Güzel sözler | Fıkra | Hikaye | Şiir - Şair| Şarkı sözleri | Cep telefonları| Sohbet | Rüya | Sağlık | Biyografi | islam | Müzik | Haber

Canim.net
Hikayeler
Hikaye Ekle
Asker hikayeleri
Ayrılık hikayeleri
Aşk Hikayeleri
Aşk öyküleri
Başarı hikayeleri
Bilim kurgu hikayeleri
Çocuk Hikayeleri
Çocuk öyküleri
Dede korkut hikayeleri
Diğer Hikayeler
Dini Hikayeler
Dostluk Hikayeleri
Dostluk öyküleri
Dramatik hikayeler
Duygusal hikayeler
Edebi Hikayeler
Efsane hikayeleri
Gerçek Hikayeler
ilginç hikayeler
Komik Hikayeler
Korku hikayeleri
Kısa hikayeler
Kıssadan hisse hikayeler
Mektuplar
Padişah hikayeleri
Romantik hikayeler
Sevgi Hikayeleri
Tarihi hikayeler
Tatil hikayeleri
Türkü Hikayeleri
Yarış hikayeleri
Yaşanmış hikayeler
GELMEYEN ZİYARETCİ

GELMEYEN ZİYARETCİ

Barbara Antarktika seferinde bulunan Norveç’in bir balıkçı köyündeki küçük evinin içinde, kafese kapatılan kaplanlar gibi, bir kar kaplayan pencereye, bir mutfağa doğru sinirli, sinirli gidip geliyordu. Sinirlenişine neden ise, 12 sularında gelmesi gereken ziyaretçisi, saat 16’tıyı gösterdiği halde gelip çıkmamıştı.

Dakikalar ilerledikçe, içeri kararmaya başlamış, ileri geri gdip gelen adımları yavaşlamış, yorulmuştu.
İçinde bulunduğu atmosferi dağıtmak için termosta bekleyen çaydan bir fincan doldurup,
masanın üstünde sönmek üzere olan mumun alevini seyre dalmıştı ki, telefonu çalar.

Arayan Alain’indi:
> Af buyur canım. Hava şartlarından dolay gelemeyeceğim. İnan ki kendime ait bir helikopterim olsa, havanın durumuna aldırış etmeden, atlayıp geleceğim.
İnşallah hazırlık falan yapmamışsındır?
Barbara:
> Hazırlık yapışım önemli değil. Ama daha önce gelemeyeceğini bildirseydin, boşuna beklemezdim. Yine beni üzdün doğrusu.
Alain:
>Tekrar af buyur. Çok telaşlıydım ve belki başka bir uçakla gelirim diye sağa sola koşturdum.
Gelip gelemeyeceğimi garanti etmeden de aramak istemedim.
Barbara:
> Neyse, başka bir yaramazlık olmasın da. Peki şimdi neredesin?
Alain:
>Nerde olacağım, şu an Fornebu havaalanındayım.
Üzülme, en kısa zamanda yanında olmya çalışacağım. Konuşmalarından sonra,
Barbara, lapa lapa yağan kara ve inleyen fırtınaya aldırış etmeden, giyinip, eline bir fener alarak, dışarı çıkar.

Zira içeride boğulacak gibi oluyordu. Neden ise, ne zaman vasıflarının tuttuğu ve arzuladığı bir erkeği görmek istemiş ise, bir o kadar engeller araya girmişti.
Bu nedenden ötürü de yaşamın büyük bölümü birilerini bekleyerek geçmişti.

Alain onun bir uçuş esnasında görmüş ve araştırıp telefonuna kavuşmuştu.
Barbara Alain’in romantik sözlerinin, genel bilgisinin etkisinde kalmış ve onu tanımaya karar vermişti.

Lakin bir yıl zarfında dört sefer görüşme planlarının hiç biri gerçekleşememişti.
Alain’le kurmuş olduğu hayalleri düşüne düşüne gelip, bir balıkçı kulübesinin önünde durur.
Kulübenin kar kaplayan küçük camlarından birini eldiveniyle silerek, içeri bir göz atar.

İçeride geldi geleli tanıdığı biri genç, biri yaşlı iki balıkçı bir yanda leğenlerdeki balıkları tuzluyor, bir yanda da Aquavit’lerinden yudumluyorlardı. Birisinin camdan baktığını görünce, genç olanı kapının sürgüsünü iteleyip de, Barbara’yı karşısında görünce:
— Çabuk gir içeri. Bu havada dışarı çıkmaya nasıl cesaret edebildin?
sorusuna, Barbara:
— Baksanıza sizde çıkmışsınız. Diye takılınca, yaşlı olanı:
— Evladım, sen bize bakma. Biz buranın çocuklarıyız. Çoğumuz karda doğar, kardan ölür.
Ama buranın havasına alışık olmayan senin gibi narinleri karda, kurtta çabuk yutar.
Barbara:
— Buralarda kurt var mı?
Balıkçı:
— Kurdun, kartalın, düşmanın nerede olduğu belli olmaz.

Onlar konuşmalarını sürdürürken, genç adam bir bardağa Aquavit koyup:
— Al iç. Hem üşümeye, hem sinirlerin yatışmasına iyi gelir. diyerek Barbara’ya uzatır.
Zira sinirlerinin gerginliği yüzünden okunuyordu.
Barbara:
— Teşekkür ederim. Gerçektende sinirlerim bozuk. İnşallah iyi gelir.
Skäl. diyip, beraberce kadeh tokuştururlar.

Bir iki yudumdan sonra yaşlı adam:
— Ziyaretçin geldi mi ?
Barbara:
—Hayır, bu defa da gelemedi.
Genç olanı söze karışır:
— Hayret. Nasıl oluyor da görüşemiyorsunuz? Aklımda kaldığı kadarıyla, birkaç seferdir geliyor demiştin değil mi?
Barbara cevap vermeden yaşlı adam:
- Şu sana birkaç sefer çiçek yollayan Pilottan mı söz ediyorsunuz?
Barbara:
— Evet. Ondan söz ediyoruz.
Yaşlı adam:
— Aman be kızım, biliyor musun onun gibilerinin karşısına günde kaç tane senin gibi güzller çıkıyor? Pilotlarla, polislere, medyada görevlilere gönül vermek aptallıktır. Aptallık.
Sanıyorum adamın mekânını ve kim olduğunu bile bilmiyorsundur.
Hem insan tanımadığı birilerine nasıl âşık olabilir ki?
En iyiysi sana bir balıkçı bulalım.
Hiç olmazsa gözünün önünden bir yere gitmez. Gündüzleri balık avlar, akşamları da böylesi havalarda sarılıp yataksınız. diyerek onu güldürmeye çalışmış ise de, Barbara:
— Belki de aşkların en kutsalı birbirlerini görmeyenler ve kavuşamayanlar arasında
yaşanmıştır. der, başını önüne eğip yanlarından ayrılır.

Barbara o kış rahatsızlık nedeninden ötürü çalışmalarına ara vererek, sekiz ay kadar bir zaman Norveç’ten ayrılır.
Döndüğünde mevsim yine kışa dönüşmüştü. Araştırmacı arkadaşlarıyla yapmış olduğu çalışmalarının dışında, zamanının bir müzisyenden ders alarak ve bol bol kitap okuyarak geçiriyor idiyse de, Alain’in gelmesini sabırsızlıkla bekliyordu. Çünkü bu defa Alain yıllık iznini onunla beraber geçireceğini söylemişti.

Ve nihayet bekledikleri gün Alain izin alıp yola çıkmıştı.
Barbara yine yemekler yapıp, etrafa düzen verip, kokulu mumlar yakıp, dakikaları iple çekerek sevinçle onu beklemeye koyulmuştu. Ama bu defa da ne beklediği ziyaretçisi gelip çıkmıştı. Ne telefonlarına cevap veren vardı, ne de o günden sonra Alain’in bir hastalıktan,
bir kazadan veya başka bir nedenden ötürü mü gelemediği konusunda bir haber alabilmişti.

Üç yıl boyunca gelmeyen ziyaretçisine her bir kaç ay da bir iki sefer yemekler yaparak, sofralar ve hayaller kurarak bekleyen Barbara, masadaki yerine oturup, Alain’le konuşur gibi:
- Yaşamın olduğu gibi bir bekleyiş, bir özleyiş, bir arayış, bir buluş ve bir kaybedişmiş olduğunu bana öğrettin.
İnsan birbirini görden de, dokumdadan da, beklemenin, sevmenin güzel olduğunu tattırdın.

Kim bilir benim gibi niceleri böyle sofralar ve hayaller kurup, gelmeyen ziyaretçilerini beklmekle yıllarını geçirdiler. Diyerek, yanaklarında sızan yaşları, elinde kıvırdığı peçeyetle siler.


gül Witt



GELMEYEN ZİYARETCİ hikayesini okudunuz.
Bu hikaye 4264 kez okundu.


<< Önceki Hikaye || Sonraki Hikaye >>

Bu kategoride en çok okunan 10 hikaye

1. LİSELİ KIZ
2. YENGEM
3. Korku
4. Bir Aşk Gerçeği AĞLICAKSINIZ
5. İNANILMASI ZOR AMA GERÇEK BİR HİKAYE MUTLAKA OKUYUN
6. ACI HAYAT
7. babamı istiyorum
8. satanistler
9. BEN HANDE:İŞYERİME ÇOK GEÇ KALMIŞTIM
10. ACI
Burada geçen Hikayelerden ekleyenler sorumludur.Canim.net hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmez.
iletisim  Reklam  Gizlilik sözlesmesi
Diger sitelerimize baktiniz mi ? Radyo Dinle - milli piyango sonuclari - 2017 yeni yil mesajlari - Güzel sözler 2003- 2016 Canim.net Her hakki saklidir.