale Şehitlerine
3. ÇANAKKALE GEÇİLMEZ
4. ÇANAKKALE
5. ÇANAKKALE İÇİNDE...
6. Çanakkale
7. ÇANAKKALE ZAFERİ
8. çanakkale savaşı
9. çanakkale ile atam
10. ÇANAKKALEM



Sık kullanılanlara eklemek istiyorum  Açılış sayfam yapmak istiyorum    Tavsiye  iletişim  Reklam
Türkiyenin Web topluluğu  © 2003 Canim.net Her hakkı saklıdır.