arkadaş

Haber | Şarkı sözleri | Program | Oyun | Güzel sözler | Sohbet | Rüya | Sağlık | Biyografi | Türkü | Tv | Kadın | Müzik | Fıkra | Hikaye | Şiir Şair

FERAYİ DİR KIZIN ADI FERAYİ,hikayesi,hikayeleri,hikayeler hikaye
Canim.net
Hikayeler
Hikaye Ekle
Asker hikayeleri
Aşk Hikayeleri
Aşk öyküleri
Başarı hikayeleri
Bilim kurgu hikayeleri
Çocuk Hikayeleri
Çocuk öyküleri
Diğer Hikayeler
Dini Hikayeler
Dostluk Hikayeleri
Dostluk öyküleri
Duygusal hikayeler
Edebi Hikayeler
Gerçek Hikayeler
ilginç hikayeler
Komik Hikayeler
Korku hikayeleri
Kısa hikayeler
Mektuplar
Romantik hikayeler
Sevgi Hikayeleri
Tarihi hikayeler
Tatil hikayeleri
Türkü Hikayeleri
Yarış hikayeleri
Yaşanmış hikayeler
FERAYİ DİR KIZIN ADI FERAYİ

başlık :Ferayidir kızın adı FERAYİ
Ferayi Türküsünden esinlenerek yazılmıştır

llyas Bey, güneş doğarken yataktan kalktı.

Üstünü giyindi, bu anda yaşlı kadın içeri girdi.

"Kalktın mı İlyas ?"dedi..Delikanlı, saygılı bir şekilde

"kalktım ana !" dedi..Annesi gülümseyerek, "deli

oğlum, yine mi ava gidiyorsun ?"dedi.."N'olacak

senin bu av merakın ? Benim bir ayağım çıkurda,

ölmeden, mürüvvetini görmek, torunlarımı kuca-

ğıma alıp sevmek istiyorum !" "Ana , üzülme ,inşal-

lah sevdiğim bir kız karşıma çıkar da evlenirim !"

" Deli oğlum, koskoca Menteşe Beyi baban var,

kimin kızını istesek alırız, lakin sen her kıza bir kulp

takıyorsun, kimine çirkin diyorsun, kimine boyu

kısa diyorsun, kimine anasına düşkün, bundan

kadın olmaz diyorsun, kaygılandırıyorsun beni "

"Üzülma ana, elbet o da olur...Lakin, dün gece

rüyamda, av avlarken, karşıma çok güzel bir kız

çıktı, tam kızın elini tutacakken kaçıp kayboldu...

" Hayırdır oğul ! İnşallah rüyan çıkar...Lakin kıza

kavuşamamanı neye yormalı ? Fatma kadın gelisin

ona sorarım "

"Ana, gün yükselmeden ormanda omalıyım !"

"Avın bereketli, ömrün uzun olsun oğul...!

Haydi Allah işini kolay etsin...!"

İlyas Bey, ahırdan kır atı çıkardı, atladı üzerine.

Atı mahmuzladı, toz bulutu içinde kayboldu.

Güneş daha doğmamıştı, ama doğu tarafında bir

kızıllık göze çarpıyordu...Boz kıra, İlyas Beyin atının

nal sesleri karıştı, sonra hava yavaş yava açılma-

ya başlamıştı. Güneş, kan kırmızısı karşı tepelerden

çıktı. Yolun kenarındaki ekin tarlaları , güneşin ışık

larıyla bakır rengi almıştı, hafif bir rüzgar çıktı,

başaklar dolu olduğu için, boyunlarını öksüz çocuk

lar gibi bükmüştü.

Bazı biçilmiş tarların içinde, tarla kuşları küçük

ayaklarıyla dolaşıyor, otların içinden kalkan bir kaç

keklik palazı kuzeye doğru uçuyordu. İlyas Bey

tüfeğini doğrulttu, tam ateş edecekken, geri vaz

geçti. "Günah !Daha yavru bunlar !" diye söylendi.

Sonra, atın gemini gevşetti, at kuyruğunu kaldırıp

sıçtı, sonra kulaklarını dikti. Bu, topraktaki bir

deliktan başını çıkarıp etrafa şaşkın şaşkın tarla

kelengisiydi.

Güneş, iyice tepeye dikilmişti.Suyu yarı yarıya

azalmış bir çaya sürdü atı. At, suya eğilip garip

sesler çıkararak içti. Kendisi de attan indi, iri elleriy

le, avucuna su alıp, yüzünü yıkadı..Su üzerindeki

ağırlığı almıştı.

Ormana çıkan tepede at zorlanmıştı. Dar bir

keçi yolundan geçiyordu. Aşağısı uçurumdu, yüzün

de domur domur ter peydah olmuştu. Şalvarın

cebinden mendilini çıkarıp terini sildi...Sonra atın

geminden tutrak yavaş yavaş patikayı geçti.

Uzaktan tüm heybetiyle orman görünmüştü. Meşe

ve kayın ağaçlarıyla kaplı orman, insanın içine

huzur veriyordu.

* * * *

Ferayi bir taşın üstüne oturmuş, kuru otları

yiyen, kuzular ile oğlakları seyrediyordu. Birden

bir at kişnemesiyle irkildi, karşısına atın üstünde

dimdik duran, esmer, geniş onuzlu, adeleli, bir

delikanlı çıktı. İlyas Bey, "Korkma güzel kız !

Benden sana zarar gelmez !" dedi..Taşın üstünden

kalkan kız, " kuzularımı ürtküttün !" dedi..

"Sen kimsin ?" dedi.

Ferayi, yeşil gözleri çakmak çakmak, "Ne inim

ne cinim , görüyorsun !" dedi..

"Peki ne arıyorsun bu dağ başında ?"

"Kuzularımı, oğlaklarımı güderim ağam !

Ya sen ? "

İlyas Bey, kızın gözlerine, yüzüne baktı.

"Aman Allah'ım, rüyamda gördüğüm kız !" dedi..

Şu masum yüz, çocuksu çehre...!"

Ferayi de İlyas beyi süzmüştü. "Ne yakışıklı

adam !" diye geçirdi içinden.

İlyas Bey,kısa şaşkınlık geçirdi. Sonra, "Ben

mi ? Av avlarım, kuş kuşlarım...! Talihim ,senin

gibi güzel bir kızla karşılaşmakmış ! Bahtıma seni

çıkardı...Sahi senin adın ne ?"

"Ferayi....!"

"Ferayi ! Ferayi ! "

"Benim Türkmen adım hoşunuza gitmedi galiba

"Yo..! Çok beğendim...Adınız da yüzünüz gibi

güzel...! Hafızama nakşederim !"

" Ya sen kimsin !? Necisin ? Kimin fesisin ?"

" Adım İlyas. Yakup Beyin oğluyum !"

" O...Beyimizin oğlu, fakir obamızı şereflen

dirirsin her halde...Buyur soğuk bir ayranımızı iç...

İlyas Bey, yanında Ferayi yakındaki bir çadıra

girdi. "Buyur ,şöyle geç !" diye teke derisinden

postu gösterdi..Gülümseyerek, "açsındır, çökelek

çıkarayım " dedi..İlyas Bey, bir yandan çökeleği

bazlamaya sarıp yerken bir yandan da soğuk

ayranı içiyordu.

"Ohh ! Ellerine sağlık...!Şey..Benimle evlenir

misin Ferayi ? "

"Bunu anam atamla"babam" konuşmalısın

bey !"

"Beni bekle Ferayi ! Yakın zamanda seni

istemeye geleceğiz..."

İlyas Bey, obasına neşeli dönmüştü. Atını

ahıra çektikten sonra, eve girdi.

" Buldum ana ! Buldum !"

" Dur oğul, telaşlanma, şunu bir iyica anlat !"

" Ana, benim evlenmemi ister durursun...!

Allah karşıma ,rüyada gördüğüm o gül yüzlü

güzeli çıkardı ...Benim bu dileğimi bey babama

açasın !"

"Olur oğul ! Kim gelinim olacak bu kız ?"

"Göktepe'de çadır kuran Yörüklerden birinin

kızı...Adı Ferayi !"

"Dur, babana söyleyim, kararı o versin "

* * *

Yakup Bey, sedirde oturuyordu. Elinde kehribar

tesbiği, sallayıp duruyordu. Yaşlı kadın içeri girdi

"Neredesin kadınım ! Gel, hayır mı ? "

"Hayır beyim, İlyas oğlumuz, av avlar, kuş

kuşlarken, güzel bir Yörük kızı görmüş, babama

söyle, alsın bana onu dedi..."

Yakup Bey, kahkahayı bastı.."Başka ne

dedi..? " Kadın da güldü. "Ayakkabıyı ters çevirdi

* * *

Yakup Bey, bir kaç adam, karısı atlara binip

yola düzüldü...Akşam, yaklaşırken obaya vardılar.

Çadırların önünde, birkaç kadın, bir kaç erkek

çocuklar görünüyordu. Ferayinin babası, çadırın

önüne oturmuş, semer onarıyordu ki, uzaktan

atlılar göründü. Tanımıştı, doru atın üzerinde duran

kır sakallı, başı sarıklı, kaftanlı, Yakup Beydi.

Yanında da, karısı , adamları vardı. Onları karşıla-

maya gitti.

"Hoş geldiniz, safa geldiniz obamıza !"dedi..

Atlardan indiler. Çadıra girdiler. Adam, "Ferayi

gızım, hadi soğuk bir çalkama getir misafirlerimize

dedi..Yakup Bey, Ferayi'nin sülün gibi boyununa

yürüyüşüne , güzelliğine baktı, beğendi .

Ayranları içtiler. Yakup Bey, "Ayranımızı içtik

gözlememizi yedik, sıra buraya geliş sebebimize

geldi...Oğlum İlyas, kızın Ferayi'yi beğenmiş,

Allah'ın emri Peygamberin kavliye kızına talibim

" Civan mert oğlun İlyas'a kızımı seve seve

veririm !"

"Öyleyse, düğün hazırlıklarına başlayalım !"

* * * *

Mıstık, sürüyü ağıla çektikten sonra çadıra girdi

"Hayrola baba ? O Atlılar niye gelmiş ?"

"Obamızın başına devlet kuşu kondu oğul !"

Yakup Bey oğlu İlyas, bacın Feryi'yi beğenmiş

istemeye gelmiş..."

Mıstık, yüzünü asmış, "O ilyas olacak bey

oğlu bacımı nerede görmüş ki !" diye öfkeli bakmış

babasına. Sonra, "Nişanlanmadan, bacıma el atmak

törelerimize aykırı değil mi baba !" diye bağırmış

"İlyas, kendine başka kısmet arasın !"

* * * *

Ferayi, çobanlarından birini" İlyas Beye gönder-

miş. "Beyim, Ferayi kızın sana selamı var, bu gece

yarısı, Kanlı Kapuzun oraya gelsin !" dedi..

Mıstık, o gece uyumamış. Uyur gibi yapmış,

Ferayi, sandıktan bohçasını çıkardıktan sonra

Sarı mayaya "deveye" yüklemiş, ayın ışığında

kanlı Kapuza varmak için yola çıkmış. Mıstık

Ferayinin kaçacağını anlamış, atına atlayıp, sürmüş

Ferayi, heyecan, korku içinde Sarı mayanın

üstünde giderken, kanlı kapuzun başında ağabeyi

Mıstık karşısına çıkmış. Kız, kaçamamış, devenin

üstünden , kucaklayıp alan, öfkeli delikanlı

"demek , kavilleştiniz, İlyas denen o soysuzla !

Kaçacaktın ha ! Al, bakalım !" diye belinden bıçağını

çekip çıkarmış, vurmuş vurmuş, zavallı kız "yapma

abi !" dediyse de dinlememiş, al kanlar içinde yere

düşmüş.

İlyas, Sarı mayanın üstünde kimseyi göremeyin

ce telaşlanmış, gelmiş ki, Ferayi alkanlar içinde

yerde yatıyor.

O olaydan sonra İlyas Beyi hiç gören olmamış

Kimi aldı başını uzaklara gitti dedi kimi aklını kay-

betti dağlara vurdu mecnun misali dedi, ama

Yörük kızı Ferayi'nin türküsü o günden sonra

Yörük kızlarının dilinden düşmez...


















FERAYİ DİR KIZIN ADI FERAYİ hikayesini okudunuz.
Bu hikaye 2056 kez okundu.


<< Önceki Hikaye || Sonraki Hikaye >>

Bu kategoride en çok okunan 10 hikaye

1. AmA EVLİSİN
2. kış güneşi
3. ŞEHİT OLACAĞIM
4. KIRMIZI KİREMİTLİ EV
5. . ..TEK GERÇEĞİM ÖLÜM...
6. KARDEŞİM BENİM
7. İSTANBULLUM (okumadan geçmeyin)
8. serefsiz sevgili
9. SÖZ VERMİŞTİM
10. SON BOMBA YÜREĞİME
Burada geçen Hikayelerden ekleyenler sorumludur.Canim.net hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmez.



Sık kullanılanlara eklemek istiyorum  Açılış sayfam yapmak istiyorum    Tavsiye  iletişim  Reklam
Türkiyenin Web topluluğu  © 2003 Canim.net Her hakkı saklıdır.
Get Firefox!