Güzel sözler | Fıkra | Hikaye | Şiir - Şair| Şarkı sözleri | Cep telefonları| Sohbet | Rüya | Sağlık | Biyografi | islam | Müzik | Haber

Canim.net
Hikayeler
Hikaye Ekle
Asker hikayeleri
Ayrılık hikayeleri
Aşk Hikayeleri
Aşk öyküleri
Başarı hikayeleri
Bilim kurgu hikayeleri
Çocuk Hikayeleri
Çocuk öyküleri
Dede korkut hikayeleri
Diğer Hikayeler
Dini Hikayeler
Dostluk Hikayeleri
Dostluk öyküleri
Dramatik hikayeler
Duygusal hikayeler
Edebi Hikayeler
Efsane hikayeleri
Gerçek Hikayeler
ilginç hikayeler
Komik Hikayeler
Korku hikayeleri
Kısa hikayeler
Kıssadan hisse hikayeler
Mektuplar
Padişah hikayeleri
Romantik hikayeler
Sevgi Hikayeleri
Tarihi hikayeler
Tatil hikayeleri
Türkü Hikayeleri
Yarış hikayeleri
Yaşanmış hikayeler

BÜYÜK MUCİZE

Petrol tüccarının eşi olan Cemile Hanım yatağının içinde doğrulmuş, henüz yardımcısının getirdiği kahvesini yudumlamaya ve gazeteye göz gezdirmeye başlamıştı ki, komodininin üstünde duran telefonu çalar.
— Aman bu kadar erken kimdir arayan. Diye mırıldanarak, uzanıp ahizeyi alır.
>Alo buyurun. Kimimle görüşüyorum?
Arayan Cemile hanımın yakın arkadaşlarından dedikoducu ama aynı zamanda her şeye çabuk kanan eski konsomatris Leyla hanımdı.
Telefonun öbür ucunda:
>Günaydın hayatım. Ben Leyla. Umarım uyandırmamışımdır.
Cemile:
> Yok, canım uyanıktım. Senin de günün aydın olsun.
İyi ki de aradın. Kaç gündür ben de uygun aramak için uygun bir zaman kolluyordum <
Leyla hal hatır sormaya fırsat bırakmadan:
> Vallahi Geçenlerde duyduğum büyük bir mucizeyi sana anlatmak için ne kadara sabırsızlandım ama evi badanasıyla, bahçenin işleriyle uğraşmaktan bir türlü vakit bulamadım.
Cemile:
> İşçi tutamadınız mı?
Leyla:
> Tabi ki tuttuk, bizimde yapmamamız gerek bir sürü işler vardı.
> Anlat bakalım neymiş bu büyük mucize?
Cemil:
> Haklısın. Evde bir şey yaptırmaya kalkışıldığın da, ne kadar da başkalarına yaptırsa da, ev sahibinin de yapacağı bir sürü işler çıkıyor < der ve hemen ekler.
> Anlat bakalım neymiş şu büyük mucize dediğin şey?
Leyla:
>Ayol hiç sorma. Sen hiç duydun mu, 80–85 yaşındaki bir ninenin birden genç bir kadın olduğunu? Sorusu karşısında, Cemile:
>Ya sen benimle alay mı ediyorsun? Hiç öyle şey olur mu?
Leyla:
>Vallahi gerçek. Hem de akıl almayacak kadar gerçek.
Cemile:
> Nasıl bir gerçekmiş anlat bakalım.
Leyla:
> Hani bizim şu sık sık ev değişen Nilgün var ya, kocasının sürekli komşuların balkonlarına, pencerelerine bakmasından bıktığı ve utandığı için, karşılarında 80–85 yaşlarında yaşlı bir kadın oturan bir eve taşınmışlar.
Kadıncağız şükürler olsun. Nihayet artık taşınmaktan kurtuldum, huzur içinde yaşarım derken, o 80–85 yaşındaki kadın, birden bire genç bir kadın olup çıkmasın mı? Demesine, Cemile bir kahkaha atarak
> Herhalde anlattığın bu saçmalıklara, kendin bile inanmamışsındır.
Leyla:
>Az dinle. O zaman saçma mı gerçek mi anlarsız.
Anlatılanlar göre, Nilgün’ün kıskançlığı yüzünden taşınmaktan bıkan eşi,
Karşılarında yaşlı birilerinin oturmasına dikkat etmiş.
Gel gör ki, Nilgün’cağız bu defa fa yerleşip rahat edeceği zaman bir de ne görsün, o 80–85 yaşlarındaki olan kadın birden yalnız yaşayan 30 yaşlarında genç ve güzel bir kadın olmasın mı?
Bu işin bir mucizeyle falan bir alakası olmadığını derhal anlamış olan
Cemile:
> Sen inandın mı böylesi bir saçmalığa?
Leyla:
> Tabi inandım. Dünya mucizelerle dolu ayol.
Cemile:
> Sen nasıl düşünürsen düşün ama işin gerçeği
Nilgün’ün kocası bu evde de kendinden şüphelenmesin diye,
Karşı binada yaşlı bir kadın oturuyor diyerek kandırıp o evi tutmuştur.
Sonrada her yerde yaptığı gibi orada da iradesine sahip olamayıp da, gizli aşikâre
Kadının penceresine, balkonuna bakmaya başlayınca, ya görenler Nilgün’e söylemişlerdir, ya da kocasının kadının penceresine, balkonuna sık sık bakışı
Dikkat çekince, kendisi de bakmış ve kadının yalı değil de genç bir kadın olduğunu görmüştür. Senin mucize dediğin işte bundan ibarettir.
Hem öylesi basit erkekler için de, kadınlar için de, karşılarındaki kimselerin evli
Olmaları, berkar olmaları hiç fark etmiyor.
Hele o tip erkekler, kendilerine, eşlerine ve başkalarına verecekleri zararı düşünmeden, kör sıçan gibi gördükleri deliğe burunları sokmadan duramazlar. Düşüne biliyor musun, heveslenip bir gün eşimle baş başa gidip dışarıda yemek yiyelim diyor insan. Ama masaya oturur oturmaza adam, başlıyor ya karşı masadakilere, ya yan masadakilere, görgüsüzce bakmaya. Gel de huzur içinde o yemeği ye!
Kadın eşinin sevdiği yemekleri yapıp, zevkle sofra kurarken, adam gizli gizli manitalarına mesaj yazmakla veya telefonlaşmak meşgul olursa, o sofraya o kadın nasıl gönül rahatlığıyla oturabilir?
Ya da bütün yıl yorulmuşsunuzdur. Tatile gidip dinlenmek istiyorsun. Orada da adam görgüsüzce gözünü ona buna dikiyor.
Yorgunluk çıkarım derken, iyice yorulup dönüyorsunuz.
Stres atmak için bir eğlenceye gidiyorsunuz, stres atım derken kadınlık gururunuz kırılmış olarak eve geliyorsunuz. Durum böyle olunca da insanda haklı olarak tartışma başlıyor, ayrılıklara kadar uzanan kavgalar çıkıyor.
Ama lanetlikler kendi karaktersizliklerinden dolay o noktaya geldiklerini düşünecekleri yere, bir de utanmadan niye kıskandı, niye, kavga etti, niye ayrıldı gibi şeylerle eşlerini suçlarlar. Demesine, kafası o mucizeye olayına takılıp kalan Leyla
> Vay namussum vay. Desene önce Nilgün’e yaşlı birisi oturuyor diye yalan söylüyor, sonra da rezilliği meydan çıkınca, bu defa da bir mucize sonucu kadın birden gençleşti diye gene kandırmaya çalışıyor.
Cemile:
> Aynen öyle. Kadınla buluşmadıkları ne malum.
Leyla:
>Vay şerefsiz vay.
Bir zamanlar bir dostum böylelerinin nereye gitseler hep aynı olduklarını söylemişti de gerçeğe almamıştım.
Şimdi ben de buluştuklarına inanmaya başladım.
Çünkü Nilgün anlatmış. Adam yataktan kalkar kalmaz çarpılmış gibi doğru kadının balkonuna, penceresine gözünü dikiyormuş. Komşuları da birinin bir yanda, ötekinin öte yanda birbirlerine bakışıp duruyorlarmış.
Hatta geceleri de senin için yanıyorum anlamında mum yakıp pencerelerinin önüne koyuyorlarmış. Ayol haklısın, bu adam işi pişirmemiş olsa, eşine ve koru komşuya karşı bu derece saygısızlık etmedi herhalde.
Ayol demek o şerefsiz her gördüğü pisliğe saldırdığı için de, kadıncağızın ağzı
Yara olurmuş. Sık sık da Jinekolojiye gidip duruyordu.
Cemile:
> Ben de aynı görüşteyim.
Leyla:
> Anlamadığım bir şey var. Madem bu tipler böyle kör sıçanlar gibi, gördükleri deliğe burunlarını sokarak yaşamak istiyorlar, peki o zaman niçin evleniyorlar veya birileriyle
Cemile:
>Niçin olacak! Çünkü evde çamaşırını yıkayıp ütüleyecek, ev işlerini, yemeğini, yapacak, dışarıda birilerini bulamayınca evinde hazır birinin olması işlerine geliyor da ondan<
Leyla eski günlerini hatırlar gibi, bir iç çekerek, ah bir bilsen öylelerinin kaçıyla karşılaştım demek istemişse de.
> Galiba epeyce lafladık. Yapmam gereken bir sürü iş beni bekliyor.
Hadi sana iyi günler< demsine, Cemile:
> Evet, gerçektende epeyce laflamışız. Benimde yapmam gereken işler var.
Ama bu durum karşısında Nilgün’ün ne yaptığından haberin var mı acaba



hikayesini okudunuz.
Bu hikaye 1232 kez okundu.


<< Önceki Hikaye || Sonraki Hikaye >>

Bu kategoride en çok okunan 10 hikaye

1. orman
2. eski çoraplar
3. Kızıl saçlı kız
4. Leyleğin Başına Gelenler
5. İnsanı intihara bile sürükleyebilir.
6. ...Hazır Cevap...
7. Orda 1 köy var uzakta ( 4 ayaklılar )
8. işte yine yaptım
9. olduğum yerde donup kaldım
10. bir gencin hikayesinin devami
Burada geçen Hikayelerden ekleyenler sorumludur.Canim.net hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmez.
iletisim  Reklam  Gizlilik sözlesmesi
Diger sitelerimize baktiniz mi ? Radyo Dinle - milli piyango sonuclari - 2017 yeni yil mesajlari - Güzel sözler 2003- 2016 Canim.net Her hakki saklidir.