arkadaş

Haber | Şarkı sözleri | Program | Oyun | Güzel sözler | Sohbet | Rüya | Sağlık | Biyografi | Türkü | Tv | Kadın | Müzik | Fıkra | Hikaye | Şiir Şair

gülbeyaz kendini neden astı,hikayesi,hikayeleri,hikayeler hikaye
Canim.net
Hikayeler
Hikaye Ekle
Asker hikayeleri
Aşk Hikayeleri
Aşk öyküleri
Başarı hikayeleri
Bilim kurgu hikayeleri
Çocuk Hikayeleri
Çocuk öyküleri
Diğer Hikayeler
Dini Hikayeler
Dostluk Hikayeleri
Dostluk öyküleri
Duygusal hikayeler
Edebi Hikayeler
Gerçek Hikayeler
ilginç hikayeler
Komik Hikayeler
Korku hikayeleri
Kısa hikayeler
Mektuplar
Romantik hikayeler
Sevgi Hikayeleri
Tarihi hikayeler
Tatil hikayeleri
Türkü Hikayeleri
Yarış hikayeleri
Yaşanmış hikayeler
gülbeyaz kendini neden astı

öykü
gülbeyaz kendini neden astı ?

Arabacı Zalif',in avlusu , kadınla, kızla ,erkekle ve

çocukla dolmuş, arı kovanını andıran kalabalık ta

avlu kapısından dışarı taşmıştı. Hükümet Tabibiyle

Savcı, "Bey" ve Jandarma Kumandanı bekleniyordu

Kız, ahırın temeğindeki "tavan" çiviye bir urgan bağ

lamış, yaptığı ilmiği boynuna geçirerek, ayaklarının

altındaki sandalyeye bir tekme savurarak kendini

asmıştı. Zarif boynunu sıkan urgandan dili dışına

çıkmış, yüzü kararmış, cansız gövdesi boşlukta

sallanmıştı.

Gülbeyaz'ın neden kendini astığı bilinmiyordu.

Kimi, kasaba delikanlılarından birine aşık olmuş,

babası vermemiş,diyor, kimi kasabanın eşraf

takımından Hüseyin Ağanın oğlu Mert Ali ile bağ

evlerinde gizli gizli buluşuyormuş, bunu babası

haber almış diyor, kimi de, evli bir adama babası

zorla vermek istemiş, kızcağız bu yüzden canına

kıymış diyordu...Her kafadan bir ses çıkıyordu

sizin anlayacağınız...Annesi:"Benim kızım kendini

asmadı, birisi öldürdü onu, sonra asıldı süsü verdi

diye dövünüyor, saçını başını yoluyordu...

Bir kadın, "Allah ecir sabır versin bacım , ciğer

acısı hiçbirşeye benzemez !" dedi.."Kızını kim öldür

düyse, evine Baykuş boku suvansın, onmasın !"

Kara-kuru bir kadın:"Otopsu de her şey belli olur "

dedi. "Benim güveyin katlleri otopsuda belli oldu "

Askeri cipten, Savcı "Bey" Hükümet Tabibi ve

jandarma kumandanı inmişlerdi. Ahırın kapısı önün-

de, bir jandarma duruyor, meraklı kalabalığı dik-

katle süzüyordu. Savcı "Bey" Jandarma Kumandanı

ve Hükümet Tabibi avlu kapısından içeri girince

kadınların ağıtları daha da yükselmişti. Ölenin ar-

dından ağıt yakmak eski bir Türk töresiydi. Yakılan

ağıtların uzunluğu, kısalığı , ölenin zengin veya fakir

olmasına, genç ve yaşlı olmasına göre değişirdi

Genç bir kız ölmüşse, daha dokunaklı"acılı" ağıtlar

yakılırdı. Ağıtçı başı, ekseriye "çoğu kez" yaşlı,

güngörmüş, geçirmiş kadınlardan biri olurdu.

Jandarma Kumandanı , kapının önünde duran ere

"Oğlum kimseyi sokma içeriye !"dedi."Aksilik eden

olursa, zor kullan !"

"Baş üstüne efendim !" diye hazırola geçti

jandarma.

Savcının talimatıyla, kızın üstü aranmış, enta-

risinin cebinden ikiye katlanmış, beyaz bir def-

ter yaprağı çıkmıştı. Düzgün bir el yazısıyla, ka-

ğıtta şu satırlar yazılıydı.

"Ölümümden kimse sorumlu değildir. Bu dünya-

dan ,göçüp giderken, bekaretime bir helal getir-

medim..Sevgili baba ve anacığım,sizler beni büyüt-

tünüz, bu yaşa getirdiniz, mürüvetimi görmek iste-

diniz, ama kısmet değilmiş...Ben de her genç kız

gibi beyaz gelinlik giymek isterdim. Ama olmadı.

Olmazdı...Sevdiğim gence , Allah huzuruna varma-

dan önce şunu söylemek istiyorum :Ondan başka-

sını sevmedim, elim, hiçibir erkek eline değmedi.

Siz büyükler affedin beni.

Kızın üstünden çıkan bu mektup Gülbeyaz'ın

kendini astığını gösteriyordu...Oysa, olayda karanlık

noktalar vardı...Bu noktaların aydınlanması gerekti

Kızın sevdiği genç kimdi ? Neden sevdiği gence

kendini bağışlatmak istiyordu ? Bekaretinin bozul-

madığını mektupta dile getirirken ne anlatmak

istiyordu...

O gün akşama kadar, ceset üzerinde inceleme

yapılmış, kızın neden kendini astığı konusunda bir

ip ucu bulunamamıştı...Savcı"Bey" Hükümet Tabibi

nin verdiği rapor üzerine kızın gömülmesine izin

vermişti. Kadınların ağıtları arasında, kadın yıkayıcı

tarafından yıkanan kız, tabuta konarak, üzerine

beyaz bir gelinlik örtülerek " murada eremediği için

tabut erkeklerin elleri arasında taşınarak cenaze

arabasına konmuş, Karpuz bınarındaki mezarlığa

götürülmüş, açılan derin bir çukura tabuttan alınan

kefene sarılı kızcağızın ölüsü konmuş, üzerine

ölünün yakınları tarafından kürekle toprak atılmıştı.

Hoca Efendi, "Günahlarını affetmesi için Allaha

dua etmiş, eller açılmış, sonra yorgun kalabalık

mezardan dönmüştü.

* * * *

O yaz , kasabalı, bağına bahçesine gitmiş, gün-

ler geçip gitmişti..Gülbeyaz unutulmuştu...Ekim ayın

dan sonra havalar birden soğumuş, rüzgar acı acı

esmeye başlamış ve yılın ilk karı düşmüştü. Gökten

yere düşen pamuk gibi beyaz karlar, yerleri ak bir

yorgan gibi kaplamıştı...Çarşıda işler azaldığı için

dükkanlarının kepenklerini indiren esnaf takımı kah-

velerde, kağıt, domino, tavla atarak günlerini geçiri

yor, Çarşı Caminin hocası ezan okuyunca, kahve-

den çıkan yorgun yüzlü bir kalabalık ağır ağır cami

nin yolunu tutuyordu...

Arabacı Zalif'in canı sıkkındı. Arabacılık ölmüş eli

çenesinde kara kara düşünüyor, otomobili icat ede

ne, kullanana da ağız dolusu söğüp sayıyordu.

Eskiden, atı da arabası da ekmek teknesiydi. Oysa

şimdi hiçbir işe yaramıyordu. Zaten atları da kendi-

si gibi kocamıştı. Gülbeyaz'ın kendisini asması ise

umutlarını tümden yitirmesine sebep olmuştu. Oysa

onu zengin bir adama vermenin, yüklüce başlık

almanın ,aldığı başlıkla, altına bir Renault çekmenin

düşlerini kuruyordu. Renault her yola dayanıklıydı

Başka arabalar, köy yollarının, taşına, toprağına

çamuruna dayanamazdı...Zalif, tatlı düşlerle ken

dini avutuyordu.

Gülbeyaz'ın küçüğü de kızdı. Uzun boyu, sarı

saçları, yeşli yeşil bakışları, gülüşü, serpme benle-

ri, kalçalarının yuvarlaklığı, aynen ablasına benzi-

yordu...Onaltı yaşın, çocuksu saflığı artık gerilerde

kalıyordu...Çarşıya çıkınca, kahvenin önünden ge-

çerken, bakışlar onun üzerinde toplanıyor, herkes

bir birine "kimin kızı bu ?"diye soruyordu. Bu

konuşmalar, arabacı Zalif'in kulağına da gitmişti

Akşam eve gelince kızının beline yumruğunu indir-

di, ağzını burnunu bir birine kattı" dağıttı"

"Seni eşek sıpası, bir daha çarşıya çıktığını görmi-

yeceğim ! "diye ağzı köpürerek , üzerine yürüdü

tekrar, saçlarından tutup yerde sürükledi..Kız

"ayaklarının altını öpüyüm baba, bir daha dediğin-

den çıkmam !" diye ağzı burnu kan içinde ağlıyordu

Kızını deli kocasının elinden alamadığı için, zavallı

kadının göz yaşlarından başka birşey gelmiyordu

elinden...Gülbeyaz'ı gelmişti birden aklına..İçi cız

etti..."Zavallı yavruma göz açtırmadı !"dedi..

"Baba kaneviçe işleyeceğim para ver !"diye yalvar

dı da bana mısın demedi..."Baba değil, babalık san-

ki..".Yaşıtları , kasabada düğüne ,nişana giderken

yavrumu göndermezdi..."Kız kısmının ,düğünde

nişanda ne işi var ! "diye azarlardı. " Kimselere

derdimi açamazdım...! Yüzüm dışa karşı gülerdi

ama içim kan ağlardı...Kızım Yusuf'u seviyordu.

Berber kalfasıydı Yusuf...Kendi halinde birçocuktu

Bir gün oturuyorduk, evde kimse yoktu. Dizime

başını koydu sürmeli gözlü kızım. "Ana !" dedi.

"Sana bir sırrımı açıklayacağım !" Meraklandım

"De kızım !"dedim. "Ana ben bir delikanlıyı sevi-

yorum..Onunla evlenmezsem gözüm açık gidecek

dedi. "Kim bu delkanlı ?"dedim gülerek . " Berber

kalfası Yusuf !"dedi .Gözlerini benden kaçırarak

Yüzü, pembe pembe kızararak. "Ah kızım ! Benim

elimden ne gelir !"dedim. "Baban dünyada razı

olmaz !" "Fakir olmak suç mu ana ?"dedi. "Elinde

mesleği var, berberler az mı kazanıyor ? Babasın-

dan kalma evi de var, başımızı sokacak bir yeri-

miz olduktan sonra, Allah'tan daha ne isterim..."

O günden sonra kızımla tek bir laf etmedik

Gülbeyaz'ın annesiyle yaptığı son konuşmaydı bu .

* * * *
O gün kasabanın sayılı eşrafından Hilmi ağa

Kazım'ı evlendiriyor, genç kızlar, en güzel giysilerini

giymiş, en şatafatlı " göz alıcı" takılarını takmış

düğün evine gidiyorlardı...Gülbeyaz"Anacığım

yaşıtlarım düğün dernek görüyor, yol yordam öğre-

niyor , biz ise doğru dürüst şimdiye kadar ,ne bir

düğüne gittik, ne de oyun oynadık...Baba korkusu

içimize işledi. Hazır babam yokken, kız kardeşimle

beni ağanın oğlunun düğününe gönder !" diye yal-

vardı. Anne yüreği dayanamamış göndemişti kız-

larını...

Hilmi ağanın evinin bahçesine masalar atılmış

koskoca bahçenin içi kadınlarla , erkeklerle, küçük

çocuklarla dolup taşmıştı. Erkekler, davul zurna

eşliğinde halay çekiyor, kızlarla genç kadınlar halay

çeken erkeklere bakarken , bir yandan da yanla-

rındaki ile dedikodu yapıyorlardı. Kasaba kadınının

adetiydi bu...Üç beş kadın bir araya gelince dedi-

kodu yapardı.

Oğlunu evlendirecek anneler, gelin adayını dü

ğünlerde seçerdi.Evlenecek gençler, de bir birini

düğünlerde görür tanırlardı. O gün Berber kalfası

Yusuf ta, ustasından izin alarak düğüne gitmişti

Uzun boylu, sarı saçlı, sarı bıyıklı , iri kalın dudaklı

onsekizinde bir delikanlıydı. Üstünde kahve rengi

çizgili bir elbise, içinde beyaz bir gömlek, ceketinin

üst cebinde bekar olduğunu gösteren beyaz bir

mendil, ayaklarında siyah makosenler vardı. Yakı-

şıklı bir delianlıydı. Düğün evindeki kızların gözü

halay çeken delikanlılar üzerindeydi. En çok ta

berber kalfası Yusuf'a takılıp kalıyordu. Gülbeyaz

da gönlünü kaptırmıştı bu gence...Yusuf ta, halay

çekerken, birden kızların arasında duran, Gülbeyaz

ı görmüş, içinde bir kıpırdanma, kalbinde tatlı bir

çarpıntı duymuştu...

Düğün evinden gelince, içkinin verdiği uyuşukluk-

la sedirde sızıp kalmıştı Yusuf. Düğün evinde gör-

düğü o kızı hala unutamıyor, kimin kızı olduğunu

merak ediyordu. Arkadaşlarına sorsa, kasaba

küçük bir yerdi, dedikodu olur, hem kıza hem de

kendisine yazık olurdu. En iyisi zamana bırakma-

lıydı.

O gün, dükkana gelince, durgundu nedense.

Müşteriyi tıraş ederken aklı hep o kızda takılıp kalı-

yor, az kalsın , birinde ustası fark etmeseydi, elin-

deki usturayı, sakal tıraşı yaparken, yanlış kulla-

narak, müşterinin yüzünü kesecekti. Ustası

"Bırak ben tıraş ederim !"diye usturayı elinden al-

mış, o zaman ancak kendine gelebilmişti. Müşteri

gittikten sonra, "Oğlum aşık mısın nesin ? "dedi.

"Düğünden gelelidenberi hep dalgınsın..Bizim mes-

lekte dalgınlık olmaz ! Beceremeyceksen yanıma

bir kalfa alıyım !" Ustasına düğünde gördüğü kızı

anlatmak istemiş, sonra alay eder korkusuyla söy-

lemekten vaz geçmişti. "Bir daha dikkat ederim

usta !"dedi..
*****
Gülbeyaz o gün babasının erken eve geleceğini

tahmin etmemiş, annesinin gönlünü yaparak bir

komşu kızıyla sinemaya gitmişti. Kasabanın tek

sineması vardı. Eskiden han olarak kullanılan bu

yer, yıktırılp yerine sinema yaptırılmıştı. Niyazi

adında, Tatar mahallesinden bir adam işletiyordu

burasını. Cumartesi , Pazar günleri kadınlar mati-

nası yapıyordu. Bir ayağı topal, Sami adındaki bir

adam, elinde huni gibi garip bir aletle , mahalle

mahalle dolaşıp, " Bugün saat 13.30 da Türkan

Şoray 'la Ediz Hunun baş rollerini oynadığı film

gösterilecektir...Göz yaşları ile izleyeceğiniz bu

filmi sakın kaçırmayın ! , gelin görün ...Duyduk

duymadık demeyin " diye bağırır, meraklı kadın,

kız, başına toplanırdı.

********
Arabacı Zalif, arabacılıktan umduğunu bulamayın

ca, işi sergiciliğe dökmüştü. Çerikli pazarında pırtı

"1" satardı. Arabasını ,atlarını satmış, karısının altın-

larını zorla bozdurarak elden düşme bir kamyonet

almıştı. Ehliyeti yoktu ilkin, kaçak araba kulla-

nıyordu. Sonra yalvar yakar, kasaba ilk okulundan

ilkokul diploması aldım, sonra ehliyet imtahınına

girdim, işte tapu gibi sana ehliyet diye önüne gele-

ne gösteriyordu...Oysa herkez onun yalan söyle-

diğini biliyordu. Parayla almıştı ehliyeti.

*******

Gülbeyaz sinemadan döndüğünde, ayakkabılık

ta, babasının ayakkabılarını gördü. İlk kez, içinde

bir korku duymamıştı...Babasından nefret ediyordu

Zalif, sedirin üstüne uzanmış, kahvesini yudumlar

ken, bir taraftan da, Çerikli pazarında bir müşteri

ile yaptığı ağız kavgasını düşünüyor, işin çılgının

çıktığını, seyyar satıcılıktan da, artık para kazanı-

lamıyacağını anlıyordu...

Gülbeyaz içeri girince sedirden doğrulup kalktı.

Kaç gündür çatacak birini arıyordu. Karısı, annesi-

nin hasta olduğunu söyleyerek izin istemiş, "işin

yok !" diye yollamamıştı. Birden köpürdü "bağırdı"

"Nereden geliyorsun kız ?" dedi.

"Sinemaya gittim !"

" Bacın nerede ? "

"Anamın yanında...Komşuda"

"Evden dışarı çıkmıyacaksınız !"diye

tembihlemedim mi ben seni !"

"Duydum ! Bağırmana gerek yok ! Sağır

değilim... !"

" O nasıl konuşma kız ! Karşında büyüğün

var senin !"

"Saygısızlık yaptığımı sanmıyorum !"

Zalif, kızından böyle bir karşılık beklememişti

Şaşırmıştı. Sonra kendini topladı..Üzerine yürüdü.

Hantal titrek elleriyle vurmaya başladı. Gülbeyaz

hırsla babasını itti, kapıyı hırsla çekip çıktı.

****
Ahıra girdi... El kadar pencereden sızan akşam

güneşi ortalığı az da olsa aydınlatıyordu. Sinirden

eli ayağı titriyordu, "Bu böyle gitmeyecek ! Bu

babam, başımda olduğu sürece Yusufla evlenemem

diye geçirdi içinden...Sonra, cebinden çıkardığı

tükenmezle, defterden kopradığı kağıda göz yaşları

içinde, mektup yazdı. Bu bir veda mektubuydu.

*****

Yaşlı kadın, akşam olduğu halde kızı eve

gelmeyince duvar komşularına sordu, "onlar da

görmedik !" dedi..Zaten, fazla kız arkadaşı yoktu

Bazen, ahıra inek sağmaya giderdi, ahıra gitmiş

tir diye açtı...Ahırın temeğinde, kızı boynuna

geçirdiği bir urganla kendini asılı boşlukta sallanı

yor. Çığlığı bastı. Oraya yığılıp kaldı.

Not: Bu Öykü, kızlarına çok kötü davranan cahil

bir at arabacısının hayatından bir kesittir

umarım, tüm babalar bundan ibret alır

Bu öykü, gerçek bir olaydan alınmıştır



gülbeyaz kendini neden astı hikayesini okudunuz.
Bu hikaye 3697 kez okundu.


<< Önceki Hikaye || Sonraki Hikaye >>

Bu kategoride en çok okunan 10 hikaye

1. LİSELİ KIZ
2. Bir Aşk Gerçeği AĞLICAKSINIZ
3. BEN HANDE:İŞYERİME ÇOK GEÇ KALMIŞTIM
4. Sessiz Çığlık Yada Haykırış...
5. satanistler
6. ACI
7. babamı istiyorum
8. ACI HAYAT
9. YENGEM
10. bir gencin sevgisiz geçen 24 yılı
Burada geçen Hikayelerden ekleyenler sorumludur.Canim.net hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmez.



Sık kullanılanlara eklemek istiyorum  Açılış sayfam yapmak istiyorum    Tavsiye  iletişim  Reklam
Türkiyenin Web topluluğu  © 2003 Canim.net Her hakkı saklıdır.
Get Firefox!