arkadaş

Haber | Şarkı sözleri | Program | Oyun | Güzel sözler | Sohbet | Rüya | Sağlık | Biyografi | Türkü | Tv | Kadın | Müzik | Fıkra | Hikaye | Şiir Şair

KIRMIZI KİREMİTLİ EV,hikayesi,hikayeleri,hikayeler hikaye
Canim.net
Hikayeler
Hikaye Ekle
Asker hikayeleri
Aşk Hikayeleri
Aşk öyküleri
Başarı hikayeleri
Bilim kurgu hikayeleri
Çocuk Hikayeleri
Çocuk öyküleri
Diğer Hikayeler
Dini Hikayeler
Dostluk Hikayeleri
Dostluk öyküleri
Duygusal hikayeler
Edebi Hikayeler
Gerçek Hikayeler
ilginç hikayeler
Komik Hikayeler
Korku hikayeleri
Kısa hikayeler
Mektuplar
Romantik hikayeler
Sevgi Hikayeleri
Tarihi hikayeler
Tatil hikayeleri
Türkü Hikayeleri
Yarış hikayeleri
Yaşanmış hikayeler
KIRMIZI KİREMİTLİ EV

BAŞLIK .Kırmızı Kiremitli Ev"devamı"
ekrem güneşli

Sinirden her tarafı titriyordu. Sol elini kalbine

götürdü. Kalbi çok hızlı atıyordu. Göğüs kafesinin

üzerinde sanki tonlarca ağırlık vardı. Dairesine

zor attı kendini. Kapının ziline bastı,kapıyı kızı

açtı. Beti benzi atmıştı.

"Baba, nefes nefese kalmışsın, gel şu koltuğa

otur !"dedi.

"Kızım bana bir bardak su ver !" dedi.Kız, buz

dolabınının kapısını açtı, su şişesinden bir bardağa

su doldurdu, getirdi.

"Buyur baba !" dedi.

Elleri, titreyerek üstüne başına dökerek suyu içti.

"Göğsümün üstünde bir ağırlık var kızım !"dedi.

Kız, babasının gömleğinin düğmelerini çözdü, alnın

da biriken terleri mendiliyle silerken, babasını göz

lemliyordu.

"İyi misin baba ?"

Haşim Bey, eliyle göğsünü gösteriyordu. Kız

salona gitti, telefon numarasını çevirdi, Almanca

birşeyler konuştu. "Yah...yah !"dedi.Sonra baba-

sının yanına geldi.

"Babacığım ambulans geliyor, pantolnunu

giy !"dedi.

"Annen eve gelirse bizi merak eder sonra"

"Masanın üzerine pusula yazıp bıraktım "

Ambulans gelmişti. Kız koluna girdi, merdiveni

yavaş yavaş indiler

* * * *

Lütfü Ustanın ,kızı Nevini, Almanya'da işçi olan

kardeşinin oğluna vermekten vazgeçtiği haberi

kasabaya bomba gibi düşmüştü. Kasabalı inanma-

mıştı bu habere ilkin, fakat Nevin'in annesi doğru-

layınca bu sefer de kızın amcasının oğluna neden

verilmediği üzerinde dedikodu başladı. O koca yaz

öyle geçip gitmişti.

Havalar birden soğudu. Kuzeyden esen yel

yağmur getirdi, Gök yüzünü kaplayan "kuşatan"

kurşuni bulutlar ,çatıların üzerine, ev aralarına

sokaklara, ağzını açan ,ateş saçan ejdarha gibi

yağmur damlalarını indirdi. Sel sele gitti ortalık

insanlar , ıslanmamak için, saçak altlarına sığındı.

Köpekler havladı, tavuklar, horozlar kanat çırparak

kümese girdi.Kasap Kamil'in kız kardeşi Nazan'ı

bir Astsubay istedi. Kamil,ilkin bozuk çaldıysa da

annesi, "oğlum kız kısmı evlenmezse çabuk çöker!

Günaha girme !"diye diye ikna etti. Martta, nişan

takıldı, yazın da düğünleri yapıldı. Nazan göz yaşları

arasında gelin taksisine bindirildi.Binmeden önce

Kamil kız kardeşinin beline kırmızı bir kurdele

bağladı. Annesiyle, ağabeyisiyle, kız kardeşiyle

helallaştı. Sonra damadın koluna girerek ,tahta

avlu kapısından çıktı. Davul zurnanın çaldığı gelin

ağlatma havasına kapının önünde biriken, kadınlar

kızlar da katıldı. Nazan'ın yaşıtı kızlar, ona son kez

sarıldı. Korhan adlı delikanlının Şark hizmeti

Doğuya çıkmıştı. Çektiği kurada Erzuruma çıktığını

öğrenmişti. Oradaki askeri lojmanda kalacaklardı

yeni evlendiği karısıyla.

* * * *

O yıl öyle bir kış oldu ki, kardan her taraf ak çar-

şaf gibi örtüldü. Aç kurtların köy ve kasabalara

indiği, mahalli bir iki gazetede çıktı. Reyhan abla-

sının gelin olmasıyla, içine kapandı, eski delişmen

kız gitti, yerine suskun, bir kız geldi...Bakkal Hamdi

nin oğlu, bakkala birşey almak arada sırada gelen

Reyhan'ın, artık dükkana gelmemesine bir anlam

verememişti...Bir düğünde, uzaktan uzağa da olsa

görünce, yetişkin çok güzel bir kız olduğunu ,

dükkana da bu nedenle gelmediğini anladı.

Nevin'i bir Yüzbaşının istediği , Lütfü ustanın

Tufan adındaki bu delikanlıyı çok beğendiği kızın da

gözlerinin içi güldüğü kasabada konuşulmaya baş-

lanmıştı. Tufan'ın babasının kasabada daha önce

Savcı olduğu , tatillerde ailesinin yanına geldiği

çok yakışıklı bir delikanlı olduğu, kasaba kızları-

nın gönlünde taht kurduğu, "yer aldığı" bir düğünde

Nevin'i görüp çok beğendiği ,daha bir sürü dedikodu

o kış boyu konuşulup durmuştu. Erkekler ,kahvede

kadınlar evde, kışı geçirmiş, o yıl bir çok çocuğun

yaşlının, gripten yataklara düştüğü,kasabanın tek

hastanesinde muayane olmak için gelen hastalara

tek bir doktorla ,dört hemşire ,bir hasta bakıcının

baktığı söyleniyordu...Sıhhıye Ö....Operatör Dr.

K....nin yanında bir kaç sene çalıştıktan sonra

evlere iğne yapmaya gittiği, çocukları sünnet et-

meye başladığı da biliniyordu...

O kış öylece geçti. Bahar tüm canlılığı ile doğayı

"tabiatı" kucakladı...Kırlarda ,sarı, mor, beyaz çiçek

ler açtı, sütleğenler, mor gelinciklerle kaplanan

bozkıra canlılık geldi. Kaya kovuklarında , toprakta

açılan galerilerde ,yabani otların arasında kışı geçi-

ren sürüngenler , tarla sıçanları, köstebekler,

kertenkeleler, taşların arasına gizlenen akrep ve

çıyanlar, havada uçuşan renk renk kelebekler

o çiçekten o çiçeğe konan bal arıları, daldan dala

konan serçeler, bahçelerde duyulan bülbül sesleri

baharın geldiğini müjdeliyordu.

Kışın kar altında kalan çatılar, karların erimesiy-

le, üzerilerindeki yorgunluğu atıyor, güneşlenmek

için sandalyesini dükkanlarının önüne atan esnaflar

kimi kışı hastalıkla geçirdiğinden, kimi evde karısıy-

la kavga ettiğinden, kimi de kahvelerde vakit öldür

düğünden konuşuyordu. Bahar,esnaflar için güz

alış- verişlerinin bereketli olup olmadığını imtihan

eden bir mevsimdi...O yıl yağmur ve kar iyi yağdıy

sa, yılın bereketli olacağı inancı vardı...Kasabalının

bir çoğu, yazın köyüne gidiyor, kimi bağını bahçe

sini belliyor, kimi hayvanını bol otlu yerlerde

yayıyor, kimi de değişiklik olsun diye ırmak kena-

ronda balık avlıyordu.

Yaşlı kadınlar, kışın soba başında tembel tembel

otururken, baharın gelmesiyle birlikte, üzerlerin-

deki uyuşukluğu atmak için kapı önüne çıkıyorlardı.

Kimi de avlunun içinde güneşlenirken ,bir yandan

da gelinine kemik saplı " manda boynuzundan"

tarakla saçını taratıyordu.

Reyhan, liseden sonra yüksek bir okula gön-

derilmemişti. Kasap Kamil, otursun, ev işlerini

öğrensin, kız kısmı okuyup ta vezir mi olacak diye

engel olmuştu. Ağabeyisinden gizli, Belediyenin

açtığı dikiş-nakış kursuna gidiyordu. Kamil zaman

zaman, şüpheye düşüyordu. "Bu kız bir haltlar

karıştırıyor ya neyse anlarız !"diye söyleniyordu.

Annesi, "kızım sen abine bakma, yarın bir gün

evinin kadını olacaksın, yemek yapmayı da dikiş

dikmeyi de bilmelisin ! Hayat pahalı, çocuklarınız

olursa, söküğünü- yırtığını dikmelisin..."

Reyhanın işlediği danteller, oyalar, kumaş üzeri

ne yapılan resimler, gül motifleri, değişik minyatür

ler, sergide büyük beğeni kazandı. Genç kızlar,

genç kadınlar, bir birinden güzel, kızların ortaya

koydukları eserlere hayran hayran bakıyorlardı.

Son



KIRMIZI KİREMİTLİ EV hikayesini okudunuz.
Bu hikaye 1103 kez okundu.


<< Önceki Hikaye || Sonraki Hikaye >>

Bu kategoride en çok okunan 10 hikaye

1. LİSELİ KIZ
2. Bir Aşk Gerçeği AĞLICAKSINIZ
3. BEN HANDE:İŞYERİME ÇOK GEÇ KALMIŞTIM
4. Sessiz Çığlık Yada Haykırış...
5. satanistler
6. ACI
7. babamı istiyorum
8. ACI HAYAT
9. YENGEM
10. bir gencin sevgisiz geçen 24 yılı
Burada geçen Hikayelerden ekleyenler sorumludur.Canim.net hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmez.



Sık kullanılanlara eklemek istiyorum  Açılış sayfam yapmak istiyorum    Tavsiye  iletişim  Reklam
Türkiyenin Web topluluğu  © 2003 Canim.net Her hakkı saklıdır.
Get Firefox!