Güzel sözler | Fıkra | Hikaye | Şiir - Şair| Şarkı sözleri | Cep telefonları| Sohbet | Rüya | Sağlık | Biyografi | islam | Müzik | Haber

Canim.net
Hikayeler
Hikaye Ekle
Asker hikayeleri
Ayrılık hikayeleri
Aşk Hikayeleri
Aşk öyküleri
Başarı hikayeleri
Bilim kurgu hikayeleri
Çocuk Hikayeleri
Çocuk öyküleri
Dede korkut hikayeleri
Diğer Hikayeler
Dini Hikayeler
Dostluk Hikayeleri
Dostluk öyküleri
Dramatik hikayeler
Duygusal hikayeler
Edebi Hikayeler
Efsane hikayeleri
Gerçek Hikayeler
ilginç hikayeler
Komik Hikayeler
Korku hikayeleri
Kısa hikayeler
Kıssadan hisse hikayeler
Mektuplar
Padişah hikayeleri
Romantik hikayeler
Sevgi Hikayeleri
Tarihi hikayeler
Tatil hikayeleri
Türkü Hikayeleri
Yarış hikayeleri
Yaşanmış hikayeler
BU NASIL HİKAYE: ( 2.BÖLÜM ):Dizi Projesidir

( 2.BÖLÜM )
( Patlama sesinden sonra çok korkan Erkan donakalır.)
Erkan:Ne oldu ki aşağıda ya.
Sepeter:Sen git bir bak istersen.
( Erkan az sonra salona gelir,babası tek başınadır ve üstü başı darma dağındır.)
Erkan:Ne oldu ya.
Arif:Kızlar patladı,gözümün önünde 42 tane insan patladı ya.
Erkan:Patladılar mı,harbi mi.
Arif:Konuşma,hep senin yüzünden istemiyordun onları patlayıp gittiler.
Erkan:Cepten çıkarırsan öyle elinde patlar işte,oh olsun.
Arif:Ben şimdi ne yapacağım,nikah cüzdanları da vardı ne güzel.
Erkan:Ya boşver sen kendin patlamadığına dua et,bir şeyin var mı.
Arif:Ben iyiyim,bir daha çıkaracağım.
( Arif elini cebine atar ve çıkarır ama eli boştur.)
Arif:Neden kadın çıkmıyor ya.
( Arif defalarca dener ama cebinden kadın çıkmıyordur.)
Arif:Ama oluyordu ne oldu ki şimdi.
Erkan:Rahata erdik baba rahata erdik,hadi iyi akşamlar.
( Erkan koşarak odasına gelir.)
Erkan:Profesör,yaşa be kadınlar patlamış.
( Sepeter çoktan uyumuştur ve horluyordur.)
Erkan:Püh Allah kahretsin,uyudun mu hemen.Ben nerde yatacağım arkadaş ya.
( Ertesi sabah Erkan uyanır ve yanının boş olduğunu görürür.)
Erkan:Profesör,profesör nerde ya.Nereye kayboldu ilk günden bu manyak.Gitmiş midir acaba,oh kurtuldum
o zaman,gitmişse demek ki.Profesör burada mısın.Valllahi yok.
( Erkan az sonra odaya gelir,Arif ve Sepeter kahvaltı ediyordur.)
Arif:Ballı ekmek ister misin,vereyim mi profesör.
Sepeter:Zahmet olmasın sana Arif abi.
Arif:Ne zahmeti canım,çay da iç bak soğutma.
( Erkan gördüğü bu manzara karşısında şoktadır.)
Erkan:Baba,ne oluyor acaba burada.
Arif:Profesörle kahvaltı ediyoruz,gel otur.
Erkan:Profesörle kahvaltı mı ediyorsunuz.
Sepeter:Gel Erkan gel,kendi evinmiş gibi ya.
Erkan:Burası benim evim zaten be.
Arif:Gel otursana oğlum ya.
Erkan:Baba profesörle tanıştınız mı yoksa.
Sepeter:Beraber kahvaltı ettiğimize göre,ya senin ne gerizekalı bir oğlun varmış Arif abi.
Arif:Hiç sorma.
Erkan:Gerizekalı oğlu mu varmış,ya sen ne pis adammışsın profesör.
Sepeter:Deme Erkan,öyle deme gel otur.
Arif:Saygılı davran biraz,misafir o.
Erkan:Sahi ne zaman gidiyorsun sen.
Sepeter:Ben mi,ben gitmiyorum ki burada kalacağım.
Arif:Evet burada kalacak,çok matrak bir insan.Alem adam valla.
Sepeter:Utandırıyorsun Arif abi ama.
Erkan:Ne demek burada kalacağım ya,gir kutuna git.
Sepeter:Kutu kayboldu ya,sabahtan beri ortalarda yok.
Erkan:Kutu mu kayboldu ne ara kaybettin ne düzensiz adamsın sen ya,bulunacak o kutu.
Sepeter:Ama ben Arif abiyi çok sevdim,gitmek istemiyorum ki.Kutu olmadan da gidemem.
Erkan:Kutuyu saklamışsındır sen,o kutu meydana çıkacak.Buraya yerleşmek midir amacın ya.
Arif:Yerleşsin işte oğlum ne var bunda.Hem bak gelecekten geliyormuş ha.
Erkan:Ya bırak hırsızdır belki ya.
Sepeter:Hırsız olsam küçücük kutunun içinde ne işim var.
Erkan:Peki bir insanın o kutuda ne işi olur.
Sepeter:Profesörüm diyorum sana,girmenin bir yolunu buldum o kutuya.
Erkan:Demek ki hırsız da olabilirsin,sinsi herif her deliğe giriyor muşsun işte.
Sepeter:Bu gereksiz bir tartışma ama yani,hadi gel kahvaltını et.
Arif:Ballı süt yapayım mı profesör.
Erkan:Sen de sabah sabah ne meraklıymışsın birilerine bal yedirmeye ya.
( Orhan ise evde Aslı,Melek ve Sevili sıraya dizmiş sopayla ellerine vuruyordur.)
Melek:Bu nasıl bir disiplin anlayışıdır baba ya,emekli öğretmenmiş gibi davranma bize.Dizdin,öğrenci gibi
sıra dayağı atıyorsun ya,zulüm görüyoruz resmen bu evde ha.
Sevil:Bu ilkel oluyor baba,elektrik ver istersen.
Orhan:Konuşmayın açın ellerinizi,onu da yaparım yakında merak etme.
Aslı:Kocaman kız olduk,sopalanıyoruz hala ya.
Orhan:Var mı gizlice düğünlere kaçmak,bu da ceza olsun size.Bir dahakine kürekle döverim.
Melek:Üçüncüde testereyle dalarsın herhalde dimi.
Orhan:Açın ellerinizi açın ya.
Melek:Anne müdahale etsene,izliyorsun orada ya.
Şengül:Beni karıştırmayın,zaten bana vurmasın diye zor ikna ettim.
Melek:Annem de kafayı yedi al,hadi ama iki saattir bekliyoruz vur artık baba.
( Orhan teker teker vurur.)
Orhan:Tövbe mi,ha.
Sevil:Tamam tövbe,senden izinsiz bir şey yapmayacağız artık.
Aslı:Benden de tövbe.
Melek:Dur ben biraz düşüneyim ya.
Orhan:Kürek getiririm bak,fazla düşünme.
Melek:Nalbursun diye küreğe o kadar düşkün olma,tehlikeli bir şey kürek.Ben de tövbe ettim tamam.
( Orhan çocukça gülümseyerek konuşur.)
Orhan:Hadi kahvaltı edelim o zaman.Doyuralım o güzel karınlarımızı.
Melek:Veterinerlik yerine psikoloji mi okusaydım acaba,babama faydam olurdu en azından.
Şengül:Doğru bölümde sayılırsın kızım.
Orhan:Şengül,kürek diyorum bak.
Melek:Annemin de ölçüsü yok zaten,oh ne güzel mis aile.Ben gidiyorum ya.
Orhan:Ne demek gidiyorum nereye be.
Melek:Afyona,ne nereye okula gideceğim.Kürek ver kürekle gideyim istersen.
Orhan:Yok kürekle falan uğraşma sen boşver.
Melek:Akşama beni beklemeyin,dersim geç biter.
Orhan:Okul yatıya kadar mı açık.
Melek:Keşke okulda yatsam diyorum zaten ama,işte olmuyor.
( Melek evden çıkar,Şengül konuşur.)
Şengül:Bu kız çok geciktirmez kocaya kaçar en kısa zamanda bak.
Orhan:Şengül yeter acıktım ama ben ya.
Şengül:Yemek ye belki doyarsın.
Orhan:Hazırlayın da kahvaltı edelim o zaman,gevezelik yapma bana oradan ya.
( Erkan ve Çetin kahvede konuşmaktaydı.)
Çetin:İyi kurtulmuşsun desene,vay be kadınlar patladı ha.
Erkan:Kadınlardan kurtulduk da şimdi profesör çıktı.
Çetin:O kim ya.
Erkan:Ne bileyim dün tanıştık,babamın cepten kadın çıkarmasının sebebi oymuş.Gelecekten geldiğini söyle
di,ama inandın mı dersen bilemiyorum şimdi.Adamın da suratı tel örgü çekilmiş arazi gibi güvenmedim pek,
babamı öldürmesin bu.Bırakmasa mıydım onları yalnız acaba.
Çetin:Ya bırbırbır ne çok dertlendin bir sakin ol.
Erkan:Bırbırbır mı,ben sana katil midir diyorum sen bana bırbırbır diyorsun,manası var mı bunun,bırbırbır ne
demek ya,gözünü seveyim ciddi ol.Burada korku içinde kalmış bir arkadaşın var ya.
Çetin:Korkma bir şey olmaz,hem belki cebinden çıkarmıştır.
Erkan:Ya cepten çıkma bir tipe benzemiyordu,o kadar rütbeli değildir.Daha aşağılık bir şey sanki.
Çetin:Yuh o derece mi.Cepten çıkamayacak kadar adi mal mı bu.
Erkan:Valla kutudan çıktığını gördüm ama.
Çetin:Kutu mu,oğlumuymuş kutunun.
Erkan:Senin gene terbiye şirazesi kaydı,ne diyorsun.
Çetin:Yok yani teorik olarak diyorum,belki.
Erkan:Adam haklı galiba aslında,gece 12 de bir şey olacak dedi kadınlar patladı.
Çetin:Deme ya,fal mı baktırsak acaba.
Erkan:Fal mı,ne falı konumuz o mu şimdi ya.Fal falan yok unut falı ya.Adam dedi ya cep kızları benle alakalı
diye kutudan çıkana kadar onlar cepten çıkmış,kutudan çıkınca o,gece yarısı patlamış onlar.Bak şimdi çöz
düm olayı,ama çok gıcık ballı süt içiriyor babam ona ya.
Çetin:Erkan,sakın bu adam senin babana baba demesin.
Erkan:Çetrefilli bir şey anlatıyorsun anlamıyorum ki.
Çetin:Ya üvey evlat muamelesi görürsen diyorum,ya baban onu senden daha çok severse.
Erkan:Ama ben daha yakışıklıyım.
Çetin:Baban yakışıklılığına niye baksın ya.
Erkan:Benim korkum başka yönden aslında.
Çetin:Nedir.
Erkan:Babam profesörle de evlenmeye kalkarsa,adamda kayış koptu sonuçta.
Çetin:Aa deme öyle ama şimdi,yapmaz o kadarını ya.Yapar mı.
( Seviller kahvaltıya oturmuş,bir yandan da konuşmaktaydılar.)
Orhan:Bu ne Şengül.
Şengül:Ben omlet diye yaptım ama sen ne olarak yiyorsun bilmiyorum.
Orhan:Omlete elma doğramanın sebebi nedir acaba,üstelik pişirmişin de beraber.Ayrıca omlet sahanda pişer tencerede değil.
Şengül:Sahan yok.
Orhan:Sahan yoksa,kürekte pişir kürekte de pişiriyor.
Sevil:Kürek mi,baba iş yerinde yemek mi yapıyorsun sen.
Orhan:Çok acıkınca mecbur sizi
bekliyemiyorum,dolana dolana geliyorsunuz tüm mahalleyi tabi öyle oluyor
Aslı:Küreğe merakının sebebi belli oldu,kürekte omlet yapılır mı ya.
Şengül:İlk çağdan kaldığı için babanız,yapıyor.
Orhan:Geyiğe bağlamasan da ağız tadıyla kahvaltı yapsak Şengül ha.Zaten kahvaltı da kahvaltı olsa,tence
rede elmalı omlet yiyoruz ya.Kürek konusu da çok mu uzadı artık,kimse kürek demeyecek tamam.
Sevil:Sen kopamıyorsun kürekten baba.
( Az sonra Erkan eve gelmiştir,profesör ile Arif sohbet etmektedir.)
Erkan:Baba sen çıkmadın mı taksiye.
Arif:Yok,bugün tatil yapacağım,profesörcüğümle sohbet ediyorum.Evladım gibi sevdim onu.
Erkan:Evladın gibi sadece dimi,ya başka bir şey yok yani.
Arif:Nasıl başka bir şey,ne olacak başka bir şey ya.
Erkan:Evladın gibi olsun da,başka tehlikeli şekiller olmasın onu şey ettim ben.Ne konuşuyorsunuz.
Arif:Profesöre küçükken okulda altına kaçırdığın günü anlatıyordum,ama hangi birini anlatayım şaşırdım.
Sepeter:Beraber saydık tam 67 sefer çıktı ya,sen ne ishal bir adammışın ya.
Erkan:İshal miymişim,ya gelecekten geldin biraz çağına göre davran bu nedir ya.Ayrıca çocuktum adam lafı yanlış,olur öyle şeyler.67 kerecikten ne olacak.
Sepeter:Öğretmenin ceketine işemişin.
Erkan:Cepleri boldu adamın ne yapayım,hem onu da mı anlattın ya.
Sepeter:712 kere kolunu kırmışlar,dayak yemişin.
Erkan:712 değil 711 lütfen doğru bilgi ya,ne onu da mı söyledin.
Arif:Manyağa bak,savunmayı sataşmadan önce yapıyor.
Sepeter:Çıktığın kız sayısını sordum,cevap 0.
Erkan:1 oldu 1 oldu ya,Seville sözlü sayılırım.Hem zengin çocuklarıyla çıkıyordu kızlar.
Arif:Bir de yakışıklılarla herhalde dimi.
Erkan:Ne,ben yakışıklı değil miyim ki.
Arif:Seni bilmem ama Sepeter muhteşem.
Sepeter:Sağol Arif abicim.
Erkan:Muhteşem falan deme adamın yakışıklılığına,korkuyorum ya.
Arif:Velhasıl sohbet mükemmel,şimdi kalkar kurabiye,çay falan yaparım.Akşama kadar muhabbet mis.
Erkan:İyi neyse ben kahveye gideyim o zaman,adama yazma olur mu baba.
Arif:Ne yazacağım adama.
Erkan:Bilmiyorum yapma işte onları.
Arif:Ya kahveye gideceğine taksiye çıksan diyorum ha.
Erkan:Taksiye çıkarım da,nasıl inerim ki acaba sonra,hahahaha.
Sepeter:Of ama bu nedir ya,bu mudur espri kaliteniz.Öleydim de duymayaydım bu ne ya.
Erkan:Sizin yıllarda nasıl ki,hem kaç yılından geldin sen ya.
Sepeter:75157.
Erkan:Yuh,75157 mi,o neymiş ya.
Arif:Hadi sen taksiye diyorum bak ciddiyim.
Erkan:Ehliyetim yok ki benim ama.
Arif:Olsaydı,hemen temin et.
Erkan:Temin mi edeyim,önce sınavına gireyim o zaman daha kolay olur.
Arif:Git sınavına mı girersin nereye girersen gir,al o ehliyeti.
Erkan:Ettiği lafa bak nereye girersen gir ne demek ya.
( Erkan evden çıkar,az sonra Erkan ve Çetin kahvededir.)
Erkan:Kurabiyeler çaylar,kurabiyeler çaylar anlayacağın.
Çetin:Bak bak bak,valla üvey muamelesi göreceksin söyleyeyim.Sana ne zaman kurabiye yapmıştı en son.
Erkan:Kurabiye yapmadı bana hiç,ben kurabiye sevmem ki.
Çetin:Pasta falan yaptı mı.
Erkan:Yapmadı valla ya.
Çetin:Sana yapmıyor,elin oğluna yapıyor bak.Onu senden çok sevecek.
Erkan:Ne yapayım severse sevsin,yapacak bir şey yok ki.
Çetin:E sen bilirsin artık.
Süleyman:Gençler çay içer misiniz.
Çetin:Kurabiye de var mı yanında Süleyman abi.
Erkan:Kurabiye mi,bir dur kurabiye lafını duymak istemiyorum abi ne yapıyorsun ya.
Çetin:Canım kurabiye çekti.
Süleyman:Kurabiye mi,burada müşteri alır mı dersin.Hemen ticaretine başlayayım o zaman.
Erkan:Hallere bak hallere,pislik ya.
( Az sonra Erkan,Seville bir banka oturmuş konuşuyordu.)
Erkan:Oh kurtuldum yemin ediyorum,patladılar da kurtuldum.
Sevil:İyi güzel olmuş,hem bir sürü kadınla aynı evde yaşamana gerek kalmadı.
Erkan:Sana kadınlar evin ortasında patladı diyorum,ev sarsıldı çökecekti diyorum senin takıldığın şeye bak
ama ya,bu nedir Sevil ya.
Sevil:Demin seviniyormuş gibi söyledin ama,ne oldu da üzüldün hemen.Kadınlardan ayrılmak zor geldi dimi
Erkan:Kadınlardan ayrılmak mı zor gelmiş,yok o öyle değil ben sevindim çok ya.
Sevil:Ha sen günlük bana fırça atmak için öyle konuştun öyle mi.
Erkan:Öyle de demesek mi ne desek ki acaba,ne yapıyorsun bunları niye konuşuyoruz.Seni istemeye gele
lim diyorum,ondan konuşsak.
Sevil:Geçen günki gibi rezillikle sonuçlanır aman diyim şimdilik böyle bir şey olmasın.
Erkan:O da doğru şimdi yani,hem ben farkettim de tek çıktığım kız senmişin.
Sevil:Çıktığın kız ben miymişim tek,o ne şimdi öyle.
Erkan:O nasıl düşünmek,öyle yerlere götürme olayı.Gönül meselesi anlamında hayatımdaki tek kız sen ol
dun,evlenmeden şunu 10 a çıkarsam mı acaba.Alay konusu oluyorum ya.
Sevil:Sen bana diyorsun ki,10 kız bulup gönül ilişkisine gireceğim öyle mi,hoppidi hoppidi yapacağım kızlara
diyorsun öyle mi.
Erkan:Ard arda bu kadar çelişen laflar ilk defa görüyorum ha,kız önce kibar kibar gönül ilişkisi dedi ne güzel,
sonra hoppidi de hoppidi bu neymiş arkadaş ya.
Sevil:Kendi kendine konuşarak muhakeme yapma,bana cevap ver.
Erkan:E tamam 5 olsa da olur.
( Sevil Erkana ters ters bakar,Erkan konuşur.)
Erkan:3 te mi olmaz ki.
Sevil:Sence olur mu.
Erkan:Hadi 1 de anlaşalım,gidip bulayım bir kız hemen.
Sevil:Erkan o kızı bul,onunla da evlenirsin o zaman tamam mı.
( Sevil Erkanın yanından gider.)
Erkan:Ne dedim ki şimdi ya,ayıp mı ettim acaba.
( Akşam olmuştur,Erkan eve gelmiş yemek yemektedirler,Arif Sepetere yemek yediriyordur.)
Arif:Aç bakayım ağzını kocaman.
Erkan:Aç bakayım ağzını kocaman mı,ya koca adam kendi yer herhalde.
Arif:Yok valla olmaz ben yedireceğim.
Sepeter:Zahmet ediyorsun ama çok,Arif abi yapma istersen bak.
Arif:Aç ağzını bakayım,nasıl laflar onlar.
Erkan:Baba diyorum ki bana da yemek yedirsen ya.
Arif:Konuşma çık odana,pislik be.
Erkan:Arkadaş gördüğüm şu muameleye bak,bu nedir ya.
Arif:Gürültü etme adama yemek yediriyorum şurada.
Erkan:Sen de profesörüm dedin ama haybeye,hiç bir faaliyetini görmedik.
Arif:Sık boğaz etme adamı,daha dün iki bugün dört.
Sepeter:Dün iki bugün dört mü.
Erkan:Evet,kendisi matematikten kalmıştır hep sınıfta da.
Arif:Ben çifter çifter seviyorum bir kere,sen nerden biliyorsun acaba matematikten kaldığımı.
Erkan:Karneni gördüm.
Arif:Hangi karnemi sağlık karnemi mi.Hahahhaha.
( Erkan suratını buruşturarak böyle yapar.)
Erkan:Püüüh lanet gelsin böyle şakaya be,yatıyorum ben.
Arif:Hemen yatma,sindir yemeği bir önce,insanlıktan çıktın iyice ya.Seni doğuracağıma ayı doğursaymışım
da çalsaymışım oynasın.
Erkan:Ney,çalsaymışın oynasın mı.Adam ayıyı doğurdu da hemen oynatma noktasına getirdi olayı ya.Oda
ma çıkacağım sadece o zaman.
( Erkan odasına gider,Seviller de yemek yemekteydi.)
Orhan:Nerde kaldı bu kız.
Şengül:Bak sana söyledim,kesin kaçıp gitti.Bohça falan da almadı üstelik ha.
Sevil:Anne,dedi ya Melek okul geç biter diye.
Orhan:Günden güne değişiyor mu ki ya,gelsin ayaklarını kıracağım onun.
Aslı:Tamam önce yemek bitsin isterseniz,gürültüden yemek yiyemiyorum ya.
Sevil:Gürültü ne alakaymış ki.
Aslı:Bunlar konsantre meselesi ablacım,ne demek ne alakası var ya.
( O sırada elinde bir kediyle Melek eve giriş yapar.)
Melek:İyi akşamlar.
Orhan:Nerdeydin sen bu saate kadar.
Melek:Okuldaydım,geç biter demiştim ama senin bellek sildi hemen orayı dimi,hep eskimeden işte.
Orhan:Nerdeydin diyorum.
Melek:İdrak da sıfır,al işte.
Sevil:Okuldaymış okulda.
Orhan:Hangi okulda.
Melek:Hangi okulda mı,üniversite işte veterinerlik okuyup geldim.
Aslı:Sen her gün veterinerlik okuyorsun zaten.
Melek:İşte babacığım orayı da sorar diye söyleyim dedim yani.
Şengül:Hangi okul diye sorulur mu Orhan,hayat okulu derse kız ne olacak.
Melek:Annem de her zaman ki gibi olaya geç ve ters bir yerden giriş yaptı,gelmesem mi bu eve ben acaba.
Orhan:O elindeki ne,niye kedi takıyorsun kendine.
( Melek lafı anlamamıştır ve bu manada yüzünü buruşturur.)
Melek:Senin lügatını çözmüş değiliz ailecek henüz babacım ya,dur bakalım nereye varacağız.
Orhan:Cevap ver,neyin kedisi o.
Melek:Neyin kedisi mi,adamla anlaşamıyorum ki.Kedi işte,veteriner olacağım ya ben,onunla alakalı.
Şengül:Bak bir daha görmeyeceğim,kaç defa dedim eve iş getirilmeyecek diye.
Melek:Müstakbel işim annecim,erken mi konuşuyorsun acaba diyorum.
Aslı:Neyi var kedinin abla.
Melek:Kedi hamile.
Şengül:Doğurtacak mısın yoksa.
Melek:Evet,sonra yavrularının üstünde tepineceğim.Ne doğurtması ya.
Orhan:Ne demeye getirdin hayvanı buraya.
Melek:Gözlem yapacağım,kedi doğuracak ya hani onun için.
Aslı:Bırak doğursun kendi kendine ne var ki bunda.
Şengül:Yavruların çıkış anını mı merak ediyorsun acaba.
Melek:Ama yuh ama neymiş bu anne ya,şu ağzına gem bağlasınlar emi.
Şengül:Annenim ben terbiyesiz.
Melek:Ya yavruların çıkış anı değil mesele,bu kedi var ya işte,civciv doğruyor.
Orhan:Ne yapıyor.
Melek:Civciv doğuruyor.
Sevil:Hayatta görmeden inanmam.
Melek:Bugün yarın doğurur,artık bakacağız.
Aslı:Doğurana kadar yanında mı gezdireceksin.
Melek:Gözümün önünde durmasında fayda var,bırakır civcileri üstüne basarsınız falan.Bir terslik çıkabilir zira bu evde herkes içmiş gibi takılıyor 24 saat.
Sevil:Yemek yemeyecek misin.
Melek:Yok ciğerciden geliyorum,kediyle yemek yedik.Elalem sevgilisiyle,aşığıyla yemek yer bana kedi düştü ne talihsiz bir insanım hakkaten ben ya.
Şengül:Kızım yakıştı mı ağzına o laflar şimdi.
Melek:E gerçekleri söyleyince de kabahatli mi olduk ya,ben kediyi götürüp yatırayım.
Aslı:Üstüne uyuma kedinin ha,aman diyim.
Melek:Şakalar da şakalar,çok güzel.Ne hain kız kardeşmişin sen ya.
( Melek kediyle birlikte odasına gitmek üzere yol alır.)
Orhan:Ne olmuş buna ya.
Sevil:Her zamanki Melek işte babacım.
( Az sonra Sevil,Melek ve Aslı odalarındadırlar.Melek kediyi kendi yatağında yatırmış ve kendisi de Aslının
yatağına geçmiş,Aslıyı da Sevilin yatağına göndermiştir.Aslı,Seville aynı yatakta sıkışarak konuşuyordur.)
Aslı:Ya abla bu nasıl iş ya.Sana diyorum Melek.
Sevil:Dinlemiyor ki bizi,çoktan uyudu hanımefendi.
Aslı:Kedi orada tek başına yatıyor,ama biz beraber yatıyoruz abla ya.
Sevil:Şu yaptığına bak,kediyi kendi yatağına yatırdığın yetmedi,Aslının yatağına kondun,kızı yanıma gönde
riyorsun ya.Cevap ver Melek.
Melek:Ama bir susun ama ne olur ya,insan uyuyor burada.Kedi de sizin yüzünüzden uyuyamıyor zaten.Yeri
ni mi yadırgadı acaba,ne dersiniz.
Aslı:Yayılmış mis gibi yatağa tek başına neyi yadırgıyormuş,asıl biz yadırgıyoruz yerimizi şu an.
Melek:Benlik bir sorun yok o zaman,beni kedi ilgilendirir.
Aslı:Yok bu böyle olmayacak,yatmayalım biz en iyisi abla.
Melek:Aslında yatmasanız iyi olur ya,kedinin başında durun,doğurursa beni uyandırırsınız tamam mı.
Sevil:Kalk muhabbet edelim bari.
Melek:Muhabbet mi,muhabbet neymiş gece gece ya.Yatın uyuyun tamam,kediye de bakmanıza gerek yok.
( Ertesi sabah Seviller kahvaltı etmektedir.)
Orhan:Melek nerde gene.
Sevil:Sabahın beşinde kucağında kediyle gitti.
Orhan:Artık kahvaltı da etmez oldu bizimle bu kız.
Şengül:Boşverin be aman eksik olsun o yelloz.
Aslı:Yelloz mu,hayırdır inşallah gene ya.
Orhan:Keşke sen de olmasan şu sofrada Şengül de ağız tadıyla bir kahvaltı etsek.
Şengül:Boşa beni o zaman hadi boşasana.
Sevil:Boşanma geyiği başladı gene,Allahım sen bize yardım et.
Şengül:Amin,bu adamla ne yapacağım ben,başvuruyu yapsak mı mahkemeye Serhan.
Orhan:Serhan kim.
Şengül:Sen değil misin işte be adam.
Orhan:Oldu anlaşıldı,bana müseade simitle idare ederim artık.
Aslı:Bence de kaç canını kurtar,ben sana kahvaltılık bir şey getiririm baba.
Orhan:Hadi görüşürüz kızlar.
Sevil:Güle güle baba,hayırlı işler.
( Orhan evden çıkar,Şengül konuşur.)
Şengül:Çay doldurun biriniz ne bakıyorsunuz,kız kuruları sizi,kaldınız başıma.
Aslı:Ben hemen babama kahvaltı götüreyim en iyisi.
Sevil:Ben de gelsem mi.
Aslı:Yok ablacım sen evde annemle kal.
Sevil:Ama şu an bunu diyeceğine Erkan seni 10 tane kadınla aldatsın desen daha iyiydi ya.
Aslı:Erkan mı onu yapacak,pireh pireh pireh.
Sevil:Pireh pireh mi,o ne öyle haşarat gibi ya.
( Az sonra Aslı elinde kaplarla yolda giderken Çetine rastlar.)
Çetin:Aa ne tesadüf,Aslı senle rastlaştık bakar mısın.
Aslı:Tesadüf mü,aynı mahallede ikamet eden iki kişi için çok büyük tesadüf hakkaten.
Çetin:Melek nerede.
Aslı:Ne yapacaksın Meleği acaba.
Çetin:Ama öyle deme ayıp şimdi ya,o kadar hızlı değil yani.
Aslı:Neyin savunmasını yapıyorsun ya,senin kadar boş bir insan görmedim arkadaş bu dünyada ya.
Çetin:Erkan var,o da boşta;kahvede beraber takılıyoruz,en az benim kadar boş.
Aslı:Ne saçma şeyler anlatıyorsun,çekil de yoluma gideyim artık ha.
Çetin:O kaplar ne öyle.
Aslı:Hesap verecek miyim acaba sana şu anda,aklın alıyor mu bunu.
Çetin:Hesap değil muhabbet maksatlı soruyorum.
Aslı:Muhabbet mi,senin muhabbete girme yöntemin bu mudur ya,böyle muhabbete girilir mi.
Çetin:Ne diyim Meleği benim yerime öp mü diyim yani.
( Çetinin bu lafı üzerine Aslı çok sinirlenir,üzülmüştür.)
Aslı:Terbiyesiz.
( Aslı Çetinin yanından hızla uzaklaşır.)
Çetin:Ne dedim ki ben,sakın bu lafı mı ablasına söylemesin.Bittim ben almaz beni kız ya.
( Erkan,Arif ve Sepeter evde kahvaltı ediyordu.)
Arif:Aç bakayım ağzını tren geliyor aç ağzını.
Erkan:Tren mi,uçak değil miydi o ya.
Arif:Yavaş yavaş sokacağım kaşığı ağzına,onun için öyle dedim.Kıskanma bakayım sen de profesörü.
Sepeter:Arif abi ben kendim yesem diyorum ha.
Arif:Ne demek kendim yesem ya,kırk yılda bir gelecekten gelen misafirim olmuş kendi elimle yedireceğim.
Sepeter:Ama doydum yani,çatalı gırtlağıma kadar sokuyorsun her seferinde ayrıca.
Erkan:Buldun da bunuyorsun be,sen ne zaman gidiyorsun söyler misin.
Sepeter:Kim nereye gidecek ya.
Erkan:Sen diyorum,ne zaman bineceksin kutuna da gideceksin.
Sepeter:Kutu yok ki,kutu diye bir şey yok kayboldu gitti,hep buradayım artık.
Erkan:Hep mi buradasın,yok öyle bir şey.O kutuyu üstünde bir yere mi sakladın arayabilir miyim seni.
Arif:Sık boğaz etme çocuğu bakayım,ebleh adam.Seni besleyeceğime inek besleseydim de sütünü Sepete
re içirseydim keşke.
Erkan:Sepeteri yeterince besliyorsun şu anda zaten.
Arif:İyi geçin kıskanma bakayım profesörü.
Sepeter:Evet,ben sizle yaşayacağım artık.Kardeş kardeş geçinelim,seni kendime yakın buldum ben.
Erkan:Gelecekten geldiğini ispatla bize.
Sepeter:Ne,nasıl olacakmış o.
Erkan:Mesela uç bakayım tavanın etrafında.
Sepeter:Yumurta tavasının mı.Hahahhah
Erkan:Bak bak bir de bizim esprilerle alay ediyor,kaliteye bak.Tava değil bu sahan.Uç hadi.
Sepeter:Gelecekten geldim dedim,yarasayım demedim.Ben de insanım sizin gibi.
Erkan:Kaç yılından gelmiştin.
Sepeter:25252 dedim ya.
Erkan:Neymiş,25 bin kaç.
Sepeter:252.
Erkan:Hani 75157 idi her gün değişiyor mu geldiğin yıl.
Sepeter:Ya aslında sayı fazla ya,matematiğim yetmiyor tam hesaplamaya.
Erkan:Pislik be,yalan yalan üstüne.
Sepeter:Yok ama öyle deme şimdi ama ayıp ediyorsun bak,aaaa.
Arif:Tartışmayın,kardeş kardeş geçinin işte.Benim bugün taksiye çıkmam lazım,beraber kahveye gidin siz.
Erkan:Kahve mi ne işi olurmuş bunun kahvede ya.
Sepeter:Kahve mi,fincanın içine mi gireceğiz.Hahahaha.
Erkan:Baba bunu kahvede döverler bu nedir ya.
Sepeter:Espri yaptım anladınız mı acaba.
Erkan:Şu anda algım kapanmış olsaydı da ölseydim ya,anladık anladık.
Arif:Hadi ben çıktım çok geç kaldım zaten,gidin kahveye siz.Hem mahalleyi gezdirmiş olursun.
Erkan:Mahalleyi mi gezdirmiş olurum,ayakları tutuyor kendi gezer ya.
( Arif evden çıkar.Sepeter konuşur.)
Sepeter:Çıkalım mı.Kahveye gidelim koç.
Erkan:Ne çabuk havasına girdin kahvenin,bir dur kahvaltı edeyim önce ya.
Sepeter:Kahveye gitmeden önce kahvaltı edilmeli doğru,çünkü nedir kahve altı.Hahhhaa.
Erkan:Adama bak arkadaş profesör diye geldi aptal aptal takılıyor iki gündür ya.Pislik seni,bakma.
( Aslı nalbur dükkanına yemek getirmişti.)
Orhan:Aa kızım ne çabuk geldin.
Aslı:Çabuk mu,bizim evde kimler yaşıyor baba.
Orhan:Nasıl yani.
Aslı:Yaşayanları saysana bizim evde.
Orhan:Ben varım,sen varsın,Sevil,Melek,annen.Ha annen var tabi evet,anladım kızım anladım.
Aslı:Çabuk muymuş.
Orhan:Yarım saat oldu nerde kaldın kızım ya.
Aslı:E işler nasıl,kesat herhalde dimi.Hep geliyorum ama henüz bir müşteriye denk gelmedim ben.
Orhan:Nalburdan alışveriş yapmıyorlar kızım ya.
Aslı:Kürekte mi alan yok.
Orhan:Kürek deyip benle dalga mı geçeceksin gene,kürek yüzünden batacağım zaten ya.
Aslı:Tüm yatırımı küreğe mi yaptın,nerden bakarsan bak burda 67 tane kürek var ya.
Orhan:Aaa doğru 67 tane var,nerden bildin.
Aslı:Gözümün önünde duruyorlar,ne varmış ki.
( O sırada oraya Melek gelir,kedi de elindedir.)
Melek:Selamun aleyküm.
Orhan:Aleyküm selam kızım da,bu saatte okul dağılıyor mu ki.
Melek:Yok ben dağılayım dedim,kedinin hala doğurmaması çok canımı sıkıyor.
Aslı:Bu kediyle iyiden iyiye sıkı fıkı oldun sen ha.
Melek:Doğurmasını bekliyorum,doğurana kadar yanından ayrılamam.Hem siz inanmıyorsunuz ya bunun civ
civ doğurduğuna,bunu size kanıtlayacağım.
Aslı:Ne yapacaksın,ebesi mi olacaksın civcivlerin.
Melek:Yok elimde kalır kedi öyle yaparsam,bırakırım kendisi halleder ya.Bırakır civcivleri bir kenara.
Orhan:Sen okuldan mı kaçtın bakayım nasıl kaçarsın okuldan.
Melek:Baba kedi uyuyor biraz daha sessiz,huzuru kaçmasın ki normal bir doğum yapsın ha.Nemelazım at fi
lan doğurur,iş çıkar bize gel de atı evine al.
Aslı:Ne keyfine düşkün kediymiş bu da be,zaten yatağımdan oldum onun yüzünden.
Melek:Ben de yatağımdan oldum,kendi yatağımı verdim ona.
Aslı:Ama benim yatağıma yattın.
Melek:Yatağına mı yattım,yavaş gel tehlikeli laflar etmeyelim.Sonuçta başka bir yatak,kendi yatağımdan ol
duğum doğrudur yani.
Orhan:Kesin tamam yemek yiyeceğim bir durun.
Melek:Sen de ne yapıyorsun her gün burda mı yiyorsun anlamadım ki.Hep elinde o kaplar.
Orhan:Kahvaltı faslı zor geçiyor bizim evde biliyorsun.
Melek:Sen yemesen de kediye mi yedirsek onları acaba.
Orhan:Kediye zeytin mi yedireceksin yani o nasıl lafmış.
Melek:Tamam başka bir şey yer.
Orhan:Şimdi ona bir şey yedireceğim ama.
Melek:Lütfen ölçülü kelimeler kullanalım baba,kedi üzülüyor bak düşük doğurur falan,yapma bunu ya.
( Az sonra Erkan ve Sepeter kahveye giriş yapar.)
Erkan:Selamun aleyküm millet.
Çetin:Aleyküm selam abi,nerde kaldın ya.Arkadaş kim.
Sepeter:Ben Sepeter profesörüm,gelecekten geldim.
Çetin:Bahsettiğin profesör bu demek,gelin oturun.
( Erkan ve Sepeter masaya oturur.)
Erkan:Süleyman abi burayı çayla.
Sepeter:Çay mı,kahvede çay olur mu ya.Hahahahaha.
Çetin:Bu ne şimdi.
Erkan:Sorma,sabahtan beri beynimi yedi ya.Çöpte yem arayan köpek gibi hissediyorum kendimi yeminlen.
( Süleyman çayları getirir.)
Süleyman:Bak bunlar son ha,artık borcunuzu ödemeden size çay yok tamam mı.
Çetin:Tamam kahve içeriz o zaman.
Süleyman:Kahve de yok.
Erkan:İyi abi öderiz bir şekilde tamam.
Süleyman:Sen kimsin lan değişken.
Sepeter:Değişken mi o neymiş ya,ben profesör,gelecekten geliyorum.Geleceğin profesörüyüm yani.Haha.
( Erkan espriyi beğenmez ve suratını buruşturur.)
Çetin:Bunu ben de pek anlamadım,neyse boşver.
Süleyman:Bu nasıl profesör,soytarı bu.
Sepeter:Deme öyle abi deme,şimdi arkadaşların borcunu ben ödesem olur mu.
Süleyman:Benim param verilsin de kim öderse ödesin.
Erkan:Yaşa sen be profesör,adamsın.
Çetin:Kral çocukmuşsun profesör.
( On saniye kadar ortalık sessizleşir.)
Erkan:E hadi.
Sepeter:Ne hadi.
Erkan:Ödesene borcumuzu hadi.
Sepeter:Param yok ki,ben sadece ben ödesem olur mu ki diye merak ettim.
Çetin:Allah belanı vermesin,umutlandık o kadar ya.Hem sen kaç yılından geldin söyle bakayım.
Sepeter:34843.
Erkan:Gene mi değişti,25 bin küsurdu hani.
Sepeter:Bizim dönemde yıl hesapları biraz karmaşık da,anlatıp kafanızı bulandırmayayım.
Erkan:İç çayını soğutma,senin çayının parasını bile ödeyeceğim anlaşılan.
Sepeter:Ne hava atıyorsun bana ya,sen önce kendi borçlarını öde.
Süleyman:Al işte bir bedavacı daha,bu kahveye veresiye çay içmeyecek biri gelmeyecek mi ya.
( O sırada kahvenin önünde bembeyaz çok lüks bir araba durur.İçinden şoförü iner ve arka kapıyı açar.Der
ken kapının arkasından beyaz takım elbiseli bir adam görünür.Havalı güneş gözlüklerini çıkarır ve etrafa ba
kınır.O sırada şoförü onunla konuşur.)
Şoför:Sizi bekliyeyim mi Yakup bey.
( Havalı adam Yakup konuşur.)
Yakup:Bekle tabi,tonla para veriyorum sana.
( Erkan ve yanındakiler kahvenin içinden Yakup a değişik değişik bakmaktadır.Yakup kahveye girer.)
Yakup:Merhaba sefil mahallenin güzel insanları.
Erkan:Ne bu şimdi ya,şaka mısın kardeşim sen acaba.
Yakup:Ben Yakup,kendimi tarif edecek üç şeyi sayayım size isterseniz.1.Zengin,2.Zengin,3.Yakışıklı.
Çetin:İki kere zengin dedin birader.
Yakup:Benim iki tane özelliğim var ya,çok zengim olduğum için de onu iki maddeye yaydım.
Erkan:Keşke yakışıklının yerine de zengin deseydin.O olmamış pek çünkü.
Yakup:O göreceli bir şey,sen çirkin dersin öbürü yakışıklı bulur çok şey yapma yani dur.Ben Yakup Semiz
gen,Semizgen holdingin genel müdürüyüm,patronum yani.
Sepeter:Sekizgen mi.
Yakup:Semizgen,sen nasıl olur da bilmezsin koca Semizgen holdingi.
Erkan:Biz de hiç bilmiyoruz,denk gelmedik.
Yakup:Tabi denk gelmezsiniz,fakirsiniz siz.Çayçı herkese benden çay.
Çetin:Ben döveyim mi bunu hemen acaba.
Erkan:Dur sakin ol boşver,zararsız galiba gider şimdi.
Süleyman:Ne dövmesi dur sen bakayım,şurda herkese çay ısmarlıyor adam,hemen getiriyorum çayları.
( Süleyman çayları getirmeye gider.)
Yakup:E nasıl gidiyor fakirlik,kahve köşeleri falan.
Erkan:Madem senlik değil burada ne arıyorsun sen.
Yakup:Canım sıkıldı,gezintiye çıktım.Mahalleye yolum düştü,şu kahvede çay içeyim dedim bari.Nasıl araba
ama dimi,boşuna hayal kurmayın alamazsınız ondan.
Erkan:Ben siyahını severim zaten,beyaz benlik değil.
Yakup:Ha almak gibi bir umudun var yani.Yok beyazı olmaz da siyahını alacakmış falan.Araba bu at değil.
Erkan:Arabaya at sığdırmışın ama işte,at adam.
Yakup:Bu nasıl muamele ya,kahvenize kırk yılda bir zengin bir adam gelmiş,insan karşılama falan yapar ne
bileyim.Sizinse yaptığınız şeye bak ya.
Çetin:Karşılama mı,nasıl.
( Yakup hayal ederek düşündüğü karşılamanın şeklini göstermeye başlar.Hayalinde Erkan,Çetin,Sepeter
ve Süleyman bando takımı olmuş yürüyüş merasimi yapıyorlardır.Derken hayal biter.)
Erkan:Senin ne pis zevklerin varmış ya,bu mudur karşılama dediğin be.
Yakup:Daha başka şeyler düşünürdüm ama vakit yok işte,bu kadar oluyor.
Çetin:Anlaşıldı,hayal gücü kıt seni.
Yakup:Neyse muhabbetinize doyum olmuyor ama benim gitmem lazım iş adamı olmak zor.Gene geleceğim.
( Yakup artistik pozlarla kahveden çıkar,şoförü arabanın kapısını açar ve içine binerek oradan giderler.)
Çetin:Neydi bu böyle ya.
( O sırada elinde çaylarla Süleyman gelir.)
Süleyman:Çaylar geldi,e adam nereye gitti.Desene gene veresiyeye kaldık.
Sepeter:Getir abi biz içelim içeceğimizi ya.Ama bak Yakup muydu neydi ona yaz ha.
( Melek ile Aslı sokakta kediyle birlikte yürümekteydi.)
Melek:Hadi doğur artık Mihriban ya.
Aslı:Mihriban kim ya.
Melek:Kedi işte kim doğuracak başka ya.
Aslı:Mihriban ne ya,yok muydu minnoş falan bir şey.
Melek:Minnoş mu,minnoşu herkes koyuyor önemli olan farklı koymak.
Aslı:Yalnız bu kedinin böyle doğuracağı yok,rahat ortam sevmiyor herhalde.
Melek:Aslında haklısın ya,akşamdan beri el üstünde tutuyorum onu ama nafile.Ne yapsak gürültülü ortam falan mı ayarlasak ya.Belki kedinin zevki başkadır yani.
Aslı:Gürültülü ortam nasıl olacak.
Melek:Kahveye gidebiliriz mesela,hadi gidelim.
Aslı:Kahve mi,ne kahvesi ya.
Melek:Yürü kahveye gidiyoruz,bir baktın doğurur.
( Sevil mahallede tek başına yürümektedir.O sırada yanında Yakupun arabası durur ve cam açılır.)
Yakup:Bayan buyurun sizi gideceğiniz yere kadar bırakayım.
Sevil:Sebep.
Yakup:Öyle yekten sebep diye girilir mi,tıkadın beni bak.Diyorum ki tıkadın madem şimdi de yıka.
Sevil:Yıka mı.Tüküreyim istersen.Yürü git kardeşim manyak mısın,ne istiyorsun ya.
Yakup:Ben sadece sizin gibi güzel bir bayan neden yalnız diye merak ettim,evli misiniz.
Sevil:Bana bak deminden beri dengesiz laflar edip duruyorsun,bir sen bir siz diye hitap ediyorsun,attırıyor
sun tepemi bak.Yürü git arabanın lastiklerini söker kafana yapıştırırım ha.
Yakup:Sinirlenince daha çekicisin,ayrıca psikopat kadınları severim.Adım Yakup.
Sevil:Ne yapayım yani,defol git be.
Yakup:Gelmiyor musun yani.
Sevil:Hayır,yürü git şimdi.
Yakup:Tamam gidelim oğlum,gene görüşürüz belki ha.
( Yakup ve şoför arabayla hareket eder ve gider.)
Sevil:Gündüz gündüz içmiş midir nedir,sapık herif.
( Yakup arabada şoförle konuşuyordur.)
Yakup:Oğlum sen bir araştır bakalım bu bayan kimmiş.
Şoför:Şimdi mi.
Yakup:Ya sen ne gerizekalı adammışın ya,şimdi desem arabayı,beni bırakıp araştıracak mısın,sonra.
Şoför:Emredersiniz efendim.
Yakup:Şu arabayı da yıkat,işine özen göster biraz ya.Yan gelip yatıyorsun işe alındığın günden beri be.
( Melek ve Aslı ise o sırada kahveye giriş yapar.)
Melek:Selamun aleyküm,Süleyman abi bize üç çay.
Aslı:Abla ben diyorum ki çıkıp gidelim,kahvede ne işimiz var bizim ya.
Çetin:Melek,Aslı ne yapıyorsunuz siz burada.
Erkan:O elindeki kedi mi.
Melek:Eniştecim,kedi işte görmüyor musun acaba.
Sepeter:Ne yapacaksın o kediyle.
Melek:Sen kimsin be,müseade var mı,oturacağız.
( Melek ve Aslı masaya oturur.)
Süleyman:Çıkar o hayvanı dükkandan kızım,kahve burası ya.
Melek:Süleyman abicim çay demiştim ben ama,bana muhalif olacağına çayları getirsen ya.
Süleyman:Üç çay niye.
Melek:Bana,Aslıya bir de kediye.
Erkan:Kediye mi,kediye çay mı içireceksin Allah cezanı vermesin senin.
Melek:Ya bu kedi benim ödevim,hamile şu anda gürültülü ortama getirdim ki sancılanıp doğursun.
Erkan:Ödevin kediyi doğurtmak mı.
Melek:Evet enişte veteriner işi işte.
Erkan:Sen ne pis bölümde okuyormuşun,senin hocan kim ya.Çık,ayrıl o bölümden ne pis yermiş orası ya.
Melek:Hayıflanman bitti mi enişte,kediyi sıkmayın uyansın da doğursun hadi.
Sepeter:Uyansın da doğursun mu,o uyusun da büyüsün değil miydi ya.
Melek:Kim bu kılkuyruk.
Sepeter:Ben Sepeter,bu zamanın adamı değilim.Geleceğin adamıyım.
Melek:Böyle devam edersen hiç adam olamayacaksın ama neyse,kimsin hemşerim sen.
Aslı:Abla,dalaşma adama kimse kim ya.
Çetin:Bence çok eğlenceli bir bölümde okuyorsun,çok zevklisin Melek.
Melek:Teşekkür ederim Çetin sağol,Süleyman abi çaylar bugün gelir mi.
Süleyman:Getiriyorum,bir dakika.
Melek:Çok ağır işliyor canım,nasıl müessese burası ya.E siz söylemediniz kim bu.
Erkan:O profesör ya,küçük bir kutunun içinde gelecekten geldi.
Melek:İyi hoşgelmiş o zaman.
Aslı:Gelecekten mi,nasıl yani.
Çetin:Sen niye şaşırmadın Melek.
Melek:Her şey olabilir bu hayatta,neye şaşıracağım.
Erkan:Bu ne rahatlıktır eniştenin yanında be,bir toplan ya.Girdiğin triplere bak;her şey olabilirmiş hayatta.
Melek:Nerden eniştemmişin acaba,daha ablamı aldın mı yok,bu gidişle de alacak gibi durmuyorsun zaten.
Erkan:Hakkaten bana gene küstü galiba ya.
Melek:Ha yani bir ara barışmıştınız.
Erkan:Dalga geçme,burada dertliyim bir yandan.Nasıl barışabilirim.
Aslı:Bir çiçek alırsın,ablam çiçekleri sever.
Çetin:Çiçek olmaz bence ya.
Aslı:Daha iyi bir fikrin varsa söyle Çetin.
Melek:Şurup içirsek,belki işe yarar mı ne dersiniz.
Erkan:Ne şurubu ya,kıza niye şurup içireyim psikopat mıyım ben ya.
Melek:Enişte ben içiririm sen niye içiriyormuşun ki.Ama dur önce çayı getirsinler,baktık olmadı ağzına şuru
bu tıkarız,belki hemen bırakır yavruları.
Aslı:Abla,sen neden bahsediyorsun acaba.
Melek:Kediden,çaylar nerde ama artık ya.
( O sırada Süleyman çayları getirir.)
Süleyman:Patlama,getirdik işte.
Erkan:Kediden niye bahsediyorsun ya,Seville nasıl barışacağımı konuşuyoruz.
Melek:Banane,bana mı sordunuz küserken,işim başımdan aşkın düşünmem gereken bir kedim var benim.
( Süleyman da masaya oturur.)
Süleyman:Serenat yap kıza,ama fazla masraf olur ya boşver.
Erkan:Serenat mı,ne işim olur serenatla benim.Sesim güzel mi bilmiyorum ki.
Çetin:Tatile götür,beraber günübirlik bir yere gidin.
Aslı:Oldu,babam da izin verecekti.
Çetin:Gizli gizli giderler o zaman,ne varmış ki.
Melek:Kürek.
Çetin:Ne.
Melek:Kürek,kürek.Kürek girer işin içine boşverin o fikri.Kızın babası nalbur.
Erkan:Neyse tamam,sizden bir şey çıkmayacak,olmadı gider konuşur özür dilerim barışırız.
Melek:Bu arada eniştecim Arif amcaya geçmiş olsun dileklerimi ilet bak aklıma gelmişken.
Erkan:O niyeymiş ya.
Melek:Kadınlar elinde patlamış,42 patlamanın arasında kaldı ya onun için.Hem ucuz atlatmış valla.Bir iki da
kika geç patlasalarmış birine yapışarak göçecekmiş Arif amca.
Aslı:Ama yuh ama artık abla o ağzını ayarla artık,ayarla ağzını.
Melek:Ayarla ağzını ne demek ya,ne tarafa ayarlayayım.
Sepeter:Bu kedi yaşıyor mu hiç sesi çıkmıyor ya.
Melek:Ne oldu muayane mi edeceksin profesör.Eğer öyleyse orada dur bak benim olduğum yerde benden
başkası muayene edemez bir hayvanı,prensip meselesi işine düşkünümdür de biraz.
( Sevil ise o sıralarda babasının nalbur dükkanındadır.)
Sevil:Baba Aslı nerede.
Orhan:Hangi Aslı.
Sevil:Hangi Aslı mı,ikinci Aslı.Kaç Aslı var baba ya.
Orhan:Bir sürü vardır herhalde ne bileyim ben.
Sevil:Dünyada kaç Aslı var demedim,tanıdığın kaç Aslı var senin.
Orhan:Uzaylı mıyım niye dünyanın dışında birini tanıyorum ya.
Sevil:Baba,son zamanlarda çok mu çalışıyorsun acaba.
Orhan:Yoğun mesai yapıyorum evet,mallar başıma kaldı da.Sinek avlıyorum.
Sevil:Yorma kafanı düzelir,depresyona mı gireceksin illa yani.Aslı nerede.
Orhan:Melek geldi okuldan,birlikte eve gittiler.Niye arıyorsun.
Sevil:Evde annemle yalnız bırakıp kaçtı beni,bir daha da dönmedi hesabını soracağım.
Orhan:Fazla hırpalama kızı.
Sevil:Yok konuşacağım sadece canım.
( Kahvede ise malum muhabbet devam etmekteydi.)
Melek:Yok bu çay da içmiyor,ağzına ağzına veriyorum içmiyor ya.Nasıl iş bu ya.
Aslı:İçmesi daha büyük mucize olurdu zaten ablacım.
Çetin:Soda falan söyleyelim midesi ağrıyordur belki.
Melek:Yok be çok rahat,soda mı ne sodası ya.Kedinin ciğeri yanacak.
Aslı:Evet kedi çok memnun zaten şu an halinden.
Melek:Anlamadım ki hakkaten ya,kedi diye bu kadar rahat olunur mu.İyice hantal durumuna düştü uyanmadı
bir türlü,gözleri ne renk onu bile bilmiyorum ha.
Erkan:E iki tokat çak uyansın.
Melek:Boğazını sıkayım istersen daha çabuk uyanır.Hayret bir şey ya!
Sepeter:Ama ölür o zaman.
Melek:Sen bu zekayı nereden buluyorsun acaba hayret profesör,gerçi profesör mü onu bile bilmiyoruz ama
Çetin:Doğru söylüyorsun valla,bize de böyle söyledi inandık hemen ha.
Sepeter:Ben demişsem doğrudur,öyle ayıplayarak konuşmasanız mı diyorum.
Süleyman:Yeni bir çay getirsem belki bu sefer içer.Hem daha geniş bir bardakta getiririm.
Melek:Kedi bardağına göre mi çay beğeniyor yani,git bir hastaneye yat serum falan taktır.Doktora danış ne olacak bu halim diye Süleyman abi sen.
Süleyman:Benimki bir fikir sadece,istiyorsa musluktan da içebilir.
Erkan:Utanıyor olabilir mi acaba,o kadar kişinin arasında doğurmak koyuyordur belki ona.
Melek:Utanıyor mu,gözünü bile açmadı kimin ne olduğunu görmedi ki neye utanacak ya.
Aslı:Evet,hem koca yatağa yatarken de utanmadı.
Sepeter:Bu dişi mi erkek mi.
Melek:Ney.
Sepeter:Kedi diyorum,dişi mi erkek mi.
Melek:Kedinin hamile olması sana ne ifade ediyor acaba,aptal adam.
Sepeter:Ya manyak mı bu kız sürekli laf çarpıyor bana ya.
Erkan:Bu sefer haklı kedi hamile diyoruz öyle gerzek sorulara gerek kalır mı ya.
Sepeter:Ben bilmem ben başka dönemden geldim.
Melek:Sizin dönemde insanlık kendinden geçti herhalde,ortalık toz duman kimin ne olduğu belli değil mi.Oksi
jen mi azaldı acaba,ya da beyne kan mı gitmiyor nedir yani.
( O sırada kedi ağlıyormuşçasına çok sık bir şekilde miyavlamaya başlar.)
Melek:Allah Allah ne oldu şimdi ya,pişt bir sus da çayımızı içelim şurada ya.
Süleyman:Susturun şunu kahvenin huzurunu bozuyor.
Melek:Senin kahvende huzur mu olurmuş zaten,huzursuzluğun kaynağı sensin zaten.
Sepeter:Tam da kafayı koyup yatayım diyordum susmuyor,bu nedir la.
Erkan:Ne oldu ki şimdi bu kediye acaba.
( Kedi durmadan miyavlamaya devam etmektedir.)
Melek:Eyvah suyu geldi galiba.
Erkan:Suyu mu gelmiş,o neymiş öyle ya.
Süleyman:Su mu ne suyu sel mi oluyor ki,dükkanım gidecek.
Melek:Sen takip ediyor musun konuşulanları,ne seli be adam.Kedi doğuracak diyoruz sana.
Çetin:Doğurmaz belki,tuvaleti falan gelmiştir.
Süleyman:Çıkarın şunu dışarı batıracak dükkanı ya.
Aslı:Abla biz kediyi alıp gidelim ha.
Melek:Olmaz kıpırdatmayalım,kedi doğurmakta zorlanıyor.
Erkan:Sezaryen yapalım mı acı çekmesin.
Melek:Enişte ne sezaryeni ya.Vakit mi kaldı sanki.
Erkan:Ne yapacağız ki o zaman.
Melek:Doğurtacağız,bana bir önlük bir de neşter.
Aslı:Neşter mi,karnını mı yaracaksın kedinin neşter niye ya.
Melek:Tamam o zaman önlük getirin neşter kalsın,bir de paravan hadi çabuk Süleyman abi hadi.
( Az sonra paravan hazırdır,Melek önlükleri de giymiştir.Ama mutfak önlüğüdür.)
Melek:Şu işe bak mutfak önlüğüyle kedi doğurtuyorum ya,bir türlü havalı bir hale bürünemedim şu meslekte.
Aslı:E eldiven yok.
Melek:Doğru,Süleyman abi eldiven bir de sedye çabuk.
Süleyman:Ya klinik mi burası ne sedyesi ya,zaten kahvede bir kedi doğurtmadığınız kalmıştı.
Melek:Abi kedi ölecek hadi ya.
( Az sonra Melek eldiven takmış kediyi de sedyeye yatırmıştır.)
Melek:Hadi siz çıkın dışarıda bekleyin.
Erkan:Ama kedimiz,bırakamayız onu.
Melek:Bana hasta yakını tribi yapma enişte,kedi benim zaten çıkın dışarı.Ama durun bir asistan lazım bana
Erkan:Tamam ben asistan olurum.
Melek:Tamam enişte kal sen,siz de dışarı hadi.
( Az sonra,dışarı çıkarılanlar kapının önünde konuşmaktaydı.)
Süleyman:Ay doğdu mu acaba pisi pisiler.
Çetin:Kimler doğdu mu.
Süleyman:Pisi pisiler,ay canlarım çok tatlı olurlar şimdi.
Sepeter:Pisi pisine doğacaklar evet.
Çetin:Allah kahretsin senin esprini emi,şimdi vakti mi.
Aslı:Ne olmuş konuşamayacak mı adam yani.Hem doğacaklar da pisi pisi mi olarak acaba.
Çetin:Ben konuşmasın demiyorum ki,kedi orada can çekişiyor burada yapılacak şey mi bu.
Aslı:Tamam bir şey demedik,hemen de savunmaya geç.Kediyi de öpersin doğurunca.
Çetin:Sahi sen gelsene bir dakika.
( Çetin Aslıyı kenara çeker ve sorar.)
Çetin:O öpme meselesini ablana söyledin mi ya.
Aslı:Bilmem,söylemem mi lazım.
Çetin:Valla sen çeneni tutamazsın diye korkuyorum.
Aslı:Çenesini tutamayan bir tek ben değilim,senin düştüğün durum ortada.Hem ben daha söylemedim ki.
Çetin:Söyleme be,gevşek bilmesin kız beni.
Aslı:Çok mu önemli bu.
Çetin:Ya Melek konusunda hassasım da biraz,aşığım galiba.Ama ona söyleme ben açılacağım ona.
Aslı:Banane sen kime aşıksan be,ne aşık mısın.
Çetin:Galiba ya.
( Erkan ve Melek kediyi doğurtma işlemine başlamıştı.)
Erkan:Hadi ıkın canım ıkın,ııııı de.
Melek:Ne desin.
Erkan:Iıııı.
Melek:Ya enişte bir müdahale etme bir dur ya,ıııı diye doğum mu yapılır,doktor benim burada bir dur.
Erkan:Ama ıkınmazsa doğuramaz ki,sen de hiç yardımcı olmuyorsun kediye.
Melek:Ben ne yapayım,elimde kalacak fazla üstüne gidersem,karnını tutuyorum işte.
( Kedi o sırada çok içten miyavlamaktaydı.)
Erkan:Fazla mı sıkıyorsun kediyi acaba,öldü hayvan ya.Ağlıyor mu ki böyle.
Melek:Enişte elimin altında konuşma,kedi doğurtmak kolay iş sanki.
Erkan:Bırakalım hayvancağız kendi doğursun.
Melek:Konuşma eldivenim delinecek zaten konuşma.
Erkan:Ne yapıyorsun,lahman mı yapıyorsun ne yapıyorsun ya.
( O sırada kedinin içinden bir kafa görünür.)
Melek:Ha valla kafası gözüktü geliyor bebek.
Erkan:Harbi mi ya,hadi çek kendine doğru.
Melek:Çekeyim kafası kopsun ölsün,kendine doğru çek ne ya.Bekleyeceğiz.
Erkan:Ya çok beklemesek mi,yanmasın bu içeride.
Melek:O kadar kalmış biraz daha kalsın ya.
( O an civcivler ardı ardına kediden doğmaya başlar.Üç adet civciv doğmuştur.)
Erkan:Bu nedir ya,bunlar ne.
Melek:Civciv.
Erkan:Tavuk mu bu ya,kedi doğurtmadık mı.
Melek:Aman doğan illa doğurana benzeyecek diye bir şey yokya.
Erkan:Apayrı bir soy ağacı olur diyorsun.
Melek:Evet,hem bak sağlıklılar da sarı sarı,ay şeker gibi bunlar ya.
Erkan:Kedi durumdan memnun mudur.Hiç sesi çıkmıyor.
Melek:Bayıldı herhalde ya,uyanınca çok sevinecek.
( Dışarıda ise bekleme faslı devam ederken Sevil oradan geçer ve bekleyenleri görür.)
Sevil:Ne oldu niye dışardasınız ya,Aslı siz eve gitmediniz mi.
Aslı:Yok biraz kahveye takılalım dedik.
Sevil:Ne işiniz varmış ki acaba kahvede.
Çetin:Kedi doğurur diye gelmişler.
Sevil:Kliniğe falan gitseydiniz,doğuracak kedi kahveye mi getirilir ya.
Süleyman:Ben de söyledim ama dinlemiyorlar ki,doğum işlemi başladı bile.
Sepeter:Kedi çığlık çığlığa doğum yapıyor içeride.
Sevil:Doğurmaya başladı mı.
Aslı:Başlangıcı yaptı,sonucu birkaç güne alırız,o öyle mi sorulur abla.
Sevil:Melek nerede.
Çetin:Erkanla birlikte kediyi doğurtuyor içeride.
( O sırada Erkan ile Melek oraya gelir.)
Melek:Müjde müjde,kedi doğurdu.
Sepeter:Ne varmış bunda zaten bekleniyordu böyle bir şey.
Çetin:Senin ağzına çatal dürtsünler emi profesör.
Süleyman:Sahi mi be,kız mı erkek mi peki.
Erkan:Neymiş,kız mıymış erkek miymiş mi,bu ne abi kedinin nikahlısı gibi.Evlen sen artık diyorum,bu yaşa
kadar bekar kalırsan öyle sapıtırsın işte ya.Kedi bu ya.
Çetin:Kaç yavru doğurdu.
Melek:Üç tane.
Çetin:Oh ne güzel üç tane kedi yavrusu besleyeceğiz demek ha.
Erkan:Üç tane olduğu doğru da,kedi yavrusu mudur bilemedik.
Çetin:E kedi doğurmadı mı,neyi bilemiyoruz ya.
Melek:Ufak bir ayrıntıyı söylemeyi unutmuşum size,bu kedi,kedi değil civciv doğuruyor.
Sepeter:Kediyi civciv mi doğurdu dediniz.
Melek:Kedi civcivi doğurdu abicim,kedi civcivi doğurdu.
Sevil:Sahiden civciv mi doğurdu kedi.
( Melek civcivlerden birini getirir.)
Melek:İşte civcivlerden biri.
Aslı:Demek doğruymuş ha.
Melek:Ben yalan işle uğraşmam,ablanı tanı bir ya.
Çetin:Kedi nasıl civciv doğurur ya,yumurta yapıyor mu ki kedi.
Erkan:Ha yumurta yapıyor olsa şaşırmayacaksın yani.
Çetin:Ama civciv doğuruyorsa yumurta da yapması lazım.
Sepeter:Memeli mi civcivler acaba,onu kontrol mü etsek.
Süleyman:Bu kedi gece yanlışlıkla kümese mi girdi acaba,hazır horoz da önünü görmüyor falan,işte sonuç.
Erkan:Ama Süleyman abi terbiyeden noksan laflar etmesen mi bu noktada ya.Bu neymiş toplandınız minicik
civcivin başına konuşuyorsunuz,açılın bir nefes alsın hayvan ya.Yeni doğmuş içine çeke çeke düzgün bir
nefes alsın,doğar doğmaz öldüreceksiniz hayvanı ya.
Melek:Kesin saçmalamayı be,ben ödevimi tamamladım mı ona bakarım,banane isterse at doğursun.
Çetin:Ama yumurta işini bir düşünün derim gene de.
Melek:Valla yumurta falan yoktu,civcivler direk anneden çıktı.
( Sevilin dikkatini Meleğin her tarafı kan olan önlüğü çeker.)
Sevil:Bu halin ne,ne yaptın ki sen kediye böyle.
Melek:Zor bir doğum oldu ablacım ne yapayım.Süleyman abi bu arada kahveye bir süre kimse girmesin,in
sanların sağlığı açısından diyorum yani.Olmadı iki kova su dök temizle.Belediye bu halde görmesin mühürü
basıverirler valla,benden söylemesi.
Süleyman:Dükkanı bu hale koyan sensin bir de uyarıyor musun.Git babanın dükkanında doğurt kimi doğurtu
yorsan bir daha tamam mı.
Melek:Nalburda olur mu ya,elalem parçalıyoruz sanacak hayvanı.
Sevil:Tamam topla kediyi,civcivleri de gidelim hadi.
Süleyman:Aynı fikirdeyim ben de,hadi müşteri girsin bu dükkana artık hadi.
( Aradan yarım saat geçmiştir.Süleyman,Çetin ve Erkan kahvede konuşmaktaydı.Kızlar gitmişti.Süleyman
elinde kovalarla temizlik yapmış ve o an bitirmişti.)
Süleyman:Oh mis gibi oldu her yer,yeminle her taraf doğurmuş kedi kokuyordu.
Erkan:Ne yapıyordu her taraf.
Süleyman:Doğurmuş kedi kokuyordu.
Erkan:Öyle bir koku şekli mi var ya.
Süleyman:Burada bir kedi doğurduğuna göre öyle bir koku olmuştur tabi,ne olacaktı.
Çetin:Profesör nereye kayboldu bu arada ya.
Erkan:Eyvah ben de ne eksik diyordum abi,nerede bu adam.Kayıp mı oldu yoksa.
Çetin:Boşver kaybolmuş olsun kurtulursun.
Erkan:Babama ne diyeceğim,koca adam nasıl kaybolur diyecek ya.Kutuyu da bulamadı daha üstelik.Hadi
kalk da bulalım abi şunu,nerede bu manyak ya.
( Çetin ve Erkan kahveden çıkarlar,her tarafta fellik fellik müzik eşliğinde Sepeteri ararlar,herkese sorarlar.
Ama sonuç yok gibidir,Sepeter hiçbir yerde yoktur.Sevil,Melek ve Aslı ise odalarında konuşuyordur.)
Melek:Ne yedirsek şu sarı şekerlere ya.
Aslı:Kedi emzirse mi acaba diyorum,sonuçta anneleri.
Melek:Civcivler süt içer mi be.
Aslı:Valla kediden doğmuşlarsa eşek gibi sütünden de içecekler.Doğmasalardı kediden.
Melek:Mantığını beğendim aferin,hadi emzirmesini sağlayalım o zaman.
Sevil:Adam tek kelime etmedi ya,beni gördü ve tek kelime etmedi.İnsan bir özür diler.
Melek:Kimmiş o ya.
Sevil:Erkan tabi kim olacak,görmezden geldi beni ya.
Melek:O sırada kedinin heyecanındaydık ama yani,lütfen bencil olmayalım adam bana yardımcı oluyordu.
Sevil:Hep böyle saçmalıklarla uğraşır zaten o.
Melek:Ödevime saçma demeyi kes,kediyi üstüne salarım ha.
Sevil:Bahsettiği kızlarla çıkmış mıdır acaba.
Melek:Ondan bir numara olmaz takma kafaya,hadi el atın da civcivleri kediye yanaştıralım.
( Melek civcivlerden birini kediye doğru yaklaştırır,kedi ona pati atar.)
Melek:Ama ne yapıyorsun ya,utanmaz.Yavrun o senin,varsın babasına benzesin var mı öyle doğurup doğu
rup patilemek,pis kadın.
Aslı:Tamam ablacım,kedi o kedi.Ne bilsin.
Melek:Bilecek efendim,doğurmasaydı.
( Çetin ve Erkan ise bitkin bir şekilde eve gelir ve oturur.Arif ve Sepeter de oradadır.)
Erkan:Of ayaklarımı hissetmiyorum artık abi,bittim ya.
Çetin:Uyumak istiyorum yatak getirin.
Erkan:Her tarafa baktık,yok yok yok.Babama ne diyeceğiz.
Arif:Baban kızar mı.
Erkan:Odunla döver sen ne diyorsun ya,adama çok düşkün,alıştı.Peder beyi de temizlesek mi acaba.
Arif:Temizle temizle aferin temizlik iyidir.
Erkan:Planın var mı peki Çetin,harbi temizlesek mi diyorum hakkaten.
( Çetin,Arif ile Sepeterin evde olduğunu farkeder.)
Çetin:Erkan konuşan ben değilim.
Erkan:Ha ne.Ne demek konuşan ben değilim ya.O ne gerzek bir laftır be.
( Erkan da Arif ve Sepeteri farkeder.)
Erkan:Baba,sen miydin konuşan.Aa Sepeter de var.
Arif:Var var evet.Mahallede tek başına kaptırmış geziyordu.Adama böyle mi sahip çıkıyorsun.Yol bilmez iz
bilmez ya.Azıcık sorumluluk duygun olsun kendinden geçmiş bir halde laylaylom yaşıyorsun hep ya.
Erkan:Baba tamam bulmuşun işte yani,kaybolmamış.
Arif:Beni öldürmeyi kafandan geçirmene ne demeli.
Erkan:O öylesine bir fikirdi ya,sesli düşündüm yani sen boşver.
Sepeter:Evet boşverin,hem ben buralarda kaybolmam ki.Bizim dönemdeki mahallem burası.Ben burada ya
şıyorum 42424 yılında.
Erkan:Kaçta.
Sepeter:42424.
Erkan:Ha gene değişti yani o.
Sepeter:Evet,bizim zaman öyle muziptir ya.Kim nerde ne zaman yaşıyor belli değil,olaylar karışık.
Çetin:Demek burada yaşıyorsun,hemşeri sayılırız ha.
Erkan:Hemşeri mi,adam evimize yerleşmiş hemşerisi mi kaldı bunun ya.
Sepeter:Ben acıktım ne zaman yemek yiyeceğiz biz,Arif abi.
Arif:Tamam ben bir şeyler hazırlarım şimdi paşam.
Erkan:Paşan mı,ben bunca yıllık evladınım bana bir kez paşam dedin mi acaba.
Arif:Demem efenim,kalk bana yardım et aylak.
Erkan:Aylak mı,oh ona paşa bana aylak.O olsun oğlun istersen bir de.
Arif:Konuşma yürü mutfağa,sen de Çetin.
Çetin:Tamam Arif abi.
( Onlar hep beraber mutfağa gider.Aradan bir kaç saat geçer.Seviller odalarında konuşmaktaydı.)
Sevil:Adam arabasıyla önümde durdu,laf attı da laf attı yani.Sapık mıdır dedim gündüz vakti falan.Neymiş
benim gibi güzel kız niye yalnızmış,tamam biliyorum güzel olduğumu da yüzüme karşı söylenir mi,şımarır in
san yani,olmaması gereken hareketler ya.
Melek:Sen kim kime hava atıyorsun ya,güzelim biliyorum falan da filan da benim yanımda söylenecek laf mı
bu,dünya güzeli bir kız kardeşin var.Utan be.
Aslı:Abla ama şimdi neymiş bu acaba,güzellik de güzellik.İnsanın içi güzel olsun yeter.Hem ben de güzelim
ama söylüyor muyum yani yüzünüze vuruyor muyum sizden güzel olduğumu.
Melek:Kimden güzelmiş,ne.Şuna bak şuna çocuk be.Hem bir durun ne güzelliğiymiş ya.Kedi uyuyor burada
civcivler de hazır uykuya daldı gürültü etmeyelim.
Aslı:Şaka maka derken zorla emzirttik anneye civcivleri ha.
Melek:Benden kaçar mı ayıp ettin ya,hadi yatalım bir an önce yarın okula geç kalmayayım.Civcivleri götüre
ceğim daha lütfen yani.
Aslı:Ne şekil yatacağız.
Melek:İşte dünkü vaziyette.
Aslı:Ya yine mi arkadaş ya,neymiş bu ölelim de kurtulalım ya.
Melek:Ama şu mübarek kedinin hatrına yapın bir güzellik,civciv doğurdu size hayvan be.
Sevil:Tamam tamam,biz söyleneceğimize sen söyleniyorsun.Laf söylemeye gelmiyor.
Melek:Yatın uyuyun,horlamıyorsunuz dimi siz.Kedi açısından yani rahatsız olmasın.
Sevil:Horlamıyoruz ne horlamasıymış,ne zaman gördün ki horladığımızı.
( Hepsi koyar kafayı yatarlar.Erkanlar ise evde muhabbet halindeydi.)
Arif:Saat de gece yarısına geldi,gitmiyor musun sen evin barkın yok mu.
Çetin:Bana mı diyorsun Arif amca.
Arif:Evet,senin evin barkın yok mu.Ne çöktün evimize gitmedin bir türlü.
Çetin:Geç oldu ben burada mı kalsam diyorum bugün.
Erkan:Kal tabi kal.Kalacaksın tabi,nasıl olsa gelen geçen kalıyor bu evde sen de kal.
Sepeter:Keyfimden mi kalıyorum ben burada,ne laf sokuyorsun durduk yere.Hem kutuyu bulsam gideceğim
ama kutu yok ne yapabilirim yani.
Arif:Üzme kendini sen profesörcüm o konuşur öyle,doğumu sancısız oldu onun.
Erkan:Sancısız mı doğdum,ne bu şimdi yani yergiler de yergiler ya.Sen profesör kalsın istiyorsan ben de can arkadaşım olarak Çetin kalsın istiyorum var mı.
Arif:Ne var mı ya,posta mı koyuyorsun babana ölçüsüz,haylaz,tembel,pislik.
Erkan:Saydırdı da saydırdı adam bu nedir ya,kalk Çetin biz yatalım daha fazla muhabbeti çekilmez buranın.
Çetin:E çay bile içmedik nasıl sindireceğiz yemekleri.
Erkan:Saatler oldu yemek yiyeli sindirmedin mi hala nasıl mideymiş o ya.
Çetin:E tamam yürü bari o zaman Erkan ne yapalım.
( Erkan ve Çetin odaya çıkar,Arif konuşur.)
Arif:Dur bir çay koyayım da bari biz sindirelim yemekleri,yanına da kurabiye.
Sepeter:Kurabiye mi,gene mi ya.Valla Arif abi kurabiye kusacağım kafama yeter mi kurabiye artık.
Arif:Yenecek o kurabiyeler itiraz yok.
( Ertesi gün Çetin yolda yürürken Meleğe rastlar,Meleğin elinde civcivler ve kedi vardır.)
Çetin:Aa Melek merhaba nerden böyle ya.
Melek:Okuldan valla sen de kahveden dimi her günkü gibi.
Çetin:Bir hava alayım dedim evet.
Melek:Bana da iş çıktı,hoca tutturdu kedinin civciv doğurduğunu ispatlaman lazım diye.Belge istiyor.
Çetin:Belge mi istiyor,ne belgesiymiş ya.
Melek:Ne bileyim kameraya falan çekmem lazımmış,ben de kamera aldım artık isteneni yapacağım.
Çetin:İyi de kedi dün doğurdu,bir daha ne zaman olur ki o.
Melek:Hemen bugün olur herhalde.
Çetin:Nasıl bugün olur ya.
Melek:Kedi hamile.
Çetin:Yuh gene mi ya,nasıl bir kedi bu seri üretim mi yapıyor ne yapıyor.Nasıl bir horoza denk geldi böyle.
Melek:Horoz mu,ne horozu ya,uyma şu kahvecinin aklına ya.Hasta bu kedi,doğuruyor hep.Bir posta çıkarı
yor,bir posta oluşuyor hep işte.
Çetin:Civciv çiftliği mi kuracaksınız,beslemeyin şu kediyi ya.
Melek:Ya yok ömrüm boyunca beslemeyeceğim söz,kamerayla çekeyim salacağım gitsinler ailecek.
Çetin:Sen ömür boyunca beslemeyeceğim diye bana söz mü verdin acaba.
Melek:O öyle mi oldu,ha değildir o öyle ya.
( Çetin ve Melek bakışıp hafiften gülümserler.)
Çetin:Oldu o zaman sen götür hayvancağızı eve bir an önce de mama falan yedir.
Melek:Hadi görüşürüz sonra o zaman.
Çetin:Görüşürüz.
( Ayrı yollardan devam ederler.Sevil ve Erkan ise bir bankta oturmuş konuşmaktaydı.)
Sevil:Her seferinde kızdırıp kızdırıp buraya çağırman da sıktı artık beni.
Erkan:Ama bak geldin işte.
Sevil:Her seferinde de bu ukala tavırlarla karşılaşıyorum,buldun mu çıkılacak kız bari.
Erkan:Çıkılacak kız mı,dehşet bir kullanım oldu bu gene farkında mısın.
Sevil:Ya uğraştırma konuya gir hadi.
Erkan:Ben kusura bakma diyecektim ya,sana öyle demem garip oldu biraz affet ya.Neymiş yani 10 kızla çı
kacağım demek hayvanım ben ya.
Sevil:Yok canım ya olur öyle şeyler sen yeter ki efendi ol adam ol ya.
Erkan:Ama içimde de kalmadı değil bak ha,çıkamadım bir kızla ağız tadıyla...Iyyy dedim mi onu ben çok par
don ya.Ben son zamanlarda bir değiştim gitti kafa benim ya.Şu profesör yüzünden oluyor valla.
Sevil:Profesör mü,o kim ki.
Erkan:Dün kahvede yanımızdaydı ya,beyaz elbiseli bir şahıs,hatırladın mı.
Sevil:O figüran tipli adam mı.
Erkan:Evet ya,kutuda geldi gelecekten geliyormuş.
Sevil:Ney.
Erkan:Neyse boşver be,ne zaman istiyorum seni gene onu söyle.Bak bugünlerde geleyim diyorum ben.
Sevil:Bugünlerde mi,ya ortalık durulsaydı daha yeni kovuldunuz ama.
Erkan:Ne var ki Orhan amca sinirinden yaptı o gün,bir daha gelsek kesin verir ya.
Sevil:Öyle mi diyorsun.
Erkan:Bak kesin diyorum ya,Orhan amca seni bu kez kesin verecek.
( Az sonra Sevil nalbur dükkanında babası Orhanla konuşmaktaydı.)
Orhan:Vermeyeceğim,100 kere hatta 1000 kere gelseler,isteseler gene vermeyeceğim.
Sevil:Ama baba heveslenmiş çocuk kırmasak mı.
Orhan:Her heveslenenle evlenecek misin böyle sen yani.
Sevil:Yok çok istiyor madem yapalım isteğini çocuğun diyorum.
Orhan:Sen istiyor musun.
Sevil:E birazcık yani tam aslında gibi de evet ya.
Orhan:O zaman sen istiyorsan vereyim seni diyorum ben de.
Sevil:Yaşa baba ne zaman gelsinler,akşama çağırayım mı.
Orhan:Yok öyle bir şey kız verme filan yok,git bana kahve yap hadi,git mutfağa.
Sevil:Kahve mi,baba nalbur dükkanın burası mutfak mı var acaba.
Orhan:O zaman git evde yap buraya getir.
Sevil:Evde mi yapıp buraya getireyim,ben manyak mıyım ne işim olur elimde tepsiyle sokaklarda ya.
Orhan:Olmaz dimi hakkaten.
Sevil:Olmaz.
Orhan:O zaman git çeşmeden su doldur da getir,dilim damağım kurudu ya.
Sevil:Olur baba olur da Erkana en son ne söyleyeyim yani.
Orhan:Şarkı söyle,sesin güzeldir senin.
Sevil:Geyiğe vurduğuna göre,çeşmeden su doldurabilirim artık ben,nerde bidonlar.
( Erkan evdeydi,Arif ona Sepeterin ayaklarını yıkatıyordu.)
Erkan:Ya of bunu da mı yapacaktım ben ya,bu neymiş ben bu adamın ayaklarını yıkayacak insan mıydım.
Arif:Mızmızlanma bakayım,yıka profesörcüğümün ayaklarını güzelce.
Erkan:Kaldır ayaklarını sen de be kaldır,yeter sürttürüp durma leğene,ne meraklıymışın ayak yıkatmaya ya.
Sepeter:Yok öyle deme be Erkan mecburiyetten baban öyle istiyor bak.
Erkan:Neyi babam istiyormuş ya,istemiyorum de.
Arif:İtiraz yok isteyecek,niye utanacakmış benim paşam.
Sepeter:Al işte görüyorsun geldiğimden beri bu lafı duyuyorum,itiraz yok da itiraz yok.Kulaklarım monoton
laştı,kulak zarım patlayacak aynı lafı duymaktan ya.
Erkan:Tamam temizlendiler,yeter mi artık.
Arif:Aferin şimdi benimkileri de yıka.
Erkan:Neymiş,seninkileri de mi yıkayım.Baba bunca zamandır böyle bir şey istedin mi ki acaba da şimdi öy
le yapıyorsun ya,sen ne gösteriş meraklısı adammışın.
( Az sonra Arif ve Sepeter çekirdek çıtlıyordu,Erkan mutfaktan gelir.)
Arif:Bitti mi bulaşıklar.
Erkan:Yok bitmedi yarıda bıraktım aptalım ya ben.
Arif:Laf sokma babaya,picamamı ütüle şimdi hadi.
Erkan:Ne yapayım.
Arif:Picamamı ütüle,sonra da gel Sepeterin ellerini öp.
Erkan:Bu neymiş ya,yeter gördüğüm şu eziyet be.Çıkayım çöp tenekesinde yaşayım daha iyi ya.
Arif:Hadi bakayım hadi.
( Böylece Erkan bütün gece Arif ve Sepetere saçma saçma hizmetlerde bulunur.Ertesi sabah Melek uyanır odada onun haricinde kimse yoktur,ha birde kedi yanındadır,kedinin yanında da bir civciv bulunmaktadır.)
Melek:Amma uyumuşum ya.Mihriban sen de iyi uyudun mu kızım.Bak okula da gitmedik iyi mi.
( O sırada Melek civcivi farkeder.)
Melek:Bu nedir ya,sen doğurdun mu.Ama niye ya,ben uyurken yapılacak iş mi.Biraz daha tutaydın ya şunu
içinde hemen salmışın oldu mu böyle.Kameraya çekemedim ya.
( O anda Sevil odaya girer.)
Sevil:Ne oldu kime saydırıyorsun.
Melek:Kediye,doğurmuş baksana.
Sevil:Yuh ikinci posta mı bu.Dün kan revan içinde doğurdu bu sefer niye bu kadar kolay oldu ki.
Melek:Dün ilk doğurma deneyimiydi herhalde demek ki,konumuz o değil şimdi ama ya.Kamerayla çekim yap
mam lazımdı,hocaya ne diyeceğim.Sıfır verecek ödevden.
Sevil:Boşver takma,alıştı zaten yarın bir daha doğurur.Tek ihtiyacımız olan şey kümes.
( Sevil gülerek odadan çıkar.Melek konuşur.)
Melek:Şuna bak ya maskara oldum senin yüzünden Mihriban,ya Mihriban olmadı mı acaba.Adını değiştirme
mi ister misin.Aman be sen de öyle boş boş bak.Miyavlamıyor bile bu nasıl kedi ya.
( Şengül ve Orhan ise salondaydılar,Orhan yanlışlıkla civcivlerden birinin üstüne basmıştır.)
Şengül:Görmedin mi koca hayvanı be adam.
Orhan:Ya ne koca hayvanı Şengül ya,civcivin ne işi var evin ortasında.Hemen yok et onu,Melek görmesin.
Şengül:Yazık ama öldürdün hayvanı ya,boşayacağım seni.
Orhan:Of ama şimdi bu leşten kurtulalım.
( O sırada Sevil gelir.)
Sevil:Ne oldu anne,baba.
Şengül:Baban civcive bastı.
Sevil:Ne yaptı,civcive mi bastı.Niye öyle sadist bir hareket yaptın ya.
Orhan:Görmemişim kızım ya.
Sevil:Tüh Meleğe ne diyeceğiz şimdi,ne yapacağız.
Orhan:Çöpe atsak.
Sevil:Baba hayvanı ezdin bari ölüsüne saygın olsun biraz ya.
( O sırada oraya Melek gelir.)
Melek:Ne oluyor neyi tartışıyorsunuz gene.
( Melek annesinin elindeki civcivi farkeder.)
Melek:O ne elindeki,ne olmuş civcivime.
Sevil:Kafasına ayak yedi.
Melek:Kafasına ayak yedi ne demek ya.
Orhan:Evde civciv beslediğinizi söylemiyorsunuz,tedbirsiz gezerkene basmışım.
Melek:Bastın mı,ya ne rahat rahat söylüyorsun bir de ya.Kaç defa dedim kedinin yavrusu bu diye,haberim
yok diyor adam ya.
Orhan:Unutmuşum kızım yaşlılık işte.
Melek:Hiç geyik yapma bana,işine gelince yaşlı,işine gelmeyince genç delikanlıyım diyorsun.
Orhan:Her neyse gidin tenha bir yere gömün,polis peşimize düşmesin.
Sevil:O nasıl olacakmış,ne saçma bir iş o ya.
Melek:Sen ne karanlık işler yapmaya hevesli bir adammışın ya,aksiyon filmi izlemeyi kıs biraz yedin kafayı.
Sevil:Tamam ben kahvaltı hazırlayayım da,bu meseleyi unutalım artık.
Melek:Civciv ne olacak.
Orhan:Çöpe atmak konusunda ısrar ediyorum.
Melek:Sen bir dur baba ya,kediyi getirsem kediye de basacaksın,insan dış dünyadan bu kadar mı bihaber
olur ya,nalburluğu bırak asosyalleşiyorsun,vurarak anlaşıyorsun insanlarla ya.
Orhan:Aman neyse ne işte,Aslı nerde bu arada.
Şengül:Ekmek almaya diye çıktı ama hala gelmedi,kocaya kaçmış olmasın bu kız.
Melek:Kaçsın efenim kurtulur kız kaçsın.
Orhan:Abuk sabuk konuşmayın ya,o civcivin de bir hal çaresine bakın.Vicdan azabı çekiyorum gördükçe.
( Aslı ekmek almış eve doğru gelirken Çetine rastlar.)
Çetin:Aa Aslı günaydın ne haber ya.
Aslı:İyilik işte ne yapayım,eve gidiyorum.
Çetin:Ekmek mi aldın sen.Şu en küçük olma işi yüzünden dimi.
Aslı:Sorma ya çok muzdaribim.
Çetin:Melek nasıl,keyfi yerinde dimi.
Aslı:Yerinde yerinde,niye keyifsiz olsun ki.
Çetin:Hani benim lafları söylemedin ona dimi o açıdan.
Aslı:Sen ne pis,ne bencil bir adamsın ya.
Çetin:Ne oldu niye öyle sıraya dizdin ki şimdi.
Aslı:Görür görmez hemen lafımı söyledin mi,gece gündüz seni düşünüyorum sanki de onunla meşgul olaca
ğım şuna bak ya.
Çetin:Söylemedin yani aslansın be,bir ara hatırlat lunaparka götüreyim seni kız.Hadi ben kahveye artık.
( Çetin Aslının yanından ayrılır.Aslı arkasından aşık aşık bakar.)
Aslı:Ne lunaparkı ya,çocuk gözüyle mi bakıyor bu bana.
( Erkan,Çetin ve Sepeter kahvede konuşuyordu.)
Sepeter:Ya Erkan valla bak,benim de hoşuma gitmemeye başladı babanın bana düşkünlüğü.
Erkan:Ayaklarını yıkatırken iyiydi.
Sepeter:Baban psikopatlık yapıyor,zorla kabul ettiriyor.Hem artık ben bana yemek yedirmesini de istemiyo
rum,ağzıma ağzıma tıkıyor boğulacağım bir gün.
Erkan:O zaman o kutuyu bul,geldiğin zamana geri git.
Sepeter:Kutudan hiç ümidim yok ama bakacağız artık.
Çetin:Abi poğaça isteyeniniz var mı.
Erkan:Yok abi sen ye,yedik biz.
Sepeter:Yedik evet sağol.
Erkan:Yemeğini bile bana yedirttiriyor adam ya,bu işe bir çare bulalım.Babamın sana bu sevgisi hiç hayra alamet değil söyleyeyim.
Sepeter:Nasıl yani.
Erkan:Adamın 42 kadınla evlenme işi aniden yattı,bir hazırlık hali vardı adamda yani.
Sepeter:Yuh ama banada mı nikah kıyacak ki.
Erkan:Kafadan öyle konuş,rezil ol kahvenin ortasında aferin sana ya.
Sepeter:E peki ne istiyor olabilir ki.
Çetin:Aman boşverin abi ya,poğaça kuru kuru gitmiyor Süleyman abi buraya 3 çay.
( Süleyman yanlarına gelir.)
Süleyman:Yok size çay falan,ödeyin borcunuzu artık ya.
Erkan:Benimkini babam halleder ona söylersin.
Çetin:Ha,benimkini de mi Arif abi ödese o zaman ya.
Erkan:O niyeymiş ya.
Çetin:Yapsın bir babalık ne var.
Erkan:Valla o babalığı bana bile yapacağı meçhul ama,adam ayaklarını yıkatıyor bana ya.
( Zengin holdingçi Yakup ise evinde şoförle konuşuyordu.)
Yakup:Ne yaptın,kim olduğunu öğrendin mi.
Şoför:Öğrendim efenim,ayıp ediyorsunuz benden kaçar mı.
Yakup:Kendini övme faslın bittiyse sonuç nedir onu söyle.
( Şoför elindeki dosyayı Yakupa uzatır.)
Yakup:Bu ne ya.
Şoför:Kızın 27 yıllık yaşamının özeti.
Yakup:Öz geçmişi de var yani öyle mi.
Şoför:Gayet tabi efenim.
Yakup:Adını,adresini bulsan yeterli olurdu.Ne bu böyle,dosya mı okuyacağım ben.O mahalleden miymiş.
Şoför:O mahalleden araştırıp bulduğuma göre.
Yakup:Ukalalık etme,utanmaz.Patronunum ben.
Şoför:Evet o mahalledenmiş efenim,adı Sevil mahalleden nalbur Orhanın kızı.
Yakup:Adresi de elimizde olduğuna göre iyi iş çıkardın demektir,sana 2 maaş ikramiye.
Şoför:2 maaşcık mı sadece.
Yakup:Tamam 1 maaş olsun o zaman,hazırlan mahalleye gidiyoruz.Çok fena tutuldum ben kıza ya.
( Erkan ve Sevil gene her zamanki bankta kouşmaktaydı.)
Erkan:Ne demek gelmesinler dedi ya,iyice söyledin mi.
Sevil:İyice söyledin mi ne demek,yarısını mı söyleyeyim.
Erkan:Hayır yani onun da son kararı dimi bu.
Sevil:Beni vermeyecekmiş asla öyle söyledi.
Erkan:İyi ne yapalım biz de vazgeçelim,tanıdığın helal süt emmiş bir kız var mı benim için ya.
Sevil:Ha,sen ciddi ciddi başka kız istiyorsun,ısrarlısın yani.
Erkan:Ne yapayım bekar mı yaşıyayım yani.
Sevil:Ahmak,beni ne diye gelip istedin sen o zaman,bu mudur aşkın ya.
Erkan:Hayır o şekilde değil de hani bıktım babanın keyfi hareketlerinden.
Sevil:İyi git başkasıyla evlen,istersen baban gibi 40 tane kadın al.
Erkan:Ya o iş değişti ya,adam evlenemedi ki kadınlarla öyle laf mı olur şimdi ya.
Sevil:Baban yapamadı sen yap bari işte.
Erkan:Ya of tamam,o zaman gelip seni istiyoruz en kısa zamanda,ben Orhan amcayı ikna ederim.
Sevil:Sen,babamı ikna edeceksin öyle mi,ikna edeceksin sen edeceksin.
Erkan:Evet,ben çok ikna edici bir insanımdır canım.
Sevil:Ya bırak,adam seni görse kazanda pişi



BU NASIL HİKAYE: ( 2.BÖLÜM ):Dizi Projesidir hikayesini okudunuz.
Bu hikaye 6065 kez okundu.


<< Önceki Hikaye || Sonraki Hikaye >>

Bu kategoride en çok okunan 10 hikaye

1. 5 adım
2. ben bunu okurken agldım gulmekten!:d sende oku!!
3. ossuruk
4. 2 sewgili ve babası
5. hanım hanım gözlerim açıldı!!! :) :):) (feci komik lütfen okuyun arkadaşlar)
6. Çocuklardan Kapak Olan Sözler!
7. gözüm abla:)))))
8. Annemin Ev Süpürmesi:D
9. Komik Adam: Evleniyor
10. FEYZULLAH EFENDİNİN BAŞINA GELENLER
Burada geçen Hikayelerden ekleyenler sorumludur.Canim.net hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmez.
iletisim  Reklam  Gizlilik sözlesmesi
Diger sitelerimize baktiniz mi ? Radyo Dinle - milli piyango sonuclari - 2017 yeni yil mesajlari - Güzel sözler 2003- 2016 Canim.net Her hakki saklidir.