arkadaş

Haber | Şarkı sözleri | Program | Oyun | Güzel sözler | Sohbet | Rüya | Sağlık | Biyografi | Türkü | Tv | Kadın | Müzik | Fıkra | Hikaye | Şiir Şair

DÜĞÜN EVİNDEKİ YAS,hikayesi,hikayeleri,hikayeler hikaye
Canim.net
Hikayeler
Hikaye Ekle
Asker hikayeleri
Aşk Hikayeleri
Çocuk Hikayeleri
Diğer Hikayeler
Dini Hikayeler
Dostluk Hikayeleri
Edebi Hikayeler
Gerçek Hikayeler
ilginç hikayeler
Komik Hikayeler
Korku hikayeleri
Kısa hikayeler
Mektuplar
Sevgi Hikayeleri
Türkü Hikayeleri
DÜĞÜN EVİNDEKİ YAS

başlık :düğün evindeki yas
ekrem güneşli


Tren garında o gün hüzün ve çoşkuyu yaşayan

bir kalabalık vardı. Trenin, pencerelerinden sarkan

asker adaylarının , sevdiklerine , anne ve babaları-

na kardeşlerine el sallarken, içlerinde buruk bir

gurur vardı...Asker olmanın sevinci, ve sevdiklerin-

den ayrı kalmanın hüznü...Mert Ali, ağabeyisine

sarıldı. "Abi hakkını helal et !" dedi.."Askerlik bu,

yiyecek ekmeğimiz, içecek suyumuz varsa, baba

ocağına dönerim, ninemin, babamın anamın emanet

bacım Zühre'ye de enişteme de selamımı söyle !"

dedi...Mustafa, gülümseyerek, "İnşallah askerden

gelince, düğününü yaparız !" dedi..

"Nişanlın Elife, birşey söylemeyecek misin ?"

dedi..Mert Ali, başını öne eğdi, eskidenberi çok

utangaç bir gençti, ağabeysine saygızıslık yapacağı

düşüncesiyle, yüzü kızardı, "şey...ben ...ona

mektup yazarım !" dedi..


Trenin kalkmasına yarım saat kalmıştı. Asker

uğurlamaya gelen, yaşlı adamlar, kadınlar, genç

kızlar, gruplar halinde, bankta oturuyorlardı.

Trene binmeden, anasının elini öpen, hayır duasını

alan bir delikanlı, kucağındaki çocuğunu, erkeğine

veren ve erkeğinin çocuğunu öpüp koklaması,

göz yaşlarını tutamayan genç kızlar, trenin düdüğü

ile şaşkın, ürkek bir kalabılığın görüntüsü ve

asker adaylarına gazete satmak için, trene çıkan

bir gazeteci çocuğun, "yazıyor ! Son Posta yazıyor

diye avaz avaz bağırması, tren hareket ederken

aşağı atlaması ve trenin ikinci Perondan hareket

etmesi...

* * * *

Yaşlı kadın, hasta yatağında, kapı açılıp içeri

soluk benizli, sarı saçlı ve yeşil gözlü , çizgili bir

kısa kollu gömlek giymiş bir delikanlı girince

"Mustafa kardaşını uğurladın mı ?"dedi..

"Uğurladım nine ! Sana selamı var !"

"Aleykümselam...Para verdin mi ? "

" Yol parası koydum cebine...Lazım olursa

posta ile yollarım !"

" Nişanlısına da bişey söyledi mi ?"

" Söylemedi...Nine o torununu mu çok

seviyorsun, beni mi ?"

"Deli oğlan, ikinizi de seviyorum...!"

Delikanlı ninesine sarıldı, öptü. Yaşlı kadın

"Dur deli Mustafa !Koca delikanlı oldun, hala çocuk

gibi hareket ediyorsun ! Yakında düğünün olacak,

hala delişmenlikte gözün...! Git, nişanlın Fidan'ı öp

beni öpeceğine !"dedi.

Mustafa, "Nine, sen kaç yaşındasın ?" dedi..

Yaşlı kadın, zoraki gülerek, "Of ! Aman, deli oğlan

bu da, nereden aklına geldi şimdi ?"

"Seksen yaşında varım her halde...!"

"İlahi nine ! Yaşını niye saklıyorsun...Büyük

zelzelede, dünyaya gelmişim ben...Anam, söylediy

di...Kırşehirde, yer yarılmış...Ben, yirmibeşinde-

yim, neredeyse, saçlarıma ak düştü...Sen sağlam

yüz yaşında varsın ...!"

" Haydi git zevzek !Benim yaşımla niye uğra

şıyorsun !" Bu esnada kapı dövüldü, delikanlı gitti

kapıyı açtı. Fidan, elinde bir tabak, üstünde bir

gazete kağıdı örtülü, kapının önündeydi

"Şey...hoş geldin...Fidan ..İçeri buyur !"dedi.

" Şey..Büyükanaya puf böreği yaptım da..."

İçeri girdi.Yaşlı kadına yaklaştı.

"Geçmişolsun büyükana !"

"Sağol güzel kızım...Anan,baban, kardaşların

nasıl ?"

"İyiler, selamları var...."

"Şey...ben tabağı sonra alırım !"

Yaşlı kadın, Mustafa'ya göz ucıuyla işaret

etti..Delikanlı, " Fidan, dur seni geçiriyim !" dedi..

Odadan çıktılar. Mustafa, gülerek, kızı öpmek iste-

di, kız " çok acelecisin deli çocuk !"dedi.."Odamızda

baş başa kaldığımızda bol bol öpersin !"

Mustafa, "Düğün gününü sabırsızlıkla

bekliyorum !"dedi..

"Kardeşin de gelecek mi düğünümüze !"

"Komutanından izin alabilirse gelir...!"

Kız çıkıp gitti...

* * * *

O gün köy kahvesi çok kalabalıktı. İçerisi

sigara dumanından göz gözü görmüyordu..Gençler

kendi aralarında, tavla, pişti, yaşlı köylüler ise

domino oynuyordu...Bir köşede oturan Hüseyin

ağa, kapıdan hısımı gelince , gülümseyerek

" gel hısımım !"dedi..Sonra garsona dönerek

"oğlum bize tazesinden iki çay söyle ! Tavşan

kanı olsun !" Adam, sandalyeyi çekerek oturdu.

"Eee...ne var ne yok hısım ?"

"İyilik sağlık Hüseyin ağa !"

" Çocukların düğünün ne zaman yapacağız ?"

"Kısmetse güzün...Kız da ancak, çeyiz düzer..."

"Bak ,bizi yormak yok Zeynel ağa...! Yatak

Odasını siz düzeceksiniz, gelinin gelinliği, ev eşyası

buzdolabı da bize ait..."

" Olmaz hısım...! Koskoca Hüseyin ağa,

oğluna kız alıyor, başlık vermiyor...!"

"Hısım, nişanda bunu konuşmadık mi ?Başlık

yerine ev eşyası alacağız...Aldığımız yabancıya

gitmiyor ya, kızın kullanacak...Benim evimden

rahat yeri nerede bulacak...Elini sıcak sudan

soğuk suya sokturmuyacağız !"

Zeynel ağa, inatçı bir adamdı. Nuh derse

Peygamber demezdi..Hüseyin ağa,öfkelendi

"Yahu, ne biçim adamsın sen...! Başlık hani

kalktıydı bu köyde...Herkesten önce, sen bozdun

bunu...Garson çayları getirmişti..

"Duran, çayları bana yaz !"dedi..Sonra, öfkeli

"İyi düşün hısım ! Pişmiş aşa soğuk su katma !"

Kalktı, kahveden çıktı.

* * * *

Elif, çeşmede su dolduruyordu. Kazım, yaklaş

tı, kız yalınızdı.

"Elif, bir tas su ver de şu güzel ellerinden içe

lim !" dedi..Kızın yüzü kızarmıştı

" Ayıp ağa oğlu ! Sen nişanlı bir adamsın !"

" Vurgunum sana Elif ! Bana var, bir elini sıcak

sudan soğuk suya sokturmam...! Kollarını altın

bilezikle donadırım...!"dedi. Kız, çeşmeden

helkelerini doldurmadan, sinirden ağlayarak yola

düştü. Yolda, Mustafa'nın evleneceği kızla karşı

laştı. Kızı, görmemezlikten gelerek yürümeye baş-

ladı. Fidan, gülümseyerek, "Kız Elif ! Bu ne dalgın-

lık...? "dedi.."Ne o ? Dur,bakıyım, senin gözlerin de

kızarmış, ağlamışsın sen ! Söyle kardeşim, seni

üzen birisi mi var ? Anlaşıldı, askerdeki çocuğu

özlüyorsun ! " Elif, " çeşmede helkelere su dolduru

yordum, ağanın oğlu geldi,....!"gerisini getiremez

" O densize sinirlenir mi kızım ! Dersini

verseydin, bir daha sana sataşamazdı !"dedi..

"Hadi gel, benim yamında sana laf söyleyemez..."

"Yok !Anam merak eder sonra !"

Helkeler elinde , evine geldi.

* * * *

Oğlan evinde, evin çatısına dikili bayrak salla

nıyor, bahçeye atılı masalarda, köy ağaları, kasaba

eşrafı, milletvekilleri, Mustafa'nın tanıdıkları, komşu

köyden okuntuya gelenler, içip eğleniyorlar, kapı

önünde çalan davul ve zurnacı, okuntuya gelenlere

"bahşiş ağa" diye davulu uzatıyordu. Okuntuya

gelen, gönlünden ne geçerse veriyordu.

Kız evinde ise, iğne atsan yere düşmezdi.

Kadınlar, genç kızlar, bir kadının elinde çaldığı

defle oynuyor, bir sandalyeye oturtulan yüzü

duvaklı, Fidan, ın avuçlarına - Yüksek yüksek

tepelere ev kurmasınlar, aşırı aşırı memlekete kız

vermesinler !"diye türkü söyleyerek kına yakıyor

lardı...Fidan ağlarken, Elif , onu teselli etmeye

çalışıyordu.


* * * *

Kazım, üst üste yuvarladı rakıyı. Yanındaki

delikanlı, Bektaş, " Yarasın abimize !" dedi..

Kazım, "Bak koçum, düğün evindeki kargaşalık

tan yararlanıp Elif'i kaçıracağız ! Sonra da bağ

evine kaldıracağız ! Görsün bakalım, kaltak !

Bana karşı gelmenin ne olduğunu ! "

"Nasıl olacak bu ?"dedi kör Bektaş

Pis pis güldü Kazım..."Ben her şeyi ayarladım.

Tıpış tıpış ayağıma gelecek o şıfrıntı ı !"dedi.

Kapı açıldı, kırk kırkbeş yaşlarında, kara suratlı deli

Nuriye içeri girdi..Kadının bir gözü, glokomdan

kördü, ve kötü ruhu, yüzüne de yansımıştı...Mahal-

lede çocuklar, onu Pamuk Pirenses Yedi Cüceler

masalındaki cadıya benzetiyorlardı.

"Gel, Nuriye bacı, seni bir iş için çağırdım

dedi..

"Buyur aslanım, yoluna kurban !"

"Bak bacı, ben Elif kıza kör kütük aşığım,

kızı kaçıracağım, lakin iş sana düşüyor...Ne yap

yap, kandır...!" Sonra, cebinden esrar sigarasını

göstererek, "bu işi becerirsen, sana bedava toz

veririm !" dedi..

* * * *

Fidan ile kızlar kalkmış oyun oynuyordu. Elif te

oynuyanlar arasındaydı. Deli Nuriye, içeri girdi.

Kadınların bakışları arasında Elifin kulağına birşey

fısıldadı. Elif'in gözleri yaşardı, ağlamaya başladı.

Kadınlar, "N'oldu Elif ?" dediler.

"Şey...nenem çok ağırlaşmış ta !"

"Geçmiş olsun, git kızım, biz senin kusuruna

bakmayız !"dedi..

Elif, bahçe kapısından çıkınca, Kazım, kızın

burnuna eterli pamuk tuttu, zorla taksiye atttılar.

Taksi hareket etmişti..

* * * *

Bağ evi , kasabanın dışında, dağlık , sarp bir

yerdi..Ne araba ne de at çıkardı. Arabayı kavaklığın

içinde bıraktılar. Kazım, kızı kucağına alarak

bağ evine doğru yürüdü.

* * * *

Gelin bir sandalyede, oturuyordu. Elif'in kız

arkadaşları, onun boynuna sarılıp ağlaşaıyor,

ve oğlan evinin gelmesini bekliyorlardı. İçeriye

yedi sekiz yaşlarında bir kız çocuğu girdi.Nefes

nefeseydi," Elif ablayı kaçırdılar !" dedi..

Kadınlar, şaşkınlıktan dondular sanki.

"Kız ne söylüyorsun sen ? Elif, evlerine gitti ! "

"Vallaha gözlerimle gördüm, Murat-124 e zorla

bindirdiler. Ben evimizden çıktıydım o sıra..."

"Kim kaçırdı kızım ?" dedi bir kadın.

" Şey...yüzünü göremedim ama, şapkasından

ve üstündeki elbiseden, Kazım abiye benziyordu !

Elif, yüzündeki duvağı atarak, "çabuk biriniz

karakola gidip haber versin, biriniz de erkeklere

haber versin. ..Ben de Mustafa'ya telefon ediyim. "

* * * *

Mustafa, delikanlıların arasında oturuyordu.

Telofon çaldı, bir delikanlı, iki yana yalpa vurarak

ahizeyi kaldırdı. "Alo !" dedi.."Bir dakika ! Koçum

bir kız seni arıyor !" Ahizeyi aldı, damat adayı

"Mustafa ! Elifi kaçırdılar...Murat-124 arabaymış

bir kız çocuğu görmüş !"diye ağlıyordu Fidan

"Tamam...! Murat-124 Kazım'ın arabası, ben

şimdi, arabaya atlar, onları bulurum...Serserilerin

gittiği yeri tahmin ediyorum, bağ evine gitmişlerdir.

Kıza, birşey yapamadan, onları kıstırırım !"

" Dikkat et ! Üstlerinde tabanca vardır !"

* * * *

Elif, yavaş yavaş kendine geliyordu Kazım,

Pis pis sırıttı. "Siz çıkın, bu yaralı kuşun tadına

ilk ben bakacağım !" dedi..Kör, Bektaş, iki adamı

yalpalayarak, " yarasın abime !"dediler.

"Eee...! Şırpıntı, şimdi düştün mü elime ?

Şimdi gelsin de elimden alsın, sevgilin ! Hahhah !"

Elif, " Pis serseri senden korkmuyorum, polis

de neredeyse gelir...!" dedi..

* * * *

Polisler, Elifi 'i serserilerin elinden kurtarmıştı.

Elif, göz yaşlarını tutamıyordu, "Allah'ım hala

kurtulduğuma inanamıyorum !" dedi..Musrafa

polislerin yanında gelmişti. Gülümsüyordu kıza


NOT : Bu hikaye, yazar tarafından kurgulanmıştır

olayda geçen yer ve kahramanlar hayalidir

hikaye dosyamdan alınmıştır,iyi okumalar

dileğiyle




DÜĞÜN EVİNDEKİ YAS hikayesini okudunuz.
Bu hikaye 2149 kez okundu.


<< Önceki Hikaye || Sonraki Hikaye >>

Bu kategoride en çok okunan 10 hikaye

1. LİSELİ KIZ
2. Bir Aşk Gerçeği AĞLICAKSINIZ
3. BEN HANDE:İŞYERİME ÇOK GEÇ KALMIŞTIM
4. Sessiz Çığlık Yada Haykırış...
5. ACI
6. babamı istiyorum
7. satanistler
8. ACI HAYAT
9. bir gencin sevgisiz geçen 24 yılı
10. YENGEM
Burada geçen Hikayelerden ekleyenler sorumludur.Canim.net hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmez.

Sık kullanılanlara eklemek istiyorum  Açılış sayfam yapmak istiyorum    Tavsiye  iletişim  Reklam
Türkiyenin Web topluluğu  © 2003 Canim.net Her hakkı saklıdır.
Get Firefox! Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits