arkadaş

Haber | Şarkı sözleri | Program | Oyun | Güzel sözler | Sohbet | Rüya | Sağlık | Biyografi | Türkü | Tv | Kadın | Müzik | Fıkra | Hikaye | Şiir Şair

ALİ İLE VELİ,hikayesi,hikayeleri,hikayeler hikaye
Canim.net
Hikayeler
Hikaye Ekle
Asker hikayeleri
Aşk Hikayeleri
Çocuk Hikayeleri
Diğer Hikayeler
Dini Hikayeler
Dostluk Hikayeleri
Edebi Hikayeler
Gerçek Hikayeler
ilginç hikayeler
Komik Hikayeler
Korku hikayeleri
Kısa hikayeler
Mektuplar
Sevgi Hikayeleri
Türkü Hikayeleri
ALİ İLE VELİ

BAŞLIK :ali ile veli
yonca

" ÖFKEYLE KALKAN ZİYANLA OTURUR "

Babaları, artık yaşlanmıştı, eskisi gibi tarlaya-

tapana gidemiyordu. Bir gün, öksürerek, "oğlullar

buraya gelin ! Size vasiyetimi söylemek istiyorum

dedi..Delikanlılar, yumurta ikiziydi, giydiği elbiseler

ve kasketleri, yürüyüşleri bir birine o kadar ben-

zerdi ki, iki elti, kocalarını karıştırırdı. İki delian-

lı da , bir köyde gördükleri kızlara aşık olarak bir

gün ara ile düğün yapmış, gece de gerdeğe gir-

mişlerdi..Kadınlardan birinin adı Emine ötekinin adı

Meryemdi...

Ali, Emineyi bir düğüne davet edildiği köyde

kız evinin evinde görmüş, düğün sona erince

kızın babası Kozan ağa, delikanlı ata binmeden

gülümseyerek, "adın ne senin delikanlı ?" demiş.

Delikanlı, mahçup, " Ali ağam !" demiş. Ağa içinden

bir erkek evladım olsun istedim, Hüdam iki kız

verdi.."Bu delikanlı hoşuma gitti,yürekli biri , cırıtta

ata binmesi, atı sürmesi, cırıtı fırlatması bana genç-

liğimi hatırlattı , keşke benim damadım olsa, ölür

sem, ocağımı tüttürür !"diye geçirirmiş.

Ali, düğün yemeğini ortaya getiren, al fesli

yeşil, kutnu elbiseli, kumru gibi sevimli, gök gözlü

bu kızı görür görmez "işte gönlümün sultanı bu

kız !" demiş.

Emine, yemek yiyen, mahçup bakışlı delikanlıyı

görür görmez sevmiş, hissettirmeden, esmer yü-

züne, kısa kollu gömleğinden görünen kıllı kolla-

rına, kalın kaşlarına, ince siyah bıyıklarına bakıyor

muş..Delikanlı yemek yiyince, kız sabunlu bezi

getirmiş vermiş, delikanlı mahçup almış bezi..

Sonra, elinize sağlık , yemekler lezzetliydi !"

demiş. Kız gülümseyerek, " bey oğlu, afiyet olsun

demiş. Ağa, "Delikanlı birkaç gün daha kalın, köyü

gezdirelim sana !" demiş.

Ali, "Sağol ağam, babam merak eder, izin ver

de gideyim !" demiş.

Delikanlı, atı sürerken, ağa ile kızı arkasından

bakıyorlarmış.

* * * *

Köye varır varmaz, Veli gülerek karşılamış

"Ne haber Ali ?" demiş.

Ali, " Düğün evinde bir kız gördüm Veli, çok

güzel bir kız...Babam izin verirse, o kıza babamla

anamı görücü göndereceğim ! Kız da beğendi

beni galiba !"

" Ali bir şartla, o kızla söz kesilirse, ben de bir

kızı gördüm, onunla evlenmek istiyorum, var mısın

ikimizin de düğünü bir gün ara ile olsun !"demiş.

Ali, gülerek, "Veli sen benden de hızlısın !"

"Kim bu yengemiz demiş..!"

Karaağaç köylü, av avlanırken, ormanda sırtın

da çalı, çıkarken karşılaştım...!"

Ali endişelenmiş. Sevdiği kız da ayni köylü

imiş . Yüzü asılmış, " kızın adı ne ?" demiş.

"Adını söylemedi, ama o köylü olduğuna

eminim

Ali , " Nasıl bir kız ?" demiş.

"Sarı saçlı, gök gözlü, başlında kırmızı bir

fes, sırtında sarı cepken, altında kutnu şalvar !"

"Hayır ! O kızla evlenmene razı olmam !"

demiş.

Veli gülmüş, "seni kızdırmak istedim Ali

benim hoşuma giden kızın adı Meryem !"

Ali rahatlamış. Arif Bey , ile ikinci karısı

odalarında konuşuyormuş.

"Bey, iki oğlun da kazık kadar oldu, evlendir

de, biz de çiftiliğe çekilelim, bundan sonra huzur

içinde yaşıyalım !"

* * * *

Ali, sofra gelince, genç kadına " şöyle yanıma

gel hatun !" dedi.."Sana söyleyceklerim var "

Genç kadın, "Hayır mı efendim ?" dedi.

"Hiç te hayır değil, adamın hastalığını

biz çektik, tarlanın en iyisini Veli'ye verdi..

"Hangi tarlayı bize verdi ? "

" Yılanlı kayayı bize verdi..Veliye de Kepiri

verdi..."

"Üzme kendini efendim, baban rahmetli

Veli, tembel olduğu için, ona güvenmezdi, sana

güvenirdi, kaç kez, bana "Kızım kocan çok çalış-

kan, taşlı tarlayı bile sürer, ekin kaldırır !"derdi.

Yemeği yiyince, genç kadın, sofrayı kaldırdı.

Veli'nin karısının hamile olduğunu öğrenince, keyfi

kaçtı, o gece, yatınca, yatağa girdiklerinde karı-

sına sarıldı, öptü. Genç kadın, kocasının o gün

kendisini istekle sevmesi, hem hoşuna gitti hem

de şaşırttı. Eskiden, sevişmeden yıkanırlardı.

Gülerek, " efendim, beni çok mu seviyorsun ?"

dedi..Ali , "Emine, gerdek gecesi bana ne söz

vermiştin ?" dedi..Genç kadın, güldü, "hınzır

seni, beni utandırdın, tohumunu içime akıt bir

oğlumuz olsun "diye Allah'a dua ettim.

"Gız, aferin heç unutmamışsın...şey...Veli'nin

avradı hamileymiş, bir oğulları olursa, ne tarla

ne de hiçbirşey gözüme görünmez..! Gayri gayfede

benimle alay eder...! Köylü de alay eder...Saf

Veli adam olur, hem de bakkal dükkanı açar, oğlu

nu tarlaya gönderir, ben yaşlanırsam, tarlayı

çaresiz onunla ortak ederim !"

Genç kadın güldü, "Doğmamış bebeye kundak

bezi biçiyon efendim ! Meryem kız, zayıf, hem de

çirkin, ben gözelim !"

"Doğrusun emme, gözellik garın doyurmuyor..

Beben olmazsa, üstüne guma getireceğim haberin

olsun !"
,
Genç kadın, güldü, "telovziyonda, her bir şeyi

ağnattı, herifin de çocuğu olmazmış, doktura gide-

lim, ikimiz de muayene olalım ! Suç kimde ise

razı olsun ! Eğer suç bende ise, elimle evlendirim

seni..Ama suç sende ise, bağa bir bilezik alacak

mısın ?

Ali ,güldü, "tamam gız !" dedi..

* * * *

O sabah erkenden kalktılar, kasabaya gittikle-

rini kimse görmesin istiyorlardı. Kapıyı hafifçe

çekip çıkıyorlardı ki, Veli'nin karısı Meryem'le

karşılaştılar. Eltisi gülerek bakıyordu.

"Gız, gocanla şu garanlıkta nereye

gidiyosun ?" dedi..

"Hiiç..Bostana gidiyoduk "

" Gız hani bostanınız yoktu sizin !"

" Sen abukat mısın Meryem...Gocamla

şeere gezmeye gidiyok...Anladın mı ?"

* * * *

Emine, Ankara'ya ilk kez geliyordu. Ulus meyda-

nı,karınca kümesi gibi gidip gelen insanlar, mağa-

zalar, vitrindeki cansız güzel bayan mankenler,

yayalar, gidip gelen taşıtlar, renkli trafik ışıkları

bir polisin koluyla , otomobilleri, otobüsleri, kam-

yonları, askeri servisleri durdurarak, yayalara

geçiş izni vermesi, yürüyen merdivenle çıkarak

Ulus çarşısındaki mağazalara bakması, sonra

inerek, Kuruyemiş satılan bir dükkan önündeki

sırada duran kocasının iki dondurma alması, dili

ile yalıyarak dondurmayı yemesi çok hoşuna

gitmişti.

Sonra,erkenden Hastaneye giderek, camlı

bölmede, kuyrukta sıralarını bekleyen insanların

arasına katılan kocasının içeride kayıt işi yapan

bir bayan memurdan fiş alarak, kendisinin muaye-

ne edilmesi için kadın hastalıklarına bakan bir

odanın önünde, içerden çağrılmalarını beklemesi

sıra kendilerine gelince bir hemşirenin, "Emine D

diye çağırması, içerde bulunan bayan doktorlar-

dan birinin, kocasına "lütfen siz dışarıda bekleyin

demesi, sonra adının,soyadının , doğum tarihinin

memleketinin, evli olup olmadığını bir deftere

hemşire tarafından kayıt yapılması. Sonra bayan

doktorun, "şikayetiniz ne diye sorması ?"

"Şey...doktur hanım, iki sene oldu evleneli

bebemiz olmadı...Kocam, üstüme kuma getirmek

istiyor...!"diye cevap vermesi.

Bayan doktorun acı acı gülmesi.

"Ah bu erkekler ! Hep kadında kusur ararlar...

Kendilerine hiç toz kondurmazlar...!"Sonra

gülümseyerek, "kaç yaşındasınız ?"diye sorması

ve muyane etmek için, "lütfen şuraya çıkın

altınızı çıkarın !" diye söylemesi..Utanarak soyun-

ması. Bayan doktorun, "dizlerinizi toplayın lütfen

kendinizi sıkmayın...evet..." diye bir eline taktığı

naylon eldivenle, elini, vaginasına sokması, sonra

küçük bir naylon bir kap vererek, idrar yapın

buraya getirin !"demesi..

Kocasının, merakla, "doktur ne dedi gız ?"

demesi.."İdrar tahlili yapacakmış, ondan sonra

neticeyi söyleyecekmiş demesi..

Kadınlar tuvalinde, idrar yapması, poşeti

idrar tahlili yapan bir bölmeden, labaratuvara

vermeleri, sonra " saat ikide alacaksınız neticesini

demeleri, hastanenin bahçesinde, heyecanlı

bekleyiş, ve neticeyi saat ikide alarak, kendisini

muayene eden bayan doktora götürmesi ve

"gözün aydın kızım...kusur yok sende, kocanı

çağır, onunla ben konuşurum demesi..

Ali'nin başını öne eğerek, bayan doktorun söyle-

diği acı gerçeği yüzüne söylemesi.

"Bak kardeşim, hanımızın hiç bir kusuru yok,

daha yaşı küçükmüş karınızın, sizin de muayene

olmanızı istiyorum, benim bir üroloji mütahassası

arkadaşım var, isterseniz, yazıyım gidin muayene

olun...

* * * *

Emine,nin yaşadıkları bir film gibi gözünün

önünden den geçiyordu...Veli 'den, tarla yüzünden

ayrılıp, bir gece eşyalarını kamyona yükleyip

Ankara'ya göçmüşlerdi.. Aktepe'de buldukları

bir kiralık evde, yeni bir hayat başlıyordu onlar

için. Gecekondularla çevrili, bu yerde, küçük te

bir Bakkal açmışlardı...Bir sene sonra, bir de

oğulları olmuştu...Kocasının da kendisinin de

ağzı tatlıydı...Ama, bu mutluluk çok sürmemişti.

Belediye hizmeti gelmiş, yollar yapılmış, çamurlu

sokaklar asfaltlanmış, çocuk parkı, ve Keçiören

Polikinliği açılmış, bakkal dükkanı sayısı artmış,

veresiye verdiği malların parasını toplayamadığı

için, yeni mal alamadığından, müşterisini kaybet-

mişti. Yanında açılan Market ise, bakallığı tamamen

öldürmüştü...Açılan bakkalklar da kapanmak

zorunda kalmıştı.

Ali, " hanım, geri köye dönelim !" dedi..

Emine, " Efendi, köye dönersek, köylünün

lafını çekemeyiz ! Burada tutunacağız ! "

"Şeerde yaşamak zor hanım ! "

" İnce hamur açarım, şeerli boğazına düşkündür

baklava yaparım, sen de satarsın "

Aklına yatmıştı Ali'nin. Camlı, bir küçük bir

dolap yaptı, hanımının yaptığı terayağlı baklavayı

bu dolaba koydu, bunu üç tekerlekli bir bisiklete

monte ederek, okul önlerinde satmaya başladı.

Ama, okulun yanındaki dondurmacı, "Lan, başka

yerde sat ! Yoksa ağzını burnunu dağıtırım !"diye

bağırdı. Ali , ilk önce "efendi ! Allah herkesin

rızkını verir !" diye aşağıdan almıştı. Adam, üstüne

saldırınca, gözü dönmüştü. Belinden çıkardığı

ruhsatsız tabancayı hiç düşünmeden çıkarıp ateş

etmişti...

Adam, "anam !" diye yere düştü. Bu esnada

okulun önünde toplanan öğrenciler, "katiiil var !

Yakalayın katil var !" diye bağırarak ,caddeden

geçen trafik polisini çevirdiler.

Polisler, "Tabancayı at, ellerini yukarı kaldır

teslim ol ! "dedi..

Tabancayı yere attı. "Çok pişmanım !".

Şeytana uydum polis abi !" dedi..

Ellerine kelepçe vuruldu, arabaya binerken

korku dolu gözlerle etrafına bakıyordu.


NOT :Bu hikaye, yazarı tarfından kurgulanmış
tır. Olayda geçen kahramanlar, yazarı tarafından
kurgulanmıştır.Gerçek değildir

24 Ağustos 2007



ALİ İLE VELİ hikayesini okudunuz.
Bu hikaye 1163 kez okundu.


<< Önceki Hikaye || Sonraki Hikaye >>

Bu kategoride en çok okunan 10 hikaye

1. LİSELİ KIZ
2. Bir Aşk Gerçeği AĞLICAKSINIZ
3. BEN HANDE:İŞYERİME ÇOK GEÇ KALMIŞTIM
4. Sessiz Çığlık Yada Haykırış...
5. ACI
6. babamı istiyorum
7. satanistler
8. ACI HAYAT
9. bir gencin sevgisiz geçen 24 yılı
10. YENGEM
Burada geçen Hikayelerden ekleyenler sorumludur.Canim.net hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmez.



Sık kullanılanlara eklemek istiyorum  Açılış sayfam yapmak istiyorum    Tavsiye  iletişim  Reklam
Türkiyenin Web topluluğu  © 2003 Canim.net Her hakkı saklıdır.
Get Firefox!