Anlatmak
Okuyoruz… Öğrenciyiz… Şimdilik yerimiz sıralar… Oturuyoruz, dersi dinliyoruz. Birçok konuyu anlatıyorlar bize, matematik, Türkçe, fizik, kimya… Sadece dinliyoruz, görevimiz anlamak. Okulda alacağımız eğitim sonsuza dek sürmeyecek. Bizim de anlatmamız gereken zamanlar gelecek. Belki öğretmen olacağız, öğrencilerimize anlatacağız. Tekrar tekrar… Sabırlı olmamız gerekecek. Belki doktor olacağız, hastamıza anlatacağız, onu bilmediği kelimelerle sıkmamaya çalışarak. Belki avukat olacağız, hâkimlere anlatacağız, müvekkilimizi kurtarmak için çırpınarak.
Anlatmak yapabiliyor olmamız gereken bir davranış. Bilmekle anlatmak aynı şey değil. Anlatmak ayrı bir beceri gerektiriyor. Bildiklerimizi anlatabilmeliyiz, anlatamazsak anlamını büyük ölçüde kaybeder. Çünkü insan genelde “bildiği kadar anlatıyor, anlattığı kadar biliyordur.”
Bir de bu meselenin başka bir boyutu var. Herhangi bir konuyu anlatırken “nabza göre şerbet vermek.” Müthiş bir bilgi birikimimiz ve olağanüstü bir anlatma kabiliyetimiz varsa bile, kime ne anlatacağımızı bilmiyorsak bilmemizin ya da anlatmamızın bir önemi kalır mı? Akli veya kültürel olarak anlattıklarımızı anlayamayacak bir insan karşısında uzun süre konferans vermemiz bizi bilgili yapamaz. Çünkü karşıdaki bir şey anlamamıştır. Ona hiçbir şey kazandıramamışızdır. Bildiklerimizle ukala olmak yerine, anlattıklarımızla öğretici olmayı öğrenmeliyiz galiba…
Anlatmak hikayesini okudunuz. Bu hikaye 504 kez okundu. << Önceki Hikaye || Sonraki Hikaye >>
Bu kategoride en çok okunan 10 hikaye
1. 10 ERKEK 1 KADIN 2. AYAKKABI 3. ZEKA TESTI 4. Annenin Gözyaşları 5. 180 soru 180 cevap 6. DÖRT MEVSİM MASALI 7. MUKEMMEL ÇIFT 8. anne ben ölüyorum 9. ESKİCİ BABANIN DÜKKANI 10. YALNIZLIĞA ALIŞMALI
|