Yarım Hayat
Kararmış sulara, günün yeni ışıkları düşüyordu. Kıyıya geldiğimizde, Cemal bana uzaklardan gelen İstanbul obüsünü gösterdiğinde, çoktan kayıkları gölün kıyısına bırakmıştık.
Yeşilin hâkim olduğu, eteklerinde çocukluğumuzun geçtiği, ilk sevdiğim kızla tanıştığımız yerden ayrılıyorduk artık. Ayrılık bıçak gibiydi… Yanımda sadece Cemal’i götürüyordum.
Araba yanımızda durdu. İçeriye girdiğimizde orta koltuklardan iki tanesi boştu. Hemen oracığa oturuverdik. Günün hüzün ışıklarıyla beraber uzaklara yolculuğumuz başlıyordu işte…
Tam gölü geçiyorken karşı dağın eteklerinin altında beyaz yazmalı Zeynep’imin bana doğru koştuğunu gördüm. Yolun üzerine geldiğinde ağlayarak baktı gözlerimin içine ve otobüs acımasızca Zeynep’imi ezdi geçti. Sonra güneş ağlamaya başladı. Hatta tüm Mavi Göl ve Mavi Dağ ağlıyordu.
O an içimden, bu dünyanın dibine mayın döşeyip her yeri darmadağın etmek istemiştim.
Oysa ne anılarımız vardı o Mavi Göl’de…
Herşeyi yarım tattığım gibi, aşkıda yarım tatmıştım. Zeynep’i kaybettikten 6 ay sonra bile, bir rüyayı bile bana çok görmüşlerdi…
Cemal beni İstanbul harem otogarında uyandırdığı anda, gözlerimden akan kanlı yaşları silerken, ben çoktan yenik ve yıkık bir şekilde geri kalan hayatıma adım atacaktım…
-son-
Sezer Çalışkanoğ
Yarım Hayat hikayesini okudunuz. Bu hikaye 608 kez okundu. << Önceki Hikaye || Sonraki Hikaye >>
Bu kategoride en çok okunan 10 hikaye
1. gerçek dost 2. Cennet 3. dostluk(kesinlikle okuyun) 4. dostluk 5. DUYGU ADASI 6. GERÇEK BİR DOST HİKAYESİ OKUMAYA HAZIR MISINIZ? 7. dostluk ipi 8. PATATES İLE SOĞAN 9. dost dediğin boyle olur 10. İhtiyar Çöpçü
|