sohbet

Güzel sözler | Fıkra | Hikaye | Şiir - Şair| Şarkı sözleri | Cep telefonları| Sohbet | Rüya | Sağlık | Biyografi | islam | Müzik | Haber

Canim.net
Hikayeler
Hikaye Ekle
Asker hikayeleri
Ayrılık hikayeleri
Aşk Hikayeleri
Aşk öyküleri
Başarı hikayeleri
Bilim kurgu hikayeleri
Çocuk Hikayeleri
Çocuk öyküleri
Dede korkut hikayeleri
Diğer Hikayeler
Dini Hikayeler
Dostluk Hikayeleri
Dostluk öyküleri
Dramatik hikayeler
Duygusal hikayeler
Edebi Hikayeler
Efsane hikayeleri
Gerçek Hikayeler
ilginç hikayeler
Komik Hikayeler
Korku hikayeleri
Kısa hikayeler
Kıssadan hisse hikayeler
Mektuplar
Padişah hikayeleri
Romantik hikayeler
Sevgi Hikayeleri
Tarihi hikayeler
Tatil hikayeleri
Türkü Hikayeleri
Yarış hikayeleri
Yaşanmış hikayeler
Zülkarneyn Kimdir?

- Zülkarneyn kimdir? (A)

Şimdiye kadar Zülkarneyn’in kim olduğu, ne zaman yaşadığı, hangi icraatları yaptığı tartışılmış ve bu konuda değişik görüşler öne sürülmüştür.

Tarihte yaşamış bazı kişiler için Zülkarneyn yakıştırması yapılmış, fakat zamanımıza kadar gelen kutsal kitaplarda Zülkarneyn’e dair işaret edilen vasıflara tam olarak uyan bir kişi gösterilememiştir. Zülkarneyn olduğu düşünülen bu şahsiyetlere ait bilgi ve kayıtlar eksik, kayıptır. Bu bilgi ve veri eksikliğinden faydalanarak “Şu kişi Zülkarneyn’dir fakat hakkında ki bilgi ve kayıtlar kaybolduğu için ispat edilemiyor” mazeretleri ileri sürülebilir mi?
Bu tartışma sadece son peygamberin ümmeti (Müslümanlar) tarafından yapılmamış bütün peygamberlerin ümmetlerince de yapıla gelmiştir. Fakat çoğunluk tarafından kabul gören bir görüş ortaya konulamamış, değişik görüş ve fikirler ortaya atılmıştır.

Zülkarneyn’in önemli bir özelliği vardır ki; gönderilmiş bütün peygamberlere ona dair bilgi verilmiş, bütün ümmetlerin Zülkarneyn’in yapacağı işler ve şahsiyetine dair bilgi sahibi olması sağlanmıştır. Bu kadar önem verilen, hakkında bütün peygamberlerin bilgilendirildiği bir kişiye ait bütün bilgilerin kaybolması, bu kişinin tarihin karanlıklarına gömülmesi, ona ait olduğu belirlenen hiçbir eserin var olmaması mümkün müdür? Yeryüzünde yaşamış ve hiçbir iz bırakmadan yok mu olmuştur? Bu kadar çok kişiye (bütün ümmetlere) varlığı haber verilen, bu kadar önemsenen Zülkarneyn dönemine şahitlik edecek kimse yok mudur? Hiçbir kalıcı eser bırakmamış mıdır?
Zülkarneyn yeryüzünde yaşamış olsaydı buna dair kesin delil ve izler bırakırdı.

Zülkarneyn’in sadece kim olduğu, ne zaman yaşadığı tartışma konusu değildir. Peygamber olup olmadığı, yaşadığı toplumda vasfının ne olduğu, hatta insan olup olmadığı da tartışılmaktadır. Zülkarneyn bir asker midir, yaşadığı toplumda nüfuzlu, zengin bir kişi midir, bir yönetici midir?

Zülkarneyn dönemine ait eserler ve kesin bilgi olmaması normaldir.
Henüz yeryüzünde yaşamamış, bu sebepten de bir faaliyette bulunamamış, bir eser oluşturamamış bir kişinin ne zaman yaşadığını, hangi işleri ve eserleri yaptığını bulmak zor iş olsa gerek.
Bu kitapta Zülkarneyn’in neden önemli bir kişi olduğu, ne zaman yaşayacağı ve hangi işleri yapacağı detaylı olarak anlatılacaktır. Zülkarneyn hakkında bilgi vermek onun tanınması ve anlaşılabilmesi için yeterli değildir. Zülkarneyn’i tanıyıp, anlayabilmek için din ile sebepler dünyasının da yeterince ve gereğince bilinmesi gerekir.

- Gerçekten biz, Zülkarneyn’i yeryüzünde iktidar sahibi yaptık ve ona istediği her şeyden bir sebep verdik. (Kur’an-ı Kerim - sure:18 - ayet:84)

Bundan dolayı bu kitapta Zülkarneyn’le birlikte din ile sebepler dünyası hakkında birtakım bilgi ve düşünceler ortaya konulacaktır.
Eminiz ki sebepler dünyasını anlayabilecek ve Zülkarneyn’i tanıyabilecek kadar bilgi sahibi olabilen bir kimse dininin özünü kavrayabilecek bilgiye de sahip olmuştur.








Bu kitapta yazılanları sorgulayanlar ve eleştirenler olacaktır. Olması da gereklidir. Kitapta yazdıklarımız hakkında topluma açık şekilde yapılan değerlendirme ve eleştirilerden hepsini cevaplamaya çalışacağız. Ama bu noktada bir hususa dikkat edilecektir.

Konuyu yeteri kadar incelemeden, araştırmadan ve yeterli çalışmayı yapmadan, kolay yoldan kazanımlar elde etmek veya o anki mevcut durumu, çıkarları korumak amacıyla sözler sarf etmek eleştirmek değildir. Sebep sonuç ilişkisinden kopuk, bilgiyi ve gerçekleri temel almayan birtakım değersiz düşünce ve fikirler ortaya atmakta değerlendirme değildir.
Çünkü ortaya konulan bir düşünce veya yapılan bir işi eleştirebilmek yada değerlendirebilmek için o konuda en az eleştirilen kişi/kişiler kadar emek verilmelidir. Eleştiriyi yapan kişi sebep sonuç ilişkisini göz önünde bulundurarak yapılan faaliyetleri ve düşünceleri incelemelidir. Eleştiri ortaya konulan iş veya düşüncenin daha sağlıklı, daha verimli olmasını sağlamalı ve kişilere, topluma, yapılan işe olumlu katkısı olmalıdır. Ortaya konulan düşüncelerde ve yapılan işlerde mevcut olan yanlışlıkları, zayıflıkları tespit etmelidir. Tespitlerini mantıklı, doğru ve sebep sonuç ilişkisine dayalı olarak açık şekilde izah etmelidir.

Takdir edersiniz ki ortaya atılan düşünce ve değerlendirmeler Zülkarneyn’in faaliyetlerine veya çalışmalarına etki edecek, yön verecek değildir. Zülkarneyn’in yapacağı faaliyetlerin temelini Allah’ın kuluna öğrettiği ve uyulmasını tavsiye ettiği oluşturacaktır. Bizim amacımız bu konuda sahip olduğumuz bilgiyi ve düşüncelerimizi toplumla paylaşmaktır. Rahman doğruyu bilen ve bildirendir.

Öğretildiği ümmetler tarafından daima şaşkınlıkla karşılanan ve hakkında çok tartışılan bir insandır Zülkarneyn. Bu tartışmaların bu kitabın yayınlanması ile birlikte süreceğini ve artacağını düşünmekteyiz. Bizim amacımız bu kitabı yayınlayarak bu konularda gerçekçi, faydalı ama dile getirilememiş bilgi ve düşüncelerin ortaya konulmasına katkıda bulunmaktır. Bu bilgileri yayınlayarak herhangi bir milletin, grubun veya kişinin üstünlük sağlamasını yada maddi, manevi çıkar elde etmesini amaçlamıyoruz.

- Sebepler dünyası (B)

Zülkarneyn’in önemli yeteneklerinden bir tanesi yeterince ve gereğince sorgulayabilmesidir. Bunun sonucunda önemli bir meziyet elde etmiştir. Yeryüzü ve gökyüzünde yürüyen işlerde mevcut sebep sonuç ilişkisini çok iyi kavrayarak, sebepler dünyasının sırrına vakıf olmuştur. Öyle ki istediği sonuca ulaşmak için hangi sebepleri kullanacağını, var olan sonuçları sorgulayarak ta sonuca ulaştıran sebepleri bilir.

- Gerçekten biz, Zülkarneyn’i yeryüzünde iktidar sahibi yaptık ve ona istediği her şeyden bir sebep verdik. (Kur’an-ı Kerim - sure:18 - ayet:84)
- Derken o bir sebebi izledi. (Kur’an-ı Kerim - sure:18 - ayet:85)
- Sonra da başka bir sebebi takip etti. (Kur’an-ı Kerim - sure:18 - ayet:92)












- Zülkarneyn peygamber midir? (C)

Zülkarneyn, Hz. Muhammed’in soyundandır. Bilinmektedir ki Hz. Muhammed’in vefatından sonra soyundan olanlar baskılara maruz kalmış, bu insanlardan bir kısmı katledilmiştir. Kalanlar o kavim içinde rahat bırakılmayacaklarının farkına varmış, yaşadıkları toprakları terk etmişlerdir. Bir grup hicret ederek Anadolu’ya geçmiştir. Bu soyun evlatları günümüzde Anadolu topraklarında kurulu Türk Devletinde yaşamaktadırlar. Bu ülkenin vatandaşıdırlar. Zülkarneyn de bu insanlardandır.

Zülkarneyn ile uzlaşabildikleri takdirde, kendisinden en fazla fayda bulan Türk milleti ve Türk devleti olacaktır. Zülkarneyn Türk adını yüceltecektir, öyle ki Türkler Zülkarneyn’den öğrendikleri bilgiler ışığında yaptıkları işlerle yeryüzünün önderleri olacaklar, kıyamete kadar da öyle kalacaklardır. Hatta Türklerin peygamberi Zülkarneyn olarak adlandırılacak, Anadolu’da kurulu Türk devletinin başkentinde yaşayacaktır. İbrahim peygamberin mirasını Türklere verecektir. Şöyle diyecektir;
“ - Oralarda Ehl-i Beyt çok zulüm ve belalar gördü.” Yükselen itirazları da şöyle cevaplayacaktır;
“ - Ehl-i Beyt katledilirken böyle canı gönülden itiraz etmiyordunuz. Allah’ın nimetini sizler mi taksim ediyorsunuz?”
Öğrendikleri zaman Allah’a teslim olanlar hariç, Araplar bu durumdan hoşlanmamışlardı. Yahudilerin Hz. Muhammed’in peygamberliğini istemedikleri gibi. O devirde konuyla ilgili yapılan yorumlar günümüze eksiksiz ulaşamamıştır.

Zülkarneyn’e yeni bir din ve kitap indirilmeyecektir. Bundan dolayı peygamber olup olmadığı tam olarak kestirilememiş, varlığından haberdar olan bütün topluluklarda peygamberliği tartışılmıştır. Kendisine bir din ve kitap indirilmeyecekse faaliyetlerinde hangi dini esas alacaktır? Kendisine kitap verilmeyen bir kişi bütün peygamberlerce neden bu kadar önemsenmiştir? Peygamber olmayan bir kişinin bu kadar büyük işler yapması nasıl açıklanabilir?

Zülkarneyn yeryüzünde yaşayan peygamberlere öğretilmiş bütün dinlerin özünü bilir. “Bizler Müslümanız” diyenlere Hz. Muhammed’e öğretilen dinin esaslarını, “bizler Hırıstiyanız” diyenlere Hz. İsa’ya öğretilen dinin esaslarını, “bizler Museviyiz” diyenlere de Hz Musa’ya öğretilen dinin esaslarını ve dinden unutulanları hatırlatır. Hz. İsa’ya indirilen dinin temelini tamamlayacak ve sağlamlaştıracaktır. Bu sebepten kendisini İsa’ya benzetirler.
Kendisine müracaat eden toplumlara ”Aranızda adil bir hakem olarak bulunmamı ister misiniz? Hakkında ayrılığa düştüğünüz işlerin bir kısmını size açıklayayım.” diyecektir.
Bu sebepten yeryüzünde olan bütün ümmetler gelişini beklemişlerdir.
Her peygamber içinde yaşadığı topluluğa Allah katından gelecek rahmet ve azabı haber vermiştir. Zülkarneyn ise rahmet ve kıyamet haberini verecektir.

Kur’an-ı Kerim’de Zülkarneyn, Hz. Muhammed devrinde Mehdi adıyla anılmıştır.
Zülkarneyn yeryüzünde yaşadığı müddetçe yapacağı ve yaptığı işlerde, söyleyeceği sözde hiçbir kimsenin, zümrenin, topluluğun veya milletin rızasını kazanma çabası gütmeyecek, sadece Allah rızasını gözetecektir. Yardım isteyen her topluluk, millet ve devletten kendisiyle uzlaşabilenlere faydalı işler yapacaktır.






- Onlar: “Ey Zülkarneyn, haberin olsun, Ye’cuc ve Me’cuc bu yerde fesat çıkarıyorlar; bu yüzden onlarla bizim aramıza bir set yapman şartıyla sana bir vergi ödesek olur mu?” dediler. (Kur’an-ı Kerim - sure:18 - ayet:94)

- Dedi ki: “Rabbimin beni içinde bulundurduğu iktidar daha hayırlıdır. Haydi siz bana bedenen yardım edin de sizinle onlar arasına sağlam bir engel yapayım.” (Kur’an-ı Kerim - sure:18 - ayet:95)

Önce uzlaşmaya davet edip, sonra da uzlaşmayan toplumlardan yüz çevirecektir. Her kimden yüz çevirmişse, yer ve gök ona düşman olmuştur.


- Yeryüzü hükümdarlığı (D)

- Biz onun için yeryüzünde bir iktidar hazırladık ve ona ulaşmak istediği şeyden bir sebep verdik. (Kur’an-ı Kerim - sure:18 - ayet:84)

Zülkarneyn bir asker, savaşçı ve yöneticidir. Kendisiyle mücadeleye girmeyen insanlara el sürmeyecek, insanları dine girmeleri ve iman etmeleri hususunda zorlamayacaktır.

- Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi topyekun iman ederdi. O halde sen mümin olsunlar diye insanları zorlayacak mısın? (Kur’an-ı Kerim - sure:10 - ayet:99)

Gücünün, ordusunun ve iktidarının mahiyeti her dönemde tartışılmıştır. Hz. Nuh’tan sonra gelen peygamberlerin ümmetlerinde çetin güçlere sahip bir melek olduğuna dair yorumlar yapılmıştır. Bu tartışmaların sebebi nedir? Zülkarneyn’in yapacağı işleri ümmetine anlatan bir peygamber:
“ - Zülkarneyn yaşadığı dönemde yeryüzünde ki bütün toplumlara hükmedecektir.” dediği zaman ümmetinden bazıları;
“ - Nasıl bir dönemde yaşayacak” diye sormuşlardır. Peygamber;
“ - O’nun döneminde bir savaşçı gün doğarken yola çıkar. Denizin diğer ucunda olan düşmanlarından isterse 3000 yahut 5000 kişiyi öldürür, gün batmadan ordugahına döner. O dönemde bir kişi vurduğu zaman 200 yahut 300 kişiyi öldürür.” demiştir. Başka bir peygamber;
“ - O’nun döneminde bir insan yatağından kalkar ilk tayınını evinde, ikinci tayınını bir başka şehirde, akşam tayınını da başka ülkede yer.” demiştir. Böyle topluluklara nasıl hükmedebildiği anlaşılamamış, bu çeşit kıyaslamalar ve bilgiler her ümmeti şaşırtmıştır. Hz. Muhammed döneminde de gücünün, ordusunun ve iktidarının mahiyeti tartışılmıştır.
Zülkarneyn de ordusunun mahiyetini insanlara bildirmez ve belli etmez. Haksızlık yaparak kendisiyle mücadele etmek isteyenlere şöyle seslenecek, sonra da mühlet verecektir:
“Dinleyin yeryüzü halkı! Hak Teala’nın izni ve yardımıyla her ne arzu ederseniz benim yanımda var. Kargaşa, savaş ve yıkım isteyenler için kargaşa, savaş ve yıkım var. Yokluk, kıtlık ve hastalık isteyenler için yokluk, kıtlık ve hastalık var. Barış, esenlik ve zenginlik isteyenler için barış, esenlik ve zenginlik var. Adalet, düzen isteyenler için adalet, düzen ve daha başka şeyler de var.
Bilir misiniz ki burası sebepler dünyası.
Söyleyin ey yeryüzü halkı! Komşunuz için ne istersiniz? Kendiniz için ne istersiniz?”

- İşte böyle. Halbuki Biz, onun yanında nelerin bulunduğunu tamamen biliyorduk. (Kur’an-ı Kerim - sure:18 - ayet:91)

Tövbe yolu açık olduğu sürece yeryüzü bir imtihan yurdu ve okuldur. Peygamberlerin yeryüzünde ki görevi öğretmek, örnek olmak ve gücü yettiğince ıslah etmektir. Kendisiyle mücadele etmeyenlere haksızlık yaparak el kaldırmaz. Bu sebepten Zülkarneyn’in uzun sürecek topyekun bir savaşla yeryüzünü istila etmesi ve kılıç zoruyla yönetmesi ihtimal dışıdır.


Peygamberler tarafından yeryüzünde yapılan bütün savaşlar sadece Rahman’ın izni ile yapılır ve dengenin bozulmasını engelleyecek kadardır. Rahman olan Allah’tan izin çıkmadan hiçbir peygamber savaşamaz.

- Güneşin battığı yere vardığında onu, balçıklı bir kaynakta batıyor buldu. Ayrıca onun yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zülkarneyn, ya onları cezalandırırsın veya haklarında bir güzel muamelede bulunursun." (Kur’an-ı Kerim - sure:18 - ayet:86)

- O şöyle dedi: "Her kim haksızlık ederse, onu muhakkak cezalandırırız, sonra Rabbine iade edilir ve O da onu görülmedik bir azaba çeker.“ (Kur’an-ı Kerim - sure:18 - ayet:87)

- Size savaş açanlarla siz de Allah yolunda çarpışın; fakat haksız taarruz etmeyin. Çünkü Allah, haksız taarruz edenleri sevmez. (Kur’an-ı Kerim - sure:2 - ayet:190)

- Kendilerine savaş açılan kimselere (savaş) izni verildi; çünkü onlar zulme uğradılar. Şüphesiz Allah onları zafere ulaştırmaya gerçekten kadirdir. (Kur’an-ı Kerim - sure:22 - ayet:39)

- Allah size, sizinle din hususunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi ve kendilerine adaletli davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adalet gösterenleri sever. (Kur’an-ı Kerim - sure:60 - ayet:8)


- Yecüc ve Mecüc (E)

Zülkarneyn kıyamet alametlerinin iyice belirginleştiği bir dönemde yeryüzüne inecektir. O dönem şöyle tasvir edilmiştir.

- İnsanlar üzerine bir zaman gelecek, kaygıları kursakları, şerefleri malları, kıbleleri kadınları olacak. Dinleri de altın ve gümüş olacaktır. Bunlar halkın şerlileridir ve Allah yanında onların nasipleri yoktur.
(Sülemi; Geleceğin Tarihi 1, s.19)

- Yakında başınıza bazı emirler gelecek. Rızklarınıza el koyacak, sizi yalanlarla avutacaklar. İş yapacaklar. Lakin yaptıkları fena olacak. En fena tarafları da kötülüklerini siz güzel görmedikçe ve yalanlarını tasdik etmedikçe sizden razı olmayacaklar...
(Bagavi, Tabarani; Geleceğin Tarihi 1, s.43)

- İslam'ın usulleri teker teker bozulacak ve halkı delalete düşürücü hükümet adamları çıkacak...
(Hakim; Geleceğin Tarihi 1, s.57)

- Kişinin helaki ebeveyninin elinde, o yoksa karısının elinde, o da yoksa akrabasının elinde olacak. Şöyle; onu geçim sıkıntısı yüzünden ayıplayacaklar, takat getiremediği işlere sürecekler, nihayet o dayanamayarak karanlık ve tehlikeli işleri yapacak ve helak olup gidecek.
(Ebu Naim; Geleceğin Tarihi 1, s.29)

- "Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak.” 241

- Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… depremler çoğalacak… 265

- İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, onların yüzleri insan yüzü, kalpleri şeytan kalbidir. Kan dökücüdürler, çirkin hareketlerden kaçmazlar. Eğer sen onlara tabi olursan seni gözetirler. Eğer onlara güvenirsen, sana ihanet ederler. Onların çocukları ahlaksız, gençleri arsız olur. Yaşlıları ise marufu (iyiliği) emretmez, münkeri (kötülüğü) nehyetmez (sakındırmaz) olur.
(Hatib; Geleceğin Tarihi 1, s.23)




- Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… Zaman kısalacak ve vasıtalarla mesafeler kısalacak. 270

- İnsanlara bir zaman gelir ki camilerinde toplanıp namaz kılarlar. Fakat aralarında mümin bulunmaz.
(Hakim; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 19)

- İnsanların... bidatçılerin (dinden olmayan şeyleri dindenmiş gibi gösterip kabul ettirmeye çalışanların) görüşlerini benimseyip farkında olmadan şirk koştukları, ilmi geçim için tahsil ettikleri, dinlerini dünyalıklarına alet ettikleri bir zaman gelecektir.
(Deylemi; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s.68)

- Kuran-ı Kerim'in şarkı söylercesine okunup haz duyulduğu, hatta kişi alim olmadığı halde bu okuyuşundan dolayı itibar gördüğü zaman…
(Taberani; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 33)

- Haberiniz olsun, şu muhakkak ki başlarınıza birtakım amirler ve devlet başkanları gelecek de onlar, (devlet hazinesinden yardıma ihtiyacı olan) sizlere vermediklerinin (hakları olmadığı halde) kendilerine verilmesini hükme bağlayacaklardır.
(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 380, no. 697)

- Zengine itibar edilip kendinden daha üstün kişiler ona ayağa kalktıklarında ve ona selam verdiklerinde… kıyamet yaklaşmış demektir.
(Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 480-481)

- Dünyada alçak oğlu alçak kimseler insanların en mutlusu oluncaya kadar kıyamet kopmayacaktır.
(Tirmizi, Fiten, 37)

- İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki zenginler tenezzüh (seyahat) için, orta halliler ticaret için, onların kurraları (alimleri) riya ve gösteriş için, fakirleri ise dilenmek için hac ederler.
(Ramuz-El Ehadis, 503/8)

- Ümmetimin son zamanlarında mescitlerini süsleyip kalplerini harap bırakan, elbisesini sakınıp koruduğu kadar dinini sakınıp korumayan, dünya işlerinin yolunda gitmesi uğrunda dinini vasıta yapmağa aldırış etmeyen birtakım insanlar türeyecektir.
(Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 25)

- Ahir Zaman'da öyle adamlar çıkacak ki, dinlerini dünya menfaatleri karşılığında satacaklardır. Bunlar yumuşak görünmek için koyun postuna bürünecekler, dilleri şekerden tatlı, fakat kalpleri kurt kalbi gibi katı olacaktır.
(Tirmizi, Zühd, 60)

- Ahir Zaman'da kurt okuyucular olacak. Kim o zamana yetişirse, şerlerinden Allah'a sığınsın. Onlar çok kokmuş insanlardır. Riyakarlık (ikiyüzlülük) hakim olacak, riya (ikiyüzlülük) ve gösterişten utanılmayacak.
(Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 470)

- İnsanlara bir zaman gelecektir ki Kuran-ı Kerim'in yalnız resmi, İslam'ın yalnız ismi kalacaktır. Onlar İslam'dan en uzak insanlar oldukları halde İslami isimlerle isimlenecekler, mescitleri görünüşte mamur olduğu halde hidayet yönünden harap olacaktır.
(Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 24)

Böylesine karışık bir ortamda insanlar Zülkarneyn’in sözlerini duyamayacaklar, duyanlar da anlayamayacaklardır. Anlayanlardan da kimisi inanmaz kimisi de inanamaz, mümin kimseler haricinde. Müminlerse çok az sayıdadırlar.






Bu dönemde ve bu döneme kadar Mehdi’lik iddiasında bulunanlar çok olacaktır, bu durum insanların kafasının karışmasına sebep olur. Elbette bir çok insan böyle bir makamın itibarına ve gücüne sahip olmak isteyebilir ama sorumluluğunu yüklenebilir mi? Yapılacak işler çok ve gayet karışıktır. Zülkarneyn’den başkası bu durumla başa çıkabilir mi? Bu iktidarın gücü ve nimetleri herhangi bir insanı sarhoş edip, azdıracak kadar fazladır.
Zaten kim olacağı Levh-i Mahfuza yazılmıştır, bu değişmez.

- “Hepsi de Allah’ın peygamberi olduğunu iddiâ eden otuza yakın yalancı deccaller türemedikçe kıyamet kopmaz.” (Tirmizî)

O’nu bekleyen, yeryüzüne geldiğinde O’na yardım edeceğinden bahseden çok sayıda topluluk ve bölükler vardır. Bunlar içinde bir kısmı Allah’ın dinini insanlara öğretmek ve yaymak iddiasındadır. Onlara şöyle söyleyecektir.
“Siz 73 bölük olmuş ümmetten misiniz? Yoksa “Allah üçtür” diyenlerden misiniz? Belki de “biz İsa’yı öldürdük” diyenlerdensinizdir.? Söyleyin bakalım; Siz kendiniz kitabı okumaz, okuduğunun bir kısmını anlamaz ve anladığının bir kısmına uymaz iken başkalarının iyiliğini mi düşünüyorsunuz? Ahrette onların yaptıkları sizden sorulmayacak. Her kişi gözünü kendine çevirsin.”
Söylediklerini duyunca bunların büyük kısmı kaçışıp dağılacak, yanına yaklaşmayacaklardır. Kimisi susacak, kimisi de aleyhine dönecektir. Çok güçlü Rabbim yardımcısı olsun.

Zülkarneyn kitabı çok iyi bilir. Yecüc ve mecüc hakkında da çok bilgilidir. Onları tanır, içyüzlerini bilir, topluluklarını besleyen ve ayakta tutan köklerine kadar. Bu kalabalık topluluğun arasında ki birliğin çok zayıf olduğundan da haberdardır. Onları besleyen kökler kesildiği zaman ağaçlar gibi kuruyup yaprak dökeceklerini, rüzgarda savrulup dağılacaklarını bilir
Kendi yaşadığı toplumda işi sağlama aldıktan sonra aralarında Yecüc ve mecücün de yaşadığı toplumlara yüzünü döner.

- Güneşin battığı yere vardığında onu, balçıklı bir kaynakta batıyor buldu. Ayrıca onun yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zülkarneyn, ya onları cezalandırırsın veya haklarında bir güzel muamelede bulunursun." (Kur’an-ı Kerim - sure:18 - ayet:86)
- O şöyle dedi: "Her kim haksızlık ederse, onu muhakkak cezalandırırız, sonra Rabbine iade edilir ve O da onu görülmedik bir azaba çeker.“ (Kur’an-ı Kerim - sure:18 - ayet:87)
- Ama her kim de iman edip iyi bir iş yaparsa, buna da mükafat olarak en güzel akıbet vardır ve ona emrimizden kolay olan söyleriz. (Kur’an-ı Kerim - sure:18 - ayet:88)

“ - Neden yeryüzünü onlara dar etmiyorsun.” diyenlere şöyle cevap verecektir;
“ - Haşa, benim onlara el kaldırmam haksızlık olur. İsteyen her topluluğa yardım etmek ve gücüm yettiğince ıslah etmekle emrolundum.” Dönüp o topluluklara diyecektir ki;
“ - Elinizde sayılamayacak kadar çok nimet ve araç görüyorum. Fakat görmüyor musunuz ki güneşiniz batıyor. Dininizi ve işlerinizi ıslah etmemi ister misiniz? Benimle çekişirseniz sizler için büyük güçlükler var.” Onlarda inkar sezerse şöyle diyecektir;
“ - Söylediğiniz kadar bilgili ve güçlüyseniz kıyameti engelleyin. Nice topluluklara haber verilen kıyamet yanı başınızda.” Onları ıslah etmeye çalışır. Fakat sonuç Rahman’a aittir.

Nihayetinde onlarla fesada verdikleri yerler arasında sağlam bir sur yapar. Bu sur yıkıldığı zaman artık yeryüzü kıyametin kucağındadır.

- Zülkaneyn : " Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin va'dettiği an gelince, onu dümdüz edecektir. Rabbimin va'di de haktır. (Kur’an-ı Kerim - sure:18 - ayet:98)




- Ve o gün Biz onları, birbirlerinin içinde dalgalanır bir durumda bırakıvermişizdir Sura da üfürülmüştür, artık hepsini toplamış da toplamışızdır. (Kur’an-ı Kerim - sure:18 - ayet:99)



Zülkarneyn Kimdir? hikayesini okudunuz.
Bu hikaye 19682 kez okundu.


<< Önceki Hikaye || Sonraki Hikaye >>

Bu kategoride en çok okunan 10 hikaye

1. İSLAMİYETİN DOĞUŞU VE YAYILIŞI
2. PEYGAMBER EFENDİMİZDEN NASİHATLAR
3. Koca Karı ile Hz. Ömer
4. duanın gücü
5. Kabirde İlk Gece
6. KADERİ MERAK EDENLER OKUSUN VE ŞAHİT OLSUNLAR
7. Doğruluk
8. 2 melek
9. Cennetlik annenin dünya çilesi
10. Merhamet
Burada geçen Hikayelerden ekleyenler sorumludur.Canim.net hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmez.
Bu sayfayı Tavsiye et    iletişim  Reklam  Gizlilik sözleşmesi
Diğer sitelerimize baktınız mı ? Radyo Dinle - Sohbet - Güzel sözler © 2003 Canim.net Her hakkı saklıdır.