sarı başaklar
öyk:sarı başaklar
Güneş tepeye dikilmiş, göz alabildiğine uzanan
tarlalar, arasında , elinde çiftesi, dimdik ayakta du-
ran Osman, gözlerini, köyden tozu dumana katarak
gelen, kırmızı renkli Renault'a dikmiş; durduğu tar-
la, sınır komşusu Hacı Ali ile davalıydı. Tarlanın için-
den çıkan su benim diyordu, Osmanla kavgasının
asıl sebep Bahar'ı ,kendisinin alamamasıydı. Çocuk
luklukları bir arada geçmişti. Osman, gürbüz, esmer
kahve rengi gözlü, zayıf ama çevik bir çocuktu.
Hacı Ali ise, sarı saçlı, mavi gözlü, şişman bir çocuk
tu. Köy çayırında mal giderken, güreşe tutuşurlar
hep, Haci Ali altta kalırdı. İlkokulda da ayni sınıfa
düşmüşlerdi, Nevin öğretmen, derste başarılı olan
öğrencilere kırmızı kurdele takardı. Osman, okulda
başarılı öğrenciler arasıda ilk üç arasına girmişti
Bahar adındaki kızın, Osman'la ilgilenmesi Haci
Ali'yi çileden çıkarıyordu. Bahar, yeşli gözlü, sarı
saçlı, güler yüzlü, iyi kalpli bir kızdı. Çocuklar arasın
da, Bahar'ın Osman'a ,Osman'ın da Bahar'a ilgi duy
ması, farklı yorumlanıyordu. Hacı Ali, kızdan yüz
bulamayınca, "Bahar'la Osman'ın ormanda gizli
gizli gizli buluştuklarını çocuklara söyledi. Nevin
öğretmenin bu kulağına gitmişti. Çocuklar tenefüse
çıkarken, "Hacı Ali sen kal !" dedi.. Nevin öğretmen
köylü tarafından sevilen ve sayılan bir öğretmendi.
Ayni zamanda, çok disiplinli bir öğretmendi.
Yüzü renkten renge girdi, titremeye başladı.
"Sınıfta, disiplini bozacak hareketlere müsama
ha etmediğimi biliyorsun değil mi ?"
" Evet öğretmenim...!"
"Osman arkadaşınla, Bahar hakkında çok çir-
kin söyler söylemişsin doğru mu ? "
"Şey...ben ...şaka için ..."
" Derhal arkadaşlarından özür dileyeceksin !
Şimdi git, babana da öğretmenim seni istiyor de
Hacı Ali, eve gitti. Babası, evin önünde, devrik
kağnının üzerine oturmuş ,yanında köyün muhtarı
ile konuşuyordu. "
Oğlunu, eve doğru gelirken görünce şaşırdı.
"Len, okulun yok mu senin ?" dedi..
"Bahar öğretmen seni istiyor !"
"Yoksa, okulda bir densizlik mi yaptın ?"
Ağlamaya başladı. "Öğretmenim arkadaşları-
mın içinde kulağımı çekti, elime cetvelle vurdu "
"Vay ! şu öğretmen de çok oluyor artık !"
dedi.Sonra, muhtara, "neymiş öğretmenin derdi
diye Hacı Ali'nin elinden tutarak okula doğru yürü-
dü. Muhtar arkasından seslendi, "dur bende geli-
yorum !" diye.
Bahar öğretmen, tahtaya elinde tebeşirle
Türkçe kitabından bir paragraf yazıyordu. Arkası
dönük olduğu için, sınıfın kapısının açıldığını fark
etmedi.
"Bahar öğretmen oğlumu herkezin içinde
niye azarladın !" diyen Kerim ağanın sesini duyunca
çok sinirlendi, ama soğuk kanlı olmaya çalıştı
"Kerim ağa, lütfen anlayıp dinlemeden
konuşmayın...Lojmana çıkalım, her şeyi anlatırım
Lojmana girdiler. " Buyurun oturun ! "dedi.
Hacı Ali, ayakta,başı öne eğik, korkudan titriyordu
" Önce, oğluna sor bakalım ! Sınıfta arkadaş-
ları hakkında neler söylemiş...."
" Öğretmeninin söyledikleri doğru mu lan ? "
Başının salladı . Kerim Ağa, "özür dilerim Bahar
öğretmen !" diye Hacı Ali'nin elinden tutup eve
götürdü..Hacı Ali, evde babasının attığı dayağı
unutamamıştı...O günden sonra, okula gönder-
memişti Kerim ağa...Kerim ağa da zaten çok yaşa-
mamıştı.
* * * *
Hacı Ali, babasından yediği dayağın acısını yıllar
geçse de unutamamıştı...Bahar, serpilip, gelişmiş
çok güzel bir kız olmuştu. Osman da, fidan gibi
bir delikanlı . Muhtar Ahmet, "Allah nazardan sakla-
sın, ikisi de bir birine yakışıyor !" dedi..
Osman, kavalını çıkararak, çalmağa başlayın-
ca, sürü Kızılırmağın kenarındaki otları keyifli keyifli
yemeye başlardı. Biri boz, diğeri siyah, boğazı tort-
lu, iki iyi cins, kulakları kesik çoban köpekleri
sürünün başından ayrılmazdı. Bahar, bir bahanesi-
ni bulur, Osman!ın davar güttüğü Yılanlı kayaya
gelirdi..
"Osman ...! Ne olacak bizim halimiz...! Hep
böyle dağda- bayırda mı buluşacağız !" derdi.
"Ananla- babanı ne zaman göndertip beni istede-
ceksin !"
" Güzel yüzlü Bahar'ım, asklerlik bir aradan
çıksın, söz seni isteteceğim !" derdi...
"İçimde bir korku var, ağamın kulağına
giderse, seni de beni de yaşatmaz !" derdi.
* * * *
Kadere bak, Osman'la Haci Ali ayni memlekete
kura çekmiş, ayni birliğe düşmüşlerdi. Osman ,
tabur komutanının makam şoförüydü. Haci Ali
"Ulan adamı, anası Kadir gecesi doğurmuş, işi
iş !" diye söyleniyordu. Kendisi , jandarmaydı,
sınıra, kaçakçı takibine giderdi..Kaç kez, kaçakçı-
larla müsademeye girişmiş, ölümden dönmüştü.
* * * *
Asker yolu beklemeye başladı Bahar. "Osman'
dan gayrisine varmam ben !" dedi.."Başkasına
verirseniz, bir kutu hap içer canıma kıyarım ..."
Günler bir bir tükeniyordu. O gün köyün üst
başından, geçen Kayseri şosesinde, bir otobüsün
durduğu, elinde valiz, başı sıfıra vurulmuş, esmer
yakışıklı bir delikanlının köye doğru yürüdüğü
görüldü...Yolun kenarındaki ekinler, bir adam boyun
daydı. Uzakta, johnderlerin gürültüsü duyuluyordu
Birkaç leylek, biçilmiş tarlanın içinde uzun kagaları
ile, birşeyler arıyor, bir tarla faresi deliğinden çıkıp
ayak sesini duyunca cıyak cıyak diye sesler çıkara-
rak geri deliğine giriyordu..Gök yüzünde süzülen
bir kartal, yerde gördüğü kamplumbağayı kaptığı
gibi iri pençelertiyle tekrar gök yüzüne çıktı
Osman, parlak güneş altında, tozlu taşlı köy yolun-
da yürürken," askerlik bitti Bahar !""diye bağırdı
Sonra, ya gören olsaydı diye söylendi. Harman-
larda, düven süren köylülerin sesi geliyordu. Yolun
kenarındaki tarlanın kenarına oturup, alnından kıllı
göğsüne akan teri mendiliyle sildi, genç bir kadın
sırtında bebeği şoseye doğru yürüyordu, kadının
güneşten yanmış yüzünde garip bir ifade vardı.
Hayattan bezmiş gibiydi. Osmanı görünce, "hoş gel-
din Osman !" dedi.."Askerlik bitti demek !" Tanımıştı
kadını. Kocasını bir kan davası yüzünden kaybet-
mişti.. "Hoş bulduk, bacı, bitirdik ya !" dedi.Sonra
ayağa kalktı, yürümeye başladı, arkadan bir sap
kağnısı geliyordu. Bir Boz, öbürü siyah iki besli
öküzün çektiği kağnı gıcırdayarak geçip gitti
yanından, Arkadan alaca bir zağar bir otun dibine
pisledikten sonra, giden kağının arkasından koşma-
ya başladı. Biçilmiş bir tarladan kalkan yabani
güvercin sürürüsü, köye doğru uçtu, sonra gözden
kayboldu. Osman, uzaktan, toz bulutu içinde gelen
kamyonu görünce, kenara çekildi, çünkü yol zaten
dardı..Kamyon geçip gidince, tek bir çeşme gördü
çeşmeden akan sular, beton bir havuzu dolduruyor
du. Altında etrafı taşlarla çevrili bir bostan vardı
uzaktan sarı ayçiçeklerinin sapları görünüyordu
*****
Bahar, pencerenin önüne oturup, bir kasanağa
geçrdiği kırletini , renkli iplik, ve babasının aldığı
küçük dikiş maknesine benziyen aletle işlerken
bir yandan da, yanındaki küçük el radyosundan
haberleri dinliyordu. "Burası Ankara radyosu, şimdi
haber özetlerini veriyorum..Türkiye Büyük Millet
Meclisi , olağanüstü toplanma kararı almıştır. AA
haberine göre, Birleşmiş Milletlere bağlı hükümet-
ler, Güney Koreye asker gönderme kararı almış-
tır, Başbakan Adnan Menderes, bu karara uyarak
Güney Koreye asker göndermek için, Türkiye
Büyük Millet Meclisinden şumulu ve süresi Hükü-
met tarafından tayin edilmek üzere yetki istemiştir
Bahar, göz yaşlarını tutamadı.
*******
Osman bir traktörün üstündeki adamın selamını
aldı." Bahar kız ne yapıyor acaba ?"diye geçirdi için
den...Köy görünmüştü, bir tepenin eteğine kurulu.
"Geleceğim günü bilse, muhakkak beni karşılardı...
Belki de, babası , bir Alman'cıya vermiştir ..."dedi.
Gelirken, Alman'cıların altlarında son model Avrupa
arabalarını görmüştü..."Keşke benim de bir arabam
olsa !" dedi..Yoldan kalkan toz, sıcak bunalttı.
Köyün içine gelmişti, çeşmede su dolduran kadın-
ların, kızların arasında Bahar'ı görememiş, içine
bir korku düşmüştü..
İki kanadı kırık avlu kapısından girdi. Yaşlı bir
kadın, arılıktan çıktı, eve doğru yürümeye başladı
"Zavallı anam ! Çok Yaşlanmış !" dedi..Yaşlı kadın
elinde bir valiz, kendisine bakan delikanlıyı tanı-
yamamıştı. Gülümsedi."Ana beni tanımadın mı ?
Ben Osman !" dedi.."Osman ! Yavrum, gözlerim
iyi seçmiyor...! Sensin demek ! Çok şükür asker-
liği de bitirdin...Hüsen, efendi, bak kim geldi ? "
Ahırdan çıkan, saçı, sakalı ağarmış, başında kirli
bir kasket olan beli kamburlaşmış bir adam oğluna
dik dik baktı. "Baba beni tanıyamadın mı? ben
Osman !" dedi..Önce babasının sonra annesinin
elini öptü.
**********
Osman'ın askerden gelmesi köyde duyulmuştu
Bahar,, çok sevindi bu habere. Sevincine evin köp
eği Karabaş ta ortak oldu..Bahar, sandıktan çıkar-
dığı çeyizlerine baktı, güve düşmesin diye naftalin
tozu atılmıştı.
************
O gün akşam, Osman'ın babası ve annesi ,ya-
nında bir kadınla geldi...Bahar, ellerine geldi misafir
lerin. Bahar'ın babası : " Haydi bize bir kahve yap
ta içelim !" dedi..Bahar mutfağa geçti..
"Eeee...Hüseyin efendi, nasılsın, sıhatin nasıl ?"
dedi..
"Dizlerim iyi değil komşu, hava bozsa romatiz
malarım azıyor...Takaüte çıktık senin anlayacağın !
Bahar'ın tuttuğu kahveler içildi..Hüseyin efendi
"Komşu, geliş, nedenimizi biliyorsun, Allah'ın emri
Peygamberimizn kavliyle kızın Bahar'ı Osman
oğlumuza istiyoruz...Oğlumun ehliyeti var, asker
liğini de yaptı..."
Bahar'ın babası, kızını hemen verdi demesinler
diye işi yokuşa sürdü, gitti geldi, Osman'ın ailesi
sonunda Bahar'la, davullu zurnalı bir düğünle
evlendi. Beyaz, gelinlik içinde, dondurma bebekti
kız...Gerdeğe girdi Osmanla Bahar
** ***
Osman, Renault yaklaşınca, içindekilerin kim
olduğunu anladı..Arabanın direksiyonunda, Hacı Ali
nin oğlu, arkada Haci Ali, kır bekçisi Kör Tevfik
vardı. Toz bulutu dağılınca, araba tarlaya doğru
saptı. "Bunların maksadı kötü !" dedi.."Hele gelsin !"
Renault, tarlanın kenarında durdu. Arabanın
arka kapısı açıldı, içinden Haci Ali ile kır bekçisi kör
Tevfik, ön kapıdan da Haci Ali'nin Büyük oğlu
Cafer indi.
"Hacı Ali ! Kör Tevfik ! Cafer ! Beni dinleyin
bir adım daha atarsanız yakarım !"
" Beni dinle Osman ! Biz kavgaya gelmedik
biberler, domatesler, patlıcanlar susuzluktan kurudu
arkın önünü aç, su bizim bostana da aksın ...!"
" Bir şartla açarım, bir kağıda, Osman'ın tarla-
sından çıkan su, benim değildir, o suyun kaynağı
Osman'ın tarlasındadır, yazıp adını soyadını, bugün-
ün tarihini yazarak imzalayacaksın...Sonra, oğlun
la, kır bekçisi kör Tevfik arabaya binip , topak
taşta durup seni bekleyecekler...Sen de Hacı Ali
elllerini yukarı kaldırıp bana doğru yürüyeceksin
aksi bir hareketin, hayatına mal olur. "
Hacı Ali" Kağıt kalem almadım yanıma...Ama
sana söz veriyorum, sudan vaz geçtiğimi hakime
gider söylerim..."dedi..Demesiyle birlikte, bir kur-
şun sağanağı başladı. Osman, çevik davranıp
kendisini yere atmasa kurşunu yiyecekti.
Haci Ali kendi eştiği kuyuya kendi düşmüştü.
Pusuya yatan, beş adamın ateşi otasında kalan
Haci Ali, delik deşik olmuştu.. Ve cansız bedeni
yerde yatıyordu..
sarı başaklar hikayesini okudunuz. Bu hikaye 3114 kez okundu. << Önceki Hikaye || Sonraki Hikaye >>
Bu kategoride en çok okunan 10 hikaye
1. 10 ERKEK 1 KADIN 2. AYAKKABI 3. ZEKA TESTI 4. Annenin Gözyaşları 5. 180 soru 180 cevap 6. DÖRT MEVSİM MASALI 7. MUKEMMEL ÇIFT 8. anne ben ölüyorum 9. ESKİCİ BABANIN DÜKKANI 10. YALNIZLIĞA ALIŞMALI
|