sohbet

Güzel sözler | Fıkra | Hikaye | Şiir - Şair| Şarkı sözleri | Cep telefonları| Sohbet | Rüya | Sağlık | Biyografi | islam | Müzik | Haber

Canim.net
Hikayeler
Hikaye Ekle
Asker hikayeleri
Ayrılık hikayeleri
Aşk Hikayeleri
Aşk öyküleri
Başarı hikayeleri
Bilim kurgu hikayeleri
Çocuk Hikayeleri
Çocuk öyküleri
Dede korkut hikayeleri
Diğer Hikayeler
Dini Hikayeler
Dostluk Hikayeleri
Dostluk öyküleri
Dramatik hikayeler
Duygusal hikayeler
Edebi Hikayeler
Efsane hikayeleri
Gerçek Hikayeler
ilginç hikayeler
Komik Hikayeler
Korku hikayeleri
Kısa hikayeler
Kıssadan hisse hikayeler
Mektuplar
Padişah hikayeleri
Romantik hikayeler
Sevgi Hikayeleri
Tarihi hikayeler
Tatil hikayeleri
Türkü Hikayeleri
Yarış hikayeleri
Yaşanmış hikayeler
kırklar meclisi

Bir zamanlar Diyarbakır'ın Fatihpaşa Mahallesinde küçük bir evde yaşlı , dul ve yalnız bir adam yaşarmış. Yaşlı adam yalnızlığını evinde baktığı çiçeklere ve kimi zamanda Diyarbakır surlarına konan güvercinlere, serçelere anlatır ama en çok da surlarla paylaşırmış. Yaşlı adamın bu hali günden güne halkın arasında o kadar yayılmış ki artık ona “sırrını surlara anlatan adam” demeye başlamışlar. Yine bir gün sabah erkenden cebine kuş yemlerini doldurup bu eski kentin kadim surlarına doğru yola çıkmış yaşlı adam. Kalenin yıkık duvarları arasından yürürken birkaç yaramaz çocuğun sur dibine sıkıştırıp kuyruğuna da teneke bağladığı zayıf, kara bir kedinin acı acı inlemelerini duymuş. Yaşlı adam hemen sesin geldiği yöne gitmiş, çocukları uyarıp kediyi onların elinden kurtarmış. Korkudan tir tir titreyen zavallı kediyi sevgiyle kucaklamış. Tekrar sokaklara bırakmaya gönlü razı olmayınca da evine götürüp kediye bakmaya başlamış. Kısa sürede kedi ile aralarında kimsenin anlayamadığı çok güzel ve ilginç bir bağ oluşmuş. Yaşlı adam artık surlara her çıktığında kedisini de kendisiyle beraber götürüyormuş. Akşama kadar kedisiyle birlikte geziyor sonra da eve dönüyormuş Günler böylece geçip gitmiş. Kara kış yüzünü göstermeye başlamış. Evlerde sobalar yanıyor, insanlar da sıcak mekanlardan dışarı çıkmıyormuş. Yaşlı adam da kapı ve pencerelerini sıkı sıkıya kapatıp sobayı da devamlı yanık tutuyormuş ki kedisi üşümesin. Gürül gürül yanan sobasının başına oturup kedisini kucağına alıyormuş ve bir an önce bu soğuk kış günlerinin geçip gitmesini düşlüyormuş.
Böylece yeniden çok sevdiği surlara çıkabilecek, o büyük mavi göğün kanatlı güzelliklerini doyasıya seyredebilecekmiş. Kenti kar altında bırakan soğuk bir kış sabahı uyandığında gözleri uzun zamandır yalnızlığının yoldaşı kedisini aramış. Kedisini her zamanki yerinde görünce yüzüne geniş bir gülümseme yayılmış. Yatağından kalkıp kedisini kucağına almış ve sevgiyle okşamış. Elini kedinin parlak siyah tüyleri üzerinde gezdirirken şaşkınlık içinde küçük kedinin tüylerinin soğuk olduğunu fark etmiş. Merakla evin içine göz gezdirmiş. “Acaba bir yerden soğuk hava mı” giriyor diye düşünmüş ve bütün evi kontrol etmiş. Kapıları, pencere kenarların yoklamış ama soğuk havanın nereden geldiğini bulamamış. Ertesi sabah kedisinin tüylerini okşayınca yine soğuk olduğunu hissetmiş. Bu durum birkaç gün böyle devam edince yaşlı adam iyice meraklanmış. Bir gece sabaha kadar uyumadan bekleyerek neler olduğunu öğrenmek istemiş. Gece evin tüm ışıkları kapattıktan sonra mutfağa gidip parmağının ucunu bıçakla kesmiş. Yarasını üzerine de tuz basmış. Böylece duyduğu acıdan sabaha kadar uyumayacağını düşünmüş. Yatağına uzanmış ve merakla beklemeye başlamış. Yaşlı adamın yatağına uzanmasından epey bir vakit geçtikten sonra kedi usulca oturduğu yerden kalkmış ve yaşlı adamın başucuna gelmiş. Karanlıkta alev topu gibi parlayan gözlerle adamın uyuyup uymadığını kontrol ediyormuş sanki. Sonra yavaşça ağzını açmış ve dilinin altına sakladığı küçük mavi bir boncuğu çıkarıp yaşlı adamın kulağına yerleştirmiş.
Sonrada yine sessizce kapıyı aralayıp dışarı çıkmış. Kedinin dışarı çıkmasıyla yaşlı adam da yatağında fırlayıp karanlıkta kediyi takip etmeye başlamış. Kara kedi Diyarbakır'ın kadim surlarının en büyük kapılarından birisi olan Mardin Kapı'dan çıkarak Hatun Kastal bahçelerine girmiş. Kastal bahçelerinden çıktıktan sonra Kutsal Dicle Nehrini geçip Kırklar Dağı'nın eteğindeki bahçesinde, şadırvanların, envai çeşit çiçeğin bulunduğu muhteşem Kavs Köşkünün avlusuna girmiş kara kedi. Tabii ki yaşlı adam da onun ardında girmiş ve kendine iyice gizlenecek bir yer bulduktan sonra kediyi izlemeye devam etmiş. Çok geçmeden kedi hafifçe silkelenmiş ve birden insan şekline girivermiş. Yaşlı adam olduğu yerde heyecandan kaskatı kesilmiş. Derken siyah kedisinin girdiği kapıdan daha başka bir çok kedi girmeye başlamış büyük avluya. Giren her kedi silkelenip insan şekline dönüşüyormuş. Sayıları tam kırkı bulunca konuşmaya başlamışlar. Kendi aralarında bu büyük ve kutsal şehrin ve insanların sorunlarını tartışıyorlarmış. Yoksullarını dertlerine derman arıyorlarmış. Yaşlı adam saklandığı yerde nefesini tutmuş bütün bu olup biteni büyük bir korku ve heyecanla izliyormuş. Toplantıyı uzun süre izledikten sonra yine hiç ses çıkarmadan olduğu yerden çıkmış ve sessizce köşkten uzaklaşıp evine dönmüş yaşlı adam. Yatağına uzanıp boncuğu yeniden kulağına yerleştirmiş ve uykuya dalmış.
Sabah olup gözlerini açtığında kedisini her zamanki yerinde oturur vaziyette görmüş. Sevinç ve hayranlıkla yatağından kalkıp kedisini kucağına alıp yine her günkü gibi sevmeye başlamış: “Benim iyi yürekli, canım kedim. Seni şimdi her zamankinden çok seviyorum. Dün gece kalkıp seni takip ettim. Artık sırrını biliyorum. Şimdiye kadar neden benden sakladın ki?” demiş kedisine. Ancak kedi hiç ses çıkarmamış. Yaşlı adam da kalkıp kendisi ve kedisi için yiyecek bir şeyler hazırlamaya gitmiş. Döndüğünde kedisinin yerinde olmadığını görünce çok üzülmüş. Meğer kedi, sırrının açığa çıktığını öğrenince fırsatını bulup sırra kadem basmış. Yaşlı adam hemen dışarı çıkıp şehrin her tarafında kedisini aramaya başlamış. Yaşlı adam her gün surlara çıkıp derdini, sırrını ve kedisine olanı, özlemini çok medeniyetler görmüş o yaşlı kale duvarlarına anlatıyormuş
Derler ki o zamanlarda kırk kediden oluşan “Kırklar Meclisi” bu yaşlı şehrin sorunlarını çözmede, insanlarına sahip çıkıp şehir halkını mutlu etmede insan yöneticilerden çok daha başarılıymış. Kedilerin bu sırrı çözülünce yaşlı şehrin sorunları da, dertleri de artmaya başlamış. Bu yüzdendir ki bu şehirde kediler el üstünde tutulup çok sevilirmiş



kırklar meclisi hikayesini okudunuz.
Bu hikaye 6835 kez okundu.


<< Önceki Hikaye || Sonraki Hikaye >>

Bu kategoride en çok okunan 10 hikaye

1. İSLAMİYETİN DOĞUŞU VE YAYILIŞI
2. PEYGAMBER EFENDİMİZDEN NASİHATLAR
3. Koca Karı ile Hz. Ömer
4. duanın gücü
5. Kabirde İlk Gece
6. KADERİ MERAK EDENLER OKUSUN VE ŞAHİT OLSUNLAR
7. Doğruluk
8. 2 melek
9. Cennetlik annenin dünya çilesi
10. Merhamet
Burada geçen Hikayelerden ekleyenler sorumludur.Canim.net hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmez.
Bu sayfayı Tavsiye et    iletişim  Reklam  Gizlilik sözleşmesi  Milli piyango sonuçları
Diğer sitelerimize baktınız mı ? Canlı radyo Dinle - Sohbet - Güzel sözler © 2003 Canim.net Her hakkı saklıdır.