Güzel sözler | Fıkra | Hikaye | Şiir - Şair| Şarkı sözleri | Cep telefonları| Sohbet | Rüya | Sağlık | Biyografi | islam | Müzik | Haber

Canim.net
Hikayeler
Hikaye Ekle
Asker hikayeleri
Ayrılık hikayeleri
Aşk Hikayeleri
Aşk öyküleri
Başarı hikayeleri
Bilim kurgu hikayeleri
Çocuk Hikayeleri
Çocuk öyküleri
Dede korkut hikayeleri
Diğer Hikayeler
Dini Hikayeler
Dostluk Hikayeleri
Dostluk öyküleri
Dramatik hikayeler
Duygusal hikayeler
Edebi Hikayeler
Efsane hikayeleri
Gerçek Hikayeler
ilginç hikayeler
Komik Hikayeler
Korku hikayeleri
Kısa hikayeler
Kıssadan hisse hikayeler
Mektuplar
Padişah hikayeleri
Romantik hikayeler
Sevgi Hikayeleri
Tarihi hikayeler
Tatil hikayeleri
Türkü Hikayeleri
Yarış hikayeleri
Yaşanmış hikayeler
Dürüstlük ve sahtekarlık

DÜRÜSTLÜK VE SAHTEKÂRLIK

BÖLÜM: I

Günün birinde, bir ülkede bir sahtekârlık ve bir de dürüstlük yaşarmış.
Aynı zamanda ülkeyi yöneten Kral, git gitgide ülkesinin eğitim, kalkınma vs. alanlarında iyice gerilediğini görünce halkı bir araya toplatıp, nedenini öğrenmek istediğinde;
Sahtekârlığın ve dürüstlüğün marifetsizlikleri ve uğursuzlukları yüzünden olduğunu söylerler.

Bunun üzerine hangi tarafın kabahatli olduğunu meydana çıkarmak amacıyla, sahtekârlığı bir bölgeye, dürüstlüğü de başka bir bölgeye göndererek birer bina yapmalarını emreder.

Sahtekârlık binasını yapmak için iki yıl kadar bir süreye ihtiyacı olduğunu açıklarken, dürüstlük ancak on beş yıl içinde verilen emri yerine getireceğini belirtir.
Dürüstlüğün Sahtekârlıktan çok, çok daha fazla bir zamana ihtiyacı olduğunu öğrenen Kral
‘Bu on beş yıl az bir zaman değil’ ama hem kralların ve kraliçelerin daha uzun ömürlü olduğuna, hem de daha pek yaşlı olmadığını hatırlayarak, ikisine de istedikleri zamanı tanır ve beklemeye başlar.

BÖLÜM: II

Aradan iki yıl geçmişti. Kral yanına koruyucularını alarak faytonuna binip sahtekârlığın başarısını görmek için yola çıkar.
Lakin sahtekârlığın bölgesine geldiğinde bir bina yerine, üç yüzün üzerinde daha büyük binaları görünce, bahçesinde dostlarıyla envai yiyecek ve içeceklerle keyif çıkaran sahtekârlığa:
—Aman bu ne marifet, ne marifet!
Normal bir bina beklerken, bunca göz kamaştıran yapıtlarla karşılaşmam doğrusu beni oldukça şaşırttı. – demesine, sahtekârlık, Kral’ın karşında emir kulu vaziyete geçerek:
—Aman kralım bunların lafı mı olur!
Aslında böylesi işleri sol elle bitirecek kadar bir marifetim var.
Birkaç tane az yapsaydım, daha da erken bitirebilirdim.
Lakin ülkemizde konut sıkıntısı olduğunu düşünerek, işte gördüğünüz gibi birkaç dostun yardımıyla biraz fazla emek sarf edip, onları da konut sahibi yapmak istedim. diye karşılık vermesi üzerine Kral,

Sahtekârın çevresindeki sayısız dostlarına kaçamak bir bakış atıp, ‘bu kadar bir zaman içinde, sahtekârlık böyle bir şaheser sergilediğine göre, dürüstlük herhalde on beş yıl içinde en azında bin tane dikmiştir’ diye düşünerek geri sarayına döner.

BÖLÜM: III

Gel zaman, git zaman dürüstlüğe verilen günde gelmiş çatmıştı.
Kral gene koruyucularıyla birlikte faytonuna binip bu defa da dürüstlüğün bulunduğu bölgeye gider. Gider ama gözükürlerde ne bir bina, ne de binaya benzer bir yapıt göremeyince koruyucularına:
—Yaşlılıktan dolayı mı gözlerim iyi görmüyor.
Çünkü binaya benzer bir karartı bile göremiyorum.
Yanlış bir bölgede miyiz, yoksa bizim dürüstlük öldü haberimiz mi olmadı, sorusu üzerine korumalardan birisi:
— Meraklanmayın kralım. Ne yanlış bölgedeyiz, ne de dürüstlük ölmüştür.
Zira ölmüş olsaydı mutlaka haberimiz olurdu.
Başka bir kuruyucu ise:
— Kral hazretleri af buyururlarsa, bu konuda bende fikrimi açıklamak isterdim.
Kral:
—Buyurun sizi dinliyorum.
Koruyucu:
— Bana kalırsa ölmüş olmalıdır.
Bu güne kadar kimse için pek bir önem taşımadığı için de, haber verilmemiş olabilir.
Kral gözlerini kısarak etrafa bir kez daha bakındıktan sonra:
—Söyledikleriniz doğru olabilir, ama gene de ne olduğunu bilmek istiyorum. demesinin ardından, bu defa da faytoncu:
—Bakın işte ileride bir ev gözüküyor. Oraya bir soralım, belki bir malumat verirler. der ve atları eve doğru dehler.

BÖLÜM: III

Geldiklerinde saçı sakalı birbirine karışmış, kir toz içinde orta yaşlı birinin bir kuyudan su çekerek bahçe suladığını gördüklerinde, Kral faytondan inip yanına yaklaşarak:
— Kolay gelsin. Bundan on beş yıl önce dürüstlük denen birini bu bölgeye bir bina yapması için yollamıştım. Böyle birini buralarda gören oldu mu acaba? diye sorar.
Adam:
— Evet. Evet kralım, O’nu çok iyi tanırdım.
Ama geçen ay rahmetlik oldu. diyerek az ilerisinde dört beş kişiyi barındıracak büyüklükte, yontma taşlarla örülmüş, tahta pencereli tek katlı eve eliyle işaret ederek:
Bakin öu gördüğünüz ev de onun eseridir. demesine, Kral:
— Demek söylenenler doğruymuş.
Demek onun gibilerinin tembelliği ve beceriksizliği yüzünden ülke batıyormuş.
On beş yıldır yaptığı işe bakın. İyi ki de ölmüş. Yoksa onu ben idam ederdim! Kralın kükremesine karşın, adam elindeki kovayı yere indirip, ezilip büzülerek:
-Kralım, elinizi ayağınızı öpeyim, müsaade verin de hiç olmazsa onun hakkında bir kaç kelime söyleyeyim.
Kral:
—Şuna bakın, dürüstlük denen lanetliğin bunca zaman yaptığı işi görmemiş gibi, bir de onu savunmak için benden müsaade istiyor. diye sinirlenen Kral’a adam:
— İsterseniz beni hemen burada idam edin.
Ama lütfen bir dinleyin. diye yalvarmasına,
Kral’ın ses çıkarmayışından istifade ederek, başını kilometrelerce uzanan bağa ve ormana doğru çevirip:
—Kralım, o sadece şu ufak evi yapmakla yıllarını geçirmedi.
Gördüğünüz şu kocaman Ormanlık ta, bağ da onun emeğiyle meydana gelmiştir. Zavallı nefesini verene kadar, daha fazla bir ağaç dikip, bir bağ yetiştirmek için çalıştı da çalıştı.

Halkın çoğunluğu sahtekârlıkla birlikte, ayaklarının dibindeki ormanları keserek, her çeşit inşaat malzemelerini çalarak yaptıkları için, hem çabuk, hem görkemli, hem de daha fazla iş yapabildiler.
Dürüstlük ise; tek başına dağlarda taşları yontup sırtıyla taşıdı. Su için kuyular kazdı, tahta için ağaç dikip yetişmesini bekledi. Onun için de bina yapımında onlar gibi başarılı olamadı ama sahtekârlığın bulunduğu bölgede bir tane ağaç bile kalmazken, bakın o çalı bile yetişmeyen yerleri ormanlıkla, bağla, bahçeyle donattı. Aradaki farkı görmediniz mi? diye sızlanmasına Kral onun yara bere içinde olan ellerine, çatlayan dudaklarına, üstündeki yırtık kılık kıyafetine, eve ve ormana doğru uzun, uzun bakıp, söylediklerinden utanmış gibi:
— Görmedim evlat, görmedim. Ne ben gördüm ne de başkaları görüp söylediler.
Dürüstlüğümüzün ölümünü ülkemiz için büyük bir kayıp
sayıyorum. diyerek, gelin sevin, koklayın beni, temiz havamı içinize çekin der gibi yel vurdukça ırgalanan yemyeşil ormanlığa doğur yürür.


Gül Witt



Dürüstlük ve sahtekarlık hikayesini okudunuz.
Bu hikaye 4444 kez okundu.


<< Önceki Hikaye || Sonraki Hikaye >>

Bu kategoride en çok okunan 10 hikaye

1. orman
2. eski çoraplar
3. Kızıl saçlı kız
4. Leyleğin Başına Gelenler
5. İnsanı intihara bile sürükleyebilir.
6. ...Hazır Cevap...
7. Orda 1 köy var uzakta ( 4 ayaklılar )
8. işte yine yaptım
9. olduğum yerde donup kaldım
10. bir gencin hikayesinin devami
Burada geçen Hikayelerden ekleyenler sorumludur.Canim.net hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmez.
iletisim  Reklam  Gizlilik sözlesmesi
Diger sitelerimize baktiniz mi ? Radyo Dinle - milli piyango sonuclari - 2017 yeni yil mesajlari - Güzel sözler 2003- 2016 Canim.net Her hakki saklidir.